AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Perşembe, Eylül 27, 2018

İncilerim Döküldü

                           
İnciler-8   

       -Farkındalıklarımla, farkında olmadıklarım arasında uçurumlar var. Ben 50’li yaşlardayım, beynim ise 4,5 milyar yaşında.07.07.18
        -Yaşamlarda yıkıntılar dolu; yıkıntılar arasında dolaşanlar da!
        -Hayal ile gerçek arasında bir yerlerdeyiz, gidip geliyoruz sürekli ve hiç kimse bilmiyor yerini. 05.08.18

Çarşamba, Eylül 26, 2018

Naz

Naz

Küsmeyeceksin
Sevgiliye;
Sevgiliysen eğer.

Memleket İşleri

Memleket İşleri

                Gördüğü gazete parçalarını toplamak gibi bir alışkanlık mı edinmişti son zamanlarda. Nerede bir parça görse hemen alır yerden bir yerlerine sıkıştırırdı acele ederek. Memlekette olup bitenleri merak ederdi ama gazete alacak parası olmazdı her zaman. O da böyle toplamaya başlamıştı, o gündür bu gündür devam ediyor. Gecikmeli de olsa alıyordu memleket havadislerini.
                Sakin bir köşe bulduğunda oturur okumaya başlar baştan sona tek tek. Çok şaşırdığı havadisler de çıkıyor bazen ve saatlerce düşünüyor üzerinde. Bazen de dakikalarca gülüyor okudukları şeylere.

Pazartesi, Eylül 24, 2018

Güneş Doğunca

Güneş Doğunca

Çocuklara kötülük eden,
Onmaz
Da,
Donar
Buz dağları gibi,

Başları Dik, Mağrur Dağlar

honaz-dagi-zirvesi

Dağlar, Dağlar. Başları Dik, Mağrur Dağlar

            Yaşamın acımasızlığı kendini açıkça belli eder durumdaydı yaşlı, beyaz saç ve sakallı adamın suratındaki kalın çizgilerde. Hayat denilen şey neydi sanki bazılarına ballı, kaymaklı bazılarınaysa acılar yığınıydı. Her ne kadar görünürde öyleyse de içeriye girdiğinde hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmuyordu. Her dağın kendine göre dumanı oluyordu, bazılarında kara kara yağmur bulutları bulunurdu yılın tüm günlerinde. Ulu dağlardı o dağlar, başları göğe değen dağlar derlerdi yaşlı adamın yaşadığı yörelerde.

Cumartesi, Eylül 22, 2018

Laf

Laf

“Çok mal haramsız,
Çok laf yalansız,
Olmaz.”
Demişler.

Adalet Sarayına Dilekçe

Adalet Sarayına Dilekçe
                Önce düşünmeye karar verdiğinde dilekçe işini, nelerle karşılaşabileceği sorusu değerlendirmeye değerdi ama değerlendirmenin de kendisi için anlamlı değildi. Kaybedeceği kadar kaybetmişti zaten. Aklını bile kaybetmeye yakındı bu aralar, belki de kaybetmişti çoğunun değerlendirmesine göre. Ne de olsa her şeyi başkaları değerlendiriyordu.
                Kızgınlık ve korku içinde bocalamalarına son veremiyordu ama acele de davranmak istemiyordu. Kim için, ne için yapacaktı yapmak istediklerini? Bu sorusuna verebileceği cevap yoktu ama cevap vermek gerekliydi her soruya. Bu yüzden cevabını hazırladı. Tutarlılık var mıydı, yok muydu sormayı düşünmeden “hiç, hiç kimse… Yalnızca eğlence olsun diye, aklımı oyalamak için, kendime iş alanı yaratmak için…. Gibi cevaplar sıraladı aklında.

Çarşamba, Eylül 19, 2018

Çocukluk, Neden Mutluluktur?

