mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 27, 2019

Mektup-25-Geleceğe Umutla Bakıyorum

                  
Umutlu

Sevgili Kardeşim Cevcet,


                Eminim sen de yerel seçimleri izlemişsindir ve genel durum hakkında bir fikrin olmuştur mutlaka. Hiç bu kadar rahat hissetmemiştim daha önceden. İlk defa bu memleket hakkında çok olumlu düşünmeye başladım. Neden mi? Anlatayım dilim döndüğünce.
                Bir benzetme yapacağım ama saçma demeyeceksin. Baştan kararlaştıralım. Ne düşündürdü bu yerel seçimler biliyor musun? Hani bir insan hayatından bezer de ölümü hafife alır ya. Her şeyi sonuna kadar takip etme gayreti gösterir. Olmadı, olmadı dur. Başka ifade edeceğim.

Çarşamba, Haziran 26, 2019

Mektup-24-Cehaletin getirdiği mutluluk

cehalet mutluluk mu getiriyor
Cehalet mutluluk mu getiriyor?
               
                Sevgili Kardeşim Cevcet,
                Bu arada sana bir düşüncemi ifade etmek istiyorum. Uzun bir zamandır kafamın içinde dolanıp duruyor bu düşünce. Bir türlü de inanasım gelmiyor aslına bakarsan ama zamanla hak vermeye başladım sanki.

Salı, Haziran 25, 2019

Mektup-23-Bu insanlar bu değil.

             
şantiyeden yazılan mektup
Mektup
  Sevgili Kardeşim Cevcet,

                Haklısın tabii ki mektuplar arası uzadı biraz. Benim de işlerim yoğun olması nedeniyle doğru dürüst zaman ayıramadım kendime. Evden de uzaktaydım üstelik ve işler rahat değildi, imkânlar oldukça kısıtlıydı dağ başında. Yeni bir işin şantiye çalışmalarıydı gece gündüz uğraştığımız.

Mektup-22-Çoban olmak marifetler ister.

hiç gülesim yoktu
"Hiç gülesim yoktu"
Çoban olmak marifetler ister.

Sevgili kardeşim, Cemheri,
Bütün mesele ne biliyor musun? Bazı art niyetli insanların değişik kisveler altına bürünerek kişisel emellerine ulaşabilme çabasından başka bir şey değildir.

Pazartesi, Haziran 24, 2019

Mektup-21-Çobanlık Tezim Kabul Edildi

Çobanlık Tezim Kabul Edildi

                Sevgili kardeşim, Cemheri
                Mektuplar kesileli epeyce oldu öyle değil mi? Özledim baya da seni. Kuru da olsa sesini duymak iyi gelecek bana, hem de haber vereyim istedim sana;  hani, mektupların birinde sana mastır tezimin konusunun “çobanlık” olduğunu yazmıştım, hatırladın mı? Tamamladım. Kabul edildi de. Artık bu güne bu gün karşında mastırlı bir çoban duruyor ona göre. Uyarmadı deme sakın!

Cuma, Nisan 20, 2018

Mektup-20-Nine'nin Hayvanları

"Biberon ve Buzağı"

Uncuğun geçmesin Çocuk

            Haksızlıklara gelemezdi hiçbir zaman o dede. Aslına bakılırsa nine de aynıydı. 

         Bir gün dağda, benim inek ve buzağısı ürktü de bir şeyden; ormanın içinden gelen bir sesten ve bahçeye dalmışlardı kaçarlarken. Bahçe sahibi kadın nasıl da bağırmaya başlamıştı bana. Yakalamak için de peşime düşmüştü, ben önden o arkadan koşuyordu. Bir de baktım koşan teyze ninenin elinden kurtulmaya çalışıyor bağrış çığrış.

Perşembe, Nisan 19, 2018

Mektup-19-En İyi Kitap

"En iyi kitap, yaşam kitabıdır."

En İyi Kitap, Yaşam Kitabıdır

         Sevgili kardeşim Cevcet.
        Mektubunu aldım ve hasretle kokladım memleket havasını. Çocukluğumuz başka bir şekilde gelip geçti gözlerimin önünden film şeriti gibi. Şebelek amcaya da üzüldüm, toprağı bol olsun. Umarım öbür tarafta da güldürür ve güler.

