Cumartesi, Aralık 16, 2017

Pazar Gözlemim-33-2-Tavus Kuşunun Kabarması

                 
"Tavus Kuşu'nun kabarması"
      Geçtim bilgisayarın başına; işte gördüğünüz gibi.
                İnsanlar etten kemikten ibaret hepsi de; ha bir kilo eksik ha beş kilo fazla, ne fark eder ki? Bu kadar farklılıkları nereden geliyor peki, kılık kıyafete bürününce her biri; farklı farklı oluyorlar birbirlerinden.
         Kimisi allı pullu, kimisi zavallı, kimisi hırpani, kimisi cellat, kimisi hırsız, kimisi cani, canavar, yalancı, riyakâr, iki yüzlü… saymakla bitmeyecek kadar çok çeşitlilik var galiba.
          Neden bu çeşitlilik mi diye sormak gerek acaba, yoksa nasıl oluyor? Diye mi sormak lazım bilemedim bir an.

Pazar Gözlemim-33-1-Bol Köpüklü Kahve

               
Kahve
            Öyle çok canım istedi ki, dayanamadım sonunda, kalktım oturduğum yerden; gidip bir kahve -Türk kahvesi- yaptım kendime, kendi ellerimle; tadı başka oluyor insanın kendi yaptıklarının.
                Köpüğü de bol oldu bu sefer nedense, çoğu seferinde böyle bol köpüklü olmazdı benim yaptığım kahveler. Suyun içinde bir şeyler eksik ya da fazlaydı anlayamadım. Her zamanki musluktan aldım halbuki suyu. Cezvem her zamanki bakır cezvem, kahvem desen her zamanki kahveciden aldığım kahve.
        Belki bir şey değişik olabilir diyecektim ki, kaşık vardı aklımda o da eskilerden kullandığım kaşıklardan birisi. Şeker mi? Onu da karar koydum ama şekerciyi bilmiyorum tabii ki ama kesin bir şeyi farklı bu kahvenin!

Cuma, Aralık 15, 2017

Sohbetleşe, Sohbetleşe Evlat!

             
"Koyun ve Kuzuları"
  “Sıkma canını evlat, eceline susayan köpek cami duvarına siyermiş; meşhur olmak isteyen de ebizemzem kuyusuna işemiş” göründüğü gibi Roma’ya çıkıyor her yolun sonu.
            Senin yaşın daha küçük, bilmezsin bunları; duydun mu hiç önceden? Böyle aval aval baktığına göre duymamışsın demektir, belki de anlayamadın da. Mecaz, mecaz bunlar, be evlat mecaz.
            Hem bilir misin, mecaz’ı bizim kadar kullanan başka bir kültür yoktur belki de öylesine diyorum bu sözü. Kalkıp gidip araştırdığım falan yok ama şööööyle bakınca taaa gerilere doğru; zulüm çok kol gezmiş bu topraklarda evlat, çoook.
            Bu topraklar acıyla, kanla yoğrulmuş, anaların yoğurduğu hamurlarda bile kini nefreti acıyı, kederi sevgiyle yoğurmuşlar da hiç acısını hissetmemiş kimsecikler.

İnsan ve Hayvan

             
"Sirk Hayvanları"
       Klasik bir soru, “hayvanlarla aramızdaki fark nedir?” 
    Cevabını yapıştırırız hemen “İnsanlar akıllıdır” diye.
            Sirk hayvanlarıyla aramızdaki fark veya benzerlik nedir? Diye bir soran olursa vereceğimiz cevap neler olur acaba. Yadırgar mıyız yoksa; bu ne saçma bir soru? Diye
            İnsanın akıllı olduğu ne derece geçerli acaba? gerçekten akıllı mı, yoksa hayvanlara göre biraz daha gelişmişlik mi söz konusu?                  Biraz demek bazıları için doğru olmayan bir ifade elbette, çoook daha fazla gelişmiş demek daha doğru olacak anlaşılan.
            Evet hayvanlarla hem benzerliklerimiz hem de farklılıklarımız var bu açık. Bence en önemli farkımız hayvanların paraya kıymet vermemesi ve insanların paraya gereğinden fazla kıymet vermesi. İşte bütün mesele bu bence.

Perşembe, Aralık 14, 2017

Tek Gerçek, Yalan

           
"Leyla ve Mecnun"
Yalan, her şey yalan; anlatılan yaşanmışlıklar yalan, anlatılanlar yalan, tek gerçek var o da yaşanmışlık, yaşamak. 

              Doğru ne zaman anlatılabilir, anlatılmak istenirse elbette. Anlatmak istemek için de bir soran olması gerek, olması gerek; meraktan değil, isteyerek sorması gerek ne olup bittiğini anlamak için.
            Sormaya bile ihtiyaç kalmaz bazen, şöyle sımsıcak, tüm benliğiyle sarılması bile içten bir boşalmanın nedenidir çoğu zaman. Akmaya başlar başlar hava soğuktan sıcağa doğru. Nasıl olur hani, sıcak hava yükselir, soğuk hava aşağıda kalır yoğunluğundan dolayı ya, aynen öyle işte sıcak hava çözülmesine neden olur gönüldeki soğukluğa ve gönülden gönüle -sıcaktan soğuğa- akmaya başlar. Aktıkça soğuk hava yerini sıcak havaya bırakır.
            Konuşmak gevezeliktir bu hallerde, fayda yerine zarar verir, bazen havanın daha da soğumasına yol açar; bilir bilmez konuşulduğunda ters tepki oluşur gönül dağında. Dağların tepelerinde her zaman kar, buz olur daima.

