Perşembe, Ocak 03, 2019

Zafer'in Aşkları

Zafer ve Aşkları

                Bu kadar teraneden sonra kendi yaşadığı aşklarını düşünmeye başladığında benzer durumlarla karşılaştığını fark etti. İçi sızladı bir an, nefesi daralıyormuşçasına zorla nefes almaya çalıştı. Boğazına bir şey düğümlenmişti adeta. Yutkundu, yutkundu…
            İlkokul öncesine gitti, çocukluğunun tüm sıcaklığı sarmalamıştı tüm vücudunu. Çocukluğun olanca saflığıydı onlar. İlk öpüşler, ilk el ele tutuşmalar. Hele o bakışmalar yok muydu, insanın ciğerini delip geçiyorlardı adeta.
            Aynalarla haberleşmeyi icat ettikleri günü anımsadı. Bir anda gözüne ışık çarpmışçasına yumdu gözlerini yoğun ışıktan kurtarmaya çalışıyordu o anda gözlerini aksi halde birkaç dakika kör oluyordu. Daha öncesinde yaşamıştı. Her şey yaşayarak öğreniliyordu bu dünyada. Bir laboratuvardı deneyler için. Kim bilir kaç defa aynayla buluşmaya davet etmişti biricik aşkını. Hemen birkaç ev ötede bir duvarın dibinde buluşuverirlerdi. Kaçamakların tadı hala damaklarındaydı.
            Heyecandan ve korkudan konuşamazlardı birkaç dakika da öylece bakışırlardı. Bakışlarıyla birbirlerini yatıştırdıktan sonra dilleri çözülürdü. “Hee neye çağırdın beni” derdi biricik ufaklık aşkı Zafer’in. “hiiiç, özledim. Sesini duymak istedim.” Derdi dünyayı fethetmişçesine Zafer. El ele tutuşurlar otururlardı biraz. Zaman da çok inatçıydı, çok hızlı geçiverirdi de ne olduğunu, ne yaptıklarını bile anımsayamazlardı ayrılırken. Sonra da biricik aşkının fistanı havalanıp bir sağa bir sola yalpalayarak koşar adımlarla uzaklaşmasını izlerdi çakılıp kaldığı yerden.
            Ortaokul, lise ve üniversite derken gelip geçen yıllar içinde her okul için aşkları olmuştu Zafer’in. Bazıları platonikti, yalnızca yataktan kalkabilip okulu cazipleştirmek için olanları da vardı. Hiç istemeden okula gidişlerini zevkli ve istenir hale getirirdi bu aşklar. Kendi keşfiydi bu aşk türü Zafer’in.  Bir an önce okula varıp zil çalmadan uzaktan bile olsa yüzünü ve yürüyüşünü görmeliydi her okul günü. Yoksa dersler ve okul çekilir olmuyordu. Hele kış aylarında sabahın alaca karanlığında sımsıcak yataktan kalkmak yok mu dünyanın bir numaralı işkencesi sayılırdı Zafer’e göre. Bu işkenceyi zevkli hale getirmenin yoluydu yüzünü hayal etmek. Okula çekiyordu kendisini bu durum. Hiç de sorun yaşamamıştı bu durumdan ve hiç sınıflarda kalmadan bitirmişti tüm okullarını.
            Ne yazık ki çabuk büyümek bir cezaydı Zafer için. Çocukken hemen büyümek isteği duymuştu ama büyüdün dediklerinde hiç de büyümek istemediğini anlamıştı. Kendisi de şaşkındı bu duygudan dolayı. Doğaya karşı gelmeydi. Elinden hiçbir şey gelmemesiyse ayrı bir işkence çekmesine yol açıyordu.
            Yetişkinlik aşkları çok da tatlı değildi. Sanki uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasında kıyıya ulaşmaya çalışan bir yüzücü gibiydi. Bir türlü kıyıyı göremediğinden dolayı da umut ve umutsuzlukları birbirine karışıyordu sürekli. Kimseye de anlatılır şeyler değildi hissettikleri.
            Yaşam mücadelesi içinde aşkı hissetmek ve zaman ayırmak çok kolay olmuyordu. Elinden geleni yapsa da yetmiyordu, yetişemiyordu hiçbir şeye. Kendisine de hiçbir şey yetişebilir gibi değildi. Neden her şey başkalarından farklı? Diye yüzlerce, binlerce kez sormuştu Zafer kendi kendine.
            Gözlerini sis bulutu sarıp arkasından yağmur taneleri atmaya başladığında içinde o kadar büyük boşluk oluştu ki, o boşluk içinde kaybolup, hafifleyerek ayaklarının yerden kesilmeye başladığını hissederek tüyleri diken diken olduğunda gözlerini ovuşturdu ellerinin tersiyle.
            Hayatını yazsa roman olurdu, hem de çok acılı bir roman ama kim okurdu ki böyle bol acılı bir romanı. Köftenin bile bol acılısını beğenenler olduğuna göre elbette romanın da bol acılısını sevenler de olur elbette diye düşünerek kendisini cesaretlendirdi adım atabilmek için. Bir yere gideceği yoktu ama ayakları karıncalanmaya başlamıştı otura otura. Ayakları biraz açılsın istediği için ayağa kalkıp iki üç adım ileri ve daha sonra geriye doğru yürüdü bir süre. Oturdu tekrar aynı yerine. Gidecek, yapacak bir işi yoktu nasılsa. Her zaman kendisini sıkan bu durumu buraya geldiğinden beri neredeyse unutulmuştu.
            Çocukluğunda kendisini ellerine teslim etmekten hiç çekinmediği ve büyük bir haz duyduğu çocukluk aşklarının sıcaklığını neden duyamamıştı sonraki zamanlarında?  İnsanlar sonradan çok değişiyordu ona göre. Herkes büyüyor hızlıca ve çocukluk küçümseniyordu. O nedenle aşklar da çocukça değildi artık büyükçe yapılıyordu; hesap kitap oluyordu enine boyuna. Getirip götürecekleri en ince ayrıntısına kadar hesaplanıyor ve kararlar alınıyordu. Belki de hesap kitap işini beceremediğindendi Zafer’in yetişkinlik aşklarının tatsız ve tuzsuz oluşlarının altında yatan nedenler. Çocukça aşk yaşamak istediğindendi belki de. Yine dünyanın tersine gidiyordu işte. İstediği tek şey çocukça çocukluktu. Saflıktı, duruluktu, baktın mı içinde ne varsa görebilmeliydi ama neredeee!

