Salı, Ekim 30, 2018

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

            29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlaması son zamanlarda perde arkasına itilmeye çalışıldığı bir durum haline dönüştürüldü. Bu nedenle de 95 yıllık tarihinde olmadığı kadar çok şeyler öğrenilmeye başlandı “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” hakkında.
            Evet, geçmişlerde oldukça çok farklı şekilde kutlanmasına rağmen eğitici yanı yoktu, klasik bir kutlama şeklinde törenler ve bazı çalıştaylarla geçerdi. Başka ne şekilde kutlanabilir veya eğitimi hakkında neler yapılabilir sorusunu pek sormazdı kimse. Gerekliydi o kadar. Neden gerekliydi? Neden Atatürk tarafından gerekli görülmüş? Atatürk o kanıya nereden varmış? Gibi daha sorulabilecek bir çok sorular olması yanında durumu her vatandaşın anladığı kabulü vardı entelektüellerde, aydınlarda ve yönetimde.
            Her zaman da bir korku vardı hassa olan toplumda; “İrtica” korkusuydu bu korku. Aslında haklıydılar bu korkuyu duymakta çünkü Osmanlı dahil her zaman irtica –gerici dinci düşüncenin hakimiyeti-  tehlikesi vardı bu topraklarda. Şeriat düşüncesiydi bu tehlike. Atatürk Osmanlı dönemini birebir cephelerde –Asya, Afrika ve Ortadoğu- yaşamış ve o havayı teneffüs edebildiği için Arap bataklığını ve yobazlığını bildiği için din temelli eğitim kurumlarını –tekke zaviye gibi- ve halifeliği kaldırmıştır. Yaşamı boyunca da bilime dayalı bir yapı oluşturabilmek için elinden gelen çabayı birebir kendisi göstermiştir. Ama ne yazık ki ömrü daha fazla devem edememiş olduğu için kendisinden sonrakiler bu durumun önemini tam anlamıyla kavrayamamasından dolayı hemen geriye dönüş başlamıştır.
            İçeride, toplumun yoksulluk ve cehaletinin içinde barınan sinmiş, pusuya yatmış çevreler hemen tekrar ayağa kalkıp örgütlenmeye başlamış hayallerinin peşine düşmüşlerdir. Demokrasi deyince oy avcılığı anlayanlar da bu durumun kuyruğuna takılarak bu günlere kadar gelmişlerdir. Bu günlerde de aynı durum devam etmiş aynı zamanda da çağdışı kalan Büyük Osmanlı İmparatorluğunu geriye getirme hayalleriyle ne yaptığını bilmeyen bir kalabalıkla karşı karşıya kalınmıştır.
            İşte bu nedenle Cumhuriyet kazanımları maddi ve manevi olarak birer birer elden çıkarılarak geçmişin izlerini silmekle insanların bir kısmının dahi olsa kafalarının, yüreklerinin ve gönüllerinin içinde olan kazanımları silebileceğini düşünmektedirler ve kendilerine göre şifreli ifadeler kullanarak bu toplumun en azından yarısını kandırmaya çalışmaktadırlar.
            Cumhuriyet, 29 Ekim bu açıdan silinecek bir şey değildir ve hiçbir güç altından kalkamaz bu durumun. Bir yaşam biçimidir Cumhuriyet, bir düşünce biçimidir. Temelinde bilim vardır, felsefe vardır ve bunlar çağdaşlığa götürecek kaldırım taşlarıdır. Bazıları sarık, cüppe, burka, türban vb ne ad altında olursa olsun şeriat ateşiyle yananların tek yaptığı çıkar sağlamaya yönelik bir çabadır ve namus, din vb. safsatalar altında götürmeye çalışmaktadırlar. Sade vatandaşların bu yöndeki eğilimi zayıftır hatta yok denecek kadar azdır. Özellikle köy vatandaşlarının -%5’e düşürülmüş bir nüfus kalmıştır- kendi işiyle gücüyle uğraşması bu tür işlere kulak asmaması, dini inancını yüzyıllardır nasıl yerine getiriyorsa aynı şekilde devam etmektedir. Böylece köy nüfusunun neden şehirlere taşınmaya çalışıldığı ve büyükşehir yasasının neden çıkarıldığı anlaşılır hale gelir.
            Son 10 yılda bu topraklarda yaşayan insanlar “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” hakkında olmadığı kadar çok şey öğrendiler ve öğrenmeye devam ediyorlar. Bizzat hayatın kendisi öğretmen oldu ve oluyor bu insanlara. Hani derler ya:” zaman en iyi öğretmendir, ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür”  ne yazık ki ölecek bu insanlar ama zamanın öğrettiklerini de kendilerinden sonra gelenlere miras bırakacaklar.  Bu toplum bilgilendiği ve düşünebildiği sürede gerici irticacı yobazlar da süklüm püklüm gizlenerek kendi kovuklarına çekilmek zorunda kalacaklardır. Belki uzun bir zaman alacaktır ama olacaktır, ortalıkta başka kılıklarla dolaşmaya başlayacaklardır kendilerini gizlediklerini düşünerek. Bilim ve eğitim bunların panzehridir.
            29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu ve umutlu olsun sevgili okurlar.

30.10.2018
Halil Gönül
Görsel: Google Görseller

6 yorum:

  1. Bugün bize cumhuriyeti kazandıranlar sorgulanır hale geldi...Nedense aynı kişiler Sevr ve mondrosu imzalayanları sorgulamıyorlar....Lozanı imzalayan Rahmetli ismet inönüyü ülkeyi kuran Rahmetli Atatürk ü sorguluyorlar.Bu değerli inSAN LOZANI İMZALADI.lozan ise bu ülkenin bekasının senedidir.Rahmetli atatürk ve rahmetli inönü bu ülkenin değeridir.Kıymetleri bilinmelidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sibel Hanım, aslında biliyorlar ancak işlerine gelmiyor. İşlerine gelmedikleri için de çarpıtma ve galeyana getirme yolunu seçiyorlar. Amaçları çok açık, güneşi balçıkla sıvayarak aydınlığını kapatmak istiyorlar kendi karanlık emellerine ulaşabilmek için. Savundukları ve öne sürdükleri bütün tezler içlerindeki yaralar. kin ve nefretler. Ortaya çıkan bütün insanlara bakıldığında seceresinde bir kara leke ve yara var. İsmet İnönü boşuna dememiş o meşhur hain yetişmekle ilgi sözünü. Hakikaten bu Ortadoğu toprakları kadar hain yetiştirebilen başka bir toprak yok. Elbette toprak mecazidir. Tarih değerini vermiş, Dünya görmüş, yaşamıştır. silinmesi mümkün olmayan şeylerdir. Bana göre muhalefetin zayıflığından çok faydalanıyorlar.

      Sil
  2. Unutturmaya calistikca insanlar daha cok degerini anliyor. Kutlu olsun !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Derya, yaşayarak öğrenme denilen durum işte bu bence.

      Sil
  3. Etkiden tepki doğuyor. Aslında bugün bize bu etkiyi yaşatanlar Cumhuriyet farkındalığımızı artırıyorlar ve daha coşkulu kutlamamız konusunda motive edici oluyorlar. Cumhuriyet Bayramımız bu topraklarda ilelebet kutlanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devletlerin yaşamında 100 yıl kısa sayılır belki ama Türkiye 100 yıl içinde çok şeyi tekrar keşfetti, yeni anlamaya başladı Atatürk'ü ve kurduğu genç Cumhuriyeti. Kutlama konusunda sizinle aynı kanıdayım.

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.