Söz ve Yaşam Benzerliği

"İlham Perisi"
               Benim ilham perileri de gececi galiba, tam yastığa başımı koyuyorum geliyorlar bir şeyler fısıldıyorlar kulağıma ve arkasından gidiyorlar nereye gidiyorlarsa. Arada bir yoklayıp duruyorlar da bir şey yapıyor muyum diye. Baktılar ki bir şey yapmıyorsam birkaç şey daha fısıldıyorlar bir daha gidiyorlar.
Derken akla karayı seçiyorum tabii ki ben de sabahın körü oluyor pösteki sayarken. Aklımda bir sürü konu ve kelimeler, cümleler, harfler, rakamlar derken ezan okunmaya başlıyor arkasından da ortalık aydınlanmaya başlayınca uyu uyuyabilirsen artık. İnsanlar ayaklanmaya başlıyorlar paldır küldür. Ortalıkta bir trafik uğultusu; günün cafcafı başlıyor başkaları için, benimse heyheylerim geliyor uykusuzluk ve sinir gerginliğinden.
            Bu gece kulağıma fısıldanan şey: her şeyin bugüne kadar söylenmiş olduğu ve söylenecek sözün kalmamış olduğu; söylenenler ise hep söylenmişlerin aynısı tıpkı yaşananların ve yaşanacakların da daha önceden yaşanmış olduğu gibi. Kelimelerden oluşan cümleler ile yaşanan hayatlar birbirine benzerdir; daha öncekilerin tekrarından ibarettir her ikisi de.
            Size tercüme edivereyim ilham perilerimin söylemek istediklerini. 

Ben neden Blog Yazıyorum?

Blog Yazmak
 Ne olacak Sonu?

                Ben kaşınınca bir şeyleri karıştırırım bazen. Yine öyle oldu bu aralar ve kaşınmaya başladım. Kaşınırken de bitkin düşüyorum tırnaklarım kısa kesimli olduğundan dolayı, kaşınma tam geçmiyor kısa tırnaklarla. Bu yüzden hani şu ahşaptan olan kaşıma aleti yok mu işte ondan lazım olduğunu düşünmeye başladım.
                Blog: adı üstünde günlük, öyle değil mi? Günlük bir şeyler yazıyor insanlar. Ne isterse yazar elbette, kimseyi de çok fazla ilgilendiren bir durum olmadığını düşünüyorum, bazen saçmalayabilme hakkı da vardır üstelik.

Çarşamba, Aralık 13, 2017

Yetişkin ve Çocuk-4-Kavga mı Yapacak?

"Yaşasııııın köfteler!"
“Ayakta kalmayın beyefendi, buyurun oturun. Ben de sizinle konuşmak istiyordum. İyi oldu tesadüf etmemiz. 
Gece öğrendim olayı ve üzgünüm, inanın buna. Benim şimdilik oğlunuzla görüşmem pek hoş olmayacak ancak sizden özür dileyerek oğlunuzdan da özür dilediğimi söyler misiniz lütfen kendisine? 
Ben öğretmenim hem de yılların öğretmeni ama farkına varamadım anlaşılan ve anlatılanları duyunca şok yaşadım tekrar gözden geçirdim bazı davranışlarını. Anlaşılan oğlum rahatsız, yarından tezi yok araştırıp bulacağım nedenini. İzin aldım okulundan da bir hafta için.”

Yetişkin ve Çocuk-3-Ana ve Babanın Şaşkınlığı

Önceki bölümler:

1. bölüme ulaşmak için tıklayınız
2. bölüme ulaşmak için tıklayınız
Oğullarının anlatmasından oldukça rahatsız olan anne ve baba çocuklarına ne diyeceklerini bilememenin şaşkınlığı içinde aptallaşmış halleriyle çocuğun gözlerine bakıyorlardı. Durumlarını gören çocuk onların gözlerine bakmaya başladı ne düşündüklerini kestirebilmek için.
Anası yerinden aşağı kayıp oğluna sımsıcak sarıldı “ah yavrum benim ah! Haksızlığa dayanamadın değil mi?..” biraz daha rahatlamıştı çocuk ama babasının da gelip annesiyle birlikte kendisine sarılması daha da rahatlattı kendisini. “Oğlum benim, canım oğlum. 
Dürüstlük böyle bir şey işte, bazen işler açabiliyor insanın başına, hiç düşünmediği şekilde karşısına çıkıyor insanın bazı kişiler ve hiç beklenmeyen yanlış şeyler yaparak kendisine de başkalarına da zararlar verebiliyor; kimse engel olamıyor buna hatta sen gibi iyilik yaptığı halde zarar bile görebiliyor yavrum. 

Salı, Aralık 12, 2017

Yetişkin ve Çocuk-2-Çocuğun Yaşadığı

"Okulda yaşadıklarını anlattı"

1. Bölüme ulaşmak için tıklayınız,

Kendisine bakan annesi ve babasının gözlerine baktığında çok aciz göründüklerini fark etti çocuk. Üzüldü, bu duruma kendisinin sebep olduğunu düşününce.
Yerinden kalkıp annesi ve babasının yanına gelerek yere oturdu ikisinin ortasına. Tedirginlikleri artmasıyla birlikte daha rahat görünüyorlardı mesele çözülecek diye.
“Anne, baba bugün bir olay yaşadık okulda. Ben haklıyken haksız duruma düşürüldüm ve öğretmenime ve müdürümüze anlatamadım durumu, daha doğrusu benim anlattıklarıma inanmadılar.

