Pazartesi, Haziran 19, 2017

Pazar Gözlemim-14-Beyin Salatası

"Baldan tatlı"

Beyin Salatası

                Beyin travması geçiren insanlarda görülen bir olguya Tıp Literatüründe “Beyin Salatası” ifadesi kullanıldığını 80’li yıllarda hastanede bir hasta ziyaretinde duymuştum.

                Travma sonrası hafıza kaybı yaşayan hastaların zaman zaman anılarıyla ilintili olarak anlamlı veya anlamsız cümleler kurması durumuna verilen isimmiş.

Bu İşler İnce İşler

Kevgir

Kevgir

Ne yaptığını bilmezse bir kişi,
Olamaz er kişi.

Pazar, Haziran 18, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarımdan-çare arayışı

"Ümit, anlat bakalım."

İngilizce Öğretmeni'nin Çare Arayışı

         Zamanın bu kadar hızlı geçmesini daha önce hiç de yaşamamış ya da fark etmemiştim. Geçen her an zamanla birlikte kendimdeki değişiklikleri de fark edebiliyordum. Örneğin kendime olan güvenim tavan yapmıştı, halbuki öğrencilik yıllarımda doğru dürüst el kaldırdığımı hatırlamıyorum; öğretmenlerin “Sen” demesinden başka. “Acaba yanlışsa gülerler mi?”  Sorusu takılırdı hep aklıma ve utanırdım, cesaretim kırılırdı birden.

                Bu günlerde birden büyüdüğümü fark ettim çünkü her şeyi yapabildiğimi fark ediyordum; her şeyi yapma yetkisi ancak büyüklere özgüydü sanki eskiden.

                Akşam misafirhaneye döndükten sonra bir duş alıp kitap okumaya başladım, sıkıldığımı hissettiğimde de kasetten İngilizce çalışıyordum. Ümit çıkageldi elinde defter ve kitaplarıyla. Biraz sohbet edip ders çalıştıktan sonra açtım meseleyi Ümit’e.

Cuma, Haziran 16, 2017

Kitap tanıtımı

Günesürgün

OKUDUM

                Okuduğum kitaplardan birini daha elimden geldiğince tanıtmaya çalışacağım bu yazımda.

            GÜNESÜRGÜN:

            Yazar: DEEP TONE

                     Yayıncı: Dorlion yayınları
                         Türü: Günlük-Anı
                   Baskı: Şubat 2017
         Sayfa sayısı: 198

Bu kitap, blogger camiasından tanıdık bir kişiye ait. Bu kişiyi zaten okuyunca hemen tanıdınız eminim. Çünkü blok keşfinde ve blok dolaşmada üstüne yoktur bence.  Hatırşinas ve cıvıl cıvıl aynı zamanda da dobra dobra, yardımsever bir insan.

Cuma, Haziran 09, 2017

Pazar Gözlemim-13-Ömürlük Hevesler ve Moda

"Ömürlük sevgi"

Modası Geçmeyen Ömürlük Sevgiler

                Uzunca bir yürüyüş yaptıktan sonra bir çay bahçesinde oturup bir kahve içtikten sonra kalkıp durağa doğru yürümek için yerimden kalktım.  Zaman ikindi vaktini gecik görünüyordu ve aklıma geldi bir anda 09 numaralı kurşun kalem ucu almak için, yolum üzerindeki ilk gözüme takılan kırtasiyeye girdim.

Karamsar Zamanlarda Ben

"Sevgi kahveniz olsun"

Sevginin Ahengi

Karamsar zamanlar hoşuma gitmiyor.

Salı, Haziran 06, 2017

Senin Hayat, Benim Hayat Sızlanmaları

Mantar

Farkındalık

        -Buna da hayat mı denir? Ne kadarı senin bu hayatın?
            Ne var hayatımda ya? Yaşayıp gidiyorum işte kafama göre. Ne zaman ne istesem yaptım, kime yardım etmek istediysem de yaptım. Hem kime ne bundan, hayat benim değil mi; ne istersem onu yaparım ve de nasıl istersem öyle harcarım kime ne?

Salı, Mayıs 30, 2017

Modası Geçmeyen Kıyafet


Sevgi ve Şefkat

                “Sevgi ve Şefkat, modası geçmeyen tek kıyafettir ve birlikte giyilir. Ne sevgi şefkatsiz ne de şefkat sevgisiz giyilmez.

Cumartesi, Mayıs 13, 2017

Cuma, Mayıs 12, 2017

Yaşlı seyyar satıcının hayalleri ve elindekiler

Ev
Sakın Bilmesin

                Asgari ücretli işçi emeklisi adam, evini geçindirmektir, karısını rahata erdirmektir derdi. Arada bir kendisine de mükafat gerekli.

                Emekli yaşlı geç evlenmiştir; bir çocuklu kadınla. İlk evliliğidir adamın. Ne de olsa sıcak bir yuvası, işinden döndüğünde sıcak çorbası olsun istemiştir gönlü; hele bir de “Hoş geldin derse yorgunluğunun üstüne, güler yüzle, ne ister ki daha.  İçip sıcak çorbasını iki lokma ekmekle, bir de oldu olacak, acı bir kahve üstüne; değme gitsin keyfine. Satmıştır anasını dünyanın.

Perşembe, Mayıs 11, 2017

Çimenlerin gövdesindeki gözyaşlarım


Çimenler ve Ben

Ağlamak istiyorum,
Yüzükoyun çimlere yatarak.

