Perşembe, Mayıs 31, 2018

Çay ve Kahve

kahve-keyfi

Çay ve  Kahve

Biliyor musun?
Evdeki içilen çayın,
Kahvenin tadı yok;
Dışarıda.
Bir afili kokar
Kahve,
Çay da;
Cilve yapar
Keratalar
Akılları sıra;

Günler

"Akan zaman"

Günlere Kızıyorum

Bu günlerde,
Günler
Eli boş gelip geçiyorlar hep,
Hiçbir şey bırakmadan
Bana.

Çarşamba, Mayıs 30, 2018

Kitap-KENDİNE AİT BİR ODA

"Kendine ait bir oda"

OKUDUM

KENDİNE AİT BİR ODA

            Sanırım, kitaplara ilgisi olanların şimdiye kadar büyük ihtimalle okumuş oldukları bir kitaptır Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabı. Özellikle 1920’li yıllardaki İngiltere ve Avrupa kadın hareketinin durumunu anlatan bir kitaptır.
            Ekim 1928’ de bir toplantıdaki iki bildiriden yola çıkılarak bildirinin birisi oldukça uzun olmasından dolayı kısmen düzenlenerek “kendine Ait Bir Oda” kitabı ortaya çıkarılmış ve 1929’da yayınlanmıştır.
            Kadınların ve kadın haklarıyla ilgili olan konulara, özellikle yazım alanına değinerek,  yazım alanında kadınların neden olamadığı konusu ağırlıkta olmakla birlikte kadının ve yazma eyleminin erkek egemenliği altında olmasının etkilerini ortaya koymaktadır. Kadınların bu konudaki çabalarını değerlendirmektedir.
            Aslına bakılırsa Virginia Woolf’un bahsettiği konular hala günümüzde de varlığını hissettiren konular olmaya devam etmektedir.   Bu tür klasiklerde söz konusu olan durumlar, genellikle tek bir ülkede değil değişik zaman içinde başka ülkelerde de söz konusu olan durumlardır.

Salı, Mayıs 29, 2018

Sende Ne var, ne yok sende?

umut

Sende Ne var, ne yok sende?

Kahve yapıyordum
Kendime
Geçenlerde,
Aklıma çakılıverdi de
Kafa yordum üstünde
Epeyce bir süre;
Merak edeceksin şimdi,
Değil mi,
Sen de?

Bir Gün

Bir Gün Olur da!

Hiç içim sızlamıyor
Bütün yaptıklarıma,
Katlandıklarıma,
Öldüğüme
Uğruna

Pazartesi, Mayıs 28, 2018

Teres

Teres

Hep
Bir şeyler arıyorum
Bazen
Bilmeden
Ne aradığımı.

Ah Kıyamam!

"Ne diyecek acaba?"

Ah Kıyamam!

Hani olur ya
Bazen;
Boğazına düğümlenir de
Boğarcasına
Bir şey,
Söyleyemezsin;
İçinden geçenleri.
Aklın uçuverecekmiş gibi gelir
O an da

Pazar, Mayıs 27, 2018

Kitap-Badem Ağacı

OKUDUM

                 
"Badem Ağacı"

BADEM AĞACI


                            Yazar: MICHELLE COHEN CORASANTI
                        Çeviri: İrem SAĞLAMER
                        Türü: Roman
                        Yayıncı: PegasusYayıncılık
                        Baskı: Nisan 2015
Sayfa sayısı: 384
Filistin’de yaşayan bir ailenin dramının anlatıldığı bu roman, okuyucusunu oldukça etkiliyor ve Filistin konusunda düşünmeye ve empati yapmaya itiyor istenilse de istenilmese de.

Yerli-Milli(!)

yat

Yılan Derisi Kaplı

Vardır katları,
Yatları;
Yatakta avratları,
El çantası gibi
Her biri;
Yılan derisi kaplı.

Cumartesi, Mayıs 26, 2018

Ayak!

Ayaklar

Ayak Ne Abi?

