Cumartesi, Ağustos 26, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -1/13

Keklik

KEKLİK SEVDASI

            Keklik ötüşleri çok hoşuma gidiyordu her zaman ama bir türlü yetiştirme veya yakalama fırsatım olmamıştı. 

        Dağda, taşta dolaşırken hayvan otlatmaya gittiğim zamanlarda kulaklarım hep keklik ve yavrularının sesinde olurdu. “Gak gak gak gıbırak gak gıbırak gak gıbırak, gak gak gak gıbırak...” devam eder giderlerdi.

           Hele bir de gurup olarak denk gelindi mi, bir erkek başlar ötmeye, neşeli neşeli ve arkasından diğerleri başlar koro halinde.

           Ana babaları öter de yavrular durur mu hiç, al onlardan da o kadar... dinlemeye doyum olmazdı benim için. Oturur özellikle onların ötüşlerini dinlerdim bazen saatlerce.
        Dünyamın değiştiğinin farkında olmadan her şeyi unuturdum ve olduğum yerde hiç kıpırdamadan otururdum.
İneğim ve Yavrusu"

     Bu yüzden çok azar işittim tarla sahiplerinden. Ya bir bahçeye girmiş benim yaramaz inek ve yavrusu, ya da ekili bir tarlaya... adam veya kadın her kim varsa yakınlarda bağırmasıyla kendime geliyordum.

            Akşamları eve vardığımda da zarar ziyan şikâyeti gelirdi babama, tarla sahiplerinden. Ben alışmıştım artık böyle durumlarda tokat yemeye ceza olarak babamdan. Anlayacağınız o sesleri dinlemek için çok şeye katlanıyordum tokat dahil.

"Keklik ve yavruları"

            Derken bir gün yine ineği otlatmaya gittiğimde yakınlarımdaki bir taşlıkta keklik ve yavrularının seslerini duydum. Babaları yok yanlarında ana keklik yalnız ve yavrularını beslemeye çıkarmıştı, sesinden anlayabiliyordum bunu. Cıg cıg cıgırık, cıg cıg cıgırık... diye öterdi böyle durumlarda anaç
keklik. Yavrularda cıg, cıg, cıg... diye sesler çıkarırlardı.

Abla, kız

            Onları taklit etmek için, onlar gibi ses çıkarmasını -ötmeyi- bilmeyen erkek çocuğu yok gibidir köyde. 7-8 yaşlarında ıslık çalmayı öğrendikten sonra mutlaka keklik ve yavrularının sesini taklit etmeyi bir şekilde hiç özel çaba göstermeden öğrenmiş olurdu her erkek çocuk, arada bir kızlardan da çıkardı ve bizi şaşırtırdı bu mahareti o kızın. Hayran olurduk o kıza. Kız gibi değerlendirilmez, erkeklerden sayılırdı oyunlar oynanırken, erkeklerle oyun takımlarında yer alabilirdi.

            Benden 2-3 yaş büyük bir kız da ineklerini otlatıyordu aynı arazide ve beni çağırdı yanına, keklik seslerini o da dinliyordu ve benim keklik merakımı da biliyordu. Bilmeyen mi kalmıştı artık, neredeyse herkesin ekilmiş bir arazisine girmiştir benim inek veya yavrusu.

          Ben yakınlarındaysam eğer, tarla sahiplerinin; gözleri benim hayvanların ve benim üzerimde olurdu. Bir de keklik ötüyorsa tamam demektir, neredeyse bir çocuklarını görevlendirirlerdi tarlalarına zararı önlemek için.

            Elleriyle işaret ederek “Gel ablam gel, çabuk gel!” dedi kısık bir sesle. Koşturarak gittim yanına merakla “Ne var abla?” dedim gözlerine bakarak.


                                                                                                            26-08-2017-1940

                                                                                                   Halil GÖNÜL

Not:1/13

Görsel: Google Görseller


4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Recep Hilmi Tufan,
      evet geliyor, öğleden sonra, planlamada kayıtlı.
      Teşekkür ederim ilginiz için. :)

      Sil
  2. Çocukluğumda yazları memleketime giderdim. Bir keresinde say denilen yerde bir keklik sürüsünü tepeye kadar takip etmiştim. O geldi aklıma. Kekliklerin peşindeyken zamanı unutuyor insan, katılıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. www.filmgundemi.com,
      bir an da olsa çocukluk duygularımızı yaşamak ne güzel oluyor, öyle değil mi?
      Teşekkür ederim. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.