AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Çarşamba, Şubat 28, 2018

Tatlım!

"Tatlım"

Tatlım!

Turta gibisin
Tatlım,

Kırık Kanatlar

Kanatlar

İki Kanat Çırpış

Bazen
Can atarsın,
Uçuvermek istersin;
İki kanat çırpışta
Orada olmak istersin,

İkiyüzlü Rakı

"raki"

İkiyüzlü Rakı

Ulan rakı
Sen de ikiyüzlü çıktın!

Sarhoş Olamadığım Akan Zamanlar

Tek başına Sarhoş bile olunmuyor.

Artık sarhoş olamıyorum
Eskisi gibi,

Hatta
Çakır keyif bile olamıyorum;

Pazartesi, Şubat 26, 2018

Akan Zaman-Gel de Ayıkla Pirinci

Gel de Ayıkla Pirinci

Büyüklenmemeyi öğrendik,
Zayıfı küçümsememeyi,
Hatayı affetmeyi
Hor görmemeyi garibi,
O zamanlar böyleydi;

Pazar Gözlemim-44-Geçmişteki 16 Türk Devleti ve Düşündürdükleri

Cumhurbaşkanlığı Forsu"

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsunda bulunan 16 yıldız; Türkiye Cumhuriyeti’ne gelinceye kadar Türklerin kurmuş olduğu devletlerin sayısı olduğu söylenir ve aşağıda listede görüldüğü üzere kuruluş ve yıkılış tarihleri mevcuttur. Dikkatle incelenirse: 100 ile 600 yıl civarında ömürleri vardır.

Pazar, Şubat 25, 2018

Bu İnsanların Kökünü Kazıyacaksın Abi-4-İnsanlık Öldü mü?

"İnsanlık Öldü mü?"

İnsanlık Öldü mü?👈

                Bu arada güneş batmış, yavaş yavaş karanlık bastırmak üzereydi. Bir yerde otursam uyuyup kalırdım yorgunluk ve stresten. Hemen ilk dükkândakilere lastikçi sordum ve işaretle gösterdiler, biraz ilerideydi, bağırdılar kepengini çekiyorken “Lastiiiik, lastikçiiiii, lastikçiiiii…” lastikçi bizden tarafa bakmaya başladı, kendisine takılıyor komşuları diye düşünmüş olacak ki kepengi hızlıca çekti ve kilitlemeye başlayacak, diğer kepengi de indirmek için uğraşıyordu. Koşturarak yanına vardım.
                “İyi akşamlar usta, kusura bakma ya! Geç biliyorum ama benim araba yolda kaldı, yedek lastiği unutmuşum almayı yanıma, araba şu anda lastiği inik vaziyette geldiğimiz yerdeki son virajda, o son köyü geçince…”

Cumartesi, Şubat 24, 2018

Bu İnsanların Kökünü Kazıyacaksın Abi-3-Abim'e deyem!

"Basma don"
Kaptanla Sohbet

                “Abime deyem, abi ben neye gızıyom insanlara biliyon mu?”

                “Neye?”
                “Abime deyem, abi valla billa riyakâr bu insanlar iki değil otuz iki yüzü var sanki; yanardöner mübarekler. Hökümet domalın etcem diyo, herkes sıraya giriyor donu tumanı sıyırıp da hemen. Ula bi durun bi, bi bakın ne deyo deye; yok, yok bakan eden tutan. Aha mazot ne hale geldi, iş desen yok zaten, bir yere vardık mı kamyonlar dizili, bedavaya yük taşıyoz annayacağın. Para kazanmak yok, öğünleri bile teke indirdik parasızlıktan. –gırtlağını tık tık ediyor- valla abim bazen kızıyom da arabayı yakasım geliyo, arkasından da oğlum salaklık etme, ekmek teknesine sıçılır mı diyorum kendime kızıyorum yine.

Cuma, Şubat 23, 2018

Bu İnsanların Kökünü Kazıyacaksın Abi-2-Nasıl Yani?

Ford

Nasıl Yani?

