AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Salı, Aralık 25, 2018

Ders Temizlik

Su ve Sabun

Suya, sabuna dokunmazsan
Eğer;
Mikrop sarar her yanını

Edebiyat'ınızı Nasıl İstersiniz?

Az Acılı Edebiyat

            Zengin edebiyatı var mı acaba? Diye düşünüyordu Zafer. Doğru dürüst zengin edebiyatı yazısı okumamıştı hiç ömründe. Belki de kendisine rast gelmediğini düşünürken başı istemsiz olarak sağa doğru döndüğünde gökdelenleri gördü. “işte, bütün yazdıkları, yazabildikleri gökdelenler. Onları da başkaları yazıyor aslında. Yalnızca zenginlerin parası çalışıyor, kendileri pek çalışmayı sevmezler. Çalışmak dedimse hırsızlık yapmazlar demedim. Tek çalışmaları hırsızlık yaparken çalışırlar. Bir de öncesinde kafa yorarlar nasıl çalacaklarını planlamak için.

Pazartesi, Aralık 24, 2018

Kavga Etmeyi Bilecek Kadın Dediğin.

Kavga Etmeyi Bilecek Kadın

Yeri geldiğinde
Kavga da edecek kadın dediğin,
Tepesini attırdığında yani,
Yutmayacak her şeyi,
Yutkunmayacak da;
Kalaylayacak ağzı dolusu,
Parlatmak için pasları.

Cumartesi, Aralık 22, 2018

Aha İspatı!

İspat


İnsan’ın kıymetine dair nutuklar atıyor soytarı,
Toplamışta bir sürü kuru kalabalığı,
Cahil, cühela, yalakaları;

Neden, bazen Susmak Gerek?

Bazen Susmak Gerek

            Bazen susmak gerek, susmak. Aklından geçenleri bastıracağım diye bir şeyler söylemek patavatsızlığa yol açıyor, incitiyor bazen yanındakileri. Fark ediyorlardır mutlaka ama hiç kimse de konuşmuyordur, içine atıp konuşacağı zamanın gelmesini bekliyorlardır mutlaka.
            Zafer kendi anılarından yola çıkarak düşünüyordu tüm olan biten patavatsızlıkları. Kendisi de yapıyordu arada ama hemen çark etmeye çalışıyor ve kırıldığını düşündüklerinin gönüllerini alma çabası içine giriyordu. Utanması da cabasıydı böyle durumlarda. O yüzden patavatsızı hemen tanıdığını düşünüyordu.

Perşembe, Aralık 20, 2018

Zafer'in Sevemediği Hazan Mevsimi

Hazan Mevsimi

            Zafer çocukluktan beri sevmez hazan mevsimini. İçini hüzünlü bir duygu bulutu kaplardı. Çocukluğunda pek düşündüğünü hatırlayamıyor ama yetişkinliğinde ve gençliğinde oldukça düşündüğü zamanlar olmuştu.

Pazartesi, Aralık 17, 2018

Kaynana Görsün Gözler!

Kaynana


Bir kaynana;
Sabahın köründe,

Köpek Konuşur mu?

Konuşan Sevimli Köpek

                Güzel mi güzel bir ilkbahar günü. Hafifçe serinliği olsa da “çık, çık dışarıya” diyor durmadan insana. Dayanamadım en sonunda attım kendimi dışarıya. Attım atmasına da nereye gideceğim? Küçücük bir kasaba, eni boyu iki adımlık yerler. Karar verdim sonunda yürümeye dik olan sokağın bitiminden dışarıya doğru. Kırlara açılıverir insan bu yoldan giderken. Her yer selamlar seni, sağın solun yeşilliklerle dolu olur. Ayrıca başka insanların da tercih ettiği gezinti, hava alma yeridir.

