Salı, Ağustos 20, 2019

Güncelerden-Sınırsız Bakış

kendimize bakış
Biz

            Neyse, sınırsız bakabilmek önemli ama sınırsız dolaşmak mümkün değil ancak kendi sınırların içindedir sınırsız dolaşabilmek; bazen saygısızlık, hatalar yapsan da kendi sınırların içinde, kendine yapmış olursun hiç olmazsa. Bu durumda bile özgürsen, sınırsızsan eğer sınırlarını her seferinde yeniden keşfetmiş olursun.

Pazartesi, Ağustos 19, 2019

Güncelerden-Kim Ne Der?

12.04.2018-0415   -Perşembe /Aydın

           Salondan ayrılmaya hazırlanıyordum. Tam kalkmaya hazırlanırken televizyonu elle kapattım,  eğilip sehpanın üzerinde duran defter, çaydanlık, şekerlik ve bardağı almaya hazırlanırken bir anda fikrim değişti.

Güncelerden-Maraton Koşusu


            İnsan sürekli bir değişim içindedir yaşadığı toplum içinde. Genellikle kendisinin farkında olduğu bir durum değildir bu değişim. Varlık durumunun değişikliği hemen sırıtır ama iç değişikliğin ortaya çıkması biraz zaman alır diğerine göre. Git mağazadan pahalı bir elbise alıp geçir sırtına değil ki.

Cumartesi, Ağustos 17, 2019

Güncelerden-Okumayı Yeniden Keşfetmek

            
bizim mahalle
          Okumayı da ihmal etmiyorum. Okumayı yeniden, yeni yanlarını keşfettim yazmaya başlayalı desem inanır mısınız? Farklı bakış açıları kazanıverdim bir anda sanki. Yazmadan okumak, okumak değilmiş meğer. İnanır mısınız, şu an okuduğum yazarların ciğerlerini okuyabiliyorum adeta, anlattıklarından başka şeyler de anlıyorum yazdıklarını okuyunca.

Perşembe, Ağustos 15, 2019

Güncelerden-Zamanın Anlam Kazanması

         
Ben yalnız değilim biliyorum. Kim bilir kaç kişi vardır şu anda benim gibi? Bazen balkona çıkıp şehire göz atıyorum merakımdan. Çoğu pencereden ışık görünüyor, bazılarında da TV ışığı belli ediyorlar kendilerini. Belki bazıları da son nefesini almak için uğraşıyordur. Ben şanslı sayılırım öylelerinin yanında. Bu durum bir şeyler ifade etmeli bana ve ona göre bakmalıyım zamana yoksa ne anlamı kalacak ki?

Ayrı Geçen Yıllar

gazete-parcası
Gazete
           “Aşk acısı kaç yılda geçer?” diye soruyordu birisi gazetedeki yazıda. Gazete epeyce eskiydi, ayaklar altında, yağmurda yaşta yıpranmışlığı gözle görünürdü ama siyah yazılarda solma olmasına rağmen silinmemişlerdi, rahatlıkla okunabilir durumdaydı. Merakla okumaya başladı yazıları. Soruyu kendi sormuşçasına merakla okudu Zafer. Cevap çok da inandırıcı gelmedi ama yine de inanası geldi. “Birlikte yaşadığının yarısı kadar süre geçmelidir” yazıyordu cevapta.

Çarşamba, Ağustos 14, 2019

Namlunun ucundaki Eski Karı

         
bebek
            
Bir an aklına gelen evliliği çileden çıkmasına ve keyfinin oldukça kaçmasına yetti de arttı bile. Çocukluk ve okul aşklarıyla keyiflenmeye çalışırdı her zaman Zafer. Hiç hatırlamak istemediği, yaşanmadı kabul ettiği uzunca bir süreydi talihsiz evlilik dönemi. Talihsizdi çünkü merhem aşkıydı o aşkı. Yanılmış olduğunu kısa sürede anlamıştı anlamasına ama mahalle baskısından dolayı geri adım atamamıştı bir türlü.

Pazartesi, Ağustos 12, 2019

Nikotin de neymiş?

Nikotin

            Sigarayı bırakalı yedi gün oluyor.  Bir haftadır ağzıma almadım. Elli yıl -yarım asır- dile kolay. El eleydik. Kolay oldu dersem inanmayacaksınız ama kolay oldu. 

