AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Cuma, Ekim 05, 2018

Nötron mu, Götron mu korkunç?

Nötron mu, Götron mu korkunç?

            Önceleri çok üzülürdüm memleket meselelerini düşündükçe. Kötü şeyler olmasın, çocuklara iyi bir memleket ve iyi bir dünya bırakalım diye. Akıllandım sayılır artık düşünmüyorum. Arada bazen okuduklarım, gördüklerim ve de duyduklarım bu güne kadar duyup ve gördüklerimin, okuduklarımın binlerce katı kötü olmasına rağmen önce hafiften bir kızgınlık duygularım kabarıyor sonra da yavaşça sönüyor, arkasından da gülmek geliyor içimden. Neredeyse gülme krizlerine gireceğim, o kadar yani. Ne kadar da komik her şey ve bütün olanlar. Olanlar hakkında söylenilenler.
            Size tuhaf ve sadistçe gelebilir ama bence çok normal geliyor. Bu kadar kirlilik bu memleket için çok fazla. Temizlik mi? Nasıl olacakmış o? Benim bir fikrim var. Son zamanlarda epeyce düşündüm bu konuyu. Yani temizlik konusunu. Ne tür deterjan kullanılırsa kullanılsın, hatta sirke de ilave edilse temizlenmez bu kadar fazla kirlilik.
            Hâlbuki çok basit bir yol var. Nötron bombası. Bir tane salla gitsin. Kökten çözüm. Kalan sağlar bizimdir! İdammış, giyotinmiş, hapishaneymiş, yere göğe sığmaz bunlar. Yer gök de kabul etmez atar dışarıya ve yayılma devam eder.
            Ben böyle deyince korktu arkadaşımın birisi de “arkadaş bizi yakacaksın arada” dedi. Bence kötülere bir şey olmaz, öyle denir ya hani. Biz gibiler zaten kötü onların gözünde, bizim gibilerin gözünde de onlar. Ama bir unutulan şey daha var.
            Yıllar öncesinde aşılandık biz radyasyona. Radyasyon falan pek etkilemez yani. Asıl güvencem bu aşılanma. Radyasyonlu havayı soluduk, radyasyonlu çayları içtik. Hatta dedi ki o zamanın bakanlarından birisi: “pencerelerinize naylon kaplayın, radyasyon geçemez.” Bir başkası elinde bir bardak tavşankanı çay, ince belli bardakta. Höpür höpür içiyor ekranlarda ve diyor ki: “sevgili vatandaşlar, çayı porselen çaydanlıkta demleyin, radyasyonu yok ediyor.” Ne icatlar daha. Anlayacağınız Türkiye çok şanslı radyasyona bağışıklığı olduğu için. Sayelerinde bağışıklık kazanmış olduk radyasyona.
            Aradan on yıl geçtikten sonra o yıllardaki Atom Enerjisi Kurumu Başkanı: “Vicdanım kaldıramıyor artık, üzgünüm, yalan söyledik, kandırdık vatandaşları. Üzerimizde çok baskı vardı.” Hepsi bu kadar işte.  Bu memlekette yaşıyor olmak bile mucize.
            Arkadaşıma “korkma” dediğimde ne dese beğenirsiniz. “ben radyasyondan, nötrondan korkmuyorum ki; Götron’dan korkuyorum.” Dedi. Arkadaş benim bilmediğim daha tehlikeli bir madde olduğunu öğrenmiş. Ben çok cahal kalmışım demek ki. Nötrondan korkulmaz bu memlekette Götron’dan korkulurmuş meğer.  Çok tehlikeli bir madde olmalı. Dünyanın bizi neden kıskandığını şimdi anlamaya başladım. AİDS bile bir şey yapamadı bize, her şey vız gelir tırıs geçer bizi.
            AİDS de ne alaka diyenleriniz vardır. Gençlerdendir o sesler. Eskiler iyi bilir Karadeniz taraflarında yapılan röportajlarda erkeklere soruyorlar: “AİDS nedir biliyor musunuz? Çok tehlikelidir. Ölümcüldür.” Cevap hazır taş gibi: “bize sökmez AİDS meids, korkmayız öyle şeylerden.” Yalnız Karadenizli erkekler değil yurdun her yanında benzer cevaplar vardı o zamanlar aslında. Bir anda yabancı uyruklu hayat kadınları dolduruvermişti ortalığı.  Kadınlar da çok mücadele verdiler kocalarını kaptırmamak için, bazıları kazaya kurban gitse de. Bazıları üçer beşer kişilik kocaman aile oluverdiler gülüm balım yaşayıp gittiler.
            Düşünüyorum bazen de başka bir memlekete falan yerleşsem üç gün dayanamam ben. Nasıl bırakılır bu kadar havası bile komedi kokan bir memleket. Bir başkadır benim memleketim. Mis kokuludur mis. Bir de Nötron’lanırsa, limonlu olsun lütfen nötron da; limonsu limonsu koksun her yer. Limon çiçeği çok hoşuma gider benim rahatlatan bir kokusu vardır. Ferahlatır.

Görsel: Google Görseller

2 yorum :

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.