Fiji adasında bebekler hiç ağlamazmış, neden?

Bebek-Anne
Hiç ağlamayan bebekler

                Merhaba sevgili misafirler,
                Bu yazımda hiç ağlamayan bebeklerin sırrını paylaşacağım sizlerle. Neden böyle bir şey yazdığımı sorarsanız: Sevgili Eylül annesi nin linkteki yazısını okuduğumda aklıma geldi.
                Sevgili “Eylül annesi bence de haklı sitemlerinde, ancak benim burada belirtmek istediğim konu sevgili “Eylül annesi” nin yazdıklarıyla ilgili tartışmak değil, aksine yazılarını okuduğumda yıllar öncesi tesadüfen okuduğum bir yazı aklıma geldi ve aklımda net olarak kalanları yazmak istememdi.

Çarşamba, Mayıs 10, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarımdan birisi-İngilizce Öğretmeninin Kâbusu

İngilizce öğretmeni
İngilizce Öğretmeninin Kâbusu

                Zamanlar gelip geçiyordu sürekli hiç bana sormadan. Bense kendi zamanımı yetiremiyordum bir türlü. Sürekli yeni arkadaşlar ediniyor birlikte oturup kalkıp sohbetler ediyorduk. Çok güzel edebiyat sohbetlerimiz ve sosyoloji sohbetlerimiz oluyordu genellikle.
                Arkadaşlarımız arasında sosyoloji mezunu vardı ve bitirme tezi “İntihar olayı” imiş.  İntiharın yüce bir şey olduğunu ve erdemlilik olarak değerlendirdiği bir tezmiş ve 100 almış tezinden. Savunmaları da genellikle askeri alandan seçilmiş. Örnek olarak: Bir askerin cephede esir düşmesi ve esir düştüğünde konuşup birliğini ele verme ve birliğinin yok olma riskine karşılık kendini kendine verilen atropin isimli iğneyi yaparak intihar etmesi durumudur. Askerî açıdan bakıldığında haklı gibi görünen bu durum sosyal yaşama aktarıldığında bana normal bir durum gelmiyordu ve uzun boylu tartışmadan sonra ben arkadaşı ikna edebildim erdemlilik olmayıp tam tersine yaşamın yükünden kaçarak ölüme saklanma olayı olarak baktım meseleye.

Salı, Mayıs 09, 2017

İnsanoğlu Yok Olacak mı?

Haydaaa!

Garip gelmeye başladı insanlar,
Yeni vardım farkına.
Ölçtüm, tarttım
Olmadı;

Soframız ve siyaset

Siyaset

1960’lardan günümüze


                Merhaba sevgili Misafirlerim.
                Bu yazımda biraz siyaset ve soframız ilişkisinden bahsetmek istiyorum ve bu konuda düşündüklerimi aktarmak istiyorum sizlere. Ne ilgisi var sofrayla siyasetin? Diyeceksiniz biliyorum. Var, hem de çok var; o kadar ki: domatesin pahalı olduğunu düşünüyor ve söylüyorsanız siyaset yapıyorsunuz demektir, şikâyetiniz var demek ki ve şikayetinizi dile getiriyorsunuz.
                Öncelikle yıllar öncesine gitmek ve o yıllardan -neredeyse 50 yıl- bu günlere bir yolculuk yapmak istiyorum hafızamda ve yapabildiğim kadarıyla buraya aktarmak istiyorum.
                “68 kuşağı” diye bir ifadeyi neredeyse duymayanımız yoktur her halde.

Pazar, Mayıs 07, 2017

Pazar Gözlemim-12-Hayatımızdaki yalanlar üzerine

Yaşlı Ford

Gül Kokulu Lokum

        Merhaba tekrar, sevgili Misafirler. Elbette bugün de Pazar pazarına çıktım, her zamanki yaptıklarımı yaptım yine, otlu sac pidesi ve çay, bir saat kadar oturdum kahvede ve kafamın içindekileri birbirinden ayırmaya çalıştım. Karar veremiyordum başlangıçta, ne yazacağım? Hangisini yazacağım? Diye düşündüm uzun bir zaman. Haydi kalk bakalım dolaş biraz da öyle karar ver dedim kendime içimden ve dolaşmaya başladım aheste aheste sakin olan Pazar yerinde. Epeyce bir zaman yürüdüm hiçbir şeye aldırmadan.

Yalan söylemek, yalanı yalanla kapatmak

Yalan

Yalan, yalan,
Sözlerinde yalan,

Cuma, Mayıs 05, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarımdan birisi-Ukalalığım için özür dilemem

İçimdeki cevher

Ukalalığım için özür dilemem

            Diz boyu ukalalığım ın üzerinden günler geçmesine rağmen bir türlü kafamdan atamıyordum; farkına vardığım günlerden beri. Şube müdürümüzü her görüşümde, dairede, lokalde, sokakta hatta rüyamda; utancımdan yerin dibine giresim geliyordu sanki. Adama bir şey de diyemiyorum ancak saygıyla ve utançla selam vererek hemen sıvışıyordum olduğu yerden.
                Adam hiç de oralı bile değildi sanki, beni saf bir çocuk olarak algılamış olmalı ki bana kırılmamış diye umut ederek kendimi biraz olsun teselli etmeye çalışıyordum ama içimde kanayan yara oldu sürekli ve bir yolunu bulup özür dilemek gerekliydi mutlaka. Nasıl yapacağımı da bilmiyorum -söz aramızda- bu arada.