Arkası yerli,
Önü milli,
Kafası afili;
Dört çekerli cipi,

Kitap-Yüzyılın Kitabı

OKUDUM

                              

YÜZYILIN KİTABI-YÜZYILIN LİDERİ

Cuma, Mayıs 25, 2018

Hani Olur ya!

"Ayakta uyuyanlar"

Hani Olur ya!

Yatmak mı?
Yumuşacık,
Sıcacık
Yatakta?
Dokunuyor bana.

Eyy Mutluluk!

"Eyy mutluluk"

Eyy Mutluluk!

Artık,
Ne sabrım kaldı,
Ne de takatim;
Eyy mutluluk!

Nazlı Kız

"Nazlı Kız"

Nazlı Kız

            “Bu benim babam!” dedi, gözlerinin içi gülüyordu iki eliyle narin bir nesne tutar gibi çerçeveli bir resmi tutuyordu önümde Nazlı Kız.
            Nazlı kız dediğime bakmayın iki çocuk anası koskocaman bir kadın o, yüreği koskocaman.  Ama anasının nazlı kızı hala, ilk göz ağrısı.
            Gözlerime bakarken “Babam…”  dedi, durakladı öylece, derin bir nefes aldı…  “yirmi bir yaşında çekilmiş bu fotoğraf, arkasından da intihar etmiş yirmi iki yaşındayken. Ben daha çocuktum o zamanlar. İki kız kardeşim daha vardı benden küçüktüler.
            “Anam sarıp sarmalamıştı hepimizi gurbette. Topraklarımızdan çoktan kopmuşuz, göçmüşler durmadan. En son durak burası oldu bize.” Gözleri parlıyordu ağlamaklı. İçim burkuldu bir an, hissettiğim acizlik duygusundan.
            Anası “Nazlı Kız” derdi ona, cevvaldi, tuttuğunu koparandı, çelimsiz, kara kuru zayıfça olmasına rağmen kendinden büyük işlerin altından kalkmasını bilirdi her zaman. Ana gözü görmez mi hiç, görüyordu her birini. Arada bazen küserdi de “Nazlı Kızım benim” der sarılıverirdi anası gözlerini puslu gördüğü zaman.

Perşembe, Mayıs 24, 2018

Katır Tepesiceler

Katır Tepesiceler

Nasıl bırakıp da giderim arkamda?
Bu kadar gözü yaşlı,
Gönlü yaslı varken
Memleketimde;

Çarşamba, Mayıs 23, 2018

Doğa Ana, El Salladı

"Doğa Ana"

Doğa Ana, El Salladı; Buruktu

Epeyce uzun bir saat uyumuş gibi sersemim şu an, kahvaltı bile yaptığım halde. Çayımı mutfaktan alıp geldim yanıma çalışma odasına. Çayımı yudumlarken baş dönmesi arasında düşünüyorum da yazıp yazmamayı. Yazmak daha iyi olur diye geçerken aklımın bir ucundan, diğer ucundan da yazma, kime ne senden diyordu. Her ikisi de bağırıyordu kıçını başını yırta yırta.

Salı, Mayıs 22, 2018

Havada Uçuşan Kelebekler

kelebek

Havada Uçuşan Kelebekler

                Ne zaman, “canım, hayatım, aşkım, bir tanem…” gibi kelimeler duysan istemeden de olsa bir refleksle dönüp bakarım suratlara, söyleyen ve söyletene özellikle.
            Ne kadar da yapmacık olur bazen, kuru kuruya söylenebiliyormuş demek ki diye geçiririm içimden. Kendimi cesaretlendirmeye yarar böyle bir durum istemesem de. Baksana herkes söylüyor da sen neden söyleyemiyorsun olur olmadık durum ve yerlerde. Sevinir hiç olmazsa, nereden bilecek kuruluğunu, yaşlığını kelimenin. Yaratırsın suni bir atmosfer fırlatıverirsin iki dudağının arasından olur biter. Hepsi bu işte.
            Olmuyor ya, olmuyor. Kendimden utanmaya başlıyorum bir an sonra ya farkına varırsa diye düşününce saygısızlık yaptığımı, kendisini kandırdığımı düşünürüm vazgeçerim düşündüklerimden.