Pazar, Aralık 16, 2018

Tren Kaçtı mı?-4

     
Tren Kaçtı

             Tren bir anda hızlandı ve kapılarını kapatmaya başladı.  “Eyvah!” dedim ama iş işten geçmişti artık, ne kadını aşabiliyordum ne de trene yetişebilirdim. Üzgün üzgün tekrar geriye dönüp kalktığım aynı yere oturdum. Öylece karşıya bakıyordum, ne yapacağımı düşünerek.
            Birkaç dakika geçer geçmez oldukça uzakta, gözün zar zor seçebildiği yerden bana doğru gelen birisine takıldı gözlerim. Aldırış etmeyip boş boş etrafıma bakınarak karar vermeye çalışıyorum. Hala aklımda 11, 21, 31 rakamları dolanıp duruyor.

Cumartesi, Aralık 15, 2018

Tren Kaçtı mı?-3

Siyahlı Kadın

                Nereden aklıma düştüyse uzak bir mahallede oturan eski bir arkadaşı  görmek istedi canım. Memuriyet arkadaşımdır kendisi, çok ortak maceralarımız olmuştur kendisiyle. Geçmişin acı hatıralarını anarız sıklıkla bir araya geldikçe de güleriz kahkahalarla. Ölümlerden döndüğümüz korkulu zamanlar bile komedi olur her zaman.
                  Bir değildi ki ölüme yaklaştığımız zamanlar ve olaylar. Doğuda çalışırken, çocukların kavgasından sonra sülalecek cephe savaşının tam ortasında kalışımız, sürünerek yerlerde kurşunların altında ufacık taşları kendimize siper ettiğimiz olayı mı desem,  yoksa şantiyeye yeni gelen sıfır  reno ile dimdik yamaca sürüp yuvarlanmaya ramak kalmışken karşıdaki mahalleden görenlerin koşturup gelip arabayı kucaklayarak aşağı düzlüğe indirdiğimizi mi?  Hele o gecenin birinde ıssız yolda arkadan takip eden bir araba vardı bir seferinde, benim benzin bitmeye yakın olduğu için en yakın petrole ulaşmak için 120 yapıp sonra da boşa alarak yol aldığım olay… Daha neler neler!

Çarşamba, Aralık 12, 2018

Tren Kaçtı mı?-2

                     
                 11, 21, 31 Ne Demek Acaba?

                Kahvede her zamanki gibi belli insanlar toplanmışlar yine, dedikodu yapıyorlar, kafa kafaya vererek. Yalnız bu sefer kalabalıklar eskilere göre. Selam verip kendime ayrı bir masa seçtim, oturmadan önce ocaktaki çalışan adamın bana baktığını görünce elimle işaret ederek “orta” dedim, fısıldayarak. Dudak okumayla anlaştık. Anladı ve hemen cezveyi aldı eline. Ben de anlaştığımızdan emin olarak oturup beklemeye başladım.

Salı, Aralık 11, 2018

Tren Kaçtı mı?-1

Baykuş Kafalı Çocuk

                Bir Pazar sabahı, erken vakitler evden çıktım, sokağa adım atar atmaz karşı evin kapısında mini minnacık altı çıplak, ayakları yalınayak bir erkek çocuğunun bana baktığını gördüm. Bana bakan gözleri bir başkaydı bu sefer, yanına yaklaştım, safça bakışları tuhaftı eski bakışlarına göre. Merak ederken elimi yanağına uzattım okşamak için. Çocukta hiç kıpırtı olmadı. Elimi yanağına atar atmaz ateşinin yüksekliğini anladım.

Pazartesi, Aralık 10, 2018

Kılkuyruk Adam ve Karısı

Kılkuyruk Adam ve Karısı

                Geçenlerde pazaryerinde dolaşıyordum öylesine. Öylesine diyorum çünkü acil bir ihtiyaç yok evde ama hoşuma giden bir şey gözlerime takılırsa alacağım. Bir tür zaman öldürmek benimkisi anlayacağınız. Ancak böyle bile olsa yine de üç, beş kilo bir şeyler almış oluyorum bir saat kadar süre dolaşırken. Yorgunluk hissedersem bir kahveye oturup çay ya da kahve içiyorum. Hem memleketten havadisler alıyorum böylece. Haberlerden çok farklı bu pazaryerleri. Her kesimden insan bulunuyor. İşçisi, köylüsü, sırtı kalını her ne ararsan var.

