Pazartesi, Aralık 31, 2018

Harman Yeri

Harman Yeri

Yüreğim
Harman yeri gibi,

Cumartesi, Aralık 29, 2018

Sarıldım Umutlarıma

Sarıldım Umutlarıma

Hey!
Dünya,
Ne sen varsın umurumda
Ne de akan zaman;

Perşembe, Aralık 27, 2018

Kantarın Topuzu

Kantarın Topuzunu Kırdım

Her şey değersizleşiyormuş be,
En sevdiğin şeyler bile!
Kızdım kendi kendime;
Fark edince.

Salı, Aralık 25, 2018

Ders Temizlik

Su ve Sabun

Suya, sabuna dokunmazsan
Eğer;
Mikrop sarar her yanını

Edebiyat'ınızı Nasıl İstersiniz?

Az Acılı Edebiyat

            Zengin edebiyatı var mı acaba? Diye düşünüyordu Zafer. Doğru dürüst zengin edebiyatı yazısı okumamıştı hiç ömründe. Belki de kendisine rast gelmediğini düşünürken başı istemsiz olarak sağa doğru döndüğünde gökdelenleri gördü. “işte, bütün yazdıkları, yazabildikleri gökdelenler. Onları da başkaları yazıyor aslında. Yalnızca zenginlerin parası çalışıyor, kendileri pek çalışmayı sevmezler. Çalışmak dedimse hırsızlık yapmazlar demedim. Tek çalışmaları hırsızlık yaparken çalışırlar. Bir de öncesinde kafa yorarlar nasıl çalacaklarını planlamak için.

Pazartesi, Aralık 24, 2018

Kavga Etmeyi Bilecek Kadın Dediğin.

Kavga Etmeyi Bilecek Kadın

Yeri geldiğinde
Kavga da edecek kadın dediğin,
Tepesini attırdığında yani,
Yutmayacak her şeyi,
Yutkunmayacak da;
Kalaylayacak ağzı dolusu,
Parlatmak için pasları.

Cumartesi, Aralık 22, 2018

Aha İspatı!

İspat


İnsan’ın kıymetine dair nutuklar atıyor soytarı,
Toplamışta bir sürü kuru kalabalığı,
Cahil, cühela, yalakaları;

Neden, bazen Susmak Gerek?

Bazen Susmak Gerek

            Bazen susmak gerek, susmak. Aklından geçenleri bastıracağım diye bir şeyler söylemek patavatsızlığa yol açıyor, incitiyor bazen yanındakileri. Fark ediyorlardır mutlaka ama hiç kimse de konuşmuyordur, içine atıp konuşacağı zamanın gelmesini bekliyorlardır mutlaka.

Perşembe, Aralık 20, 2018

Zafer'in Sevemediği Hazan Mevsimi

Hazan Mevsimi

            Zafer çocukluktan beri sevmez hazan mevsimini. İçini hüzünlü bir duygu bulutu kaplardı. Çocukluğunda pek düşündüğünü hatırlayamıyor ama yetişkinliğinde ve gençliğinde oldukça düşündüğü zamanlar olmuştu.

Salı, Aralık 18, 2018

Keşke Başka Bir Şey Dileseymişim!

Islanmak İstedim

Perdeyi çektim
Sabahın köründe,
Her zamanki kırlangıç,
Bağırarak şarkı söylüyor
Telefon telinin üzerinde,
Her zamanki gibi
Oturmuş da.

Pazartesi, Aralık 17, 2018

Kaynana Görsün Gözler!

Kaynana


Bir kaynana;
Sabahın köründe,

Köpek Konuşur mu?

Konuşan Sevimli Köpek

                Güzel mi güzel bir ilkbahar günü. Hafifçe serinliği olsa da “çık, çık dışarıya” diyor durmadan insana. Dayanamadım en sonunda attım kendimi dışarıya. Attım atmasına da nereye gideceğim? Küçücük bir kasaba, eni boyu iki adımlık yerler. Karar verdim sonunda yürümeye dik olan sokağın bitiminden dışarıya doğru. Kırlara açılıverir insan bu yoldan giderken. Her yer selamlar seni, sağın solun yeşilliklerle dolu olur. Ayrıca başka insanların da tercih ettiği gezinti, hava alma yeridir.

