AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, seninle birlikte akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Perşembe, Nisan 05, 2018

Gönlü Zengin Yoksulluk-7-Çam Dalında Sarkan

"Koç Tavşan"

Çam Dalında Sarkan, Koç Tavşan

Komşuların arazilerine girdik, arada 200 metre kadar mesafe vardı ama çam ormanlarından bizi göremiyorlardı. Çam ormanlarının arasındaki patika yoldan yürümeye devam ettik.
Kalın ve uzun bir çam ağacının dibinde oturuyorlardı kalabalık bir aile olarak. Ortaya da meydan ateşi yakmışlar şamataları iyi görünüyor ve gülüşme sesleri, teneke çalma sesleri çınlatıyordu ormanı.
Hallerini görünce bir gülümseme yayıldı hepimize de. Babam benim elimi bırakmıştı artık, yol düzgündü buradan ilerisinde. Köpekler de gelivermezlerdi bize, kokumuzu tanırlardı, ne zaman görseler kuyruklarını sallayarak, başları yerde gelirlerdi yanlarımıza. Biz de okşardık boyunlarını. Yine karşıladılar bizi aslan gibi kocaman koyun köpekleri, boyunlarındaki koruma halkalarıyla. Bizimle birlikte yürümeye devam ettiler. Koyunları yoktu ama korunmak için besliyorlardı köpekleri. Ormanın ortasındaydılar senenin 8-9 ayında. Keçileri vardır on, on beş kadar.
Bizi gördüler yaklaşınca. Pekmez yemeyen amca ve ailesiydi bunlar. Ateşin aydınlığından pek uzağı fark edemedikleri için yakınlaşınca ancak fark ettiler bizi ve sevinçle karşıladı her biri yanımıza gelerek “hoş geldin” dediler her biri, her birimize. Küçükler büyüklerin elinden öpüp başına koydu, büyükler de küçüklerin yanaklarından öptü, yaşıtlarda tokalaştılar. Uzun yıllardır birbirini görmemiş kardeş veya akrabalar gibiydik o anda.
Kendimi çok mutlu hissettim o ortamda ve hep aynı ortamda bulunmak isteği düştü içime. Bizi, yanan ateşin etrafındaki en rahat yerlere oturttular, ellerimizdeki getirdiklerimizi büyükler alıp çocuklara verdikten sonra. Eğlenceye kaldığı yerden devam ettiler.
Adamın önünde ters çevrilmiş eski, bir kısmı pastan çürümüş bir teneke ve trampet gibi kullanıp elindeki odun parçalarıyla bazen de elleriyle tempolu çalıyor, hanımı ve kızı oynuyor, oğlanların ikisi de katılıyor bazen, çamın dalında da koç gibi bir tavşan, yarısı yüzülmüş derisinin yarısı bekliyor arka bacaklarından sicimle bağlı asılır halde.
Bizim fark ettiğimizi anlayan büyük delikanlı: “koç, amca koç, kurbanlık bu” diyerek oynamasına devam ediyor. Babam da gülümseyerek başını sallayarak cevap veriyor. Epmek Amca ve karısı da gözlerinin içi gülerek seyrediyorlardı durumu, arada el çırparak tempoya eşlik ediyorlardı, Epmek Amca'nın karısının kulakları çok az duyduğu için bazen tempoyu kaçırıyor sonradan herkese bakıp tekrar tempoya uymaya başlıyordu. Hiç kimseyi de ilgilendirmiyordu durumu, herkes kendi havasındaydı.
Daldaki tavşanı yüzüp yahni yapacaklar ve yemeklerini yiyecekler. Oğlanlara göz kaş etti babaları ve onlar tavşanla ilgilenmek için geçtiler tavşanın yanına. Derisinin kalanını özenle yüzdüler bıçak kaçırmadan. Deri zedelenmemeliydi, çarık yaparlardı belki de. Veya şapka gibi şeyler işte. Çarık için zayıf düşerdi aslında ama yaz aylarında bazen üstü açık olarak giyerlerdi yaptıklarını.

7/9
Devam edecek...

1/9'a dön...

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.