yolculuklar
Nereye gideceğini bilmeden yola çıkan olur mu?
İnsan çocukken özgür, hayalleri boldur. Sınırları yoktur. Gücü yettiğince zorlar önüne çıkan sınırları. Sınırları aşmak oyundur farkında olmadan oynadığı.
Her insan kaygılanır bazen. Sebebi
vardır mutlaka eften püften de olsa. Hayvanlar da kaygılanıyorlardır,
aynı aileden değil miyiz?
Kuantum dolanıklıktayım bu aralar. Dolanıp duruyorum geçmiş ve gelecek arasında. Şimdiki halim gözlenmiş halim olduğuna göre gözlemlenmemiş halimi merak ediyorum. Aslında kararlarımız gözlenmişliği sağlıyor. Karar verip bir yöne hareket etmeye başlıyoruz hepimiz. Karar verildiği anda gizliliğimiz kalkıyor ortadan. Aynı yerimizde saysak, merakla beklenecek vereceğimiz karar.
Bütün mesele MTV –motorlu taşıtlar vergisi- ilk taksit ödemesiyle ilgili başladı. Ne alaka? Diyorsunuz haklı olarak. Ödemenin son gününe bir hafta kala, sıkıntı bastırdı, içimden bir ses “öde, öde, öde şunu da kurtul bir an önce” fısıldadı durdu kulağıma.
Bu görüntüyü çekme nedenim, gördüğüm
anda ilginç gelmişti sadece. İlginçliği
ise sanayi dükkânları arasındaki sınırda bölme duvarının bittiği nokta, sokak
tarafında olması, yoğun kir, pas, yağ ve aynı zamanda yoğun egzoz gazları
olabilen bir yerde.
Öylesine çekilmiş bu resim sonradan çok şey düşündürdü bana.