AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Çarşamba, Ağustos 16, 2017

Memleketin İlk Çevrecileri kimlerdir?-Saklambaç Oyunu

"Saklambaç oyunu-Ebe çocuk"

Saklambaç Oyunu

                Orta okul yıllarında bir anım geldi aklıma. Ne çocukça ve bir o kadar da gaddarcaydı olanlar. Sizin de hoşuna gidecek ve gülümseyeceksiniz eminim. Bir de sorun kendinize “Ya benim başıma gelseydi aynı şey?..”

                Yaz kış demezdik, çoğumuz kasaba dışından gelmiştik köylerimizde orta okul olmadığı için. 11-12 ve en büyüğümüz 15 yaşlarında olan kızlı erkekli 20 kadar çocuktuk. Bir araya geldiğimizde ortalık yıkılırdı şamatadan ve koşuşturmadan, sabaha yakına kadar devam ederdi özellikle Cumartesilerde.

Salı, Ağustos 15, 2017

Kitap-Durulmayan Bir Kafa

OKUDUM

                        Okuduğum kitaplardan birini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.

DURULMAYAN BİR KAFA

-Bir Delilik ve Duygudurumları Güncesi-

                                Yazar: Kay Redfield Jamison

Pazartesi, Ağustos 14, 2017

Kitap-YAŞAMA TUTUNMAK İÇİN NEDENLER

OKUDUM

                Okuduğum kitaplardan birini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.

YAŞAMA TUTUNMAK İÇİN NEDENLER:

                                Yazar: Matt Haig,
                               Çeviri: M. Salih Kurt,
                                Yayıncı: Kolektif Kitap,
                                Türü: Psikolojik anlatı,
                          Baskı: 1. Kasım 2015,
                          Sayfa sayısı: 223

Bu kitap: Genç bir insanın -uzun yıllar depresyonla yaşamış- depresyonla birlikte yaşamını anlatır. Verdiği mücadeleleri, umut ve umutsuzluklarıyla birlikte neler düşündüğünü kendi ağzından anlatılan bir kitaptır.

Cumartesi, Ağustos 12, 2017

Pazar Gözlemim-21-Google’da Trend Olan Aramalar

Siz de merak ediyorsanız tık tıkGoogle’da Trend Olan Aramalar

"Şevkat Yerimdar"

                Sevgili okurlar,
Bugün 12 Ağustos 2017 ve saat 18-00 civarı, hani şu blog yazılarında SEO deniliyor ya, trend olan kelimeleri bulup belli sayılarda kullanacaksın o kelime ya da kelime guruplarını; Google’da arama yapanlar seni kolaylıkla bulabilecekler ve senin de Google nezdinde kıymetin artacak…
                İşte tam da bu nedenle merak ettim: “Acaba bu günlerde neleri merak ediyor insanlar?” diye sordum kendime ve geçtim Google aramaların başına. “Google trend” yazdım ve ilk sırada çıkanları tıkladım.

KAŞIK-13-FATMA'NIN SORGULAMASI

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-13
16 Mart 1989

FATMA'NIN SORGULAMASI

KAŞIK

                Fatma neye uğradığını anlayamamıştı, birden olmuştu her şey. Kızıp bağırmadan, hiçbir şey söylemeden ilk defa böyle bir şey yapmıştı kocası. Elindeki çatalı ve masanın üzerinde bulunan ufak tefek şeyleri fırlatmıştı lavaboya. Bardak tuzla buz olmuş, dağılmıştı mutfağın her yanına. Sesler kulaklarında yankılanıyordu sürekli.
                Yerinden kıpırdayamadı bile Veysel çıkıp giderken, soramadı da hiçbir şey. Ağzını açmayı düşünememişti bir anda. Bir süre bekledi oturduğu sandalyesinde ve gözleriyle taramaya başladı cam kırıklarını. Bahçe kapısının sesi geldi bir süre sonra “Tak” diye. Anlamıştı o zaman kocasının dışarıya çıktığını ve çok kızgın olduğunu. İyi mi etti, kötü mü etti düşünemiyordu, belki evde kalsa daha kötü şeyler olacaktı...
“Neyse!” dedi kalktı masadan epeyce bir süre sonra. Ayağa dikildi, etrafına bakındı önce, sonra da elektrik süpürgesi geldi aklına. Olmayacaktı elektrik süpürgesiyle, mecburen elle tek tek toplanmalıydı cam kırıkları. Belki ondan sonra tutulurdu süpürge, orta yerlerdeki ince parçaları toplamak için.

