AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Cuma, Haziran 22, 2018

Seçim ve Düşündürdükleri

Seçim Meselesi

Seçim Meselesi

                Evet, başlıktan da anlaşılacağı üzere, konu “seçim”.
            Öncelikle bu “seçim” kelimesi çok şey çağrıştırıyor elbette kafalarda. Neler mi çağrıştırıyor? Örneğin: iş seçimi, eş seçimi, siyasi seçimler; belediye başkanlığı, milletvekilliği, artık bir de cumhurbaşkanlığı seçimi var, öyle ya Cumhur’a bir baş lazım. Demişler ya hani, “baş ol da ne başı olursan ol” diye. Ne yazık ki soğan başı olamayacak artık çünkü soğan seçim arenasından çok uzakta kaldı, böyle giderse tamamen uzaklaşacak.
            Sahi bu cumhurun başı yok muydu eskiden? Galiba sürü yoktu sanki şimdi sürü icat oldu ve sürüye de bir baş gerekli, işte o baş da çoban olacak.

Ölünün Dirilişi

Fazlalık

                Haftalardan sonra banyo yapmaya karar verdi adam; kokusundan rahatsız olduğu için. Her zaman duymuştu ama nedense bu sefer daha da fazla rahatsızlık hissetti kendi vücut kokusundan. Bu insan vücudu ne kadar da pis şeymiş diye düşünce tırmaladı beyninin her yanını. Leş desen leş kokusu değildi, yağ, tereyağı desen değildi; bazen burnunu sıkıp çıkardığı yağlar geldi aklına ve tekrar sıktı patlıcan burnunu -burnu kocaman duruyordu suratının ortasında kendine göre- sağ baş parmağıyla işaret parmağına bulaşan beyaz, krem yağları gördü, burnuna yaklaştırıp kokladı, birden çekti başını geriye; burnunun direği kırılmıştı. Tiksinti geldi, kendinden tiksindi o haliyle.
                “Yürü oğlum, yürü banyoya, sen derelere girsen bulandırırsın koskoca derenin suyunu, bir hafta yatman lazım ki arınasın suyun altında” diye çıkıştı kendine. Kulaklarını tırmaladı kendi sözleri, yabancı birisi söylemiş gibiydi duyguları; umursamıyordu kendi dediklerini. Doğru dürüst bir şey diyemiyordu ki kendine. Varsa yoksa olumsuzluk, varsa yoksa eksiklik; hakir görüyordu, farklı bir yanı vardı diğer insanlardan ya da yoktu, ona öyle geliyordu.

Cuma, Haziran 15, 2018

Gamzeli Çocuk

"Gamzeli Çocuk"
Dönüşüm

                Boktan püsürükten şeyler gelir aklıma benim zaman zaman. Yine günümdeyim anlaşılan; dolaşırken başıboş kuçular gibi, takılmaya başladılar gözüme gözüme; birbirine benzeyenler. Önce kararsız kaldım, fikrim yoktu hiç; düşünmemiştim de.
                “Karı kocasına mı, koca karısına mı benzemiş? Afalladım, “sana ne be salak oğlum?” sormadan edemedim. Yürüyüp ağız açmaya devam ettim ortalıkta bir süre. “Hay gözünü …”
                Bu gün tersimden mi kalktım acaba? Hiç de böyle bir takıntım olmamıştı çocukluğumdan bu yana. Ters yön, ne fark eder ki? Sonuçta kalkıyorsun işte, başka bir halt yemiyorsun ya! Kim olsa da kalkacak illaki bir taraftan, başka bir yön keşfedildi de benim haberim mi olmadı? Ya sağından ya da solundan kalkacaksın, amuda kalkarak kalkanı duymadım daha.
                Benziyorlar yahu, basbayağı benziyorlar işte; gözlerimin önündeler, hem de kaç tanesi! Tıpkısının aynısı, kıçıyla başıyla aynı be. Başımı silkeledim birkaç kez, görme özrüm mü başladı ileri derecede acaba? Önümdeki yazılara baktım büyüklü küçüklü; rahat okuyabiliyorum. Demek ki gözlerimde arıza yok, varsa bile her zamanki kadar.

Pazartesi, Haziran 11, 2018

Müjde Baba Müjde!

ev hali

Müjde Baba Müjde!

                “Baba müjdemi isterim” diyerek daldı çalışma odama kızım. Uzun bir süredir bu kadar sevindiği bir şey olmamıştı çok merak ettim bende onu sevindiren şeyi. Başka bir olay olsa başımı kaldırmazdım çalışmamın başından ama kızımı bu kadar sevinçli görünce kaldırdım başımı ister istemez.
                “Hayrola kızım, bu ne sevinç böyle; önemli bir şey olmalı bu kadar çok sevindiğine göre. Söyle bakalım neymiş biz de öğrenelim!”
                “Olmaz söylemem, bekleyeceksin biraz ama buradan çıkmak yok, tamam mı, anlaştık mı?” içi içine sığmıyor güzel küçük kızımın, anlaşmaz mıyız hiç “anlaştık elbette, çok beklemem gerekecek mi peki?” “Hayır babacığım hayır, beş dakika sürmez” diyerek koşturarak çıktı yanımdan kapıyı rüzgârı mı çarptı o mu çarptı anlayamadım.