Pazar, Aralık 09, 2018

Kırk Tepsi Baklava

Kırk Tepsi Baklava

                “En gıcık olduğun ve anlayamadığım şey nedir?”  diye soran olsa “insanların inatla laf olsun diye söyledikleridir” derim dedi elinin tersiyle başına üşüşen sinekleri kovalayarak. Sinekler de inatla, birbirleriyle yarışırcasına çullanıyorlar tepesine. Ayna gibi parlıyor kel kafasının tepesi. Yağlı mı yağlı görüntüsü var karşıdan. Kafasının tepesinde çatlak mı vardır nedir? Sineklerin bir bildiği olmalı yoksa neden inat etsinler oraya konmak için. Çatlaktan beyin dışarıya sızıyor olmalı. Yağın pelte hali ne de olsa.

Bütün Mesele

Bütün Mesele

Neredeyim diye,
Sordun mu hiç
Kendine?

Çarşamba, Aralık 05, 2018

Kaç Çeşit Aydın Vardır?-2

Aydın Türleri

Bizde batılılaşma hastalığı Osmanlı’nın ortalarından itibaren başlıyor, hatta daha öncelerinde de ufak denemeler var aslında.. Hani o Tanzimat dönemlerindeki tercüme büroları vasıtasıyla özellikle Fransızca’dan tercüme edilen eserler dönemi var ya. Kendi dilini doğru dürüst anlayamayan bir entel zümrenin halkı aydınlatmak için düşünülen kıymetli çalışmalar. Ancak, ne ilginçtir ki aynı dönemde neredeyse halkın tamamı sarayın dilini bilmiyor ve aynı dilden konuşmuyor, okuma yazma derseniz yok denecek kadar az. Ve bu aydınların Osmanlı’yı getirdikleri yer. Küçümsemiyorum, gelecek açısından çok şey yaptılar elbette. Türkiye Cumhuriyeti’nin tohumlarını attılar.

Kaç Çeşit Aydın Vardır?-1

Aydınlanma

                Bazen insanın aklına türlü türlü şeyler geliveriyor da şaşırtıyor insanı. Bir süre sonra da “nedir, neyin nesidir, nasıldır, nasıl oldu, nasıl olmalı?.. gibi binbir soruyla alıp yürüyor kendi kendine. Çıkmazlarla, hayallerle, gerçeklerle derken bazı uzuvları tam görünmeyen bir görüntü çıkıp dikiliveriyor gözlerinin önüne, insanın karşısına.

Pazar, Aralık 02, 2018

Kim Yaman?

Kim Yaman?

Benim kafa
Çılgın at gibi;

Sınıf Atlayınca Ne Oluyor?

Sınıf Atlamak

                Yıllar öncesine dayanıyor tanışıklığım, birkaç gün öncesi facebook sayfalarının birinde gördüğüm fotoğrafla. Baba, büyük oğul ve büyük oğulun arkadaşları. Baba bacaklarını altına almış, koltuk üstüne eğreti bir şekilde kurulmuş oturuyor imajı yaratmak derdine düşmüş, büyük oğulun da ondan farkı yok. Her ikisinde de mahzunluk var. Bu yılların insanları değil, baba seksen yıl öncesi bir zamandan fırlayıp gelmiş, tıpkı seksen yıl öncesi masumiyet var suratında ve bedeninde. Sanki hiç aldırmıyor çağa, dünyası hiç değişmeden seksen yıl öncesinde kalmış. Oğul da öyle.

Cumartesi, Aralık 01, 2018

Vatan Nedir?

