Cumartesi, Aralık 16, 2017

Pazar Gözlemim-33-2-Tavus Kuşunun Kabarması

                 
"Tavus Kuşu'nun kabarması"
      Geçtim bilgisayarın başına; işte gördüğünüz gibi.
                İnsanlar etten kemikten ibaret hepsi de; ha bir kilo eksik ha beş kilo fazla, ne fark eder ki? Bu kadar farklılıkları nereden geliyor peki, kılık kıyafete bürününce her biri; farklı farklı oluyorlar birbirlerinden.
         Kimisi allı pullu, kimisi zavallı, kimisi hırpani, kimisi cellat, kimisi hırsız, kimisi cani, canavar, yalancı, riyakâr, iki yüzlü… saymakla bitmeyecek kadar çok çeşitlilik var galiba.
          Neden bu çeşitlilik mi diye sormak gerek acaba, yoksa nasıl oluyor? Diye mi sormak lazım bilemedim bir an.

Pazar Gözlemim-33-1-Bol Köpüklü Kahve

               
Kahve
            Öyle çok canım istedi ki, dayanamadım sonunda, kalktım oturduğum yerden; gidip bir kahve -Türk kahvesi- yaptım kendime, kendi ellerimle; tadı başka oluyor insanın kendi yaptıklarının.
                Köpüğü de bol oldu bu sefer nedense, çoğu seferinde böyle bol köpüklü olmazdı benim yaptığım kahveler. Suyun içinde bir şeyler eksik ya da fazlaydı anlayamadım. Her zamanki musluktan aldım halbuki suyu. Cezvem her zamanki bakır cezvem, kahvem desen her zamanki kahveciden aldığım kahve.
        Belki bir şey değişik olabilir diyecektim ki, kaşık vardı aklımda o da eskilerden kullandığım kaşıklardan birisi. Şeker mi? Onu da karar koydum ama şekerciyi bilmiyorum tabii ki ama kesin bir şeyi farklı bu kahvenin!

Cuma, Aralık 15, 2017

Sohbetleşe, Sohbetleşe Evlat!

             
"Koyun ve Kuzuları"
  “Sıkma canını evlat, eceline susayan köpek cami duvarına siyermiş; meşhur olmak isteyen de ebizemzem kuyusuna işemiş” göründüğü gibi Roma’ya çıkıyor her yolun sonu.
            Senin yaşın daha küçük, bilmezsin bunları; duydun mu hiç önceden? Böyle aval aval baktığına göre duymamışsın demektir, belki de anlayamadın da. Mecaz, mecaz bunlar, be evlat mecaz.
            Hem bilir misin, mecaz’ı bizim kadar kullanan başka bir kültür yoktur belki de öylesine diyorum bu sözü. Kalkıp gidip araştırdığım falan yok ama şööööyle bakınca taaa gerilere doğru; zulüm çok kol gezmiş bu topraklarda evlat, çoook.
            Bu topraklar acıyla, kanla yoğrulmuş, anaların yoğurduğu hamurlarda bile kini nefreti acıyı, kederi sevgiyle yoğurmuşlar da hiç acısını hissetmemiş kimsecikler.

İnsan ve Hayvan

             
"Sirk Hayvanları"
       Klasik bir soru, “hayvanlarla aramızdaki fark nedir?” 
    Cevabını yapıştırırız hemen “İnsanlar akıllıdır” diye.
            Sirk hayvanlarıyla aramızdaki fark veya benzerlik nedir? Diye bir soran olursa vereceğimiz cevap neler olur acaba. Yadırgar mıyız yoksa; bu ne saçma bir soru? Diye
            İnsanın akıllı olduğu ne derece geçerli acaba? gerçekten akıllı mı, yoksa hayvanlara göre biraz daha gelişmişlik mi söz konusu?                  Biraz demek bazıları için doğru olmayan bir ifade elbette, çoook daha fazla gelişmiş demek daha doğru olacak anlaşılan.
            Evet hayvanlarla hem benzerliklerimiz hem de farklılıklarımız var bu açık. Bence en önemli farkımız hayvanların paraya kıymet vermemesi ve insanların paraya gereğinden fazla kıymet vermesi. İşte bütün mesele bu bence.

Perşembe, Aralık 14, 2017

Tek Gerçek, Yalan

           
"Leyla ve Mecnun"
Yalan, her şey yalan; anlatılan yaşanmışlıklar yalan, anlatılanlar yalan, tek gerçek var o da yaşanmışlık, yaşamak. 

              Doğru ne zaman anlatılabilir, anlatılmak istenirse elbette. Anlatmak istemek için de bir soran olması gerek, olması gerek; meraktan değil, isteyerek sorması gerek ne olup bittiğini anlamak için.
            Sormaya bile ihtiyaç kalmaz bazen, şöyle sımsıcak, tüm benliğiyle sarılması bile içten bir boşalmanın nedenidir çoğu zaman. Akmaya başlar başlar hava soğuktan sıcağa doğru. Nasıl olur hani, sıcak hava yükselir, soğuk hava aşağıda kalır yoğunluğundan dolayı ya, aynen öyle işte sıcak hava çözülmesine neden olur gönüldeki soğukluğa ve gönülden gönüle -sıcaktan soğuğa- akmaya başlar. Aktıkça soğuk hava yerini sıcak havaya bırakır.
            Konuşmak gevezeliktir bu hallerde, fayda yerine zarar verir, bazen havanın daha da soğumasına yol açar; bilir bilmez konuşulduğunda ters tepki oluşur gönül dağında. Dağların tepelerinde her zaman kar, buz olur daima.