Sahibinden, Kelepir

kelepir
Sahibinden -Kelepir- Satılık İlanı(!)

Dayanamadım ısrarlara,
Kırılmasınlar diye
Çıkardım ilana.
Dikkat!
Sahibinden satılıktır.
Kelepir,

Kadın

Kadın

Kadındı
Kandırıldı
Yıllarca

Pazartesi, Mayıs 21, 2018

Aldırma!

"Aldırma"
Aldırma, Hangi Akşam Çıkmadı Sabaha!

Gecelere, ne desem olmuyor,
Anlamıyor,
Her zaman bildiğini yazıyor,
Okuyor.

Pazar, Mayıs 20, 2018

Asi

"Ana ceylan ve yavrusu"
Asi

Avlamıştı avcı
Ana ceylanı
Yerde yatıyordu
Akıyordu kanı
Ve
Gözyaşları;

Yaşam!

"Yaşam"

Umutsuz Yaşam

Bazen anlamsızlaşıyor her şey,
Gün,
Bin güne bedel geliyor;

Ebenin Ayranı Değil Meret

Ayran
Ayıp

Ben sarhoş olmam rakı içerken;
Yanımda dost varsa,

Cumartesi, Mayıs 19, 2018

Aşılması Gereken Okyanuslar

Her insanın, aşması gereken okyanusları vardır.
"Okyanusta bir dalga"

                Bir film izlerken duymuştum “Her insanın, aşması gereken okyanusları vardır.” Demişti tutkularının ardından koşan genç bir kız. Havacılıktı tutkusu, yani uçmak. Başka hiç kimsenin yapamadığı uçuşları yapmıştı 1928-30’lu yıllardan sonra ve nihayet okyanusu geçip dünya tutu yapmak istemişti ve dünya turu esnasında kaybolmuştu ve bir daha bulunamamıştı.

Cuma, Mayıs 18, 2018

Seni çoook, çok seviyorum

Seni çoook, çok seviyorum, salak, malak beynim.

               
"Beynin gelişimi"
Bazen salak malak diyorum ama galiba ben beynimi seviyorum salak malak da olsa; oldukça iyi çalışıyormuş da ben farkında değilmişim meğer. Kafasına yatmayanı da evirip çevirip duruyor sürekli taa ki bir temele oturtuncaya kadar.
                Eğer sağlam, adam gibi bir temel bulamazsa o da adam gibi sağlam bir temel bulmak için ne varsa elde avuçta durmadan ince eleyip sık dokuyarak veya birini bir yerden alıp başka bir yere koyarak değiş tokuşlarla uğraşarak ne yapı edip işi hallediyor ve adam gibi sağlam bir temel kuruyor sonuçta.  İşte o zaman önce o “tamam bu iş” narasını patlatıyor arkasından da ben. Sanki benim marifetimmiş gibi. Olsun canım ne de olsa tepemde taşıyorum o kadar olmasın mı yani?

Akşam Karanlığı

"Akşam karanlığı"

Akşam Karanlığı

Zurnanın zırtladığı yer orası,
Yani
Akşam karanlığı;

Müzmin Hayran

Bahar

Müzmin Hayran

Bu gün açtım odamın penceresini
Havalansın diye,

Perşembe, Mayıs 17, 2018

Mahkûm

"Nikah masası"

Mahkûm

Allı pullu bir masa
Ortada,
Etrafında insanlar;
Bir başta hâkim,
Yan yana
İki kişi,
Biri erkek diğeri dişi,

Pişmanlık

kelebek
Pişmanlık; neredeyse her nefes bile pişmanlık.

                Tuvalete gittim küçük su dökmek için, bir zamanlar yaptıklarımdan pişmanlık duyduğumu hissettim. “neden?” diye sordum kendime. Cevabım mı ne oldu? Gayet basitti, kendimden tiksintiye benzer bir duyguyla birlikte “hastaymışım, hem de çok. Rahatsızmışım…” oldu.