Çocukluktaki Mutluluk
Düşündüğü işleri planlamak için epeyce düşünmeliydi, oldukça çetrefilli bir iş olacak çünkü. Oldukça yorucu olacağının farkındaydı. İlk aklına böyle bir şey geldiğinde bir an tedirginlik yaşamasına rağmen kendisi için oldukça eğlendirici olacaktı, tıpkı çocukluğunda yaptığı bazı işler gibi. Nasılda kaçıp sığınmıştı evlerine. Eve koşturmaca geldiğinde şaşıran anası neler olduğunu anlamaya çalışırken Zafer de bağırıyordu,  “burnu kanadı burnu, beni öldürecek anası, yakalarsa eğer.” Koşturarak odaya girip kapıyı içeriden kilitleyip beklemeye başlamıştı olacakları.

Pazartesi, Eylül 17, 2018

Saldım Çayıra

Anlamsız

“Kendine yabancı”
Derlerdi de
Anlamazdım
O zamanlar,

Pazar Gözlemim-Filozof, Siyasetçi ve Din

"Yavru maymun"
Pazar Gözlemim-Filozof, Siyasetçi ve Din

            Neden böyle bir başlık attım? Bu gün yarı uyanık bir durumda aklıma takıldı durmadan. Gözlerim yumulu olduğu halde beynimin her bir köşesi kaynıyordu adeta. Filozoflar ve siyasetçilerin durumları değişik açılardan kıyaslanıyordu beynimde elimde olmayan sebeplerden dolayı.
            Bir de rüya hatırladım. Yarı uyanıklıktan öncesiydi eminim çünkü rüya tedirgin ettiği için yarı uyanık duruma geçmiştim. Yataktan bir türlü kalkamıyordum ve de gözlerimi açamıyordum. Tekrar tekrar rüyayı izliyordum yarı uyanıklıkta.

Bilmiyor!

Bilmiyor

“Hadi”
Diyor içim,
“kalk gidelim.”

Hain Gözler!

Hain Gözler

İnsan,
Ne söylerse
İçindekileri söyler;
Gerisi boş sözler.

Hamal

Taşıyorum

Ne atabildim,
Ne tutabildim;
Kendimi.

Cumartesi, Eylül 15, 2018

Dürüst, Dürüstlük

Dürüst, Dürüstlük

                Dürüstlük, hoşa giden, imrenilen bir şeydir ancak cesaret ve bilgelik gereklidir. Dünyayı karşısına alma yürekliliği gerekir dürüst olabilmek için. Aksi halde imrenmekten başka bir şey olmaz, yapamazsın çünkü farkındasındır.
                Kendini tanımaya başlamakla başlar dürüstlük, sorgulamayla başlar, şüpheyle başlar. Şüphelendikçe, sorguladıkça arkasından daha başka sorular gelir ve de cevaplar. Türlü cevaplar olabilir her bir soruya ancak dürüstçe cevap tektir dürüste.

Çarşamba, Eylül 12, 2018

Pazar Gözlemi-Çok Para Kazanmanın En Kolay Yolu

maydanoz
Pazar Gözlemi-Kolay ve Çok Para Kazanmanın Yolu

            Bu gün günlerden Çarşamba, Aydın merkezde mahalle pazarlarından biri kurulur bu günlerde. Oldukça büyüktür, neredeyse Salı günkü büyük pazarını aratmaz. Ne aranırsa sebze ve meyveden yana her aradığını bulur insan taze taze.
            Ancak bu gün anlatacağım gözlemim beni oldukça şaşırttı ve ilk kez şahit oldum nasıl yapıldığına. Daha önceki “Pazar Gözlemim” yazılarımdan anımsar okurlarım Pazar durumu hakkında yazdıklarımı. Pazar gözlemlerim yazılarım genellikle Pazar günü kurulan Pazarda gözlediklerimdir.
            Yine otlu pide siparişi verdim ve oldukça kişi vardı benden öncesinde sipariş veren. Biraz dolaştıktan sonra alışverişlerim bitti ve tekrar vardım pidecinin yanına ama hala sırada bekleyenler vardı. Yorulmuştum, boş bir adet tabure vardı, izin isteyerek oturup beklemeye karar verdim.