                Biraz bekledim, gelen giden olmadı ve yürümeye başladım can sıkıntısından. Bu arada aklım da çalışmaya başladı, bakmayın öyle salak sulak göründüğüme az çok çalışıyor ya, hele işine geldiği zaman daha çok çalışıyor; çalışıyor çalışmasına da bazen de çok çalışması zarar veriyor.
                Bu seferki çalışması faydalı galiba; otostop yapacağım mecburen, büyük ihtimalle de kamyon olacak bineceğim. Eğer beni arabanın yakınlarında gören olursa o arabadan indiğimi tahmin edebilirler ve kodamanın biri yürüsün dangalak diye öç almaya kalkabilirler ve almayabilirler. İşte bu nedenle arabadan uzaklaşmam lazım. Dedim ya çok çalışmaya başladı galiba.
                Koşturarak dönemeçte duran kamyonun yakınına geçtim, benim arabanın görünmeyeceği bir noktadayım artık. Kılık kıyafetim de kamyon şoförü gibi, şansım yaver gidiyor anlaşılan. Kendimi bozulan kamyonun şoförüymüş gibi pazarlayacağım. Yattı kafama bu fikir.

Perşembe, Şubat 22, 2018

Bu İnsanların Kökünü Kazıyacaksın Abi

"Lastik patladı"

Yolda Kaldım

                Yorucu ve yıpratıcı bir o kadar da sinir gerici bir işi bitirdik geçici kabule hazırlanıyoruz, iki yıldır neredeyse doğru dürüst tatil anlamında bir şey yapmamıştım. Bırakın tatili bir güne bir gün bile öyle saat ona kadar yatayım diyebildiğim olmadı. Gözümde tüter oldu yumuşak bir yatakta sırt üstü yatmak ve kalkmak derdim olmadan istediğim kadar yatakta kalmak.

Çarşamba, Şubat 21, 2018

Korkutan İltifatlar-3-Üçüncü karım ve Guguklu Saatin Gongu

"Guguklu Saat"

Guguklu Saatin Gongu

Eee! Durum böyle olunca da iltifatsız kalınır elbette; hoş, benim de arayıp da bulamadığım şey iltifatsızlık. İltifat etmesin kimse bana, istemiyorum. Gördüm ben iltifatın ne işe yaradığını.
            Hele o iltifatı bir nazik bayan yapıyorsa çok daha korkar oldum ben. Nezaketinden mi yapıyor, beğendiğinden mi, yoksa beğenmediğinden mi, kızgınlığından mı yapıyor? kestirmekte zorlanıyorum. İşimi gücümü bırakıp ölçüp biçmeye çalışıyorum artık günlerce, haftalarca bazen de aylar alabiliyor değerlendirme.
            Ya kızdı da o an bir şey diyemiyor, nezaketle haşlıyorsa! Olamaz mı? Bal gibi olur hem de. Az mı gördük, baş göz yarılsa ondan iyidir. Korkuyorum elimde olmayan sebeplerden dolayı.

Salı, Şubat 20, 2018

Korkutan İltifatlar-2-Karım Bir Prensesti

Prenses

İkinci Eski Karım Bir Prensesti

İkinci Eski karımı ilk gördüğümde feleğim şaştı, başım dönmeye başladı da otura kalmıştım bankta, o sıcak yaz gününde. Nasıl görebildiyse o kalabalıkta beni, koşturarak bana geldiğini hayal meyal gördüm; hissetmemse bir esintiden dolayıydı.

            O elime, alnıma dokunmaya çalışırken terli ve ateş gibi yanan yüzümde hissettiğim rüzgarıydı gelişinin. “Ben cennette miyim, siz melek misiniz?” diye sayıklamamla birlikte bir ses duydum gaipten: “Ne siz cennettesiniz ne de ben meleğim; caddedeyiz caddede. Rahatsız mısınız?..” kafamın içinde ve puslu gözlerimin önünde uçuşan elinde sihirli değneği olan prensesi görüyordum, bana gülümsüyordu sopasını bana uzatmış haliyle. “Siz prensessiniz o zaman, elinde sihirli değneği olan prenses. Ben de prensim, tanıştığımıza memnun oldum!..”