Çarşamba, Mayıs 16, 2018

Kayıpların Sınırı

"Sınırlar"

Kayıpların Sınırı

               İnsanın kaybetme sınırı nereye kadardır? Kayıptan ne anlaşılır? Neleri kaybetmeye hazırdır? …
Bir sürü soru sıralanabilir öyle değil mi?  Herkes farklı farklı cevaplar verebilir elbette. Bası insanların sınırları daha geniştir, bazılarının daha kısıtlı veya bazı insanlar kaybetmeye hiç yanaşmaz.

Salı, Mayıs 15, 2018

Bakarkör

"Üç Maymun"

Bakarkör

Bu mızrak sığmaz çuvala,
Minareyi çalan
İhtiyaç duyar kılıfa
Akıl gerek
Minareye kılıf uydurmaya;

Her Kazanç Bir Kaybediştir

"Doğa Ana"
Her Kazanç, Bir Kaybediştir

         Her adım, her karar ceza ve ödül üzerine kurulmaz mı? Bazen kaybeder bazen kazanır insanlar. Bazen de sanki her zaman kaybediyor veya kazanıyor gibi davranmaya ve göstermeye meyilli olmuyorlar mı?
            Her kaybedenin karşısında bir kazanan vardır mutlaka yoksa sürüp gidemez zaten bu yaşam. Doğanın dengesi kaybetmek ve kazanmak üzerine kurulu. Bazen kaybedişler çok ağır bedeller de ödetir insanlara. En ağır bedel ölümmüş gibi algılanır nedense, hâlbuki ben tersini düşünürüm çocukluğumdan beri.  Bu durumum ölüme meyillilikten değil tam tersine yaşama tutunuş olarak bakarım.

Pazartesi, Mayıs 14, 2018

İçten Gelen Sesler-1-Kimsin Sen?

İçten Gelen Sesler-1

"Kimsin Sen?"

"Kimsin Sen?"

                İnsanı dışı sussa bile içi neden hiç susmaz? Durmadan vır vır, vır vır da vır vır eder durur hep kendi bildiğine. Ne zaman ne yapacağı, neyi nereden çıkaracağı belli olmuyor hiç. İnsanın içindeki fırtınalar neden her an değişir durur, bazen yağmur, bazen kar, bazen bahar…  falan derken insanı kılıktan kılığa sokar?
                Neden cevaplanamayan sorular varmış gibi olur, hâlbuki tüm sorulara cevap vardır ağızda ve kafanın içinde. Gerçek mi değil mi, düşünmek zorunda kalır insan bazen. Bazen ne yaptığını, ne yapacağını bilmez halde kalırsın, elden ayaktan düşersin. Bu düşüş hiçbir düşüşe benzemez, hiçbir yerin soyulup, sıyrılmaz ama oluk oluk kan akıyormuşçasına kansız kalıp can kesilir bedeninde. Bir an bile olsa karar verip bir şey yapmak istersin bir elektrik çarpması olur sanki ve bir anda da hiçbir neden yokken olduğun yerde birden yön değiştirir fırtına. Anlaşılır gibi değildir bu duygular. Anlarsın, her şey kontrolünde sanırsın ama hiçbir şeyi kontrol edemediğini anlarsın aynı anda.

Kadın-2-Ayşe İstemeye Gelecek

"Ayşe'yi bekliyorum"

“Anne, Ayşe Beni İstemeye Gelecek”

Anasının o iri vücudu olduğu gibi önünde duruyordu işte. Yüzüyse tombul, tombul, kendisine bakıyordu, gözleri yumulu olsa da. Bir eliyle yavaş yavaş saçlarının üstünde gezinirken  “şap, şap” diye iki öpücük kondurunca yanaklarına anasının: “kandırdım, kandırdııım!” diyerek yerinde hoplamaya başlayınca anası durumu anlamakta biraz geç kalmıştı korkusunu yenemediği için.
                Kucakladı küçük oğlunu ve öptü iki yanağından da. “tereyağı gibi kokuyorsun sende, önce bir iş vereceğim sana, o işi yaptıktan sonra sınavı geçersen dooooğru banyoya, anlaştık mı?”
                “anlaştık, anlaştık. Ben her zaman geçerim sınavları, büyüyünce de geçeceğim. Hiç kuşkun olmasın senin, güzel annem benim. Hadi söyle o zaman.”
                “önce şu kırılanları temizleyeceksin elektrik süpürgesiyle. Ben çalıştırıvereceğim. Bitirdiğinde bana sesleneceksin bakacağım. Dur dur önce ayaklarına kalın bir terlik geçir bakalım, ayağına batmasın kırıklar.”

