Anlatım
“Her şey her türlü anlatılabilir ancak anlatmak vardır anlatmacık vardır.”
Köyde
yaşayan tarla faresinin kaçışını anlatmaya çalışan bir hikâyedir.
Uzun yıllardır köy kuraklık ve kuraklıktan kaynaklanan kıtlık yaşamaktadır. Su sıkıntısının olmadığı bölgelerde değişen fazla bir durum yoktur teknolojiden başka.
Gece iyi uyuyamayan Cevher sabah trafiği, köpek havlamaları ve ezan sesiyle uyandı. Hava sıcak olduğu için pencereyi açık bıraktığını hatırladı. Havada da bir anormallik vardı. Havadan bana mı yoksa benden havaya mı bulaştı diye aklından geçti. Kafasını iki yana salladı uyku sersemiydi daha. Yatağından kalkıp pencereyi kapattı, dışarısı aydınlanmamıştı henüz. Saatine baktı. Çok erkendi kendisi için. Çalar saatini kurdu, bir saat kadar daha kestirmek için yatağına attı kendini. Yatağının sıcaklığı hoşuna gitti.
Her insan kaygılanır bazen. Sebebi
vardır mutlaka eften püften de olsa. Hayvanlar da kaygılanıyorlardır,
aynı aileden değil miyiz?
Kuantum dolanıklıktayım bu aralar. Dolanıp duruyorum geçmiş ve gelecek arasında. Şimdiki halim gözlenmiş halim olduğuna göre gözlemlenmemiş halimi merak ediyorum. Aslında kararlarımız gözlenmişliği sağlıyor. Karar verip bir yöne hareket etmeye başlıyoruz hepimiz. Karar verildiği anda gizliliğimiz kalkıyor ortadan. Aynı yerimizde saysak, merakla beklenecek vereceğimiz karar.
Bütün mesele MTV –motorlu taşıtlar vergisi- ilk taksit ödemesiyle ilgili başladı. Ne alaka? Diyorsunuz haklı olarak. Ödemenin son gününe bir hafta kala, sıkıntı bastırdı, içimden bir ses “öde, öde, öde şunu da kurtul bir an önce” fısıldadı durdu kulağıma.
Bu görüntüyü çekme nedenim, gördüğüm
anda ilginç gelmişti sadece. İlginçliği
ise sanayi dükkânları arasındaki sınırda bölme duvarının bittiği nokta, sokak
tarafında olması, yoğun kir, pas, yağ ve aynı zamanda yoğun egzoz gazları
olabilen bir yerde.
Öylesine çekilmiş bu resim sonradan çok şey düşündürdü bana.