Tanrı İstirahatte
Zafer A Emmi’yi
hatırladı birden. Canı sıkkın olduğunda “Neyin var a emmim?” sözü geldi
kulağına, yanağında sıcaklık hissetti, sıcacık elleriyle dokunmuştu A Emmi
sanki. Hafif yanakları gerildi, dudaklarında gülümseme belirdi “sıkıntıdayım A
Emmi, hem de çok!” dedi başını çocukluğundaki gibi önüne eğerek. Gözlerini
kaçırır önce, sonra da A Emmi’nin birkaç okşayış ve cümlesinden sonra tekrar
başını kaldırıp, “hah şöyle, oldu işte, üzülünür mü hiç a emmim!” deyişini
hatırladı. O gözlerinin yaşıyla gülümseyen çocukla A Emmi’yi seyretti bir süre.
Dokunmak istedi ikisine de. Ama yalandı bu görünenler artık. Gülümsetmesi
yalandı A Emmi’nin. Karşısında durması da yalandı. O çocuk da yoktu, yerinde
kocaman dertli bir adam vardı, çaresizdi, yürek sızısı fazlaydı, hiç bitip
tükenmeyen bir sızısı vardı yavaş yavaş çarpan yüreğinde.