AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Salı, Ağustos 28, 2018

İnsan, Ehlileştirilmiş Hayvandır

Köle

İnsan Evcilleştirilmiş Birer hayvandır

Düşünmekte sınır olmadığını söylerler zaman zaman ama ne düşünülmesi gerektiğini de söylerler. Nasıl düşünülmesi gerektiğini de öğretirler. Birileri yapar işte. O kadar da açık olmanın anlamı var mı? Düşünün işte.
Böyle bakılınca başka bir yön daha görünüyor. Neresi veya ne mi? İlk kez aklıma geldiğinde bir tuhaf hissettim kendimi ve hayvanları daha iyi anlamaya başladım diyebilirim. Hayvanlar evcilleştirilmiştir bilirsiniz. İlkel zamanlarda insanlar ihtiyaçlarını gidermek ve hayvanların gücünden yararlanmak için onları evcilleştirmişlerdir. Kendilerini onlarla birlikteyken daha güçlü ve yarınlara umutla bakmaya alıştırmışlardır.
İlkel zamanlarda bu durumlar idare edilirken hayvanlarına yiyecek ve barınak sağlamak konusunda gayet bonkör davranırlar. Çünkü kaderleri onlarla birlikte yazılmaya başlamıştır. Avlanamadıklarında stok halinde bulunan üremiş hayvanlarının eti, yünü, derisi vasıtasıyla ayakta kalmaları kolaylaşır. O yüzden hayvanları kıymetlidir ilkel insanlar için.
İlk zamanlarda bir gurup için veya kabileler için kendi üyeleri olan insanlar da önemlidirler. Ancak birbirinin malları veya eşyaları diğerlerinin gözünde talan edilebilecek olarak görünmeye başladığında işler değişir elbette. Her kabile kendi üyelerini dikkate almaya başlar. Hayatta kalmanın şartlarından birisidir bu durum. Hele bir de karşı kabileden satın alınabilmiş bir ajan varsa düşman kabileyi alt etmek daha kolaylaşır. Ajanlığın ilkel şekli. Bu durumdan anlaşıldığı kadarıyla insanın değeri ve ajanlığı ilk zamanlardan beridir süregelen şeylerdir.
Toplumlar zamanla insanları da tıpkı hayvanlar gibi evcilleştirmişlerdir. Evcilleştirenler zaman içinde teknik ve becerilerini geliştirerek her seferinde üst düzeye taşımışlardır. Yoksa nasıl oluyor da biri tok yatarken diğeri aç yatarak razı oluyor. Adına ne denilirse denilsin tıpkı evcilleştirilen hayvanlar insanlar için bir gelir kaynağı ve meta demekse insanların çoğunluğu da bir gurup azınlık insan gurubu tarafından evcilleştirilip ve ehlileştirilerek meta ve yararlı duruma dönüştürülmüştür.
Düşünmenin sınırı yok, elbette yok. İnsanlık tarihi boyunca bazı insanların yine bazı insanları köleleştirmiş ve kendi özel işlerinde karın tokluğuna çalıştırılmıştır. Bu kölelik ilkel sayılıyor artık günümüzde. Çünkü günümüz köleliği çağ atlayarak zincirsiz köleliğe dönüşmüştür. Ancak değişmeyen şey ise karın tokluğuna çalışan büyük bir çoğunluk hala var. Şükür ediyorlar çünkü onu da bulamayanlar var. Karın tokluğuna kölelik mertebesine ulaşamayanlar gözlerine sokularak beterin beteri var tehditi ile tehdit edilerek durumlarını kabullenmeleri sağlanıyor.
İnsanlar bu durumu hiç hoş karşılamayacaklarından gayet emin olarak biraz daha ilerisini düşünmeden edemiyor. Açıkça görünen bir durum söz konusuyken insanlar kendilerine paye arayışından durumlarını bile göremeyecek kadar körler, duyamayacak kadar sağırlar ve aptallık derecesinde düşünemez varlıklar olarak hayvanlardan daha değersiz bir duruma geldiklerinin farkında bile değiller.
Evet, çaresizlik öğretiliyor insanlara. Çevrelerinde o kadar çaresiz var ki, her an burunlarının dibindeler. Onlar gibi olmadıklarını düşünmeleri sağlanıyor ancak ne yazık ki hiç farkları yok ne paye alırlarsa alsınlar.  Bir insanın kendi kendine verdiği paye önemlidir başkalarının değil.
Evcilleşmiş ve ehlileşmiş insan hayvanların en değerlisidir birilerine göre. Şimdi çıkıp sokağa sorsan kaç kişi kendini köle olarak görüyordur acaba? Neredeyse hiç? Ya evcilleşmiş ve ehlileşmiş insan olarak kaç kişi çıkar? O da hiç tabii ki.