Görsel: Google Görseller

24 yorum:

  1. Ayna ile haberleşen biri olarak çok eskiye gittim.O zamanlarda telfon yok..Ayna var ayna.Aynam kırılmasın diye öyle güzel saklardım korurdum aynami

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her gencin bir cep aynası ve tarağı vardı o zamanlar. :)

      Sil
  2. heey yeni yılda size daha aktif interaktif bir blog yaşamı diliyom, eskiden öyleydiniz yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, elimden geleni ardıma koymam.

      Sil
  3. Merhaba nasılsınız? İyi seneler diliyorum.
    Hikaye çok güzeldi. Eskilere daldım bir an :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba, öncelikle teşekkür ederim kutlama için. geç de olsa ben de sizin yeni yılınızı kutlarım. malum 28 aralıkta internet kökten kesilince böyle oluyor işte. ne demişler; geç olsun da güç olmasın, değil mi?

      Sil
  4. Halil Bey merhabalar,uzun zaman yazmadınız merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sibel Hanım merhaba. talihsiz bir internet kesintisi. Telekom altyapısını yeniledi buralarda. o nedenle altı ay kadar uzak kaldım malesef ama döndüm artık. umarım sizler de iysinizdir.

      Sil
  5. eskiden duyardık kara sevda olmuş gibi sözler.eskiden aşklar aşktı gibi değildi:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alanay yıldırım, haklısınız. çok hızlı dönmeye başladı dünya.

      Sil
  6. Sitenizi yeni fark ettim ve hemen takibe aldım, benim siteye de beklerim, geniş kitlelere yayılmak daima güzeldir...Selam ve Dua ile...

    www.insanadavet.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Furkan YETEK, teşekkür ederim. mutlaka ziyaretinize geleceğim. hoşça kalın.

      Sil
    2. Furkan YETEK, ziyaretinize geldim az önce, "algılamak ve kavramak" başlıklı güzel yazınızı okudum zevkle ama yorum bırakamadım, yoruma açmamışsınız. kolaylıklar dilerim.

      Sil
  7. Yazınız çok güzel olmuş bende sizi iadeyi ziyarete beklerim.
    https://devyemekevi.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dev Yemek Evi, teşekkür ederim. mutlaka uğrayacağım.

      Sil
  8. Konuyla ilgili değil sadece duyuru yapmak istedim...Değerli Blog arkadaşım, İnsana Davet sitesinin mobil uygulamasını bu hafta çıkarttık. Sizi de uygulamayı kullanmaya davet ediyorum, uygulmanın linkini sitemde bulabilirsiniz. Blogger da paylaşımlarınız daim olur inşaallah... Destekleriniz için şimdiden teşekkür ederim, sağlıcakla kalın...Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil
  9. blogunuzu yeni keşfettim ve sizi izlemeye aldım sizi de https://selenyldrm.blogspot.com/ bloguma bekliyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selen YILDIRIM, merhaba. teşekkür ederim. mutlaka uğrayacağım.

      Sil
  10. Yanıtlar
    1. heeeeeey, teşekkür ederim. merak etmeyin iyiyim iyi. ufak bir aksilik oldu o da beni buldu o kadar ama hasret sona erdi garik. umarım sizler de iyisinizdir. merak ediyorum ben yokken neler yaptığınızı.

      Sil
  11. Bende diğerleri gibi sizi takip ettim Bloğuma beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. ziyaretinize geleceğim mutlaka. hoşça kalın.

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.