Pazar, Aralık 16, 2018

Tren Kaçtı mı?-4

     
Tren Kaçtı

             Tren bir anda hızlandı ve kapılarını kapatmaya başladı.  “Eyvah!” dedim ama iş işten geçmişti artık, ne kadını aşabiliyordum ne de trene yetişebilirdim. Üzgün üzgün tekrar geriye dönüp kalktığım aynı yere oturdum. Öylece karşıya bakıyordum, ne yapacağımı düşünerek.
            Birkaç dakika geçer geçmez oldukça uzakta, gözün zar zor seçebildiği yerden bana doğru gelen birisine takıldı gözlerim. Aldırış etmeyip boş boş etrafıma bakınarak karar vermeye çalışıyorum. Hala aklımda 11, 21, 31 rakamları dolanıp duruyor.

Cumartesi, Aralık 15, 2018

Tren Kaçtı mı?-3

Siyahlı Kadın

                Nereden aklıma düştüyse uzak bir mahallede oturan eski bir arkadaşı  görmek istedi canım. Memuriyet arkadaşımdır kendisi, çok ortak maceralarımız olmuştur kendisiyle. Geçmişin acı hatıralarını anarız sıklıkla bir araya geldikçe de güleriz kahkahalarla. Ölümlerden döndüğümüz korkulu zamanlar bile komedi olur her zaman.

Çarşamba, Aralık 12, 2018

Tren Kaçtı mı?-2

                     
                 11, 21, 31 Ne Demek Acaba?

                Kahvede her zamanki gibi belli insanlar toplanmışlar yine, dedikodu yapıyorlar, kafa kafaya vererek. Yalnız bu sefer kalabalıklar eskilere göre. Selam verip kendime ayrı bir masa seçtim, oturmadan önce ocaktaki çalışan adamın bana baktığını görünce elimle işaret ederek “orta” dedim, fısıldayarak. Dudak okumayla anlaştık. Anladı ve hemen cezveyi aldı eline. Ben de anlaştığımızdan emin olarak oturup beklemeye başladım.

Salı, Aralık 11, 2018

Tren Kaçtı mı?-1

Baykuş Kafalı Çocuk

                Bir Pazar sabahı, erken vakitler evden çıktım, sokağa adım atar atmaz karşı evin kapısında mini minnacık altı çıplak, ayakları yalınayak bir erkek çocuğunun bana baktığını gördüm. Bana bakan gözleri bir başkaydı bu sefer, yanına yaklaştım, safça bakışları tuhaftı eski bakışlarına göre. Merak ederken elimi yanağına uzattım okşamak için. Çocukta hiç kıpırtı olmadı. Elimi yanağına atar atmaz ateşinin yüksekliğini anladım.

Pazartesi, Aralık 10, 2018

Kılkuyruk Adam ve Karısı

Kılkuyruk Adam ve Karısı

                Geçenlerde pazaryerinde dolaşıyordum öylesine. Öylesine diyorum çünkü acil bir ihtiyaç yok evde ama hoşuma giden bir şey gözlerime takılırsa alacağım. Bir tür zaman öldürmek benimkisi anlayacağınız. Ancak böyle bile olsa yine de üç, beş kilo bir şeyler almış oluyorum bir saat kadar süre dolaşırken. Yorgunluk hissedersem bir kahveye oturup çay ya da kahve içiyorum. Hem memleketten havadisler alıyorum böylece. Haberlerden çok farklı bu pazaryerleri. Her kesimden insan bulunuyor. İşçisi, köylüsü, sırtı kalını her ne ararsan var.

