Perşembe, Haziran 21, 2018

Sanık ve Tanık

Sanık ve Tanık

İhbar eder kendini
Adam,
Savcılığa;

“Suçum ağır,
Dayanamıyorum artık
Vicdanıma;
Razıyım idama.”
Açılır dosya
Hakkında,
İfadesi alınır,
Gönderilir yargıca,
Yargıç çağırır duruşmaya:
“….,
Yaş?”
Yetmiş der sanık,
“tanık var mı, tanık?”
Var,
“gelsin”
“Ben” der sanık,
Gelir göz göze.
“bir fidanı susuz,
Korumasız
Ve
Yalnız
Bıraktım,
Çölün ortasında;
Kalakaldı açıkta,
Benden uzakta;
Merhem olamadım
Yanıklarına;
Yaşlı bir ağaca sarıldım,
Sonra;
Devam etti fırtına,
Destek oldum ona,
Yıkılmadı
Kaldı ayakta
Ama
Olanlar oldu bana
Bu arada,
Yenik düştüm vicdanıma;
Kaleyi savunmalıydım,
Tutmalıydım hepsini bir arada,
Bütün şartlarda,
Sarılmasalar da bana
Ama
Yapamadım,
Kaçtım sonunda;
Yenik düştüm
Kızgınlığıma,
Yaralarıma tuz basılmasına
Ve
Körükle gidilmesine, yangınlara;
Hatta
Yüzüme bile bakılmamalara,
İtimat edin tanıklığıma
Ve
Mahkûm edin beni idama,
As fermanımı boynuma
Razıyım cezama.
“yaz kâtip
Karar:
İdam olmadığından yasalarda,
Ağır müebbet uygundur sanığa.”
Bakar adam ölü gözlerle
Yargıca:
“hafiftir bu ceza bana,
Ben zaten zindandayım yıllarca, zindanda;
İçimin kör karanlığında,
Ne bir ışık huzmesi var,
Ne de hava,
Bu yüzden idamdı,
Kurtuluş bana.
Düştü yere sonra,
Hayal kırıklığı yarattı bu dava
Onda.
Çürümeye terk ettiler,
Kendi zindanında.
Bilinmez;
Ne kadar yaşar
Daha!

02.04.18
Halil Gönül
Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.