Salı, Aralık 12, 2017

Mektup-18-Tereyağını Böyle Yersen

"Tulukta tereyağı"

Dede ve Arkadaşlarının Çaldıkları Tereyağının Marifeti

                Cemheri’ciğim sen hatırlarsın o nineyi; az inek otlatmadık birlikte. Hatırlıyor musun, hani birisinde bizim katık kalmamıştı da onda da ekmek yokmuş ama domates varmış bir tane. O da küçücük bir şeydi. Ekmekleri torbaların üzerine serip domatesin suyunu damlatmıştı önce arkasından domatesi sürmeye başladı, en sonunda da bir şey kalmamıştı elinde domates namına. Nasıl da tatlıydı o ekmekler hatırlamışsındır umarım. İşte o nine.
                Dedeyi kesin hatırlarsın zaten; şu kurtuluş savaşına katıldığı halde üç günlük kaçaklığı çıkmasından dolayı maaş bağlanmayan dede yahu. Tarih derslerine gelirdi de muşu, yemeni falan anlatırdı ya.

Pazartesi, Aralık 11, 2017

Mektup-17-Apış Arasına Kedi Giren Nine Ne Yaptı?

"Yaramaz Kedi"
               Biliyor musun o gece ben de gitmiştim o ninenin evine herkesle birlikte, o çocuk halimle. Sabaha yakın bir zamandı, havalar çok sıcak ve içerilerde yatılmıyor, herkes dışarıda damların üstünde yatıyordu, üstüne örtü falan da alınmazdı çoğu zaman.
                Bağırtı, çığırtı koptu birden ve herkes uyandı çevrede. Biz de damın üstünde yatıyorduk, babam kalkmış önce arkasından anam derken uyandık hepimiz. Babam koşturmaya başlayınca telaşla ben de çocukça merakla koştum babam ve anamın arkasından ama neden koştuğumu da bilmiyordum.
                Biliyorsun evleri bize yakın, vardık ki dede ve nine ağız dalaşındalar. Altı mı yedi mi çocukları var ve hepsi de neredeyse 40-50 yaşlarının üstündeler ve torun torba sahibiler. Zaten çocuklarının ve torunlarının gelmesiyle mahşer yerine döndü ortalık.

Pazar, Aralık 10, 2017

Mektup-16-Eşeğin Keyfine Diyecek Yok

"Keyifli Eşek"

Eşeğin Keyfi

                Geldik Şebelek Amcamın yanına ve sen kayıp indin eşeğin sırtından. Eşek kafasını çevirip bakmıştı Şebelek amcama ve başlamıştı anırmaya tekrar.
        Kafasını yukarıya kaldırıp olanca neşesiyle anırması da bir başkaydı hani.
                Eşek dalga geçiyordu sanki Şebelek amcayla.  Kim bilir belki de onun bize dediklerini tekrarlıyordu o anda eşek “AAAA deyip ağzını yum Şebelek, AAAA deyip ağzını yum Şebelek.”

Cumartesi, Aralık 09, 2017

Mektup-15-Şebelek Amca Ne Dedi?

"Yuvarlanan semer"
Şebelek Amca Yuvarlandı

                İşte o gün yine tırmanırken o yokuşu, “Aaa deyip ağzınızı yumun çocuklar, aaa deyip ağzınızı yumun çocuklar” derken eşeğin semeri üstünde.
               Eşeğin semeri de eşeğin kıçına doğru kaydıkça dik rampayı çıkarken sesi daha da gür çıkmaya başlamıştı “AAA deyip ağzınızı yumun çocuklar” hızlı hızlı tekrarlamaya başlamıştı belli bir tempoyla.
           Biz gülüyorduk durmadan onun eşek üstündeki hareketlerine.
           İnmeye çalışıyor inemiyor, semer düşmek üzere eşeğin kıçından, semerle birlikte kendisi de kayıyordu sürekli ve bir anda bağırırken sesi karışık çıkmaya başladı semerle birlikte aşağı yuvarlanırken. O önden semer arkasından, bir süre sonra semer öne geçti; semer önden o arkadan yuvarlanarak dereye kadar indiler ama ağzı hala laf yapıyordu anlaşılır anlaşılmaz şeyler çıkıyor gibiydi.

