AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Çarşamba, Haziran 28, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarım-İngilizce Kursu

"Uçak yolculuğu"

İngilizce Kursu Seviye Sınavı

                Bölge Müdürlüğünde kış aylarında işler azalır, seyahatler kesilir. Bu nedenle genel müdürlüğün kesin hesap biriminde işler çok daha yoğundur. O yıllarda gelenek olarak bölgelerde yapılan işlerin kesin hesaplarını genel müdürlükteki bir gurup yapardı. Genellikle bölgelerden kış aylarında eleman takviye edilerek işlerin hafifletilmesi yoluna gidilirdi.
                Geçici görevlendirme olarak isimlendirilen bu uygulama için genellikle bekar elemanlar seçilmiş olurdu. Ben de bekar bir eleman olarak üç aylığına geçici görevle Ankara’ya gittim. Aslında hoşuma da gitti bu durum. Çünkü sonuçta Ankara'ydı gittiğim yer ve daha önce yaşama şansım olmamıştı Ankara’da. Gidip gelmişliklerim epeyce vardı ama gezme şansım olmamıştı.

                İzmir’de kız arkadaşım vardı ve onu da çok özlemiştim, fırsattan istifade Ona da yakınlaşmış olacaktım.  Uçakta Ankara’ya gelirken aklım çelindi birden ve Ankara’ya iner inmez, servise bindim ve tam da Ulus’ da opera binasının önünden geçiyormuş; indim.  Misafirhane tam da karşısındaydı. Karşıya geçip valizi kapıdan içeriye bırakıp aceleyle geriye döndüm ve Kızılay'a gitmekti amacım.
                Misafirhanedeki görevli beni tanımış olmalı ki-daha önceleri de kalmışlığım vardı- “Abi nereye?” diye bağırdı arkamdan.  Karşıya koştururken “akşama döneceğim” diye bağırdım ve gelen ilk taksiye bindim. İngiliz Kültür Merkezi’ne gideceğimi söyledim ve kısa sürede Kızılay'daki İngiliz Kültür Merkezi önündeydim…
                Kapıda sınav var yazıyordu, koşturarak yukarıya çıktım ve kapıda bekleyen bayana “Kayıt için geldim” deyince “sınav başladı ama” dedi. Çok üzülmüştüm o anda. Bir yandan da alnımın terini siliyordum, koşturmacadan terler bastırmıştı bir de emeklerimin boşa gittiğini düşününce iyice bastırdı terler.
                Öylece ayakta kalakalmıştım, sabit gözlerle kadına bakıyorum ve gözlerinde bir ışık arıyordum, bir an gözlerini kırptığını fark ettim, “Kaleminiz var mı?” dedi acıyan bir ses tonuyla.  “Yok” dedim boynumu bükerek. Çok acınacak bir haldeydim ki hemen birine seslendi “kalem getirin” dedi. Gelen kalemi elime tutuştururken “henüz on beş dakika olmadılar gireli, halledebilirsiniz. Buyurun sınav salonuna” deyince ayaklarım birden yerden kesildi ve koşturarak salona geçip en önde gördüğüm boş bir sıraya oturdum.
                Sınav sorularını verdiler.  Bir taraftan sorulara bakıyor diğer taraftan da terimi siliyordum. Peçete uzattı görevli bir bayan ve tuhaf tuhaf bana bakıyordu. Anlayamamıştı durumu sanıyorum. Üzerimdeki kalın paltoyu çıkarınca rahatladım biraz. Beş dakika kadar nefeslendikten sonra başladım soruları cevaplamaya.
                Bu sınav dereceyi belirlemeye yönelik bir sınavmış. Soruları kısa sürede cevaplayıp verdim görevliye ve ne zaman sonuçlanacağını sorduğumda: “İki gün içinde listeler asılır” dedi. Teşekkür ederek hızlıca salondan çıktım ve ilk gördüğüm bayana da teşekkür ederek ayrıldım binadan.
                Henüz ikindi vakti yeni yaklaşıyordu ve tesadüfün böylesine de can kurban, tanrı bugün olmadığı kadar benden taraftaydı sanki; her şeyi uçucuna da olsa önüme koyuyordu. Karşımda Türk Hava Yolları’nın ofisini gördüm ve daldım içeriye.  “İzmir'e saat kaçta uçak var?”  Deyince “Yarım saat sonra bir uçağımız kalkıyor” dedi ve sevincim belli oluyordu her halimden; daha istemeden bileti uzattı sarışın güler yüzlü genç bayan.  Ücretini ödeyip arkama döndüğümde “servis geldi” dedi bayan. Karşıda servis duruyordu…
               Ankesörlü telefonlar vardı. Henüz cep telefonu yoktu -1984, 85 yılı-  jeton cebimde her zaman bulunurdu para gibiydi olmazsa olmazlardan biriydi.
"Mavi Göl"
İzmir’deydim işte. Kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu.  Servise giderken nereye gideceğimi düşündüm. Kız arkadaşımın gelebileceği en yakın yer konak tarafı olurdu, ulaşımı da rahat bir güzergâh. Konakta indim ve telefon etmek için telefon kulübesi aradım. Evet
Kız arkadaşımın çığlık atan sesini duyunca kalbim fırladı yerinden sandım. Gelinceye kadar beklerken aylar mı, yoksa yıllar mı geçti bilemedim, terlemem alabildiğine devam ediyordu.
“Merhaba” sesiyle irkildim birden ve başımı kaldırdığımda kız arkadaşımı gördüm karşımda, tepeden bakıyordu bana gülümseyerek. Hemen ayağa kalkıp sarıldık hasretle ve koluma girdi sürükleyerek oturabileceğimiz bir yere götürdü beni Kordon boyuna. Denize bakıyordu bütün işletmeler. Biraz sohbet edip birer bira içtikten sonra dolaşmaya çıktık…
Sinemaya gitmeye karar verdik ve 1915 seansı için bilet aldık. “Mavi Göl” filmi oynuyordu. Film başladığında yemyeşil doğa ve yeşillikler arasında yeşil görünen bir göl manzarası mest etti beni; bütün yorgunluğumu aldı. Sonraları farkına vardım ki; o filmi seyrederken içim huzur dolmuş ve alabildiğine mutlu olmuştum. Başka zamanlarda aynı huzuru bulmak için çok kereler seyrettiysem de tekrar aynı huzuru ve tadı bulamadım Mavi Göl’de…
 Şimdilik hoşça ve mutluca kalın. Gelecek yazılarda görüşmek üzere.
                                                                                                                28-06-2017-1807
                                                                                                                                       Halil GÖNÜL
Görsel:Pixabay.com