Yetişkin ve Çocuk-1-Çocukluk hassasiyeti

               
"Çocuklar"
            Türkiye’de yaşanan olaylar çoğuna göre siyasi görülebilir, hatta daha da ileri gidip başarı olarak da görülebilir. Burada bunların eğriliğini doğruluğunu tartışmak istemiyorum ama görülmesi gereken iki geri, bir ileri adım atıldığının görülmesi asıl amacım.

Mektup-18-Tereyağını Böyle Yersen

"Tulukta tereyağı"

Dede ve Arkadaşlarının Çaldıkları Tereyağının Marifeti

                Cemheri’ciğim sen hatırlarsın o nineyi; az inek otlatmadık birlikte. Hatırlıyor musun, hani birisinde bizim katık kalmamıştı da onda da ekmek yokmuş ama domates varmış bir tane. O da küçücük bir şeydi. Ekmekleri torbaların üzerine serip domatesin suyunu damlatmıştı önce arkasından domatesi sürmeye başladı, en sonunda da bir şey kalmamıştı elinde domates namına. Nasıl da tatlıydı o ekmekler hatırlamışsındır umarım. İşte o nine.
                Dedeyi kesin hatırlarsın zaten; şu kurtuluş savaşına katıldığı halde üç günlük kaçaklığı çıkmasından dolayı maaş bağlanmayan dede yahu. Tarih derslerine gelirdi de muşu, yemeni falan anlatırdı ya.

Pazartesi, Aralık 11, 2017

Bu Çağdaş Kölelik

"Çağdaş köle"

Kölelik mi?

                Köleler ne yapıyordu? Nasıl yaşıyorlardı? Nasıl alınıp satılıyorlardı? Kölelik aileden çocuğa geçiyordu öyle değil mi? Eskilerden bahsediyorum…
                Nasıl mı sorular, nereden mi çıktılar? İşte öylesine sorular, hem de öylesine; öyle ki tıpkı bizi sizi tarifleyen sorular. Alınmayın canım hemen. Kölelik mi kaldı, hangi asırda yaşıyoruz canım. Millet uzaya gidiyor bense kölelikten bahsediyorum bu zamanda. Ne hoş! Ne hoş mu yoksa nahoş mu demek lazım acaba? evet bence na-hoş hatta nah-hoş(!)
                Bir söz söylerler hani; "insanın akılsızı doktordoktorun akılsızı cerrah, cerrahın akılsızı beyin cerrahı olur." mu, ya da buna benzer bir şeydi işte. Galiba insanların köle olanlarından bazıları da yazıp, çizip, gevezelik edip duruyorlar. Aslına bakılırsa yaptıkları hiçbir şey yok köleleri aydırmaya çalışmaktan başka. “Ya ne uğraşıyorsun canım bırak, bir tekme de sen vur kıçına koştursun dursun yahu!” diyenler oldu akan zaman içinde ama kıçına vurulsa da ümüğü sıkılsa da ayılmadı bu koyun sürüsü köleler. Aymazlar velhasıl, bir kemik gördüler mi arkasından koşarlar ağızlarının suyunu akıta akıta, nereye gittiğini de bilmeden.

Pazar Gözlemim-32-Türkiye Analizi ve İç Savaş Sinyalleri

               
"Ortadoğu-İsrail ve Arap Ülkeleri"
         Mutsuzum, maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacım yok, ihtiyaç da hissetmiyorum ama mutsuzum! 
     Bu havayı teneffüs etmek mutsuz ediyor beni. Yetmiş seksen yıldır adım adım bu günleri hazırladığımızı açık seçik görmek mutsuz etti beni. 
       Bu zamana gelişe benim de katkım var elbette. Sesimi kendi çapımda çıkardım, bireysel olarak desteklemedim hiçbir şekilde ama mücadele de ettiğim pek söylenemez. Yani mücadele edenlere katkı veremedim, kendi özelimi bahane ettim kendi kendime.

Mektup-17-Apış Arasına Kedi Giren Nine Ne Yaptı?

"Yaramaz Kedi"
               Biliyor musun o gece ben de gitmiştim o ninenin evine herkesle birlikte, o çocuk halimle. Sabaha yakın bir zamandı, havalar çok sıcak ve içerilerde yatılmıyor, herkes dışarıda damların üstünde yatıyordu, üstüne örtü falan da alınmazdı çoğu zaman.
                Bağırtı, çığırtı koptu birden ve herkes uyandı çevrede. Biz de damın üstünde yatıyorduk, babam kalkmış önce arkasından anam derken uyandık hepimiz. Babam koşturmaya başlayınca telaşla ben de çocukça merakla koştum babam ve anamın arkasından ama neden koştuğumu da bilmiyordum.
                Biliyorsun evleri bize yakın, vardık ki dede ve nine ağız dalaşındalar. Altı mı yedi mi çocukları var ve hepsi de neredeyse 40-50 yaşlarının üstündeler ve torun torba sahibiler. Zaten çocuklarının ve torunlarının gelmesiyle mahşer yerine döndü ortalık.