Pazar, Ağustos 11, 2019

GÜNCELERDEN-Hafızanın Dönüşü

çay
demli
12.04.2018-0220  Perşembe /Aydın

            Geçen yazıyı tamamlarken bardaktaki çayı unutmuşum bir süre ve çay ılıklaşmış hatta soğumaya yüz tutmuş; yudumladığımda soğuk çayın hoşuma gitmediğini fark ettim. Nedense bu aralar çok şeyler fark etmeye başladığımı düşünmeden yapamıyorum. İhtiyarlıktan mıdır yoksa bunama belirtisi midir bilemiyorum.

Cumartesi, Ağustos 10, 2019

GÜNCELERDEN-Ömür Dağı Gezintisi

"Ağrı Dağı" 

12.04.2018-0130   Perşembe /Aydın

            Bu gün 12.04.2018, günlerden Perşembe ve saat 0130 civarı. Ben henüz yeni kalktım saat 24’ü geçen bir saatte uyandım. Kahvaltımı, yerli ve milli orta boy 3-4 muz ile yapmayı düşündüm kalkar kalkmaz. Yerli ve milli muzlar beni kendime getirmeye, uyandırmaya yetmediler. Bir süre sonra mutfağa dönüp çay demledim ve Salı günden kalan bir adet otlu-peynirli sac pidesini hallettim çay demini alınca.

Cuma, Ağustos 09, 2019

GÜNCELERDEN-Yeni Bir Güne Girerken


            Evet, yeni bir günden harcamaya başladık yine. Böylece Salıya girilmiş olduğunu fark etmiş bulundum. Ama bu yazının tarihi değişmeyecek, başındaki tarih sabit kalacak bu yazı bitinceye kadar. Daha bittiğine inanmıyorum çünkü.

Bakmayın Siz

etrafımız

Şarkılar duymak istemiyorum
Etrafımda, türküleri de;

Perşembe, Ağustos 08, 2019

Konuşmalar ve kelimeler

Duydun mu
            Konuşmak normal bir şeymiş gibi gelir insanlara dışarıdan bakılınca. Aslında normal bir şey olmadığı konuşmaya başlayınca görülür. Konuşmaya devam ederken konuşmacı, dinleyenler de analize başlarlar her kelimesini didik didik ederek. Sonuç olarak konuşma beğenilir veya beğenilmez. Konuşmacıya sorulursa eğer, karşısındaki dinleyenlerin görünürdeki tepkilerini değerlendirerek iyi veya kötü diyebilir ama genellikle iyi sonucu çıkarılır.

Çarşamba, Ağustos 07, 2019

GÜNCELERDEN-Her Yiğidin Bir Yoğurt Yiyişi Var


            Herkesin kendine göre bir tarzı var, bazılarının içi dışı bir; yazdıkları içini yansıtıyor adeta. İnsan okurken hiç de tereddüte düşmüyor, aklından bile geçirmiyor aksini. Bir diğer yan ise alçak gönüllülük hâkim, büyüklenmek yok, normal ve anormal insanlar gibi davranıyor kahramanlar. Kendilerini Kaf dağında göstermiyorlar.

Salı, Ağustos 06, 2019

Sevgiyle

sevgi-dolu-yaşamak

Sevgiyle


Sevgi, su gibi sel gibi
Arıtır tepeden tırnağa

GÜNCELERDEN-Ne kadar tuhaf?

"Yaşlı Adam ve Deniz"

09.04.2018-2300   Pazartesi /Aydın

Yazma ve Yazanlar

-İnce detaylar önemli-

            Şu yazma meselesi takılmaya başladı epeydir aklıma. Bazı dünya klasiklerini okudum yeniden. Okumaya da devam ediyorum, özellikle seçerek. Okudukça düşünme eğilimim artmaya başladı. Eskilerde okuduklarımdan faklı şeyler bulmaya başladım. 

Pazartesi, Ağustos 05, 2019

Hayatımız kendimize eziyet etmekle geçiyor

           
Tatil
        Şimdiler, zaman bolluğu yaşadığım zamanlar. Ancak geçmiş zamanları düşündüğümde zaman ne kadar kıtmış da her şeye ucu ucuna yetişmeye çalışmışım. Hatırladım birkaç anımı da şaşırdım.