Pazartesi, Şubat 19, 2018

Korkutan İltifatlar-1-Koca Kafalı Köylü

Kel Kafa

Koca Kafalı Köylü

                Ben iltifatlardan çok çekinirim, ürkerim oldum olası.
           Evlenmeden önce de almıştım iltifat; yüreğim ağzıma gelmişti o zaman da usluğum tutulmuştu da ağzım kulaklarımda olmasından dolayı, açamamıştım bir türlü, teşekkür bile edememiştim bayanlar arasında eski birinci karıma. Sırıtabilmiştim sadece pişmiş kelle gibi. Hoş eski birinci karımın iltifatı kel kafamaydı; kafamın kelliğineydi yani. “Bilim adamı kocam benim!” demişti kel kafamdan dolayı.

Pazar, Şubat 18, 2018

Şaka şaka Diyeceğim

Yaşlı Diyecekler

Öleceğimi biliyorum
Da,
Öldüğümde
Yaşlı
Diyecekler,
Kel kafamın eteklerinde kalan
Üç, beş ak saça
Beyaz sakallarıma
Ve
Üç, beş dişime bakarak;

Akan Zamanda Önemsizleşen Zamanlar ve Akıl

"hay senin aklına!"

Zaman Önemliydi Bir Zamanlar

“Eeee bu gün de sabah oluyor” dedi kısık sesle yaşlı adam. “Yalnızlık kadar zor bir şey yoktur her halde bu dünyada, hangi akşam oldu da sabahını görmedim, olacak elbette, sabah da olacak akşam da. Yeni mi öğreniyorsun?” ağzından daha başka sözler de çıktı ama anlaşılır değildi. Hızla kalktı oturduğu sandalyeden.
Bir an durakladı olduğu yerde ayağa kalkınca ama kararsızlığını yenmeye çalışan bir hali vardı suratında.

Her şey hikâye,

Bir Nefes

Baş başa kalınca
Geceyle
insan,
Bir nefes istiyor
Yanı başında,
Dibinde kulağının.

Cumartesi, Şubat 17, 2018

Her Sevda Bir Umuttur

Umut

Her Sevda Bir Umuttur

Bir umuttur,

Sevda.

Pazar Gözlemim-43-İnsanları Olduğu Gibi Kabul Et

               
"Bakış-Görüş"
            Haydi, hep beraber ormandaki patikada yürümeye çıkalım, yemyeşil çiçekler ve çalılıklar arasında kuş cıvıltıları da var. İstemez misiniz? Güzel bir gezinti olur bence. Biraz da beyin jimnastiği yaparız, olmaz mı?

                Neredeyse ayağım yere bastığından beri duyarım bu sözü; akan zaman içinde uzunca bir dönem üzerinde hiç düşünmedim, belki de hissetmediğimdendir.

Cuma, Şubat 16, 2018

Şişman Komutan Amca-8-Titreyen Yer

"Yağ değil bunlar, kas kas"

Titreyen Yer

             Tel boyunda yürümeye devam ettim bir süre daha. Komşu birliğin sınırına yaklaşmıştım, hafta sonlarında nöbetçiyken o birliğe de bakıyorduk, o birlikten nöbetçi subayı olan da bizim birliğin sınırlarına bakıyordu. 
             Yürürken adımlarıma dikkat etmeye başladım, her adım atışımda iz var mı bastığım yerde? diye bakmaya başladım ayağımı kaldırdıktan sonra. Birkaç kez baktım ama iz falan olmuyordu bastığım yerde, biraz daha ileriye yürüdüm, tekrar kontrol etmeye başladım izlerimi. Adımımı atığımda yere basar basmaz yer titriyor gibi geliyordu her seferinde ama yerde bir iz görünmüyordu, toprakta çökme belirtisi yoktu.