Cuma, Aralık 08, 2017

Mektup-14-Tarihi Mektup

       Sevgili kardeşim Cemheri,

                Bu mektubun tarihi vesika yahu, buram buram tarih kokuyor; bizim tarihimiz yani.
Eşek ve Semer"
          Galiba bazı taşlar yerine oturmaya başladı bende, senin abiliğin ve isimlerin verilişinden sonra.
                Babam başıma kakıp duruyordu iki de bir “senin ceremeni ödedim, ne kadar pahalıya patladın biliyor musun sen bana, bir yıllık mahsulüm gitti velet?” deyip duruyordu her sıkıştığında. Benim yüzümden ceza ödemiş. Anladım şimdi ne cezası ödediğini.
                Adıma da küfürler salladığı olmuştu ama fazla önemsememiştim. Onun da nedenini çözdüm şimdi.

Çarşamba, Kasım 22, 2017

Mektup-13-Abinim Abin

Ebe
Bana Abi Diyeceksin!

Neredeyse unutuyordum, şu gözlerinden öpme meselesi hani!
                Tabi ya oğlum, ben senin abinim leyn! Ebe var ya hani bizi doğurtan ebe; ben kadar salak yoktur ya bu dünyada, sanki yüz tane ebe varda köyde bir de “hani şu ebe var ya ebe” diyorum ya!  Bizim ebemiz beni doğurtmuş tam da benim kafamı çıkarmış dışarıya haber gelmiş sizinkilerden, sen kapıyı çalmışsın yahu. Dolayısıyla sen ilk çocuk olduğun için sizinkiler, korkmuş, paniklemiş; baban  hemen bulmuş ebenin yerini. Kapıya dayanmış, bağrış çığrış “ebem kurtar gari, karı ölecek. Yetiş yıkıyo ortalığı” diye. Ebe öğrenmiş zor bela durumu ve beni öylece bırakmış yarı yolda anlayacağın.  Eminim ebe senin yanına gelinceye kadar ben fırlamışımdır.

Salı, Kasım 21, 2017

Mektup-12-O papağan Benim

Ben

Hayatın Cilvesi

                Sevgili Cevcet,
                Sevincimi anlatamam sana, tarifi yok çünkü hakkında okuduğum şeylerden sonra. Bu kadar yıllar geçmesinin ardından bu kadar zalimliklerin arasında güzel şeyler de varmış demek ki. Elbette hanımların durumundan çok etkilendim ve senin yerine kendimi koyunca başım döndü, gözlerim karardı; neyse ki şansın yaver gitmiş sonunda. Tebrik ederim her ikinizi de her ne kadar yüz yüze tanışmasak da tanışmış kadar oldum mektubunu okuyunca.
                Aslına bakarsan mektubunu okuduğumda hemen kalkıp gelesim geldi ama şartlar işte, bırakmıyor ki her istediğimizi istediğimiz anda yapalım. Ama bir gün mutlaka gelmek istiyorum.
                Hayatın cilvesi denilen durumu yaşamayan yoktur her halde, mutlaka bir kez dahi olsa her yaşamda vardır bu cilvelerin izi ancak bazı cilveler çok ağır geliyor insana ve al aşağı ediveriyor o anda ve neye uğradığına şaşırıyor insan. Benim de başımdan geçenler oldu elbette ama şimdi sırası değil bunların. Daha sonraki mektuplarda veya geldiğimde görüşürüz mutlaka.

Pazartesi, Kasım 20, 2017

Mektup-11-Düşcez Ulen Düşcez!

"Düşcez ulen düşcez"
                   Ha sana sürprizim ise; bundan sonraki yazdıklarımı normal yazı, edebi dille yazacağım artık. Şiveli yazmayı keseceğim. Aslına bakarsan şiveyi seviyorum ama yöresel kalıyor be bazıları anlamakta zorluk çekiyor okurken.
                Askerdeyken İstanbul’da bir gün yüzbaşı için yorgancıya gittim, siparişini vermiştim önceden. Ben kapıdan adımımı atmadan usta ve çırak dikildiler karşıma ve heyecanlı heyecanlı “abi sen nerelisin?” dediler. Gözleri merak içinde bakıyordu her ikisinin de.
                Önce şaşırdım tabii ki, sonra kendime gelip “neden soruyorsunuz bunu?” dedim gülümseyerek.
          Hoşuma gitmişti aslına bakılırsa. “Abi, biz ustamla iddiaya girdik ziyafetine; ben Denizli’li, ustam Aydın’lı dedik senin için.” “Denizli” deyince çırak sevindi ama ne seviniş ben de anlayamadım. Ziyafete beni de dahil etmişlerdi ama askerlik işte nasıl gidilir gece vakti. Çavuştum ben askerlikte.