Pazar, Aralık 10, 2017

Mektup-16-Eşeğin Keyfine Diyecek Yok

"Keyifli Eşek"

Eşeğin Keyfi

                Geldik Şebelek Amcamın yanına ve sen kayıp indin eşeğin sırtından. Eşek kafasını çevirip bakmıştı Şebelek amcama ve başlamıştı anırmaya tekrar.
        Kafasını yukarıya kaldırıp olanca neşesiyle anırması da bir başkaydı hani.
                Eşek dalga geçiyordu sanki Şebelek amcayla.  Kim bilir belki de onun bize dediklerini tekrarlıyordu o anda eşek “AAAA deyip ağzını yum Şebelek, AAAA deyip ağzını yum Şebelek.”

Cumartesi, Aralık 09, 2017

Mektup-15-Şebelek Amca Ne Dedi?

"Yuvarlanan semer"
Şebelek Amca Yuvarlandı

                İşte o gün yine tırmanırken o yokuşu, “Aaa deyip ağzınızı yumun çocuklar, aaa deyip ağzınızı yumun çocuklar” derken eşeğin semeri üstünde.
               Eşeğin semeri de eşeğin kıçına doğru kaydıkça dik rampayı çıkarken sesi daha da gür çıkmaya başlamıştı “AAA deyip ağzınızı yumun çocuklar” hızlı hızlı tekrarlamaya başlamıştı belli bir tempoyla.
           Biz gülüyorduk durmadan onun eşek üstündeki hareketlerine.
           İnmeye çalışıyor inemiyor, semer düşmek üzere eşeğin kıçından, semerle birlikte kendisi de kayıyordu sürekli ve bir anda bağırırken sesi karışık çıkmaya başladı semerle birlikte aşağı yuvarlanırken. O önden semer arkasından, bir süre sonra semer öne geçti; semer önden o arkadan yuvarlanarak dereye kadar indiler ama ağzı hala laf yapıyordu anlaşılır anlaşılmaz şeyler çıkıyor gibiydi.

Cuma, Aralık 08, 2017

Mektup-14-Tarihi Mektup

       Sevgili kardeşim Cemheri,

                Bu mektubun tarihi vesika yahu, buram buram tarih kokuyor; bizim tarihimiz yani.
Eşek ve Semer"
          Galiba bazı taşlar yerine oturmaya başladı bende, senin abiliğin ve isimlerin verilişinden sonra.
                Babam başıma kakıp duruyordu iki de bir “senin ceremeni ödedim, ne kadar pahalıya patladın biliyor musun sen bana, bir yıllık mahsulüm gitti velet?” deyip duruyordu her sıkıştığında. Benim yüzümden ceza ödemiş. Anladım şimdi ne cezası ödediğini.
                Adıma da küfürler salladığı olmuştu ama fazla önemsememiştim. Onun da nedenini çözdüm şimdi.

Kaşık-32-Fatma’nın TV. Keyfi

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-32

Fatma’nın TV.  Keyfi.

KAŞIK

        Geçen zamanı fark etmiyordu Fatma, televizyondaki diziye kaptırdı kendini. Bu kadar sakin ve keyifli izlememişti hiç, sinema salonu kapatmış da film seyrediyordu tek başına sanki. Ayaklarını da uzatıp sehpanın üzerine, arkasına yaslanıp ellerini de başının üstünde kenetlemiş halde tadını çıkarmaya çalışıyor akşamın. Esnemeye başladı bir süre sonra.  Uyuyup kaldı olduğu yerde.
            Uyku sersemiyle kıpramaya çalıştı, her yanı ağrıyor ayağa kalkmak zor geliyor, bir süre daha yerinde kalmaya karar veriyor başını arkaya yaslıyor tekrar. Günün sarhoşluğuna bir de uyku eklenince bir şey düşünemez halde yalnızca anını yaşama güdüsü hakimdi.

Perşembe, Aralık 07, 2017

Ah Bir Diplomam Olsa!

           “Vallahi, senin gibi diplomam olacak; neler yaparım neler, biliyor musun?”

"Piyano Ev"
              Bilmiyorum!” dedim sakince suratına, gözlerinin içine bakarak. Sanki orada değilmiş, benimle konuşan o değilmiş gibiydi hali; yüzünden, gözlerinden gördüklerimden öyle anlamıştım.
         “Bir taraftan onu düşünürken diğer taraftan da kendimi düşünmeye başladığımın farkına vardım, o hayallerinde yüzerken. İlk sorduğum soru kendime: ben salak mıyım? Oldu içimden. Ben neden yapamıyorum o zaman? Sorusunu daha tamamlamamıştım ki aklımda; olanlar oldu bana geldiler topluca ve yıllarımı dizdim gözlerimin önüne. Yıllarca kendime söylediğim sözler çınlamaya başladı kulaklarımda.

Kaşık-31-Fatma’nın Tedirginliği

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-31

Fatma’nın Tedirginliği

KAŞIK

        Hüsniye’den ayrılan Fatma adımlarını açabildiği kadar açarak hızlıca evinin yolunu tuttu, gören var mı diye de çevreyi çaktırmadan kolaçan eden bakışlarıyla. Arkalarından gelen Yusuf’u fark etmediler ikisi de. Kapıyı aceleyle açıp içeriye adım attığında rahatlamıştı. Zile basmamıştı kimsenin haberi olmasın diye. Ne de olsa yangın alarmı gibiydi zilleri yeri göğü çınlatıyordu.

Çarşamba, Aralık 06, 2017

Mim-Yeni Yıl’dan Beklentilerim Nelerdir?


"Yeni yılda ilk tıraş"
Sevgili Mücahit Doğan’dan güzel bir mim'leme daha, beni mimlediği için teşekkür ederek başlıyorum hemen yazmaya.

