Perşembe, Aralık 14, 2017

Ben neden Blog Yazıyorum?

Blog Yazmak
 Ne olacak Sonu?

                Ben kaşınınca bir şeyleri karıştırırım bazen. Yine öyle oldu bu aralar ve kaşınmaya başladım. Kaşınırken de bitkin düşüyorum tırnaklarım kısa kesimli olduğundan dolayı, kaşınma tam geçmiyor kısa tırnaklarla. Bu yüzden hani şu ahşaptan olan kaşıma aleti yok mu işte ondan lazım olduğunu düşünmeye başladım.
                Blog: adı üstünde günlük, öyle değil mi? Günlük bir şeyler yazıyor insanlar. Ne isterse yazar elbette, kimseyi de çok fazla ilgilendiren bir durum olmadığını düşünüyorum, bazen saçmalayabilme hakkı da vardır üstelik.

          Örneğin ben saçmalıyorum bazen bile bile rahatlatıyor beni. Hayata, dünyaya, kendime sitemler ediyorum, dersler çıkarıyorum haltlarımdan; kızgınım, kırgınım, yorgunum, emekliyim; daha ne olsun! Hayat bu: kullanır kullanır sonra da atar bir kenara. İşte o zaman da saçmalamak kalır elde; blog yazmakla ben de bu hakkımı kullanmak istiyorum. Sitemim kendimedir, kimseye değil.
                Düşünüyorum da: uzmanlık bilgileri paylaşma meselesini; oldukça uzun, yorucu ve emek isteyen bir durum bu uzmanlık paylaşım meselesi. Bir de uzmanlığın çeşidine de bağlı. Beyin cerrahı ne paylaşabilir, elbette isterse paylaşır çok şey ama dilini değiştirmesi gerek bu paylaşımın anlaşılabilmesi için. Halbuki Laga luga paylaşmak daha kolay.
                Ayrıca uzmanlık alanlarında paylaşım istenirse zaten uzmanlıklarını ölçüp biçen ilgili yayın organları vardır ve bu yayın organlarında paylaşılır bu tür şeyler. Aynı dili konuşan ve yazan kişiler tarafından okunur ve değerlendirilir aynı zamanda da bilgi paylaşımı olur bu durum.
                Gelelim uzmanlık konusunda yazılan bir yazının ölçüsüne. Makale yazma işi birkaç satırla olacak iş değil ki; Google da bahsi geçen 250-300 veya 600 kelimelik sınır veya blog okuyucularının o kadar kıymetli ki zamanları o kadar uzun yani 600 kelimeden fazla bir yazıyı okuyacak blog okuru da yok zaten; varsa da kıymetli zamanlarını bu gibi ıvır zıvır şeylere harcamaya ayırmayı doğru bulmuyorlar. -özellikle belirtmek isterim bu konuda hiç kimseye bir taş atmak gibi bir derdim yok, kimse alınmasın. Benim konum geneldeki durumdur-
                Bir makale sunum, giriş, gelişme ve sonuç derken 600 kelimeyle hiçbir şey anlatılamaz zaten. Anlatabilen de “gittim, gördüm, geldim” diyerek anlatabilir çok şeyi zaten.
                Dünya’da ve Türkiye’de her şey o kadar bulanık ki doğru bilgiye ulaşabilmek uzun bir çalışma ve emek istiyor; bunların haricinde temel bilgi de olmazsa olmazlardan. Bu yüzden Bloglarda uzmanlık konusunda yazıların güvenilirliği de çok su götürür bir durum, blog yazarlarının çoğuna bakıldığında etkilendiği veya kaynak olarak kullandığı bir yazının bile yazısında bildirmeyi bir zahmet sayarken bu bilginin doğruluğuna nereden emin olabilir okuyucular. Aslında bana göre suyun gözünü bile bulandırmak için birebir.
                Güzel çalışmaları olan kişiler var mutlaka, söz konusu kişiler kendi uzmanlık alanlarında diğer insanlara fayda sağlamak amaçlı yayınlar yapıp bilgilenmemize sebep oluyorlar; büyük bir özveri göstermiş oluyorlar.
                Benim amacım kimseyi bilgilendirmek veya bilgi vermek değil, kendim de bilmiyorum, hem de hiçbir şey bilmiyorum. Bildiklerimden de şüpheliyim artık. Yalnızca kafam boşalsın biraz diye kendimle savaşıyorum ve kendime şahit oluşturmak için de yazıyorum. Çünkü daha önceleri defterlere yazdıklarım -neredeyse 40 yıl- hepsi de kayıplar, işte bu yüzden blog yazıyorum artık kayıp olmasınlar diye. 😊
                Hiçbir okuyanım olmasa bile- nasıl ki müşteri velinimetse tüccar için; okuyucularda benim baş tacımdır- yazmak zorundayım ben; yoksa hastalığımı atamayacağım üzerimden. Şimdilik tek meşguliyetim ve yaşama bağlayan demeye pek dilim varmıyor ama öyle işte. Kendim çalıp kendim oynamaya bile razıyım ben. Yazma pratiği edinmiş oluyorum böylece. Beynimin hızına yetişebilmek için on parmak bile öğrenmeye kalktım; şimdilik kaplumbağa hızıyla ilerlesem de ana mantığı öğrendim ve iş pratiğe kaldı. Bir gün o da olacak amcaları, ablaları, yaşı müsait daha. Henüz ölmedi. 😊
                Bloglar okumaya gelince, elbette çok severek okuduğum yazılar oluyor hatta çok şeyler de öğrenmiş oluyorum, örneğin sütlaç yapmasını bloglardan öğrendim, bazı yemekleri de öyle. En önemlisi de hayat tecrübesi ediniyorum, sayelerinde gezip dolaşabiliyorum çok yerleri. Onlar nereye ben oraya yani. Bazı siteleri görünce de toksam bile midem guruldamıyor değil hani; o kadar nefis şeyler de yapılmaz ki! 😊
                Bu yüzden benim yazdıklarımı bir derde deva olsun diye merhem olarak sürmeye kalkmanızı önermem. Alerji yaratabilir ne bileyim başka bir zararı olabilir, bilemiyorum. 😊
                Başta otururken klavyenin başına,  “kelimeler, sözler ve yaşamların benzerliği” hakkında yazmayı düşünüyordum ama buraya geldim işte her nasılsa, sağı solu belli olmuyor ki Pelte’ nin.                      Unutmazsa başka bir yazıda olur artık, yeterince uzadı bu yazı.
                Şimdilik buraya kadar.
                Hoşça, sağlıklı kalın ve blog yazın. 😊
                                                                                                                              13.12.2017
                                                                                                                              Halil Gönül
Görsel: Google Görseller