Vatan

            Eskiden sorardı komutan askerlik yapan Mehmetlere: “Vatan nedir?” diye. Erat kendini yırtarcasına bağırarak yapıştırırdı cevabını hemen esas duruşta. “Anamdır komutanıııım.”
            Zafer uzun yıllar düşünmüştü bu cevabı ama bir türlü kafasına yatıramamıştı olup biteni.  Okullarda öğrettikleriyse üç tarafı suyla çevrili kara parçasıydı Vatan Türkiye.  Her karışı kanla sulanmıştı vatanın. Uğruna kan dökülen topraktı Vatan.

Cuma, Kasım 30, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-10

Emevi, Abbasi Karışımı Kafalar

Evet, kafamda dolanıp duranlarla neredeyse birebir örtüşen ilgili araştırma sonuçları, çok şeyi net bir şekilde açıklıyor kendi başına. 1979’da köyü ve köylülüğü görenler olmuş zaten. Elbette başka görenler de var. Üstelik bu araştırma genellikle 1975-79 arasında yayınlanan mahalli ve genel gazeteler taranarak ve verileri tekrar elden geçirilip analiz ederek bulunabilenler. Daha başka yapılan araştırmalar da var mutlaka ama kimsenin ne duyduğu var ne de kulak kabarttığı yok. Herkes kendi dünyasında geziniyor, kesinlikle başkalarının sınırlarını aşmak gibi bir iyi niyet yok bana göre.

Perşembe, Kasım 29, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-9

SONUÇ:

                Görüldüğü üzere 35-40 yıl öncesi basit bir araştırmaya dayanarak ortaya çıkan sonuçlar ilginçtir bana göre. Her ne kadar inceleme düzensiz kentleşmenin şiddet olaylarına kaynaklık ettiğini belirtmiş olsa da asıl mesele yönetim anlayışından kaynaklıdır.

Çarşamba, Kasım 28, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-8

Kimler Göç Ediyor ve Neden?

                Özellikle belirtmeliyim ki bu araştırma beş büyük kent için yapılmıştır. İstanbul, Bursa, İzmir, Gaziantep ve Adana.  Aslına bakıldığında diğer kentlerimizde de fazla bir fark yoktur. Büyük kent veya küçük kentlerde de kendi çapında benzerlikleri taşımaktadır. Özellikle kendi deneyimlerimden de biliyorum ki Doğu Anadolu’nun kentlerinde nüfus artışı yer yer yüzde beşten dokuza kadar çıkabiliyordu. Hatta unutamadığım bir söz kulaklarımda çınlar durur. Yıl 1985-86 olmalı, Tatvan’da fuar açılmıştı ve çalıştığım kurumun da bir yeri vardı. Komşulardan birisi Sağlık Bakanlığı idi. Elli yaşlarında şapkalı bir adam ortadaki masaya abanarak elinde ceketini gösterir halde “Hemşire, hemşire, aha bu ceketi karının sırtına atsam gebe kaliy. Şaşırıp kaldım, var mı çaresi?” dediğinde gülmek geldi birden ve herkes gülüşmüştü. Ben ayrıldım kendisine çareler anlatılırken.

Salı, Kasım 27, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-7

Kent ve Şiddet

                Evet, kent şiddet doğurur mu? Başka bir deyişle kentler şiddetin kaynağı olabilir mi, eğer oluyorsa nasıl oluyor?..
                Elbette kentler yaşam alanlarıdır ve aynı zamanda köy gibi kırsal yerleşim alanlarına göre imkânların daha geniş oldukları yerler olarak düşünülür. Milli gelirden daha fazla pay alırlar kentlerde oturanlar genel olarak. Ancak bu payın ne şekilde dağıldığı önemlidir. Yeterli midir? Doğru dağılım var mıdır?.. Sorular elbette çoğaltılabilir…

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-6

Gecekondu

Köylü-Şehirli, Köylüleşen-Köyleşen Şehirler

                Her şeyin kontrolsüz olarak memleket içine girmesi, insanların tüketim alışkanlıklarını ve kılık-kıyafetlerini değiştirmesi gerçekleşiyor ancak kafalarının değişmesi mümkün olmuyor. Bu arada Amerika ve Avrupa’ya bağımlılık sürekli artıyor, kimsenin sesi çıkmıyor yani engel olunabilecek güç olmuyor. Bu durum zaten çok şeyi açıklamaya yetiyor.