Salı, Eylül 11, 2018

Adliye Sarayı

Adliye’nin Saray Oluşu

            Her zaman su zerreciklerinin ağaçta veya duvarlarda aşağıdan yukarıya zincirleme hareketi gibi çalışıyor bu insan denilen yaratığın düşünce meselesi anlaşılan. Su zerreciğinin biri emiliyor arkasından başka bir su zerreciği başlıyor yol almaya ve hiç kopmayan bir zincir oluyorlar.
            Su her zaman da iyi gelmiyor anlaşılan. “Duvarı nem yiğiti gam yıkar” demişler eskiler. Gamsız baykuş var mı acaba şu dünyada? Her ne kadar birden yıkmasa da uzun vadede mutlaka yıkarmış gam yiğidi. Yiğiti yıktığına göre normal insanları hayde hayde yıkar sonucu çıkıyor elbet buradan.

Cumartesi, Eylül 08, 2018

Tekrarlar

"Bal Arısı ve Erik Ağacı"

Tekrarlar

                Bir süre hiç kıpırdamadan bekledi, bakmaya devam etti karşıdaki erik ağacının bir dalının ucundaki arıya. Arı bal arısıydı ve kanat çırpıp duruyordu bıkıp usanmadan. Dikkatini çeken şey ise bal arısının çiçeğin içindeki özü toplamaya çalışmasıydı. “nasıl da özenle yapıyor işini, çok sevmeli yaptığı işi!” diye mırıldandı bir anda, dikkati dağıldı o anda. Erik ağacının diğer dallarına göz gezdirmeye başladı başka bal arıları görmek umuduyla. Yeni farkına varıyordu ne kadar çok bal arısının olduğunun.

Cuma, Eylül 07, 2018

Erdem

"Erdem ve erdemlilik"

Erdem

                “Erdem” diye basitçe iki dudak arasından çıkan kelime normal koşullarda çok fazla bir şey ifade etmez belki insanlara ama kaybı azalmaya başladığında toplumlara oldukça pahalıya mal olan bir kavramdır ve bir daha geriye getirilmesi oldukça çaba ister hatta mümkün olmaz.
                Bu kavram farkında olunsa da olunmasa da toplumları bir arada tutan ve toplumların güvenliğini sağlayan manyetik bir koruma bulutudur adeta. Çoğu zararlı şeyler bu koruyucu kalkanı aşıp giremez içeriye. Bu durumu yazılı yasalarla sağlamak mümkün olamaz ancak toplumun kan damarlarında dolaşan ve toplumu saran, besleyen bir şeydir. “Gelenek görenek“ dediğimiz kavramlar da bunun içindedir.

Perşembe, Eylül 06, 2018

Düşünce, Hiciv ve Eleştiri

"Düşünce ve insan hali"

Düşünce, Hiciv ve Eleştiri

                Esintiler diye bakılabilir bu yazılara. Çünkü zaman zaman, bazen bir gün bazen üç, bazen ise haftalarca sonra yazılan düşüncelerdir. Belli konulara veya konuya yoğunlaşıp yazının veya konunun sürekliliğini sağlayabilmek pek mümkün görünmüyor bu aralar. Rüzgâr var sanki alıp savuruveriyor başka yöne. Aynı yönden de esmediği için farklılıklar oluşuyor düşüncelerde ve seçilen konularda.

Çarşamba, Eylül 05, 2018

Aklım Erdikçe

"Akıl"

Aklım Erdikçe

Vicdanımın kuluyum
Ben,

Yok Bedava

"Soğan"

Yok bedava

Dağlarda gezerdi
Eskiden,
Ceylan;
Küçüldü
Dünya;
Kalmadı meydan,

Beynin Kaosu ve Kozmos

"Beyin ve Kozmos"