Perşembe, Şubat 15, 2018

Şişman Komutan Amca-7-Çocuğun Sorusu

"Çocuğun soruları"

         "Sor oğlum" dedim gülümseyerek."
        Biraz tırmandı yoldan tel örgülere doğru, elindeki kırış buruş defterinin açık sayfasını gösterdi bana "Bu aritmetik sorularını yapamadım, kimsem de yok yardım isteyecek..." sözünü bitiremedi çocuk gözleri dolu dolu oldu.
      Anlamıştım durumu. Çömeldim bir adım ona doğru atarak ve yarım saat kadar anlatıverdim soruların çözümünü. Beş veya altı tane yaptık birlikte, yüzüme bakıp bakıp gülümsemeye başladı bir süre.                "Sağ ol şişman komutan amaca, diğerlerini ben çözebilirim, anladım hepsini de" deyip gülümseyerek hızla indi rampadan ve koşturmaya başladı elindeki defterini havada sallayarak. 
           Bir süre sakin adımlarla devam ettim takip ederek yürümeye. Biraz ilerideki tek katlı kiremit örtülü yıkık dökük evin arkasından bir kız çıktı yola "Ne bağırıyorsun ne oldu?" diyordu telaşla ona doğru koşarak. "Anladım aba anladım, hepsini anladım; şişman komutan amca anlatıverdi." diyerek ablasını umursamadan, onun telaşını görmeden devam ediyordu koşturmaya.

Çarşamba, Şubat 14, 2018

Şişman Komutan Amca-6-Askerlik Başladı

asker, nöbet, nöbetçi,

"Askerlik başladı"


     Sıra askerliği bitirmedeydi, askerliğimi bitirince iş güç ayarlar yuvarlanır giderdim.

         Devre arkadaşlarıma göre birkaç yaş gençtim ve bana çocuk muamelesi yapanlar bile vardı diğer bölüklerdeki yedek subaylardan. Olsun önemsemiyordum hiçbirini. Samimi olduğum arkadaşlık yaptığımız kişiler de vardı elbette.
     Günlük çalışmalar, sabah ve akşam sporları derken hızla ve keyifle geçiriyorum günlerimi. Birkaç ay geçmişti ki nöbetçi subayıydım o gün. Hafta sonuydu hatırladığım kadarıyla. Öğle iştimasını aldım, bölüğün görev dağılımını yapıp ayrıldım bölük toplantı alanından.

Salı, Şubat 13, 2018

Şişman Komutan Amca-5-Geçtim mi, çaktım mı?

      
"Oğlum, ne yaptın sen böyle?"
Hemen koşturdum basamaklara, kaç basamak birden çıktım fark etmeden, kendimi listelerin karşısında buldum ve matematik öğretmenim de camın arka tarafında bana bakıyor yüz yüzeyiz. 

    "Oğlum ne yaptın sen böyle, hiç beklemiyordum; çok şaşırttın beni!

Hala da anlayabilmiş değilim durumunu, hatta tekrar sözlü yapmayı bile düşündüm emin olmak için ama diğer yedi dersini de görünce inandım mucizeye. Aferin sana hem de kocamanından, dedemin aferinlerinden, hepsinden de geçtin!"       

Pazartesi, Şubat 12, 2018

Şişman Komutan Amca-4-Sınav Sonuç Listesi

       
"Merakla bekledim"
Sınavlar bitti, ben kendimden emindim, bütün sınavlardan geçecektim kendi değerlendirmelerime göre. Sınavdan çıkınca beynime kazınan soruları bire bir hatırlıyor ve defter, kitaplarımdan kontrol ediyordum her sınav sonrasında. 

         Çok şeyler de öğrenmiş oldum bu sınavlardan sonrasında yaptığım kontrol çalışmalarımda. Boşuna dememişler "dersler sınavlarda öğrenilir" diye. Duyardım ama anlayamazdım ne anlam ifade ettiğini.

