Cumartesi, Ağustos 12, 2017

KAŞIK-13-FATMA'NIN SORGULAMASI

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-13
16 Mart 1989

FATMA'NIN SORGULAMASI

KAŞIK

                Fatma neye uğradığını anlayamamıştı, birden olmuştu her şey. Kızıp bağırmadan, hiçbir şey söylemeden ilk defa böyle bir şey yapmıştı kocası. Elindeki çatalı ve masanın üzerinde bulunan ufak tefek şeyleri fırlatmıştı lavaboya. Bardak tuzla buz olmuş, dağılmıştı mutfağın her yanına. Sesler kulaklarında yankılanıyordu sürekli.
                Yerinden kıpırdayamadı bile Veysel çıkıp giderken, soramadı da hiçbir şey. Ağzını açmayı düşünememişti bir anda. Bir süre bekledi oturduğu sandalyesinde ve gözleriyle taramaya başladı cam kırıklarını. Bahçe kapısının sesi geldi bir süre sonra “Tak” diye. Anlamıştı o zaman kocasının dışarıya çıktığını ve çok kızgın olduğunu. İyi mi etti, kötü mü etti düşünemiyordu, belki evde kalsa daha kötü şeyler olacaktı...
“Neyse!” dedi kalktı masadan epeyce bir süre sonra. Ayağa dikildi, etrafına bakındı önce, sonra da elektrik süpürgesi geldi aklına. Olmayacaktı elektrik süpürgesiyle, mecburen elle tek tek toplanmalıydı cam kırıkları. Belki ondan sonra tutulurdu süpürge, orta yerlerdeki ince parçaları toplamak için.

Yürüyeceği yerlere dikkatlice baktı, camların üzerine basarsa ayağına batardı çünkü. Terliklerinin altı inceydi. Daha kalın bir şeyler ayağına giymeyi düşünerek ayakkabılığa doğru yöneldi…
Ayaklarına, tabanları daha kalın bir ayakkabı giydi her ihtimale karşı ve bir tas aldı eline. Topladığı cam parçalarını içine doldurdu. Bir süre topladıktan sonra etrafına göz attı dikkatlice. Artık iri cam parçası kalmadığından emin olunca elektrik süpürgesini getirip çalıştırdı ve girebildiği her yere sokarak temizlemeye çalıştı cam parçalarını. Sırça camın battığı yerde verdiği acıyı iyi biliyordu çocukluğundan.
Tekrar sandalyeye oturdu nefeslenmek için. Aslına bakılırsa süpürgenin sesi rahatlatmıştı onu bir süreliğine, kafasını meşgul etmişti. Başka bir şey düşünmemesi iyi gelmişti. Oturunca aklına geldi yine kocası. Nerelerdeydi acaba?  Gelince davranışı nasıl olacaktı?..
“İyi ki kaynana yoktu, bir de onunla yüz göz olurduk durduk yerde. Kim bilir, belki de o hınzırlık yapıp oğlunu kurup gitmiştir, yapar mı yapar hani!”
Televizyonu açtı, daha açar açmaz haberler başladı, öylesine geçip oturdu karşısına. Son dakika haberleri geçiyordu alt yazıda. Pek ilgisini çeken şeyler değildi haberler. Amerika, Avrupa veya başka bir memlekette olanlar umurunda değildi, hatta kendi yaşadığı yer bile umurunda değildi hiç. Sıkıldı kısa sürede ve kapattı televizyonu.
Kafasından geçen düşünceleri frenleyemedi bir zaman... Kızgınlık, kin ve başkalarına acı çektirmek istiyordu, nasıl kendisi çekiyorsa onlar da çekmeliydi bir şekilde... Biraz rahatladığını hissetmeye başlamıştı, duvardaki asılı ceviz kaplamalı eski saate takıldı gözleri.  Zaman akıp geçmişti sanki çok çabuk...