Mim: “Yeni Yıldan Beklentilerim Nelerdir?”

Ne olur ne olmaz, şimdiden kutlayayım herkesin yeni yılını. Yeni yılda tüm iyi niyetli insanların ve tüm diğer canlıların beklentileri gerçekleşsin dilerim.

Kaşık-30-Eve Geç Kalan Ana Kızın Telaşı

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-30

Hüsniye Hüsnü’ye Kızdı

"Zaman oldukça geç olmuştu"

KAŞIK

        Hüsniye ve Fatma birlikte yürürlerken etrafı da kolaçan ederek temkinli yürüyorlardı, bir gören olursa da bir bahane uyduracaklardı birlikte. “Yürü yürü, buralarda kimse olmaz bu saatte, biraz daha ileride daha dikkat ederiz” diyerek kolundan çekiştirdi Fatma’nın Hüsniye.
            Tam rampaya tırmandılar, kendi sokaklarına dönen dört yol ağzından hızla döndüler, sokaktaki hemen hemen tüm evlerde ışıklar yanıyordu sarı, beyaz, soluk renkleri vardı ışıkların. Zengin fakiri ayırmak kolay oluyordu. Zengin evlerinde ışıklar daha parlak ve canlı oluyordu, birkaç odada da aynı anda ışık açık oluyordu. Fakirlerdeyse tek bir ışık, o da soluk oluyordu her zaman. Fatma her zaman fark ederdi bu durumu gecelerde sokağa girdiği zamanlarda.

Salı, Aralık 05, 2017

Kaşık-29-Fatma'nın Taksi keyfi

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-29

TAKSİ KEYFİ

Taksi keyfi

KAŞIK

        “Bir de durakta bekleriz daha, çabuk ol kız aç bacaklarını kırıtma öyle arkamda” hızlı adımlarla durağa doğru yürüyen Hüsniye, arkasından gelen ses kesilince dönüp baktı arkasına. Kız dikilmiş kaldırımın ucuna yukarıya bakıyordu arabaların geldiği yöne.
            “Kız aklımı kaçırtma benim, ne halt ediyorsun sen orada?” diye el kol hareketleriyle kızgınlığını belli etmişti. Tek tük de olsa insanlar vardı cadde boyunda yürüyen, onlar duymasın diye de yavaş konuşmuştu. Fatma Hüsniye’nin dediklerinin hiçbirini de anlamadı, gelen taksiye işaret etti, kapıya yaklaştığında anasına bağırdı “ana kız, gelsene çabuk, acele et” dedi.

Pazartesi, Aralık 04, 2017

Pazar Gözlemim-31-Yol ve Yolsuzluk

               
"Rüşvet alan,sevilen insandır anlayışı"
Düşünmeden edemiyorum, nasıl bu hale gelebildik? diye. 

          Derdim siyasi bakmak değil meselelere, vicdani ve insani olarak bakıyorum kendimce. Madem insanım, öyleyse çevremde olup bitenle ilgilenmeliyim, görmeliyim diyorum kendimce; haklıyı haksızı ayırmam gerek kim olduğuna bakmadan. Yapabilir miyim? Bilmiyorum ama yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
                Dinli, dinsiz, renkli, renksiz, inanan inanmayan velhasıl niteliği ne olursa olsun insanım diyen herkes elinden gelenin en iyisini yapmak zorundadır bu dünyada. Güçlünün gücünü nereden aldığı bellidir her zaman, bazıları bileğinden bazıları da arkasındakilerden alır.

Pazar, Aralık 03, 2017

Yavuz Hırsız-Yavuz Hırsızın Fendi Ev Sahibini Yendi

Teknik

Yavuz Hırsızın Tekniği

                Olan oldu “getirin şunu” demesiyle komutanın. Birden bağırıp yırtınmaya başladı kollarını, bacaklarını, kalçasını açıp göstermeye başladı komutana. Etraftaki birkaç erkeği gelişi güzel göstererek “bunlar beni linç etmeye kalktılar, saldırdılar; bu eve sığınmaya çalıştım can havliyle, dövüyorlardı beni işte gördüğünüz morluklar bu yüzden, çok şaşkın olduğum için kendime gelip diyemedim size. Ancak aklım başıma geldi; şikayetçiyim hepsinden.” Demesiyle ortalıkta bir anda uğultu başladı arkasından da buz kesti.
                Jandarma komutanı baktı etrafına, kendisi de inanmıyordu ama morarmaları hafife alamazdı. “Ev sahibi adamı, kadını babamı, beni ve diğer erkek kim varsa doldurdular komşu köyün muhtarından çağırdıkları minibüse, doğruca karakola.
                Bizim çeç ortada kalakaldı, babam ne edip yapıp komutana derdini anlatmaya çalışıyordu ama mümkün olmadı bir türlü. Herkesin ifadesi alınıyor teker teker. Mahkemeye sevk edecekmiş. Gecenin yarısında nöbetçi mahkemeye çıktık hep beraber.

Yavuz Hırsız-Hırsız Vaaar!

Hırsız Vaaar!

                Yaz günü, köylünün çoğu tarlalarda yatıyor; kimisi harmanının yakılmasından, kimisi de çeçinin  -harman yerinde sapı, samanı ayıklanmış tahıl- çalınmasından korkuyorlar. Bizim tarla köye yakın ve en tehlikeli durumda hırsızlık bakımından; neredeyse ayak altı hırsızlar için.

