AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Salı, Aralık 12, 2017

Mektup-18-Tereyağını Böyle Yersen

"Tulukta tereyağı"

Dede ve Arkadaşlarının Çaldıkları Tereyağının Marifeti

                Cemheri’ciğim sen hatırlarsın o nineyi; az inek otlatmadık birlikte. Hatırlıyor musun, hani birisinde bizim katık kalmamıştı da onda da ekmek yokmuş ama domates varmış bir tane. O da küçücük bir şeydi. Ekmekleri torbaların üzerine serip domatesin suyunu damlatmıştı önce arkasından domatesi sürmeye başladı, en sonunda da bir şey kalmamıştı elinde domates namına. Nasıl da tatlıydı o ekmekler hatırlamışsındır umarım. İşte o nine.
                Dedeyi kesin hatırlarsın zaten; şu kurtuluş savaşına katıldığı halde üç günlük kaçaklığı çıkmasından dolayı maaş bağlanmayan dede yahu. Tarih derslerine gelirdi de muşu, yemeni falan anlatırdı ya.
                Az mı marşlarını dinledik diğer maaş alan dedeyle ikisinden; biri içeride diğeri dışarıda söylerlerdi. Maaş alan dede daha gençti ona göre ve savaşın sonuna doğru gitmişler cepheye. Diğer dede savaşa katılmış bizzat ama nereden bilsin üç günlük kaçaklığının bu işlere yol açabileceğini.
                Kaçmasının sebebi de ishal olmuşlar arkadaşlarıyla birlikte çalıp yedikleri tere yağından. Ekmekleri yokmuş kaçtıklarında ve bir dağ evinde çobanın yağlarını bulmuşlar ve bir işkembenin yarısına kadar olanını çalmışlar ve o gece yemişler parmaklayarak hepsini de. Bir saate kalmamış zaten olan olmuş ve bağırsakları yalama olup oluk gibi akıyormuş ishal, zapt edemiyorlarmış bir türlü.
                O kaçaklığı da oradan geliyormuş, kimselere inandıramamış. Kahroluyordu biliyorsun, sekiz on sene askerlik yap üç gün ishal ol maaş bağlanmasın asker kaçağısın diye.
                Biliyor musun ben inanıyordum dedeye ve dediklerine. Ne kadar içten anlatıyordu o cephe durumlarını, kaçışlarını, saklanışlarını; yaşıyordu yeniden adam anlatırken. Anlatırken gözleri dalar giderdi, capcanlıydı sanki anlattıkları o anlarda. O anlatırken ben kendimi cephelerde görürdüm her zaman.
                Kahvenin önünde nasihatler verirdi hani: “her deliğe sokmayın elinizi bazısında yılan vardır, şimdiki aklım olsaydı başına naylon bağlardım” derdi ya sürekli; çocuklarından şikâyet edemediği için. Şimdi anlıyorum ki adamcağız “doğum kontrolü uygulayın” diyormuş o zamanlarda.
                Şimdilik benden bu kadar havadisler sevgili kardeşim Cemheri. Tez çalışmama yoğunlaşacağım biraz artık, oldukça boşladım bu aralar. Verip bir an önce kurtulayım bari de başka işlere bakayım.
            Haberlerini bekliyorum, herkesin selamı var sana, dört gözle gelmeni bekleyeceğiz. Fırsat yaratmaya çalış, olur mu sevgili kardeşim benim.
18/
Devam edecek.
Görsel: Google Görseller

2 yorum :

  1. Tüylerim diken diken oldu. Biliyorsunuz ben de öykü yazıyorum. Bana bazı yazılarınız ilham niteliğinde. Dilerim yazmaya devam edersiniz; sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahce perim,
      bakın buna çok sevindim işte. Evet zaman zaman devam edecek bu tür öyküler.Sevgilerle hoşça kalın. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.