8 yorum:

  1. Bende sırf saçmalamak adına bir blog açmayı düşünüyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyda'nın Kitaplığı,
      iyi olur derim, yalnızlık hissetmemiş olurum böylece. :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Emre Bozkuş,
      teşekkür ederim. Takdiri hak eden sizlersiniz, zahmet edip okuyorsunuz. Hoşça kalın. :)

      Sil
  3. Yazmak özgürlüktür,içini dökmek rahatlamaktır. Bol bol yazın dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sesli Şiirlerimiz,
      haklısınız. teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. bence yazmalısınız da çok keyifle takip ettiğim bloglardan biri oldunuz.SAkın yazmayı bırakmayın... En önemlisi sizin keyif alabiliyor olmanız...Sağlıcakla ve mutlu kalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hunilianne,
      Teşekkür ederim güzel ve cesaret veren yorumunuz iÇin. Elimden geldiğince devam etmeyi düşünüyorum, gecem gündüzüm doldu kelimelerle. İşin kötüsü yastığa başımı koyduğum zaman başlıyor tüm hikaye ve konular uçuşmaya ve kalkmaya üşeniyorum. Çoğu zaman eğleniyorum bile kendi yazdıklarımla. hoşuma da gidiyor.
      Hoşça ve sevgiyle kalın. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.