Pazartesi, Kasım 26, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-5

Yeni Türkiye’de Yaşam

                İşin başında sözde 500-600 kelimelik bir blog yazısı düşünürken oldukça uzadı yazı biliyorum. Bu günü anlayabilmenin yolu geçmişi iyi anlamaktan geçtiği düşüncemle genel olarak bir çerçeve çizmeye çalıştım kendime göre.
                Bu çerçevenin içindeki Türkiye’nin durumuna ancak gelebildiğimize göre şimdi de Atatürk sonrası Türkiye’ye bakalım.

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-4

Türk’lüğü Kafasına Takmış

                Nihayet Mustafa Kemal diye birisi çıkıyor ortaya. Kafasına takmış Türk diye, ben Türkoğlu Türk’üm diye yanıp tutuşuyor. Kendinden bilir her kişi her şeyi gibi bir tarifle çok iyi analiz etmiş yıllarca dağ taş cephelerde yokluklar içinde koşarken. Kendini onlara onları da kendine yakın bulmuş soyunmuş işe.

Pazar, Kasım 25, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-3

Osmanlının Değişimi

                Gelelim ilk başta bahsettiğim soruya: “Ne olacak bu memleketin hali?”
                Osmanlı imparatorluğu çöküyor, karışık milliyet ve dinlerden oluşan toplum ayrışarak bölünüyor. Bunlardan ortaya çıkan bir de Türkiye var. Türkiye’nin oluşumu da aslına bakılırsa çok ilginç bir detay. Neden mi?

Cumartesi, Kasım 24, 2018

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-2

Türkler ve Araplaşan Osmanlı İmparatorluğu

                Türkler, biliyorsunuz hep dağlarda göçebe olarak yaşamış guruplar halinde. Doğanın zor koşullarına karşı savaşarak ayakta kalmanın yollarını her zaman bulmuşlar derken kalabalıklaşmaya başladıkça, hayvanları da kalabalıklaşıyor elbette. Hem insanlara barınak hem de hayvanlarına otlak gerek, çevrelerini genişletmeye başlıyorlar arada bir. Bu sırada savaşmanın gerekliliği ortaya çıkıyor ve savaş sanatında ustalaşmanın gerekliliğini fark ediyorlar. Ok, yay kullanmada, at hâkimiyetinde üstlerine yok.  Bu durum büyük beyliklerin ve güçlü devletlerin dikkatini çekmeye başlıyor.

Ne Olacak Bu Memleketin Hali?-1

Şapka

                Oldukça uzun zamandır “Ne olacak bu memleketin hali?” diye düşünüyordum. Üstüne üstelik pdf formatında bulabildiğim kadar Türklerle ilgili bir sürü kitap indirip okumaya başladım. Okudukça iştahım kabarmaya başladı. Daha da meraklanmaya başladığımı fark ettim. Türklerin ilk beylik dönemlerinden itibaren günümüze kadar oldukça geniş kaynak bulduğumun farkında olmadan geceli gündüzlü okumaya başladım. Öyle oluyordu ki bazen artık gözlerimin kelimeler arasında adım atacak hali kalmıyordu ve bir kelime üzerinde abanıp kalmış oluyordum. En nihayetinde yatağa atıyordum kendimi ve hayalini kurarak canlandırmaya çalışıyordum o dönemleri. Oldukça başarılıydım hayal kurma konusunda. Uyuyuveriyordum hemen. Güzel de bir uyku çekmiş oluyordum on saat kadar uyuduktan sonra.

Yeni Harfler Nasıl Öğrenildi?

"Başöğretmen Atatürk"
                İsmet İnönü'nün anılarında okumuştum yanlış hatırlamıyorsam, yeni alfabenin kabul edilme hikayesini ve tüylerim diken diken olmuştu. Atatürk'e hayranlığım katmerlenmişti.