8 yorum :

  1. yine patlatmışsın güzel bir anı okumaya değcek bir yazı iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili +JD Sezer.
      Teşekkür ederim. Beğenmene sevindim.

      Sil
  2. İleride mühendislik okumak istiyorum. İngilizcenin ne kadar önemli olduğunu anlaşılmalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili +Onur ÇAKIR,
      günümüzde en az bir yabancı dil-özellikle İngilizce- olmazsa olmazlardan; gelişmeleri takip etmek açısından. Bilgi hangi dilde üretilirse üretilsin mutlaka İngilizce'ye çevriliyor.Yalnızca mühendislikte değil tüm mesleki alanlar için geçerli bence.
      Başarılar dilerim :)

      Sil
  3. kadının göz kırpıp acıması :) ingilizce kursu seviye sınavına girmenize olanak sağlamış..ben de bi ara böle sınava geç kalmıştım ama beni içeri almamışlardı..o yıl sınavım boş yere heba edilmişti.. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili +Yazar Yildirim,
      bu sınav özel ve ücretli olduğu için olabilir. :)

      Sil
  4. Abicim bende ingilizce kursuna gidiyorum Ankara kızılayy da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili +Taze Mühendis,
      ne güzel! Kolaylıklar ve başarılar dilerim. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.