Pazar, Ağustos 04, 2019

GÜNCELERDEN-Blog “Akan Zaman” Faaliyette

          
"Blog-Akan Zaman"
         Hatırladığım kadarıyla, “blogger”a tesadüfen rastlamıştım internette. Büroda boş bir zamanımda canım sıkılıyordu ve öylesine dolaşıyordum. İnsanların günlüklerini yazdığı bir alan olarak okuyunca ilgimi çekmişti. Düzenli bir günlük tutma alışkanlığım yoktu ama zaman zaman yazardım. Fazla detayını incelemeden bir sayfa açmıştım. “halil-ben-halil” ismiyle kayıt yapabilmiştim ve öylece kalmıştı ve uzun bir süre de kalacaktı.

GÜNCELERDEN-Zorunlu Emeklilik

           
"şantiyede çözümler bitmez"
Fikir
 
Her çalışan insan emekliliği için önceden hazırlık yapma imkânı bulur ve kendisini emekliliğine hazırlar bir şekilde. Benim emekliliğim ise babamın sağlık sorunu nedeniyle zorunlu olarak aniden ortaya çıktı. Nihayet emeklilik gelip çattı habersiz. Her şey bir telefonla gelişti. Yoksa cenazem şantiyeden çıkar gibi görünüyordu.

Cumartesi, Ağustos 03, 2019

Kalabalık Yalnızlık

"kalabalık yalnızlık"
"Kalabalık Yalnızlık"

Farkında değilmişim,
Hasretliğimin:

GÜNCELERDEN-Hayatı ve Kendimi Yeniden Tanımak

            

              Yaşadığım bazı durumlardan sonra “Hayatı yeni tanıdım serbest çalışırken” diyecek kadar görüp öğrenmiştim kısa süre içinde çok şeyi, serbest çalışırken. Karşıma çıkan her türlü canavarla savaşacak kadar güçlü hissediyordum kendimi.

Cuma, Ağustos 02, 2019

Nereye?

Nereye
Git git, nereye kadar?
Her yolun sonu elbette var;

GÜNCELERDEN-Perdenin Arkasındakiler

Perdenin arkası

Perdenin Arkasındakiler

            Herkes –idari kademelerdekiler de dâhil- durumlarından hiç de memnun görünmüyorlardı, her biri de diken üstündelerdi adeta. Bir anda birileri çıkıp iki dudağının arasından çıkan kelimeleri boşaltıverecekler ve o insanların bütün yaşam planları alt üst oluverecekti. O nedenle yerlerinde kıpırdamaya bile korkuyorlardı. Hele ağızlarından çıkacak kelimelere o kadar çok dikkat ediyorlardı ki bu durumlarını bir türlü anlayamazdım.

Farkında mıyız acaba bize neler olduğunun?

Farkında mıyız acaba bize neler olduğunun?

Oturup düşünüyorum bazen, bana ne olduğunu. Birinin bana bir şey yapmasına mı izin verdim yoksa kendim mi bir şey yaptım kendime bilmeyerek? Her şey o kadar iç içe geçmiş durumda ki bir türlü seçilmiyor hiçbir şey birbirinden ve yumağın ucu da yok görünürde.

Doyamazsın

basit, kır çiçeği gibidir

Doyamazsın

 Yana yakıla arıyoruz basit’i
Süsleyip püsledikten, kılıktan kılığa soktuktan sonra

Çarşamba, Temmuz 31, 2019

GÜNCELERDEN-Memuriyette, Çarşamba ve Pazartesi

Memuriyette, Çarşamba ve Pazartesi

            İlk memuriyete başladığım zamanlarda çarşambalar hoşuma gitmeye başlamıştı. Hele bir süre sonra daha da hoşlandım. Çünkü Çarşamba haftanın ortası ve bir dağın zirvesi gibi gelmeye başladı. Pazartesi dağın eteği. Yavaş yavaş tırmanmaya başlıyorsun zirveye doğru ve zirveye ulaştığında bırakıveriyorsun kendini zirveden aşağıya. İşte bu kadar. Tekrar eteğe ininceye kadar hafta da bitmiş oluyor dolayısıyla iki gün tatil. İşin ilginç yanı Çarşamba gün öğlesine ulaşmak, bir türlü geçmiyor o saatler. Çarşamba gün ortası da tam dağın zirvesi demektir. Çarşamba öğleden sonra iniş aşağı dönüyordu haftalar. Çarşambadan sonra Perşembe ve cumaaaa. Daha kolay geçiyorlardı.  Arkasından tatiiil! Cumartesi ve Pazar, tamamen kendine aitti ve tüm saniyelerini kendin yönetiyordun. İstediğin zaman kalk, kahvaltını da ona göre. Kısaca hepsi sana ait iki gün, tepe tepe kullan.