Cuma, Kasım 23, 2018

İnekler Boynuzlu mu Olmalı, Boynuzsuz mu?

"Armin Capaul, İsviçre'de bir çiftçi"

İnekler Boynuzlu mu Olmalı, Boynuzsuz mu?

            Evet, sevgili okurlar, ilginç bulacağınızı düşündüğüm bir haber hakkında yazmaya karar verdim bu sefer. Sizler de duymuş veya okumuşsunuzdur mutlaka bu haberi. İsviçre de 65 yaşlarında bir çiftçi uzun bir süredir mücadelesini verdiği ineklerin boynuzlarının kesilmemesi hakkında referanduma giden kararı bekliyor.

Nobel Vakfı Yöneticilerine Önerimdir

Nobel Vakfı Yöneticilerine Önerimdir

                Öncelikle bu başlığı neden attım? Açıklayayım hemen. Bilindiği üzere Nobel vakfı 1900’ler de kurulmuş olan bir vakıftır. Kendine göre seçme kriterleri doğrultusuna uygun düşen bilimsel çalışmaları teşvik etmek amaçlı ödüller verir. Gerçi siyasi amaçlardan da söz edenler yok değildir ama ben art niyetsiz bir kurum olarak dikkate alarak Dünya barışına katkısı olacağını düşündüğüm başka bir yan önereceğim. Amaç insanların aydınlanması ve düşünmelerine yönelik olmasıdır. En azından ben öyle değerlendiriyorum.

Perşembe, Kasım 22, 2018

Nobel Ödülü Almak - Ateist Olmak

Nobel Ödülü Almak-Ateist Olmak

                Bir söz var ya hani tam aklıma gelmedi “Bu ne lahana, bu ne turşu” derler galiba. Siz de buna benzer söylüyorsunuzdur eminim başlığı okuyunca.  Bilmem, birden aklıma geliverdi bir şeyler okuyup yazarken. Elbette bu gün yaşadığım birkaç olayın da ilgisi var sanıyorum.

Çarşamba, Kasım 21, 2018

Her Şey Kader mi?

Kader

Attila İlhan’ın - "Defterler 6 - Ulusal Kültür Savaşı" ( Özgür Yay-1986)  kitabını okumaya başladım. Atila İlhan’ın 1982-85 yılları arasındaki köşe yazılarından derlenerek, genel olarak “Türk Aydını, Çağdaşlaşma ve Batı kültürü, Laiklik, Türkiye’nin uluslaşması gibi konulardaki yazılarından oluşmuş.
İlk başlarda üstünkörü okumaya başladım. Ancak ilerledikçe yazılar tanıdık gelmeye başladı. Hafızam “Bildik, tanıdık bu yazılar, geç geç” diyordu bana. Doğruydu hafızamın dediği. Yazılar genellikle tanıdıktılar çünkü genellikle her gün olmasa bile haftada en az üç veya dört yazısını okurdum köşesinden.

Salı, Kasım 20, 2018

Sabahların Erken Saatlerinde Neler Oluyor?

Neşeli Sabahlar
                İlk kez dikkatini çekmişti Zafer'in o sabah gördükleri. Hoşuna gittiği için genellikle sabahları erken kalkmaya gayret etmeye başlamıştı. Yaz ortalarında bir alacakaranlıktı. Daha güneş görünmüyordu, insanlar kalabalıklaşıyordu gitgide ve bayram yerine dönmüştü adeta ortalık. Konuşmalardan kolay anlaşılıyordu nereye gidecekleri, kimin işine gidecekleri.
            Sigarasını yakıp seyretmeye başladı kalabalığı. Bir taraftan da kuş sesleri geliyordu ağaçlardan. Bazen kuş sesleri bazen de kalabalığın sesleri bastırıyordu bir birinin seslerini. Yarışıyordu insanlarla kuşlar sanki.