Cumartesi, Aralık 02, 2017

Cuma, Aralık 01, 2017

Perşembe, Kasım 30, 2017

Blog’lardan-11-2017

               
Bloglardan
Böyle bir adım atmaktaki amacım: Çoğu arkadaşları taklit etmek değil tam tersine o arkadaşların yaptıklarının güzel bir çalışma olduğunu kabul ve takdir ettiğim için, blog yazarlarının birbirini tanımasına yönelik faydalar sağlayacağını düşünmemden dolayı zaman zaman bu tür bir listeyi aylık olarak ve ay sonunda yayınlamayı düşünüyorum.
                Gördüğüm kadarıyla belli sayıda blogger görünüyor ortalıkta. Gezinip aranmazsa yeni bloglar keşfedilemiyor, ancak bu tür yayınları sağlayan arkadaşların yayınlarında yakalayabiliyoruz yeni bloglardan bazılarını.
Blog seçimlerimde bir ayrım yok, zaman zaman dolaştığım ve ziyaret ettiğim sayfaları yayınlamayı düşündüm; eskilerden ve yenilerden. Özellikle yeni bloglar bulmaya çalışmak asıl hedefim ancak bulunması da emek ve zaman istiyor.
Umarım faydalı olur. Aylık olarak yayınlamayı düşünüyorum bu yayını. Ne kadar fazla sayıda blog olursa, bir o kadar da fayda sağlayacağına inanıyorum elbette.

Anamın Tatlıları

"Anamın Tatlıları"

Anamın Tatlıları Neden Çok Tatlıymış?

Olsun, ne yaparsa yapsın kafama koyduğumu yapacaktım. Yavaşça yanına vardım ablam da diğer yanındaydı. Eğildim yavaşça yanağından öptüm babamın “dur baba gözünü öpüvereyim de çabuk iyileşsin, hani sen benim acıyan bir yerimi öpünce geçiyor ya. Seninkini de ben öpünce geçer hemen” dedim ve bana bakan dolu dolu bir göz vardı gözlerimin önünde. Başını dikkatlice tuttum eşarbın üstünden öptüm, kaç defa öptüm bilmiyorum, sayı saymasını da bilmiyorum ya ablama sormayı da akıl edemedim o zaman.

Öptüm İyileşti

"Oyalı yazma"
Anam Babamı İyileştirdi

“Geçer geçer, fazla ovalama. Kapatalım da toz toprak girmesin bari” deyip bir eşarp bulup getirdi kendisinin sandığından. Çeyizleri oradaydı. İlk kez görüyordum o eşarbı. Babam görünce gözleri açıldı. “Yum gözünü” dedi anam ve korsan yaptı babamı. Korsanların gözündeki kara olur ya babamınkisi beyazdı. Farkı vardı korsanlığının. Benim babam ak korsan olmuştu benim balyoz yumruğum sayesinde.

Çarşamba, Kasım 29, 2017

Babamın Gözünü Kör Ettim

"Babamın gözü kör oldu"

Babamın Gözü Kör Oldu

“Ya! İşte o akşam beni istemeye geldiklerinde baban senin gibi taramıştı saçlarını.” diyerek özene bezene taradı saçlarımı.
Yeni mis gibi kokan elbiselerimi de giydim, babama göstermek için yanına gittim dimdik yürüyerek. Anam da arkamdan geliyordu.
Babamın yanında ablam oturuyor onunla bir şeyler konuşuyorlardı.

Salı, Kasım 28, 2017

Sümüklü Sülü Ne yapacak?

"Ha ha haaa!"

Sümüklü Sülü, Anamı İstemeye Gelecekmiş

                Babamla sık sık güreş tutardık fırsat buldukça. Ablam beni kıskanırdı çoğu zaman “sen babamı esir alıyorsun, benimle oynayamıyor” derdi açıkça da kızgınlığını gösterirdi bana başıma vurarak yavaşça. Bense ablamın vuruşlarını beni sevdiği için yapıyor diye yorumlar ona kızmazdım, hiç de kızmadım tam tersine çok severdim kendisini.

Pazartesi, Kasım 27, 2017

Kime Ne?

"Kime Ne?"


Anlaşıldı,
Yok tadın tuzun,
Bu aralar yine;

Mim-Güne Nasıl Başlıyorum?

"Günlerim nasıl mı geçer?"

Bir Günüm

                Sevgili Mücahit Doğan kendi mim yazısından sonra beni de mimlemiş.
               Teşekkür ederim kendisine ve hemen zaman kaybetmeden başlayayım o zaman. Zaten yeterince -4 gün kadar- geç kaldım.                     Şehir dışındaydım o günlerde ve işlerimi bitirip döndüm.
                Öncelikle hemen belirtmeliyim ki ben kahvaltı yapmadan kendime gelemiyorum ve kahvaltı da çay olmazsa olmazım.

Pazar, Kasım 26, 2017

Kaç kefen Yırttı?