Cuma, Ağustos 11, 2017

İşportacılıktan Çıkarılan Dersler ve Fahri Doktora

            Not: Sevgili okuyucularım, Blogger'da bir sorunum var ve resim yükleyemiyorum bu gün, düzeldiğinde tekrar yükleyeceğim resimleri. Bu yüzden resimsiz yayınlamak zorunda kaldım bu yayınımı.

             Not: Bir gün sonra yola geldi blogger da yükleyebildim resimleri, bu kadar kullanan var, naz hakkı biraz canım; olmasın mı o kadar da?👀

           

"İşportacı"

Akan zamanlar içinde çoooook uzun yollar aşındırdık bu memlekette yaşayanlar olarak, işportacılarımızdan çok şeyler öğrendik, proflarımızdan öğrenemediğimiz kadar. 😆

Demek ki bizim fakültelerimizde ekonomiyi ve iktisadı doğru dürüst öğretemedikleri ve öğrenemedikleri için ihtiyacımızmış ki işporta derslerinden öğrendik bunca pazarlama ve para kazanma bilgisini.

Çarşamba, Ağustos 09, 2017

Tarih Amca'nın Vasiyeti-Emanet

             
"Atatürk'ün mirası"
 Google Amcam da var benim, tıpkı Tarih Amca’mın olduğu gibi. Anlayacağınız amca bolluğundan bol bir şey yok bende. Dört bir yanım amcalarla çevrili, gözleri hep üstümde. 

                    Gık dedim mi hık diyorlar, hop dedim mi çüş diyorlar; kısacası ne ağzımı açabiliyorum ne de zıplayabiliyorum izinsiz. 300 dedi tutturdu şu Google Amcam, ne nal diyor ne de mıh, anlayamıyormuş daha azını; kelime sayıyorum artık pösteki sayar gibi. 

                    Ne yaparsın, dereyi geçinceye kadar her şey. Ondan sonra ver elini yemyeşil ovalar, kim yanaşır bir daha dereye mereye.
Her zaman amcalarımın kontrolü var üstümde; belki büyüyünce kalkar kontrol. Umut bu ya, umutsuz da yaşanmıyor hani.
Gene de bir şey yapmıyorum zannetmeyin sakın, karınca kararınca elimden geldiği kadar çaba gösteriyorum. Bir gün, nasılsa büyüyeceğim, böyle de bücürük, ufak tefek kalmayacağım ya! Beni de teselli eden bu işte.

Salı, Ağustos 08, 2017

Akan Zamanda Yolculuk Makinası İcat Eden Ülke

Zaman Makinası
"Zaman da yolculuk"

                Bir varmış bir yokmuş, akan zaman içinde, kalbur saman içinde, ganimetler içinde yüzen bir memleket varmış; Semizler Ülkesi.
          Bu memlekette semiz etli -gödeş- bolmuş. Semizlik gibi.Topraktan bitmişler, hiçbir emek görmemişler. Hazırdan beslenmişler, ganimet bölüşmüşler. Yedikçe semirmişler, yedikçe semirmişler; öyle semizlermiş ki bütün yırtıcılar, leş severler üşüşürmüş tepelerine. En kötü zamanda bile düşerlermiş piyasaya. Yok olmazlarmış hiç. Nesli de tükenecek gibi değilmiş.