Salı, Temmuz 30, 2019

GÜNCELERDEN-Günler (Çarşamba, Pazartesi)

 09.04.2018-2200   Pazartesi/Aydın

Günler (Çarşamba, Pazartesi)

            He he he, bakmayın, gevrek gevrek güldüğüme. Kendime, kendi halime gülüyorum aslında.

Pazartesi, Temmuz 29, 2019

GÜNCELERDEN-Emeklilikte Bir Gün

 08.04.2018-2100  Pazar/Aydın

Emeklilikte Bir Gün

             Bu gün günlerden Pazar ve ben dün oldukça geç yattığım için bu gün de oldukça geç kalktım. İşin içine birazda uyuşukluk ve ne yapacağını bilmemezlik de karışınca, yataktan kalkmak istemedim. Kalksam ne yapacaktım ki her zaman yaptığım klasikleşen işlerden başka?

Hislerim Beni Yanıltmaz Dediniz mi?

Hislerim Beni Yanıltmaz

            Başlığın dediği gibi bazı insanlar “hislerime güvenirim, hislerim beni yanıltmaz” dediklerini hemen hemen herkes duymuş ve bazılarımız da söylemişizdir. Eğer söyleyememişsek emin olmayışımızdandır mutlaka.

Pazar, Temmuz 28, 2019

Eğitimin amacı tipleştirmek midir?

Eğitimin amacı tipleştirmek midir?

                “Sevgili yavrum,
            Şunu işin başında belirtmeliyim ki, üniversite okusan da okumasan da hatta hiçbir eğitim almasan da seni her zaman seveceğim. Bu sevgimde hiçbir değişiklik olmayacak.
            Seninle eğitim konusunda düşündüklerimi son bir kez daha konuşmak istiyorum. Umarım farklı bir anlam aramaz, beni anlamaya çalışırsın. Çünkü seni kırmak veya eleştirmek gibi bir düşüncem kesinlikle yoktur bunları yazarken.

ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI MI?

ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI

                Belli bir yaştan sonralarında demez miyiz arada bir “şimdiki aklım olsaydı” diye. Bu ifadenin kullanıldığı anlar genellikle ciddi bir sorundan sonrasında yaralanmanın ve kan kaybının arkasından söylenir. Olağan gelmeyen bir durumdur içinde yaşanılan durum. Aslına bakılırsa yaşanmışlığı ve yaşanmışlığın arkasından edinilen dersin iyi çalışılmasından başka bir şey değildir. Bir faydası var mıdır veya olur mu?

Cumartesi, Temmuz 27, 2019

Pamukşeker

pamukşeker

Pamukşeker

Ne mi yaptık?
Ne yapmadık ki?

Evlilik Testi

Evliliğiniz Mezara kadar mı, pazara kadar mı?

                Oturduğum yerde muziplik geldi aklıma. Karıma eşek şakaları yapmaya başladım. Anasına, babasına, akrabalarına laf ettim. Güldü geçti ama yemek bulamaz oldum tencerelerde. Kendi başımın çaresine baktım bu arada. Herkesin gözü bendeydi. Nefes alışlarımın bile izlendiğini hissettim. Arada laf sokuşturmaları saymıyorum tabii ki. İş ciddileşmeye başladı. Yelkenleri suya indirdim fazla uzatmadan. Gerisini yazmayayım artık, denemesi bedava.

Bi Şey Olmak

olmak

Bi Şey Olmak

Ot oldun,
Çöp oldun,

Cuma, Temmuz 26, 2019

Korkusuz

Korkusuz

Ateşle korkutamazlar daha,
Yandım yeteri kadar.

Zorla yazmak ve kabızlık

Yazmak ve Kabızlık

                Bazen bir şeyler yazmaya zorlanıyorum. Kendimi zorlayarak inatlaşıyorum illaki bir şeyler yazmak için. İşte böyle zamanlarda kendimi kabız olmuş adama benzetiyorum. Bu benzetme öylesine oturuverdi duruma. Hoşuma da gitti çünkü illaki bir şeyler yazmalıyım diye kendimi zorlamak kabız olup da saatlerce tuvalette bekleyip ama bir türlü doğru dürüst bir şey çıkarıp rahatlayamamaya eş bir durum. Ikınsan da sıkılsan da bir an geliyormuş gibi hissettirip sonradan cayan, adeta alay eden bir durum. Olmuyor, bir türlü dökülmüyor ancak zeytin çekirdeği gibi çıkması bile rahatlatıyor. Kızıyorsun, kan ter içinde kalıyorsun ama sonuç sıkıntı. Kızarak hayal kırıklığı içinde kalkıp gidiyorsun. İşte yazmak için kendimi zorladığım zaman durum bu.