"Söz geçmiyor bazen"
Kefen Faturası

Söz geçmez oluyor bazen
Gönül’e,
Gidiyor burnu dikine;

Kaşık-28-TAM KAFA DENGİMSİN KIZ FATMA

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

BÖLÜM-28
"Fatma'nın keyfi yerinde"

TAM KAFA DENGİMSİN KIZ FATMA

KAŞIK

        “Yaşşa sen kız, tam da benim kafadansın Vallaha billaha. Ben de baktım her gün aynı şey; yemek, sofra, temizlik, bulaşık, yatak yorgan derken çektim resti, çekiş o çekiş yani. İşte bak halime, krallar gibiyim şimdi. Yediğim karnımda yemediğim de yanımda ne arayan ne de soran var, karışan girişen yok, neyi nasıl, ne zaman istersem o zaman yapıyorum. Vallahi seni tanıyalı çok olmadı ama sana iyice ısındım kız ben. Bundan sonra seni bırakmam artık, istediğin zaman gelebilirsin, arada felekten gece çalmaya da beklerim ayol. Böylesi hafif kalıyor. Ananla da gelebilirsin her zaman.”
            “Gelirim ya, gelmez miyim hiç kız abla, ben de seni sevdim inan. Valla varlık sizde, rahatlık da sizde ne karışanınız var ne de hesap vereceğiniz bir kimse. Biz öyle mi ya, bir gün geç vardık mı eve bak bakalım neler oluyor, 'neredeydin bu vakte kadar? Ne işin vardı dışarıda bu zamana kadar?..' soruların bini bir para ahiret sorusu sorarlar insana.”

Cumartesi, Kasım 25, 2017

Pazar Gözlemim-30-3-Annadım Garik!

"Dünyanın en zengin ülkelerinden birisi Katar"

Tıkaç

            Ge yavrım ge, ge de mutlu ol bakem bu memlekette şincik. Koskoca memlekette 8.000 kişi varmış yaşlı barınma ihtiyacı olan ve sırada bekleyen. 
          Koskoca televizyon kanallarından da utanıp arlanmadan veriyorlar. 
        Başka haberde de 30 milyar dolarlık yardım ediyorlarmış Katar denilen memlekete, Katar denilen memleket zengin mi zenginmiş, İngiltere’nin başkenti Londra’nın dörtte biri o devletinmiş deyipbala. 

Cuma, Kasım 24, 2017

Pazar Gözlemim-30-2-Kim Mutlu Olacak?

Tablo

Kimse Üzülmesin

Beyin durduğu zaman karar verme ihtiyacı hissedermiş, hiç de anlamadığım bir şey bu.
Yıllardır duran beynin verdiği kararlara mı talim ettim ben yahu, duran beynin kararlarına göre de adım atarsan böyle olur işte.
Mutluluğu mum ışığıyla ararsın sen de bunak ihtiyar. Al sana sen de karar verme bundan sonra, karar versen de bir şeye yarayacak hali kalmadı ya zaten.
Sabah kalkamazsın, akşam yatamazsın gün ola hayrola kararlarıyla yaşayıp gidiyorsun işte. Mutlu musun peki böyle? Ne karar var ne de başka bir şey. Dünya yanmış yıkılmış umurunda değil gibi, öyle mi hakikaten?..

Perşembe, Kasım 23, 2017

Pazar Gözlemim-30-1-Mutluluk Nedir?

Mutluluk

Mutluluk mu?

            “Bir daha dünyaya gelmek olsa mutlu olmak isterdim. Bilmiyorum ne olduğunu, nasıl olduğunu ama olmak isterdim kuşkusuz; denemekten ne zarar gelir, olur mu zararı?”
            O ilerlemiş yaşına rağmen mutluluğu arayan adam etrafına bakındı bir an duyan oldu mu diye. Etrafta kimseler yoktu, rahatlattı bu kendini. Düşünmeye başladı tekrar. Nedir acaba mutluluk dedikleri meret. Kendini ölçüp tarttı bir süre.
            Yıllar öncesi çocukluk yaşlarına döndü, gençliğine geldi koşturarak ve yetişkinliği derken işte buradaydı bu yaşında. Ne kadar da hızlı geçişleri vardı birinden diğerine.
            “Galiba çocukluğunda kırık dökük sevindiği şeyler olmuştu arada bir. Örneğin çelik çomak oynamak, saklambaç oynamak, mutluluk dedikleri bu muydu acaba?”

Çarşamba, Kasım 22, 2017

Mektup-13-Abinim Abin

Ebe
Bana Abi Diyeceksin!

Neredeyse unutuyordum, şu gözlerinden öpme meselesi hani!
                Tabi ya oğlum, ben senin abinim leyn! Ebe var ya hani bizi doğurtan ebe; ben kadar salak yoktur ya bu dünyada, sanki yüz tane ebe varda köyde bir de “hani şu ebe var ya ebe” diyorum ya!  Bizim ebemiz beni doğurtmuş tam da benim kafamı çıkarmış dışarıya haber gelmiş sizinkilerden, sen kapıyı çalmışsın yahu. Dolayısıyla sen ilk çocuk olduğun için sizinkiler, korkmuş, paniklemiş; baban  hemen bulmuş ebenin yerini. Kapıya dayanmış, bağrış çığrış “ebem kurtar gari, karı ölecek. Yetiş yıkıyo ortalığı” diye. Ebe öğrenmiş zor bela durumu ve beni öylece bırakmış yarı yolda anlayacağın.  Eminim ebe senin yanına gelinceye kadar ben fırlamışımdır.

