AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Pazartesi, Ağustos 13, 2018

Saklı Seçilmişler

"Saklı Seçilmişler"
Saklı Seçilmişlerin Düşündükleri ve Yaptıkları

                Soner Yalçın’ın  “saklı Seçilmişler” kitabını okuyunca kafamın içinde oluşan uçsuz bucaksız düşünceler daha da yerine oturmaya başladı. Hani şu robotlardan falan bahsederek dünyayı akıllı robotlar falan mı yönetecek? Tarzı sorular sorulduğunda “Neden olmasın!” diye cevaplar gelir ya akla.
                Evet, Dünyayı seçilmiş belli başlı ailelerin akıllı robotlar eşliğinde yönetebilmesi ve balım gülüm yaşayıp gitmeleri, böylece dünyanın tüm nimetlerinden tek başlarına hiçbir rekabet olmadan tüketmeleri sağlanacak.
                İlk etapta normal insanların aklına çok uçuk kaçık gibi görünen fikirler aslına bakılırsa yüzyıllar öncesinden en hızlı ve acımasız bir şekilde uygulamaya konmuş. Uygulamanın içinde en fakir devletlerden tutun da en zengin devletlere kadar var. Hatta hatta Romalılara, Atinalılara kadar uzanan bir durum. Hani şu Eflatun’un “Devlet” anlayışı var ya, işte onda bile yönetimin olanı kişilere bırakılmamasını öneriyor.
                Peki, gelelim nasıl sağlanacak bu düşüncenin oluşumu. Almanya Adolf Hitler döneminde en açık bir şekilde “Ari ırk” yani saf ırk alman yaratmaya kalkmamış mıydı? İşte o düşünce aslında Hitler vasıtasıyla çok eskilere dayanan zamanlardan beri uygulama fırsatı arayan bir düşüncedir. Bu alanda çalışan bilim camiası elinden geleni yapar bu dönemde.
                Bilim camiasından bahsettim de, sakın ola bilim camiası kötüdür gibi bir durum çıkmasın. Her kötü ve kötülük gibi bilim adamlarının da kötüleri vardır. Sapkın ve acımasızca düşünceleri olanları vardır. Bazıları şan şöhret bazıları da para için yaparlar elbette. Her şeye çare ve her şey para için değil mi. Para güç demektir parayı elde edersen gücü elde edersin, gücü elde ettikçe de parayı elde edersin. Bir sarmal halinde sarmalanır durur ve döndükçe de kar yumağı gibi büyüyerek devam eder gider.
                Sanmayın zarar verenler kendi ulusundan olan insanlara zarar vermiyorlar. Onlar için kendi memleketlisi veya başka memleketli olmasının anlamı yok ki tek anlamı olan aile olmak. Ailenin dışındakiler tamamen yabancı. Bu yabancıların içinde en yabancı olanlar da fakirler elbette. Çünkü fakirler hiçbir şey üretmeden daima tüketen ve hızlı bir şekilde üreyenlerdir. Dolayısıyla zararlıdırlar.
                Ne yapılmalı? Yok edilmeli elbette. Başka bir cevap yok. Peki, üretecek, fabrikalarda kim çalışacak onlar için? İhtiyaç kalmayacak çalışan insana falan. Çünkü akıllı robot ve akılsız robotlar masrafsız ve yirmi dört saat yapacaklar o işi. Hiçbir sosyal hak hukuk istemeden. Akıllı robotlar kendi hemcinsleri diye akılsız robotları kayıracak hali yokya akılsız insanlar gibi. Hoş! Akılsız insanlar da kayırmıyor ya hemcinslerini.
                Soner Yalçın’ın uzun soluklu çalışması olan bu “Saklı Seçilmişler” kitabı oldukça etkiledi beni. Hatta kafamda savaş senaryoları bile ürettim. Görünmezliği keşfedip hepsini de etkisizleştirmek ve onların başkalarına yaptıklarını kendilerine yapmak. En başta da kendilerinin ürettiği binbir biyolojik silah olan bakteri ve virüsler dolu GDO vb. ile donatılmış tüm yapay gıdaları kendilerine yedirmek. Oturup karşılarında durumlarını seyretmek ne kadar zevkli olur bir düşünsenize. Adamlar ve kadınlar kendi ürettikleri zehirleri bile bile yiyorlar. Kim böyle bir şeyi yapar zorunlu kalanların dışında.
                Eğer bir gün düşündüğüm görünmezliği keşfedersem yapacaklarımı saymakla bitiremem. Bunun yeri de değil burası zaten.
                Tek elden yönetilen tek kutuplu, az nüfuslu seçilmişlerin yaşayabildiği şirin koskoca bir Dünya. Düşünün bir, içinde siz de olmak ister misiniz? Açıkçası ben istemiyorum. Hiç kepazelik görmeden duymadan nasıl bir yaşam olur. Arada sırada kepazelikler görülecek ki, komik olsun. Bu günlerde olduğu gibi. Kepazelikler çok komik geliyor bana. Dolar yakıyorlar, düşünemiyorlar ki, cebindeki para, zaten enflasyonla eriyip gitmiş, biraz daha erisin diye yakıyor. Yakılan her bir dolar daha da eritiyor cebini.
13.08.2018-Halil Gönül 
               

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.