Düşünsenize bir an, bir tarafta bir inek, önünde saman ve su kovası durmadan bir şeyler yiyip içiyor ve yatıp geviş getiriyor. Mutlu inek, öyle değil mi. Akşam olunca da sütü sağılıyor. Şimdi bir başka inek düşünelim aynı ineğin yanında bağlı olan. Bu ineğe belli miktarda yiyecek veriliyor ve suyu da yok. Önündeki yiyeceği bitirdiğinde o da yatıp geviş almaya başlayacak. Su için bağırmayacaktır. Diğerinin önüne de saldırmayacaktır, saldırmaya kalksa bile bağlarından dolayı yetişemeyecektir. Yetişemediğinde de birkaç kez deneyecek sonrasında vaz geçecektir çabasından. Ortalığı yıkmayı göze alan bir savaşa girmeyecektir. Aynı yerde bir de insan düşünün. Yuları veya örüğü yok görünürde ama bağlıdır bir şekilde. Ne ile mi bağlı? Elbette aklı ile. Aklı bağlıyordur onu oraya. O bağlı olan insanda ne kadar çalışırsa çalışsın alacağı ücret bellidir. Fazlasını hak ettiğini düşünmez bile. Ömür boyu bağlı olduğu yerde çalışır, yer içer ve yatar. Her gün aynıdır döngü. Hayatı boyunca hiç değişmeyen bir şekilde. Tıpkı ikinci inek gibi. Birinci inek gibi olan insanlarda vardır elbette. Peki, siz hangi inek tipisiniz? Durun durun, küfretmeyin hemen. Bir kendinize bakın bir de kendinize. Hangisi farklı. İsterseniz aynaya da bakabilirsiniz. Daha fazlasını istemez misiniz? İsteyenler parmak kaldırsın! Ha ha!
İnsanların olduğu yerde çağdaşlaşma falan olmaz, kandırmacadan başka bir şey değildir bu durum. Çağdaşlaşma denilen şeyler birer kandırmacadan ibarettir. Her zaman insanlar birbirlerine saldırmış, çevresine saldırmış, kendisini var eden bağrına basan doğa anaya saldırmıştır ve saldırmaya da devam edecektir. Ne adına peki? Gelişmek adına, öyle mi? Uzaya çıkmayı gelişmişlik olarak veya çağdaşlaşmak olarak gören insanlık açlığın bile önüne geçememiş hangi çağdaşlaşmadan bahsediliyor. Eğer çağdaşlaşma bu ise, daha fazla insanın açlıktan ölmesini sağlamak için ellerinden geleni yaparak dünya nüfusunun azalmasını sağlayarak kaynakların yeterli hale gelmesine dönüştürme planını devreye sokmuş olmalarıdır. Ölüm, ölüm, açlıktan ölüm, hastalıklardan ölümler kısacası çağdaşlık değil zalimlik hüküm sürmeye başlamıştır çağdaşlık bahsedildiği zamanlardan beridir.
Biraz daha ileriye giderek, insanların çağdaşlık anlayışı günün birinde kosmozdaki manyetik dengeleri değiştirerek kendi varlığının sonunu getirecektir. Bu kaçınılmazdır. Böyle bir denge değişikliğinde kozmozun neresinde olursa olsun insan denilen ilkel yaratık, yok oluşunun önüne geçemeyecektir. Peki ya sonrası?
Çok basit cevabı: her şey sil baştan başlayacak. Evet, doğru okudunuz. Her şey sıfırdan başlayacak. Büyük bir ihtimalle bu durum “Mu uygarlığı” durumunda böyle olmuş gibi hissediyor insan.
Kısacası, her şey beyinde başlayıp bitiyor. Beynin gelişimi ise icat ettiklerini daha dikkatli ve insanlara yararlı kullanmayla ilgili olmalı. Açlık utançtır çağdaşlaşmada. Kölelik utançtır, insan ticareti utanç kaynağıdır çağdaşlıkta. Her ne kılıf altında saklanmaya çalışılırsa çalışılsın insanlığın ehlileştirme ve köleliği utançtır.
Diğer taraftan bakılacak olursa meseleye, kendini köle olarak görmeyen halkasız köleye ne yapılabilir ki. Biri olmasa başka biri mutlaka halka takar ve sürükleyerek alır götürür bir yerlere ve bağlar yalağın başına. Ölmeyecek kadar yiyecek ve içecek verip ömür boyu kendisi için kullanır, ondan çoğalanlar doğal kölelerdir zaten başlangıcı devamının garantisidir.
Hoşça kalın halkalı, halkasız köleler. Ha ha!

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.