Cuma, Ağustos 24, 2018

Anormal!

Tercih

Anormallik de Bir Seçimdir

                Boş verin dostu düşmanı, önce sorun kendi kendinize; siz kendinizle dost musunuz? Dürüstçe cevap vermeye çalışın. Dürüstçe lafını boşa etmiyorum çünkü insanların en başta kendisine karşı dürüst olmadıklarını biliyorum. Bakmayın dışarıdan melek gibi görünenlere. Melek gibi görünebilmek için o kadar işkence yapıyorlar ki kendilerine; hiç de yerlerinde olmak istemezsiniz eminim.

Çarşamba, Ağustos 22, 2018

Çıkmazlar

"Karabaş"

Çıkmazlar

                Emindi her insanın kendine göre çıkmazlarının olduğuna. Yaşanılan hayatlarda mutlaka çıkmaz sokaklar ve sokağın sonuna kadar bir umutla sokağın sonundaki görünmeye başlayan duvarın her an yıkılabileceği umuduyla adımlarını atarlar. Atarlar ama diğer taraftan da ya yıkılmazsa diye düşünerek oraya varışlarını geciktirmek için adımlarını yavaşlatırlar farkında olmadan. Belki de çoğu farkındadır ama yapacak bir şeyi olmadığı için öyle davranıyordur.

Salı, Ağustos 21, 2018

Ortaklık

Piknik
Bütün insanlarda ortak olan şey nedir?
                Anlaşıldı şimdi aklına gelenler ve takılan soru. “İnsanların ortak bir yönü var mıdır, varsa nedir? Veya insanın niteliği ne olursa olsun aralarındaki ortak olan bir durum var mıdır, varsa nedir?
                İlginç sorular ve konular düşünmekte üstüne yoktur Zafer’in. Bazen öyle olur ki, saçma sapan bir durumdan saçma sapan bir sonuç çıkarır ama oldukça yoğunlaştıktan sonra yapar bu durumu. Neye vursan yapışır kalır. Yani anlayacağınız her şeye uyar. Hatta birisinde “uysa da koydum, uymasa da” diye söylenen sözü kullanmış ve arkadaşları arasında kısa bir an anlayamamazlıktan dolayı şaşkınlık yaratmış ve kısa sürede birer ikişer gülmeler başlamıştı.
                Mesele piknikte ocak ateşinde yemek yaparken olmuştu. Hararetli bir edebiyat, sosyoloji, psikoloji tartışmasından sonra sosyoloji mezunu olan arkadaşının bitirme tezini çürütmüş ve ikna etmişti kendisini. Tez konusu “intihar” dı. Arkadaşı tezinde, savaş esiri askerlerin atropin yoluyla intihar etmelerini erdem ve cesaretlilik olarak değerlendirmiş, sosyal hayatta da normal insanların intihar olayını cesarete bağlamıştı.

Cumartesi, Ağustos 18, 2018

Değişim

"Değişim"
Değişim

                İnsanın değişiminin farkına varılmadan olduğunu düşünürken, kendi yaşamını düşünmeye başladı baştan sona. En geride neyi hatırlıyordu? Kendine sorduğunda bu soruyu bir süre durakladı sabit gözlerle aşağıdaki sessiz çığlıkların atıldığı kalabalık yığınına bakarak.
                Aşağıdakiler de yukarıdakiler de değişiyorlardı ister istemez. Elbette kendisi de değişmişti; hem fizik olarak hem de düşünce olarak. Özellikle bir çabası olmazdı insanların bu değişimlerinde. Belki de yanılıyorumdur, kim bilebilir ki? Yan tarafından bir avuç toprak alıp savurdu havaya. Bir anda hafif esen ters rüzgâr fırlattığı toprağı üzerine doğru getirince de kaçınmaya çalıştı. Kaçınsa da olanlar olmuştu çoktan. Kendisi farkına varıncaya kadar her tarafı tozlar içindeydi. Çırpınmayı denedi tozları ve ot parçalarını başından, yüzünden ve diğer yanlarından atmak için. Sonra da pek işe yaramadığını düşünüp vazgeçti bu çabasından.

Perşembe, Ağustos 16, 2018

Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir

Uzak
İki Hayat Değerlendirmesi
                Böyle zamanlarda daldan dala konan bir düşünce yapısı oluşur Zafer’in. Bir süredir tanıdığı birinin hayatı geliverdi aklına. O kişi için üzülürdü sık sık. Genç bir kadındı. Severek evlendiğini söylemişti bir ziyaret sohbetinde. Yeni taşındıkları evlerine güle güle oturun demeye gitmişti. O zamanlar kocası çalışıyordu ve birliktelerdi. Çocukları da vardı. Biri oğlan diğeri kız iki şirin ve sevimli çocuklar. Kız birkaç yaş büyük oğlandan.
               Fazla görüşme olanakları olmazdı Zafer’in durumundan dolayı. Onlar da çalışıyorlardı zaten karı-koca. Akşamları yorgun argın işten gelirler yemek, bulaşık, çocuklar derken zaman hızla geçerdi. Bazen çok istediği halde “bir çayınızı içmeye geldim” demeyi ama abes gelirdi ve hiçbir zaman diyemedi o cümleyi. Kendisine nazik davrandıkları halde mesafe koyardı aralarına. Hiç kimseyle arayı yakın tutmazdı kendince. Bir güvenlik zırhıydı bu durum. Acı çekmek, üzülmek istemiyordu. Yeterince kendi üzüntüleri vardı ilave olarak başkalarının üzüntülerini kaldıramayacağını düşünürdü. Bir taraftan da yıkmak isterdi bu duvarları ama bir türlü beceremezdi. Zaten bıraktı da artık duvarları yıkma çabasını.