Pazartesi, Ağustos 07, 2017

Pazar Gözlemim-20-Tarih’in Bize Anlattıkları-Gelelim Türkiye’ye

Gelelim Türkiye’ye
"İşgal haritası"

    Türkiye geçmiş tarihinden ne kadar ders alabilmiştir acaba?          Osmanlıdan ve daha önceki tarih izleri neleri gösteriyor, hiç de dönüp bakan var mı?

      Bence yok denecek kadar az, onların da sesi cılız kalıyor. Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca'dan ne kadar ders alabilmiş Türkiye? Hemen hemen hiç!

Pazar, Ağustos 06, 2017

Pazar Gözlemim-20-Tarih’in Bize Anlattıkları-Tarihler ve Tarih Yazmalar

Tarihler ve Tarih Yazmalar
"Çanakkale-Eceabat"

                 Özellikle tarih sever bir blogger arkadaşın sayfasında Mert Özveren-https://tarihseverbiri.blogspot.com.tr/2017/08/ksaca-eski-mezopotamya-medeniyeti.html?m=1 yazısını okuyunca düşüncelerim daha da yoğunlaştı yazmak için. Böylece işte bu yazı çıkıyor ortaya.
                Tarihi, üniversite yıllarından sonra sevmeye başlayan biri olarak tarihe merakım daha da artarak devam etti.

Cumartesi, Ağustos 05, 2017

Pazar Gözlemim-20-Tarih'in Bize Anlattıkları-Notlarım Arasındakiler

Notlarım Arasındakiler

          Başlıkla notların ne alakası var diyeceksiniz, okumaya devam ederseniz göreceksiniz. Uzun olduğu için 3 bölüme ayırdım.
                Blog yazmaya başladığımdan bu tarafa kendimi gözden geçirdim zaman zaman. Ne kadar oldu yazmaya başlayalı diye baktığımda yaklaşık 6-7 ay kadar olmuş. 

Perşembe, Ağustos 03, 2017

Sizi kahreden yaşanmışlıklar var mı?

           
"Akan zaman içindeki izler"

       Doğanın yaşanmışlık izleri de vardır. Akan zaman içinde ortaya çıkarlar bir bir, dağlar, tepeler, ovalar, denizler, okyanuslar, nehirler ve alabildiğine canlılıklar. Ölümler ve yok oluşlar da kaçınılmazdır elbette

Çarşamba, Ağustos 02, 2017

Pazar Gözlemim-19-İlk ve Son Yardım İsteği-Yaşlı Adam Gitmiş

Yaşlı Adam Gitmiş 
"Yaşlı Adam gitmiş"

               Anlattıkları yıllar öncesine götürdü beni; belki 40 yıl geçmiştir bu yana. Aynı yaşlarda ve aynı tipte yaşlı bir adam, İstanbul Bakırköy sahil kenarında bir bankta oturuyordu gün batımında.                  

           Çekirdek çıtlayarak yürürken oturmak istemiştim ve yanına oturmuştum yine “merhaba” diyerek.
            O yaşlı adam da çocuklar küçük diye 30 sene katlanmış. 1982 yılıydı sanıyorum, 50-60 yaşlarında kısa boylu, zayıfça, bakımlı bir adamdı.

            30 sene boyunca aynı odada hiç konuşmadan, birbirlerine sırtlarını dönerek, biri çorabının söküğünü dikmiş, diğeri de fistanının söküğünü derken üç çocuğu da büyümüş, okumuşlar. 

Salı, Ağustos 01, 2017

Pazar Gözlemim-19-İlk ve Son Yardım İsteği-Gitme Zamanı

Gitme Zamanı

                “Birkaç gün bekledim, belki de ben o halimle yanlış değerlendirmişimdir diyerek. Ne gelen oldu yanıma, ne de bir şey söyleyen. Kimsenin yüzünü bile göremedim doğru dürüst… “

                Yaşlı adamın kalbi duracak sandım. Göğsü sık sık inip çıkmaya başladı. Masanın üstündeki eli titremeye başladı, bütün vücudu da titriyor gibiydi.