Beynin Kaosu ve Kozmos

            Beyin daima düzensiz bir düzenlilikte dalgalanıp dururken kuantum da bir sır vardır. Düzenden düzensizliğe veya düzensizlikten düzene doğru gidiş. Denilir ki, bir şey başlangıcında genellikle düzenlidir yani simetriktir ve zamanla birlikte düzensizliğe yani simetrisizliğe doğru yol alır. Yine bu doğrultuda kabul edilir ki evren yani kozmos başlangıçta simetrikti milyonlarca veya milyarlarca yıl geçtikten sonra simetriklik bozulmaya başlamıştır. Düzensizlik içinde bir düzen oluşagelmiştir. Beyin de düzenlilikten düzensizliğe geçişler yaşatır insanlara genellikle. Düzensizliğe alışılmaya başlandığı zaman düzensizlik bir tür düzen olmaya başlar ta ki başka bir düzensizlik oluşuncaya kadar bu durum da devam eder gider. Ederse biraz önce veya biraz sonra işte.

Salı, Eylül 04, 2018

İstenilmeyen Bayramlar

"25 kuruş"

Yirmi Beş Kuruş

            “Bırak her şeyi de kendine bak, bayram geliyor yine.” Fısıltıyla bir başkasına bir şey anlatacakmış gibi yutkunarak bir an dalıp gitti uzaklara. Kaybolduğunu hissetmeye başladı aşağıdaki şehirin sokaklarında.
            Çocukluğunda geçen bayramları düşünmeden edemedi. Hele bir tanesi vardı hiç unutamadığı. Kardeşi de küçüktü kendisi de. Kendisi on beş yaşlarında kardeşi de on yaşlarındaydı. Yalnızdılar koskocaman şehirde. Yalnızca ikisi vardı sanki. Yine bayram gelmişti hiç kendilerine sormadan. Eğer bir soran olsaydı “gelme” derdi. Eziliyordu zafer özel günlerde.
            Bayram öncesi akşam kendisi planlar yaptı kardeşine bayramlardaki hissettiği garip burukluğu hissettirmemek için. Cebini yokladığında yirmi beş kuruşu vardı başka da parası yoktu. Yirmi beş kuruş ancak bir çay satın alabiliyordu. Dışarıya çıktığında yemek yiyecek paraları yoktu ancak evde bir şeyler atıştırdıktan sonra çıkabilirlerdi.

Pazartesi, Eylül 03, 2018

Zamanla İnatlaşmak

dalga

Zamanla İnatlaşmak

                Derin bir hiçlik içinde oturduğu yerde can havliyle yaşarken düşünceleri de can çekiştiriyordu adeta. Geçmiş yılları; çocukluğu, gençliği, yetişkinliği geçiyordu sık sık gözlerinin önünden. Adeta uzaklardan gelen belli belirsiz sesler gibiydi görüntüler, bazıları çok puslu seçilemez haldeydiler.
                Yıllardır içinde yüzdüğü hiçliğin içinde yüzmeye devam ediyordu hala. Nasıl başlamıştı bu yüzmeler hatırlamaya çalışırdı bazen. Zaman akıp gidiyordu kendi bildiğince. Akan zaman çok etkilemiyordu kendisini. Zamandı işte kendiliğinden akıp giden, bazen ağır bir darbe vuruyor suratının tam ortasına bazen de gülümsüyordu uzaktan; sırıtışını fark edebiliyordu da hırslanıyordu zamanı alt etmek için.

Pazar, Eylül 02, 2018

Doğa ve Süreklilik

Felaket

Doğa ve Süreklilik

            Ne gariptir ki doğadaki her şey birbirine bağlı olmasına rağmen her bir yaşam formu birbirinden ayrıymış gibi algılanır. Böyle algılanınca da bağlar görülmez ve çok karmaşık bir yapı gibi görünür.
            Doğanın kanunu çok basittir aslına bakılırsa. Süreklilik, süreklilik için de bağlılık. Bağlar sürekli değişmesine rağmen hizmet ettikleri tek şey vardır yaşam. Yaşamın çeşitliliği de birbirlerine bağlıdır. Birbirlerinin uyumuna. Uyum içinde çatışmasız bir halde devem ettirirler varlıklarını.