“Şu işlere bak sen, başkasının başına nur yağıyor evlenince, kimsenin  bir şey sorduğu yok, bizimkine taş yağacak neredeyse! Hizmetçisi oldum evin. İyi ki şu altın maltın günlerine gidip kafayı dağıtıyorum yoksa çıldırırım ben bu evde.”

Fatma için için kendi durumundan hayıflanıyordu. Bir sürü arkadaşları olmuştu günlerde, birlikte ne güzel eğleniyorlardı akşamlara kadar.  En az haftanın üç günü günlerde geçiyordu, bir günü kuaförde, bir günde dışarıda buluşuyorlardı sohbet ve kahvaltı için. Öğleye kadar nasıl da geçiveriyordu zaman, anlayamıyordu.

Kaynanası birkaç kez üstü kapalı laf çarptırmıştı ama, önemsememişti ihtiyarı. Artık evin hanımı olmanın zamanı geldi de geçiyordu. Herkes yerini bilmeliydi, bu günlere kadar kaynana diye bir şey demedim  saygımdan diye düşünmeye başlamıştı. Artık annesinin dediği gibi dişini göstermeliydi anlayacağı dilden.

İlk işim şu köhne evden kurtulmak diye düşünmeye başladı Fatma, geniş ve iyi bir semte taşınmalıydı, kaynanası yerinde kalsındı ona göre. “Evde çekemem daha” diyerek hırsla kalktı sandalyeden ve süpürgeyi aldığı yere yerleştirdi.

Mutfağı tamamen topladıktan sonra duş almak için banyoya girdi. Gördüğü manzaraya çok şaşırdı ve kızdığını hissetti birden. “Bu ne yahu,  dağ başı mı burası yoksa ahır mı. Bütün çamaşırlar sepetin dışındaydı, taşmışlar sepetin dışına ve kapıya yakın olan çamaşır sepetinden taşan çamaşırlar kapının arkasına kadar yayılmışlardı. Ayaklarıyla iterek bir araya topladı hepsini de. Soyunarak duş almak için girdi duş teknesinin içine ve suyu ılıştırarak açtı tamamen. Bir süre altında kaldı suyun. Biraz rahatladığını hissetmeye başlayınca daha da beklemenin iyi olacağını düşündü. Hiç hareket etmeden durdu bir süre…

Anlasınlar kıymetimi biraz diye içinden geçirerek yürüdü yatak odalarına, hiçbir şey yaranmıyor bunlara.  “Yemek de yok, kahvaltı da, çamaşır, bulaşık desen o da yok. Dünya kaç bucak öğrensinler bakalım! Kıymetim anlaşılır belki! Hizmetçi miyim yoksa evin hanımı mı öğreteceğim onlara!..”

Kafasına koydu mu ne pahasına olursa olsun yapardı Fatma, çocukluğunda da aynıydı; az mı sopa yemişti anasından bu yüzden. Akşamlara kadar odasında kapatılıp aç kaldığı günler ve geceler olmuştu da bir türlü inatlarından vaz geçmemişti de en sonunda babası el atmıştı duruma ve anasını razı etmişti bir iş buyurmamaya. Rahatlayıvermişti ondan sonra ve sokaklardan ve arkadaşlarından gelmek canı istemez olmuştu. Çoğu zamanlar da yatmaya geliyordu.

Hatırladıkları da vardı arada arkadaşlarında kaldıklarını, özellikle hafta sonlarında yapardı…

                                                                         12-08-2017

Halil GÖNÜL

Görsel:Pixabay.com

2 yorum :

  1. Fatma'nın akıbetini merak ettim şimdi. Arkası yarın galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebemkuşağı,
      evet, arkası epeyce devam edecek dizi olarak. Gördüğünüz gibi, şimdiye kadar "kaşık" etiketi altında 13 bölüm yayınlandı. Ayrıca merak etmeniz beni umutlandırdı.
      Hoşça kalın. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.