Mektup-10-Sürünün Koçu

"Çoban ve sürü"

Tez konum

                Şimdi sana son bir şey açıklayayım o zaman, sıkı dur. Hem sevineceksin hem de şaşıracaksın. Ben yüksek lisansa başladım. Çocuklar da yardımcı oldular. Konusu: “çoban ve sürü” üzerine. Anlayacağın “nasıl iyi çoban olunur, çobanlığın tarihçesi, Türkiye’de çobanlığın mihenk taşları. Çobanlık meziyetleri, hayvan psikolojisi, beslenmesinin psikolojisine etkisi… sıralanıyor işte böylece.
                Önce kabul etmek istemedi hocam ama ısrar ettim, aksi halde vaz geçeceğimi söyleyince kırmak istemediler beni. Harıl harıl çalışıyorum koç ve eşeklerimle, eee koyunlarımla da elbette. Koyunların hepsiyle değil ama büyük çoğunluğuyla çalışıyoruz dönerli olarak.

Pazar, Kasım 19, 2017

Mektup-9-Dikiş Tuttu

Beşinci hanımla dikiş tutu.

              
"Dikiş tuttu"
  Şimdi beşe nasıl geldin? decen biliyom!

                Bizim dikiş koptu ya bir kere daha; diğerlerinde de dikiş tutmadı garik beşinciye gelinceye kadar.
                Dışarıdan ortayı bitirmeye karar verdimdi, hanımı kaybetmeden hemen öncesinde. Kafam dengelmişti, yapabilirdim güveniyordum kendime. Göçüp gidince benim kafa yine bozuldu, epeyce yerine gelemedi bir türlü.

Mektup-8-Denizi Getirdim

               
Deniz

           “Sen neneyon, ben getircem; ne yapıp edip getircem ayağına denizi” dedim. 

      Nasıl da boynuma sarılı sarılıveriyo bi bilsen yağlarım eridi sevincini gördükçe.                  “İstersek yaz, gış demeden gireriz denize” dedim. Dedim emme gara gara da düşünmeye başladım nasıl yapacağımı.
          Biliyodum bunun hiç deniz görmediğini. Yeni yetmelerden duyuyordu hepsini de, onlara özeniyordu işte, kılık kıyafette de aynıydı durum. Tomofile gelince: dağın başında neye yarayacak, eşek var işte iki tane. Bizim tomofil onlar.

Cumartesi, Kasım 18, 2017

Mektup-7-Sormaz Olsaydım

"Deniz"

Deniz Getirecem

          Şimdi sen merak edesin benim okumamı değil mi? Seni merakda bırakır mıyım ben gan gardeşlik.
          İkinci hanımı aldım emme o da tutmadı, olamayoz; her şeye maydanoz oluyo durmadan, başıma işler açılıyo anasıyla babasıyla, komşularla falan derken bana da sarmaya başladı yüz vedikçe.
             Benim işim gücüm hayvanlar, garınları eyi doysun deye akşamlara gada tazı gibi zimidip duruyom arkalarından dağ bayır; bu tutturdu “benimle ilgilenmeyon” demeye başladı.

Cuma, Kasım 17, 2017

mektup-6-Futbol Takımı

Yayla

Bi Cayırtı Koptu

                Buralara nasip olur da bi daha gelirsen görürsün sende. Sahi sen ne yaptın, çoluk çocuk ne alemde, kaç dene va? Ula adam bi çıka gelir cümbür cemaat da, yazın tadını çıkarır buralarda. Yazları tadından yenilmez buralar, oralarda öyle yanıp durucana hadi çık da gel bu yaz, emme habar ver önceden, tam da göç saracağım zamana denk gelmesin. Ya da okuldan mokuldan çağırdıkları zamana denk gelmesin.