Çarşamba, Ağustos 15, 2018

Dolar'ın Seyri

"Dolar'ın seyri"

Dolar’ın Seyri

                Atatürk ve İsmet de İnönü’nün bile hâkimiyet kuramadığı toprak ağaları parti içinde toprak reformuna karşı çıkmış ve parti tek olmasına rağmen ikiye bölünmüş hale gelmiştir. Karış karış memleketin toprakları işgal edilmiş ve el birliğiyle kovulmuşlardır. İş kovulmakla çözülemediği çok açıktır. Vatanı savunanlar her zaman fakir fukaradır çünkü gidebileceği ve başını sokabileceği bir yer yoktur bulunduğu yerlerden başka.
                Tek parti içinde bile örgütlenip bir araya gelerek güç oluşturan toprak ağaları doğu batı demeden bir arada ve tek yumruk olarak hareket ederek nihayetinde iktidarı ele geçirirler. İş o andan sonra başlar zaten. Kurtuluş savaşı kazanımları teker teker bilinçli bir şekilde terkedilmeye başlar hatta daha da sorumsuzca davranarak Amerika gibi egemen dış güçlere büyük tavizler verirler memleket aleyhine. Örneğin ne yapmışlardır? Devlet adabına uymayan ikili anlaşmalar imzalanmıştır.  Ne istersem yaparım havalarında Osmanlıdan kaybettiklerini tekrar geriye kazanmaya çalışan o egemen güçler teker teker istediklerini çok kolaylıkla geriye daha fazlasıyla almaya başlarlar. En çok tarım alanında –zaten başka bir alan yok ki- istediklerini alırlar. Vatana ihanet suçu da bu durumlardan kaynaklanmıştır.

Salı, Ağustos 14, 2018

Zafer ve Katık

"katık"
Unutulan Lezzet-Katık
                Farklı görüntüler oluştu bir anda gözlerinin önünde capcanlıydı adeta. O kadar canlıydı ki, bir anda sağ eli bir şeyi tutuyormuşçasına ağzına gitti. Sanki bir dürüm elindeydi ve ısırmak için ağzına götürmüştü.
                Dudaklarında garip bir gülümseme belirdi ve ağzı sulanıverdi, gökyüzünün berraklığı ve yıldız desenli şemsiyesinin altında çocukluğunu izlemeye başladı. Kendinden dört yaş küçük erkek kardeşi vardı yanında. Sabahın erken saatlerinden birisiydi. Oğlakları otlatmaya gidecekti her zamanki gibi. Yedi-sekiz yaşlarındaydı, tüy kadar hafif olduğu zamanlardı neredeyse bir uçmadığı kalırdı. Akşama kadar koşturur akşam da gelir gelmez anasının pişirdiği sıcak tarhana çorbasını içer, biraz oynarlar, ekseri güreş tutarlardı kardeşiyle; yediklerini hazmetsinler de rahat uyusunlar diye yaptırırdı babaları ilk zamanlarda ve alışkanlığa dönüştü zamanla. Mutlaka o güreş yapılırdı birkaç dakika bile olsa.

Pazartesi, Ağustos 13, 2018

Saklı Seçilmişler

"Saklı Seçilmişler"
Saklı Seçilmişlerin Düşündükleri ve Yaptıkları

                Soner Yalçın’ın  “saklı Seçilmişler” kitabını okuyunca kafamın içinde oluşan uçsuz bucaksız düşünceler daha da yerine oturmaya başladı. Hani şu robotlardan falan bahsederek dünyayı akıllı robotlar falan mı yönetecek? Tarzı sorular sorulduğunda “Neden olmasın!” diye cevaplar gelir ya akla.
                Evet, Dünyayı seçilmiş belli başlı ailelerin akıllı robotlar eşliğinde yönetebilmesi ve balım gülüm yaşayıp gitmeleri, böylece dünyanın tüm nimetlerinden tek başlarına hiçbir rekabet olmadan tüketmeleri sağlanacak.

Cumartesi, Ağustos 11, 2018

Okuduğum Kitaplar

kitaplar

Okuduğum Kitaplar

Bu sefer biraz üşendim okuduğum kitapların yorumlarını yazmak için. Ancak içlerinden bazıları hakkında kısa bilgilendirmeler ve düşüncelerimi belirtmeden geçmeyeceğim çünkü oldukça etkilendiğim ve okunmaya değer kitaplar olduğunu düşünüyorum.
Haydi, başlayalım öyleyse.



    1-Anthony Burgess:
-Otomatik Portakal,
-Mozart ve Deyyuslar,

Çarşamba, Ağustos 08, 2018

Yaşlılık ve Anılar

Oda

Yaşlılık ve Anılar

                “İstikrar” kelimesi hakkında çok şey söylenip yazılabileceğini düşünmeye başladı bir anda. Hâlbuki kafasının içinde günlerdir dolaşıp duran onlarca kelebekler vardı. Özellikle “yaşlılık” kelimesinin çağrışımları ve kendisine göre tespitleri önemli görülebilirdi. Belki başkaları da farkındaydı bu durumun ama herhangi bir yerde açıkça okumamıştı.  Konuyu biraz açmak gerekli, daha iyi anlaşılabilmesi için.
                Genellikle yaşlılıkta insanlar kısmen veya tamamen toplumdan dışlanır ayak uyduramadıkları için. En önemli unsur reflekslerin zayıflığı yani fiziksel durumdur. Başka bir neden ise içinde bulunduğu ortamlar daha değişik gelmeye başlar ve ayak uyduramaz, yetişemez hatta çok şeyi anlayamaz durumdadır. Kültürel farklılık da denilebilir bu duruma.