Arınma

Arınma

Gözlerime üzülmüyorum,
                                                                 Aksine sevinçliyim de;      

Don ve Buz

Halk

Eğer soğuksa hava
Birileri don vadediyorsa halka

Perşembe, Temmuz 25, 2019

Kül ve Yağmur

kül ve yağmur


Hava sıcak mı sıcak,
Nem ağır,
Bir de içimde kor alevler var;
Yanıyor cayır cayır
Bendeki bağır.

Nefretin anası sevgidir

dost yarası
Nefretin anası sevgidir

                Nefretin anası sevgidir dersem büyük bir laf mı etmiş olurum acaba? Böyle bir cümle kurmama sebep ne onu da tam bilmiyorum aslında ama kurdum işte. İçgüdü mü desem, laf salatası mı desem bilmiyorum. İşin doğrusu bildiğim her şeyi de unuttum, karışık bir durum. Bir anda her şey birden gaz oluveriyor işte. İşte, işte işte. Bir sürü bilinmezlik demek “işte.”

İçimizdekiler


Kim bilir kaç kişi var
İçinde?

Perşembe, Temmuz 11, 2019

İyi bir ikiliyiz

yalnızlığımla ben

İki Dost

Yalnızlığımla konuşuyorum,
Dönmüş de bana ne diyor bilir misin?
“yalnız değilsin!”

Çarşamba, Temmuz 10, 2019

Neden Mazeret Üretiyoruz?


                Bizim toplumda sorumlu insanlar genellikle mazeret üretirler başarısızlık durumlarında. Sorumlu olunan alanda yaşanan olumsuzluk başaramayandan çok idareciyi ilgilendirir bence ancak ben bu yaşıma kadar altındaki personelin başarısızlıklarından kendisini sorumlu gören bir idareciye rastlayamadım. Her zaman alttakilerin başı yanar üsttekiler kurtulur hatta iyi oynamışsa ödül bile alır, terfi ettirilir sanki suçluyu ortaya çıkarmış gibi. Aslında tek suçlu vardır o da idarecidir.

Gülay'ın Gudubet’i ve Hayri'nin Şeyda Bülbülü


                “Geçmiş olsun Hayri, ne bu hal?” dediğinde Kutbettin olduğunu anladım sesinden. Epeydir görüşmemiştik. Şaşırdım da bir bakıma. Sabahın erken saatlerinde acilde karşılaşmak tuhaf geldi bana. Kafamı kaldırıp bakamıyordum, dikiş atılıyordu kafamdaki yaraya. “Sağol” diyebildim güç bela. Sesim de kısılmış sanki zorlandım o an. Aklımdan sana ne oldu demek geçti ama yutkundum, vazgeçtim sonra.

Pazartesi, Temmuz 08, 2019

Zorla okunan kitap

Fırlatılan Kitap ve İş

Sevemediğin bir kitabı okumak kadar zor bir durum haline gelir bazen hayat. İstemeye istemeye devam etmeye çalışır insan. Birkaç sayfadan sonra değişir belki diye umut bağlayarak kendisini kandırsa da fayda etmez yine de. Kısaca keyif vermez zoraki okumak. Hayat da öyle gelir bazen, tadı tuzu yoktur yaşamanın. Anlamsızlaşır her şey. Bu yüzden bir şeye başlamak zevk vermez.

Pazar, Temmuz 07, 2019

Cumartesi, Temmuz 06, 2019

İnsan Ne İster?


                Basit bir soru, insan ne ister? Öyle değil mi? Eminim genelde benzer düşünce hâkimdir. Yani, cevap olarak “mutluluk” denilecektir aklı başında olan ve belli bir yaşam deneyimi olan insanlar tarafından. Ben farklı düşünenler tarafındayım. Nasıl mı?
            Baştan başlıyoruz soruyu sormaya. İnsan ne ister?