Pazar, Mayıs 13, 2018

Kadın-1-Kadın?

"Kadın"

Kadın?

                Mutfakta dibi tutmuş derin yemek tenceresini ovarken tel fırçayla, kendisi başka yerlerde geziyordu adeta. Elleri hareket ettikçe kafasının içinden geçenlere aldırış etmek istemediği halde bir türlü alamıyordu kendini onlardan.
                Nereden aklına düşüyorlardı bir türlü onu da bilemeden hırsını tencereden alırcasına bastırıyor, bastırıyor, bastırıyordu olanca gücüyle. Tencerenin dibi pırıl pırıl olsa da çizilmelerden, gözleri görmüyordu sanki.
                “Kadın ölümdür, zehirdir, panzehirdir; candır, canandır; can alır, can verir…” sıralanmaya devam etti.

Ayna

"Aynaya yansıyan"

Ayna

Geçeceksin
Aynanın karşısına
Önce,
Bakacaksın yüzüne
Dikkatlice;

Jeton Kıstı mı?

"Umut'un rengi var"

Jeton Kıstı mı?

“Umut’un rengi var”
Demiştin
Bana;
Hatırlarsan;

Vay Canına!

"Yürek"

Vay Canına!

Anladım ki:
Çok acı çekenlerin yüreği
Eskiz kâğıdı kadar şeffaf

Cumartesi, Mayıs 12, 2018

Cuma, Mayıs 11, 2018

Kilim Torba

"Kilim torba"

Kilim Torba

Sevinç, neşe
Girdi çuvala;
Çıkmıyorlar bir türlü
Ortaya;

Sen Söyle!

 
Dağlar
Hah Şöyle!

Cennet?
Cehennem mi?
Sen yoksan yanımda
Ne fark eder ki?
Ha öyle,
Ha böyle;
Yanmıyor muyum?
Sen söyle!

Kaşık-65-Adalete Teslim Edilecek Çocuklar

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
Patika
BÖLÜM-65-
Otuz Çocuk Adalete Teslim Edilecek
            Komutan öğretmenin yanından gelinceye kadar beklediler tek sıra halinde, ayakta. Gidecekleri yol oldukça uzundu. En yakın adaletin eli, Nahiye’ de ve oraya gideceklerdi.
            Çocuklarının arkasından boyunları buruk bakakaldı ana ve babaları, birbirlerine bakarak. Herkesin suratında şaşkınlık vardı, neler olduğunu tam olarak anlayamayan köylüler vardı hala. Bir türlü inanmak istememişlerdi böyle bir olaya.

Bir Sen Eksiksin!

"Umut ektim"

Bir Sen Eksiksin!

Sigaram da var
Çayım da,
Ekmek dersen
O da,

Perşembe, Mayıs 10, 2018

Ortak Öykümüz- Yeni Bölüm

"Öykü yazıyoruz"

Ortak Öykümüz (Mim) Yeni Bölüm

Ben Sana Çok Yakınım!

"Aslanım benim"

Ben Sana Çok Yakınım!

Hani, günün sonunda
Arınıp
Tüm telaşlarından,
Başını yastığa koymak istersin ya!
Uyku mahmurluğu içinde,
Kapatıp gözlerini
Dalarsın hayallere,

Çarşamba, Mayıs 09, 2018

Tamam!

"Tamam"
Tamam

Anladım ki,
Bir tek şey istiyorum;
Şu memlekette:
Elimi, kolumu sallaya sallaya dolaşmak,
Sokaklarında;
Korkusuzca.

Kal Sevgiyle!

"Kal sevgiyle"

Kal Sevgiyle!

Nice yoklarım düştü elime;
Hiç biri de zarar veremedi,
Ne gönlüme,
Ne de dilime
Hatta
Gözlerime;