Salı, Kasım 21, 2017

Mektup-12-O papağan Benim

Ben

Hayatın Cilvesi

                Sevgili Cevcet,
                Sevincimi anlatamam sana, tarifi yok çünkü hakkında okuduğum şeylerden sonra. Bu kadar yıllar geçmesinin ardından bu kadar zalimliklerin arasında güzel şeyler de varmış demek ki. Elbette hanımların durumundan çok etkilendim ve senin yerine kendimi koyunca başım döndü, gözlerim karardı; neyse ki şansın yaver gitmiş sonunda. Tebrik ederim her ikinizi de her ne kadar yüz yüze tanışmasak da tanışmış kadar oldum mektubunu okuyunca.
                Aslına bakarsan mektubunu okuduğumda hemen kalkıp gelesim geldi ama şartlar işte, bırakmıyor ki her istediğimizi istediğimiz anda yapalım. Ama bir gün mutlaka gelmek istiyorum.
                Hayatın cilvesi denilen durumu yaşamayan yoktur her halde, mutlaka bir kez dahi olsa her yaşamda vardır bu cilvelerin izi ancak bazı cilveler çok ağır geliyor insana ve al aşağı ediveriyor o anda ve neye uğradığına şaşırıyor insan. Benim de başımdan geçenler oldu elbette ama şimdi sırası değil bunların. Daha sonraki mektuplarda veya geldiğimde görüşürüz mutlaka.

Pazartesi, Kasım 20, 2017

Mektup-11-Düşcez Ulen Düşcez!

"Düşcez ulen düşcez"


                   Ha sana sürprizim ise; bundan sonraki yazdıklarımı normal yazı, edebi dille yazacağım artık. Şiveli yazmayı keseceğim. Aslına bakarsan şiveyi seviyorum ama yöresel kalıyor be bazıları anlamakta zorluk çekiyor okurken.

                Askerdeyken İstanbul’da bir gün yüzbaşı için yorgancıya gittim, siparişini vermiştim önceden. Ben kapıdan adımımı atmadan usta ve çırak dikildiler karşıma ve heyecanlı heyecanlı “abi sen nerelisin?” dediler. Gözleri merak içinde bakıyordu her ikisinin de.
                Önce şaşırdım tabii ki, sonra kendime gelip “neden soruyorsunuz bunu?” dedim gülümseyerek.

Mektup-10-Sürünün Koçu

"Çoban ve sürü"

Tez konum

                Şimdi sana son bir şey açıklayayım o zaman, sıkı dur. Hem sevineceksin hem de şaşıracaksın. Ben yüksek lisansa başladım. Çocuklar da yardımcı oldular. Konusu: “çoban ve sürü” üzerine. Anlayacağın “nasıl iyi çoban olunur, çobanlığın tarihçesi, Türkiye’de çobanlığın mihenk taşları. Çobanlık meziyetleri, hayvan psikolojisi, beslenmesinin psikolojisine etkisi… sıralanıyor işte böylece.
                Önce kabul etmek istemedi hocam ama ısrar ettim, aksi halde vaz geçeceğimi söyleyince kırmak istemediler beni. Harıl harıl çalışıyorum koç ve eşeklerimle, eee koyunlarımla da elbette. Koyunların hepsiyle değil ama büyük çoğunluğuyla çalışıyoruz dönerli olarak.

Pazar, Kasım 19, 2017

Mektup-9-Dikiş Tuttu

Beşinci hanımla dikiş tutu.

              
"Dikiş tuttu"
  Şimdi beşe nasıl geldin? decen biliyom!

                Bizim dikiş koptu ya bir kere daha; diğerlerinde de dikiş tutmadı garik beşinciye gelinceye kadar.
                Dışarıdan ortayı bitirmeye karar verdimdi, hanımı kaybetmeden hemen öncesinde. Kafam dengelmişti, yapabilirdim güveniyordum kendime. Göçüp gidince benim kafa yine bozuldu, epeyce yerine gelemedi bir türlü.

Mektup-8-Denizi Getirdim

               
Deniz

           “Sen neneyon, ben getircem; ne yapıp edip getircem ayağına denizi” dedim. 

      Nasıl da boynuma sarılı sarılıveriyo bi bilsen yağlarım eridi sevincini gördükçe.                  “İstersek yaz, gış demeden gireriz denize” dedim. Dedim emme gara gara da düşünmeye başladım nasıl yapacağımı.
          Biliyodum bunun hiç deniz görmediğini. Yeni yetmelerden duyuyordu hepsini de, onlara özeniyordu işte, kılık kıyafette de aynıydı durum. Tomofile gelince: dağın başında neye yarayacak, eşek var işte iki tane. Bizim tomofil onlar.

Cumartesi, Kasım 18, 2017

Mektup-7-Sormaz Olsaydım

"Deniz"

Deniz Getirecem

          Şimdi sen merak edesin benim okumamı değil mi? Seni merakda bırakır mıyım ben gan gardeşlik.
          İkinci hanımı aldım emme o da tutmadı, olamayoz; her şeye maydanoz oluyo durmadan, başıma işler açılıyo anasıyla babasıyla, komşularla falan derken bana da sarmaya başladı yüz vedikçe.
             Benim işim gücüm hayvanlar, garınları eyi doysun deye akşamlara gada tazı gibi zimidip duruyom arkalarından dağ bayır; bu tutturdu “benimle ilgilenmeyon” demeye başladı.

Cuma, Kasım 17, 2017

mektup-6-Futbol Takımı

Yayla

Bi Cayırtı Koptu

                Buralara nasip olur da bi daha gelirsen görürsün sende. Sahi sen ne yaptın, çoluk çocuk ne alemde, kaç dene va? Ula adam bi çıka gelir cümbür cemaat da, yazın tadını çıkarır buralarda. Yazları tadından yenilmez buralar, oralarda öyle yanıp durucana hadi çık da gel bu yaz, emme habar ver önceden, tam da göç saracağım zamana denk gelmesin. Ya da okuldan mokuldan çağırdıkları zamana denk gelmesin.