Pazar, Şubat 11, 2018

Şişman Komutan Amca-3-Sınavlar

"Sınav Gerginliği"

       İlk sınavım Türkçe dersi,  defter kitap açıktı. Türkçe ve Dilbilgisi dersi tek ders olarak sınav yapılıyor, sabahtan girdim korku ve heyecan karışık.
       İlk beş dakika çok kötü hissettim kendimi, elim ayağım titriyor hiçbir şey yapamaz durumdaydım; derin nefesler alıp verdim bir süre hiçbir şeye dokunmadan ve sınavı unutmaya çalışarak. İşe yaradı çabam, kalemi aldım elime ve ellerimde titreme çok çok azdı, idare edebilirdim.

Cumartesi, Şubat 10, 2018

Şişman Komutan Amca-2-Tamamlama Kursu

"Tamamlama Kursu"
Eğitim yılının bitmesine bir ay bile kalmadı, içimdeki sızıyı ve pişmanlığı bastıramıyordum, uykularım kaçmaya başladı gecelerde, uyusam da kabuslar görüyordum: dönem arkadaşlarım dalga geçiyorlardı benimle, demediklerini bırakmadılar yüzüme ve ben hiçbir şey diyemiyordum onlara, bırakın bir şey söylemeyi ağzımı bile açamıyordum.

          O zamanlarda eğitim yılının sonunda bir ay tamamlama eğitimi oluyor ve tamamlama eğitiminin sonunda tekrar sınava giriliyordu. 

Cuma, Şubat 09, 2018

Şişman Komutan Amca-1

                
Spor Tutkusu
             Askerliğim süresi içinde bir gün nöbetçi subayı olarak tel boyunda denetim yaparken bir çocuk sesleniyordu "Şişman komutan amca, şişman komutan amca" diye. Önce aldırış etmedim ama kulak kabartmadan da edemedim. Dönüp baktım bana mı diyor diye.
             Bastığım yer titriyor sanıyordum yürürken, güçlü kuvvetliydim kendimce, her sabah spor yapardık askerlerle birlikte, akşamdan önce de devam ederdim hevesli askerlerle.
Spor tutkum oldu askerliğimin dağıtım sonrasında. Her sabah evin bahçesinde koşturmaya çalışırdım ama kısa mesafeler başımı döndürürdü. Bahçenin küçük olması sıkıntı yaratıyordu koşturma sırasında. Tez canlılık işin kötü yanıydı benim için; bir an önce bitsin isterdim başladığım iş. 

Affet Bebiş

"Affet Bebiş"

“Ey Bebiş,
Gülen Bebiş;
Hiç eksilmesin yüzünden,
O gülücükler.”

Çarşamba, Şubat 07, 2018

Kaşık-38- Ameliyathane Kapısında Uzun Bekleyiş

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

"Bekleyiş"

BÖLÜM-38

KAŞIK

Hüsnü Bey Öldü mü?

            Telaşla anasının yanına gelen Fatma, Sultan’ın dediklerini anasına söyler ve hemen gitmek için hazırlanmasını ister Hüsniye’den. Kendisi de üstüne başına çeki düzen verir. Sızlanıp duran Hüsniye daha da sızlanmaya başlar ve bir taraftan da toparlanır.

Cuma, Şubat 02, 2018

Sinen Duvara Benzeye

Kendine Sakla!

“dur hele”
denir
bazen,

"Savaşma, Seviş" Ne Demektir?

"Amerika'nın Sevişmesi"

 Savaşma, Seviş!

                Bu nereden çıktı diyenlerinizi duyar gibiyim, bazılarınız da kıs kıs gülüyordur belki de.  Başlığı seçişim bilinçli ve 30-40 yaşlarındakilerin anlayamayacağı bir şey belki de, yaşa başa uygun olmadığını düşünenleriniz de olacak biliyorum.
                “Savaşma, seviş” iki kelimeden ibaret ve hemen hemen herkesin, eğitimlinin ve eğitimsizin anlayabileceği düşünülen göze batan, hoş iki sevgili kelime.

                Nedir peki “savaşma, seviş” kelimelerinin anlamı ve işlevi, ne zaman ortaya atılmıştır? Neden?