AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Cuma, Ağustos 11, 2017

İşportacılıktan Çıkarılan Dersler ve Fahri Doktora

            Not: Sevgili okuyucularım, Blogger'da bir sorunum var ve resim yükleyemiyorum bu gün, düzeldiğinde tekrar yükleyeceğim resimleri. Bu yüzden resimsiz yayınlamak zorunda kaldım bu yayınımı.

             Not: Bir gün sonra yola geldi blogger da yükleyebildim resimleri, bu kadar kullanan var, naz hakkı biraz canım; olmasın mı o kadar da?👀

           

"İşportacı"

Akan zamanlar içinde çoooook uzun yollar aşındırdık bu memlekette yaşayanlar olarak, işportacılarımızdan çok şeyler öğrendik, proflarımızdan öğrenemediğimiz kadar. 😆

Demek ki bizim fakültelerimizde ekonomiyi ve iktisadı doğru dürüst öğretemedikleri ve öğrenemedikleri için ihtiyacımızmış ki işporta derslerinden öğrendik bunca pazarlama ve para kazanma bilgisini.

  Nedense iktisat kelimesini duyunca, üçkağıt gelip çakılıveriyor aklıma.

Baksanıza şu dünyanın haline; birileri bir yerlerde aç, susuz ölürken birileri de çıkıp onların dişleri arasından yutmaya çalıştıklarını alabilmek için kırk bin takla atıyor. İşin enteresanı da alıyorlar almak istediklerini.

Demek oluyor ki: Biz iktisat etmesini bilmiyoruz. Nihayet bunu tespit etti birileri ve çıkıp yüzümüze karşı da söyledi: “Yeterince tasarruf yapmıyor vatandaşlar.” Dedi. Haklı, Vatandaşın donu var hala kıçında içinde içliği olmasa da donu da almaları gerek. Yanlış anlaşılmasın ha! Kötü niyetle söylemiyorlar, vatandaşını düşünerek söylenmiş bir sözdür; kıçı örtülüyken yanıyor vatandaş, don gereksiz götüne. Serinliği hissedemiyor çünkü(!)



İşportacı

İşportacı olmak var şu memlekette
Anasını satayım,
Kurdun mu tezgahını sabahın köründe,
Pazar’ın bir köşesine;
Beş-on da şalvarlı kadın, müşteri kılığında,
Kiraladın mı yevmiyeyle başına,
Bir, iki de herif olursa aralarına;
Başla avazın çıktığı kadar bağırmaya,
İşler olur ayna.
Duyulur bir anda diğer taraflara,
Büyük, küçükmüş bakma pazara;
İstersen bok koy tezgâha:
Hele bir de şekilli,
Üçgen, piramit, silindir, yuvarlak, her ne olursa,
Seyreyle,
Kapan kapana;
Şamatası boldur,
Bazen tutuşurlar da kavgaya bok ellerinde,
Bok kıymetlidir düşmez yere,
Geçer bir ona bir buna;
Aldıran olmaz kokuya,
Direk kıran olmuştur hatta,
Pazar’ın bel kemiği kadınlara.

“Ne çıkarırsan çıkar pazara,
Mutlaka satılır kalmaz yarına;
Kör satıcının kör alıcısı olur,
Mutlaka birileri gelir bulur.”

Tecrübedir bu, insanı konuşturur,
Denemesi bedava, taktik budur.
Demesi benden,
Uygulaması sizden;
Geç kalmayın sakın,
Tescillidir taktik;
Zamanında doktora bile aldık,
Ağzımız bir karış olduk,
Hayrandık,
Okuduk, yazdık, çok çalıştık;
Dersimizi de aldık,
Yıllarca bayıldık,
Derken…
Ayıldık.
Yan yattık, çamurlara battık,
Çokça canlar yaktık,
Yuvalar yıktık;
Zamanla alıştık,
Moda oldu şarlatanlık.

Giyinip kuşanıp çıktılar meydanlara,

Gerek yok okur yazarlığa,
Kimseler bakmadı diplomaya, hele doktoraya.
Tenekeleri yığacaksın ortaya,
Merdiveni dayayacaksın sonra,
Çıkacaksın en son basamağa,
Ayağını bastıktan sonra,
Başlayacaksın bağırmaya, çığırmaya,
Ağlayacaksın arada sırada,
Bu bağrı yuka vatandaşa;
Başlayacaksın satışa,
Allah ne verdiyse,
El atacaksın torağa, taşa,
Olsa da arada ezilip sızlayan;
Bakmayacaksın yaşa, başa,
Vuracaksın tekmeyi kıça.
“Yürü ya kulum” diyecek sonra sana,
Olacaksın az emekle, bol destekle kısa zamanda Paşa.

“Yaşa Paşa,
Sıçtın taşa,
Taş yarıldı baştan başa;
Herkes de bu işe şaşa,
Bereket yağdı çoğu başa.
Sormak lazım vatandaşa,
Sır sende midir yoksa?
Paşa, paşa,
Sen çok yaşa;
Nurlar yağdı kel başa,
Şimşir tarak lazım,
Bul paşa

09-08-2017-1145

Halil GÖNÜL 

Görsel: Google Görseller

8 yorum :

  1. İşportacı olmak var şu memlekette
    Anasını satayım :))

    Sabah sabah güldüm,Allah'ta sizi güldürsün..:) Resimler olmadan da yazı ve şiirleriniz harika görünüyor..Elinize,kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul Yıldırım,
      Teşekkür ederim, mutlu sayarım kendimi; sizi güldürebildiğim için. Sanıyorum Google sorunlarından kurtuluş yok bana.
      Temennim ömür boyu gülmeniz. :)

      Sil
  2. Şiir sizin mi? Bir an eski Türk filmlerin repliklerinden olduğunu düşündüm. Yalnız çok iyi oturmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahce perim,
      Evet, her kelimesi ve satırıyla. Şiiri çok öncelerde yazmıştım aslında ama sonradan biraz ilave yaptım, Google Amca'nın gönlü olsun diye de 300 kelimeye çıkarmak için üstteki ilaveyi yaptım. Olayın özü: bir dönemin bankerlik furyası ve kişinin kendi ağzından taktikleriydi işlenen konu. Biraz da güncel siyasal serpiştirilmesi, biraz eleştri... daha da uzayacak ama gerek yok fazlasın. İşte bu yayın çıktı ortaya, gerçekten demlemeye bırakmanın faydasını gördüm ben de. İlk şiire epeyce ilave yaptım sonradan. :)
      Film afişi, nostalji yaratmak için ve de konunun ne kadar da önemli görüldüğünü anlatmak istediğim için kullandım. :)

      Sil
    2. Bazen yazıları demlemekte iyi oluyor.:)

      Sil
    3. bahce perim,
      evet, haklısınız. Ben sanırım sabırsızım o konuda; her zaman yapamıyorum. Zaman zaman yazdığım pek hoşuma gitmezse kalıyor öylece ve bir süre sonra tekrar baktığımda bazı değişiklikler yaparak oldukça değiştiriyorum. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.