Çarşamba, Kasım 30, 2016

MUTLULUK VE GELECEK

MUTLULUK VE GELECEK

aile, sapiens, biyonik, akan zaman,
Mutluluk

      İnsanların yazdıklarından anlıyorum ki, trajik olayların ağırlığı oldukça fazla. Roman olarak kurgulanan yazılarda da genellikle böyle. Usta şair Nazım'ın sorduğu soru da dikkate alınırsa “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”
                Mutluluğun yazısını yazan pek yok ya da mutlu olan çok az ve yazma ihtiyacı hissetmiyor ya da mutlu olmaktan başka bir şeye zaman ayıramıyorlar. İnsanlığın ilklerinden bu yana da, yazının icadından itibaren “mutluluk” kavramı ele alınıp değerlendirmeler yapılmış, reçeteler yazılmış fakat görünen köyün kılavuz istemediği gibi bu konuda da bir arpa boyu yol gidilmemiş. İnsanlar hâlâ mutlu olmanın reçetesini arıyor. Nedir peki “mutlu” olmak? Bireyin mutluluğu mu, toplumun mutluluğu mu? Toplumun mutluluğu mümkün mü ya da bu güne kadar mutlu olan toplum var mı?
            Mutluluk: kısaca değerlendirirsek; bireyin ihtiyaç ve istediklerini elde etmesiyle yaşadığı haz, duygu denilebilir. Bireyler her zaman istediği her şeyi elde edebilir mi? Tabii ki hayır.

Pazartesi, Kasım 28, 2016

BAŞLAMAK

                BAŞLAMAK

“Başlamak için hiçbir zaman geç değildir, yeter ki başlamaya cesaretin olsun.”
Çoğunlukla bir şeyler düşünür ve tasarlarız fakat bir türlü başlayamayız. Sürekli erteleriz. Hep sebeplerimiz vardır. Önceliklerimiz vardır bir türlü sıra gelmez.  Yaşam kavgası dediğimiz yarışta ertelediğimiz şeyler o kadar çoktur ki, inanılacak gibi değildir.

PELTE KILIKLI

      PELTE KILIKLI

         İki gündür evden çıkmıyorum. Kendime otoriter davrandım. “çıkacaksın oğlum, yoksa zorla ve yaka-paça çıkarırım.”  uyku düzenim bozuldu, bazen kırk sekiz saatte üç veya dört saat; kesik kesik, birer ikişer saat de uyanarak uyuyorum. Derin uykuya bir türlü dalamıyorum. Derin uykunun özlemini ve uyandıktan sonraki dinç ve dinlenmiş halimin özlemini öyle çok duyuyorum ki; hani derler ya “dünyaya bedel” aynen öyle benim için de derin uykuya dalıp, dinlenmiş uyanmak  “dünyaya bedel.”
         Beynim hiç durmuyor hissediyorum. Evham, kaygı,  ağırlıklı kişisel ve çevresel etkenler beynimi sürekli kemiriyor.

Cumartesi, Kasım 26, 2016

ÇAYLAR BENDEN

anı, arkadaş, hasret, ilkokul, ortaokul, sınav, tost,
Çay

                 ÇAYLAR BENDEN

Umudun varsa talihin açıktır.” sözü 14 bıçak filminden “bütün yükünü at yeni bir yaşama merhaba de” bu söz de başka bir filmden. Bana yol gösteren ve kapı aralayan sözlerdir,  gözlüğümü değiştirmem gerek. Bu gözlükle yazdıklarımı göremiyorum.
Nereden başlamalı? Ya da ne yapmalı? nasıl çıkmalı vb. Gibi sözler hemen hemen her insanın aklından birden fazla geçmiştir, bazen ölümden beter gibidir yaşamak. Yaşamın bütün kesitleri gözden geçer ağırlıkla da başarısızlıklardır,  pişmanlıkla karışık kızgınlıklar daha fazla izler bıraktığı içindir belki de.

GEÇ KAHVALTI

anne, baba, dost, evlilik, insanlık, mutluluk, saygı, sevgi,
Kahvaltı

              GEÇ KAHVALTI

            Öğleden sonra kalkabildim ancak yataktan yorgun argın. Sopa yemiş gibiyim, her tarafım da ağrıyor. Son zamanlarda hep aynı kalkıyorum bir anlam da veremiyorum bu duruma. Eskileri düşünüyorum bazen böyle olduğum zamanlarda. Arada bir olduğunu hatırladım, evet oluyordum böyle yorgun argın.
          İnsan gençken fazla etkilenmiyor olanı şeylerden. Fakat biraz yaş ilerlediği zaman rüzgâr esse fark ediyor hemen. Yaşlanmak böyle bir şey her halde. Kendimi yaşlı saymıyorum ama gene de genç olmadığımın farkındayım, istesem de istemesem de fark ettiriyor zaten kendini.