Pazar, Haziran 10, 2018

Sidiklik Bağlama

"Püsgevit keyfi"

Akşamdan Bıraktığım Bulgur Aşı

            Ortaokul birinci sınıfa yeni başladığım yılın ilk haftaları biraz içim buruk geçti; aileden uzakta olmak ve her işimi kendim yapmak zorunluluğu az da olsa sorumluluk meselesini ağırlaştırıyordu. Köyde olsam, eğer biraz canım istemezse bir bahane bulup anama yıkabilirdim ama burada öyle değil, yıkacak kimse yok.  Yaparsam da kendime yapmazsam da kendime.
            Özellikle yemek işi biraz farklıydı, kendim yapıyordum artık kendi yemeğimi. Tek bir odada, tek başımaydım.  İhtiyaçlarımız olduğunu düşünebildiklerimizi aldık anamla birlikte ve eve getirmiştim.

Var, varoğlu var!

yol

Var!

Yaralarım var
Onmaz,
Sarılmayı bekleyen;

Cumartesi, Haziran 09, 2018

Canım Karım

Canım Karım

                Karım kesecek beni biraz daha böyle gidersem. Öyle diyo “keserim seni, zıbardığında; eğer böyle devam edersen, gecemizi gündüzümüze karıştırırsan.” Pek kulak asmıyordum ama iyice asabileşmeye başladığını fark ettiğim ilk anda tüylerim diken diken olmadı da değil hani. Nasıl olmasın, iki metreye yakın boy var, kilo desen gergedan, yok yok fil desem daha doğru. Hele bu yazdıklarımı bir görse yandım demektir. Uyuyor daha.
            Yerin kulağı var diye boşa dememişler demek ki. “Uyandı, uyandı.” Tıkırtılar gelmeye başladı salondan. Yatak odasında yatamıyor da klavye tıkırtısından. Klavye tıkırtısı odun yarar gibi gelirmiş kulağına, bazen de kilise çanı gibiymişler “goooong, gooooong…”
            Mübarek ilk yıllarda posta koyardı bana her zaman. Cüssesine güvenirdi tabii. Ben sıskayım ya onun yanında. Kızdırdığım zaman “boy fukarası” derdi de sesim bile çıkmazdı karşısında ama yine de kızdırmadan yapamazdım. Kızınca daha sevimli geliyor nedense bana.

Çarşamba, Haziran 06, 2018

Felsefe?

           
felsefeci
Felsefe?        

            Sanıyorum blog konusunda daha da aheste olacağım bundan sonra. Nedeni gayet basit. Hayal kırıklığı mı desem yoksa hevesim mi kaçtı desem bilemiyorum. Aslında bu cümlelerin yani bahanelerin hiç birisi de doğru bir ifade değil. Galiba bazı şeylerin farkına vardım sadece. Burası ciddi ciddi bir şeyler söylenecek yerler değil belki de! Veya ben öyle algıladım bir süredir.
            Nasıl ciddi olsun ki, bir yanda Google, bir yanda cehalet, diğer yanda uğraşan, çırpınan bir sürü dünyalı. Seyircilerse romanın arenalarındaki gladyatör dövüşlerini seyretmek istiyor. İşte bunun becerilmesi oldukça zor görünüyor bana veya öyle görünmeye başladı.

Salı, Haziran 05, 2018

İddiayı kaybettim.

direk
Adam, Santimi Santimine Bildi

            Yanı başıma geldi. Dirsek teması durdu sağ yanımda, eliyle işaret ederek binanın karşısındaki yolun bitişindeki sokak lambası direğini gösterdi. “şu direğin olduğu yer buradan kaç metre vardır sence?” dedi. Yüzüne baktım önce, dalga geçip geçmediğini anlamak için.
            “ciddiyim ben, kim en yakın bilirse akşam rakılar diğerinden.” Dedi, gülümseyerek. Şöyle bir yola baktım, direğe baktım. Serde mühendislik de var ya, gözü keskin olur müyendisin. “tamam” dedim ve ilk rakamı söyledim. İkimizin de üç rakam söyleme hakkı vardı kural olarak.  Üç rakamımı da söyledim, yazdı not defterine ciddi ciddi.  Kendisi tek rakam söyledi, hem de santimi, milimine kadar. Dalga geçiyor benimle diye düşünüp güldüm geçtim. Gitti içeriden, fen işlerinden, şerit metre alıp geldi kocaman göbeğini sallaya sallaya.

Pazartesi, Haziran 04, 2018

İddia Bolluğu

"iddialı"

İddia Bolluğu

            Hayatta iddiaları oluyor insanların, iddiası olanlara bayılırdım oldum olası. Ben de heveslenirdim iddiam, iddialarım olsun diye. Bazen olduğu da oldu elbette ama benim istediğim gibi olmadılar.
            İddia deyince çok şey geliyor aklıma; at iddiası, yat, kat, karı, koca daha ne bileyim bir sürü iddia var.
            İnsan bu kadar iddia bolluğunun içinde kalınca kendi iddialarını hafife alıyor galiba hele bir de yaşama dair iddiaları varsa yandı demektir. Yaşama dair ne iddiası olabilir demişti bir arkadaş, sohbet arasında; salıvereceksin kendini, herkesin gittiği yoldan gideceksin işte. İddiası mı var bunun. Herkes neyse sen de o olacaksın.

Var-Yok

eller

Var-Yok

Eskiden
İhtiyaçlar vardı,

Pazar, Haziran 03, 2018

İnciler-6

İnciler-6
inciler

-Ben ne iyi olacağım ne de kötü, kendi bildiğim gibi olacağım; herkes beni nasıl görmek isterse öyle görsün. 13.05.18
-“Ne zaman adam oluruz?” diye soranlar var. Bu soranların okumaya, yazmaya başladıkları ve düşündükleri zaman. 14.05.18