Pazar, Aralık 09, 2018

Kırk Tepsi Baklava

Kırk Tepsi Baklava

                “En gıcık olduğun ve anlayamadığım şey nedir?”  diye soran olsa “insanların inatla laf olsun diye söyledikleridir” derim dedi elinin tersiyle başına üşüşen sinekleri kovalayarak. Sinekler de inatla, birbirleriyle yarışırcasına çullanıyorlar tepesine. Ayna gibi parlıyor kel kafasının tepesi. Yağlı mı yağlı görüntüsü var karşıdan. Kafasının tepesinde çatlak mı vardır nedir? Sineklerin bir bildiği olmalı yoksa neden inat etsinler oraya konmak için. Çatlaktan beyin dışarıya sızıyor olmalı. Yağın pelte hali ne de olsa.

Bütün Mesele

Bütün Mesele

Neredeyim diye,
Sordun mu hiç
Kendine?

Çarşamba, Aralık 05, 2018

Kaç Çeşit Aydın Vardır?-2

Aydın Türleri

Bizde batılılaşma hastalığı Osmanlı’nın ortalarından itibaren başlıyor, hatta daha öncelerinde de ufak denemeler var aslında.. Hani o Tanzimat dönemlerindeki tercüme büroları vasıtasıyla özellikle Fransızca’dan tercüme edilen eserler dönemi var ya. Kendi dilini doğru dürüst anlayamayan bir entel zümrenin halkı aydınlatmak için düşünülen kıymetli çalışmalar. Ancak, ne ilginçtir ki aynı dönemde neredeyse halkın tamamı sarayın dilini bilmiyor ve aynı dilden konuşmuyor, okuma yazma derseniz yok denecek kadar az. Ve bu aydınların Osmanlı’yı getirdikleri yer. Küçümsemiyorum, gelecek açısından çok şey yaptılar elbette. Türkiye Cumhuriyeti’nin tohumlarını attılar.

Kaç Çeşit Aydın Vardır?-1

Aydınlanma

                Bazen insanın aklına türlü türlü şeyler geliveriyor da şaşırtıyor insanı. Bir süre sonra da “nedir, neyin nesidir, nasıldır, nasıl oldu, nasıl olmalı?.. gibi binbir soruyla alıp yürüyor kendi kendine. Çıkmazlarla, hayallerle, gerçeklerle derken bazı uzuvları tam görünmeyen bir görüntü çıkıp dikiliveriyor gözlerinin önüne, insanın karşısına.

Pazar, Aralık 02, 2018

Kim Yaman?

Kim Yaman?

Benim kafa
Çılgın at gibi;

Sınıf Atlayınca Ne Oluyor?

Sınıf Atlamak

                Yıllar öncesine dayanıyor tanışıklığım, birkaç gün öncesi facebook sayfalarının birinde gördüğüm fotoğrafla. Baba, büyük oğul ve büyük oğulun arkadaşları. Baba bacaklarını altına almış, koltuk üstüne eğreti bir şekilde kurulmuş oturuyor imajı yaratmak derdine düşmüş, büyük oğulun da ondan farkı yok. Her ikisinde de mahzunluk var. Bu yılların insanları değil, baba seksen yıl öncesi bir zamandan fırlayıp gelmiş, tıpkı seksen yıl öncesi masumiyet var suratında ve bedeninde. Sanki hiç aldırmıyor çağa, dünyası hiç değişmeden seksen yıl öncesinde kalmış. Oğul da öyle.

Cumartesi, Aralık 01, 2018

Vatan Nedir?

Vatan

            Eskiden sorardı komutan askerlik yapan Mehmetlere: “Vatan nedir?” diye. Erat kendini yırtarcasına bağırarak yapıştırırdı cevabını hemen esas duruşta. “Anamdır komutanıııım.”
            Zafer uzun yıllar düşünmüştü bu cevabı ama bir türlü kafasına yatıramamıştı olup biteni.  Okullarda öğrettikleriyse üç tarafı suyla çevrili kara parçasıydı Vatan Türkiye.  Her karışı kanla sulanmıştı vatanın. Uğruna kan dökülen topraktı Vatan.