Cuma, Haziran 22, 2018

Ölünün Dirilişi

Fazlalık

                Haftalardan sonra banyo yapmaya karar verdi adam; kokusundan rahatsız olduğu için. Her zaman duymuştu ama nedense bu sefer daha da fazla rahatsızlık hissetti kendi vücut kokusundan. Bu insan vücudu ne kadar da pis şeymiş diye düşünce tırmaladı beyninin her yanını. Leş desen leş kokusu değildi, yağ, tereyağı desen değildi; bazen burnunu sıkıp çıkardığı yağlar geldi aklına ve tekrar sıktı patlıcan burnunu -burnu kocaman duruyordu suratının ortasında kendine göre- sağ baş parmağıyla işaret parmağına bulaşan beyaz, krem yağları gördü, burnuna yaklaştırıp kokladı, birden çekti başını geriye; burnunun direği kırılmıştı. Tiksinti geldi, kendinden tiksindi o haliyle.

Cumartesi, Haziran 16, 2018

Bazı Şeyler

"Bazı Şeyler"

Cızzzzz!

Bazen
Bazı şeyler
“Cızzzzz”
Ettiriyor
İçimi;
Bir nahoşluk,
Keyifsizlik
Hali
Yani;

Cuma, Haziran 15, 2018

Gamzeli Çocuk

"Gamzeli Çocuk"
Dönüşüm

                Boktan püsürükten şeyler gelir aklıma benim zaman zaman. Yine günümdeyim anlaşılan; dolaşırken başıboş kuçular gibi, takılmaya başladılar gözüme gözüme; birbirine benzeyenler. Önce kararsız kaldım, fikrim yoktu hiç; düşünmemiştim de.
                “Karı kocasına mı, koca karısına mı benzemiş? Afalladım, “sana ne be salak oğlum?” sormadan edemedim. Yürüyüp ağız açmaya devam ettim ortalıkta bir süre. “Hay gözünü …”
                Bu gün tersimden mi kalktım acaba? Hiç de böyle bir takıntım olmamıştı çocukluğumdan bu yana. Ters yön, ne fark eder ki? Sonuçta kalkıyorsun işte, başka bir halt yemiyorsun ya! Kim olsa da kalkacak illaki bir taraftan, başka bir yön keşfedildi de benim haberim mi olmadı? Ya sağından ya da solundan kalkacaksın, amuda kalkarak kalkanı duymadım daha.
                Benziyorlar yahu, basbayağı benziyorlar işte; gözlerimin önündeler, hem de kaç tanesi! Tıpkısının aynısı, kıçıyla başıyla aynı be. Başımı silkeledim birkaç kez, görme özrüm mü başladı ileri derecede acaba? Önümdeki yazılara baktım büyüklü küçüklü; rahat okuyabiliyorum. Demek ki gözlerimde arıza yok, varsa bile her zamanki kadar.

Salı, Haziran 12, 2018

Pazartesi, Haziran 11, 2018

Müjde Baba Müjde!

ev hali

Müjde Baba Müjde!

                “Baba müjdemi isterim” diyerek daldı çalışma odama kızım. Uzun bir süredir bu kadar sevindiği bir şey olmamıştı çok merak ettim bende onu sevindiren şeyi. Başka bir olay olsa başımı kaldırmazdım çalışmamın başından ama kızımı bu kadar sevinçli görünce kaldırdım başımı ister istemez.
                “Hayrola kızım, bu ne sevinç böyle; önemli bir şey olmalı bu kadar çok sevindiğine göre. Söyle bakalım neymiş biz de öğrenelim!”
                “Olmaz söylemem, bekleyeceksin biraz ama buradan çıkmak yok, tamam mı, anlaştık mı?” içi içine sığmıyor güzel küçük kızımın, anlaşmaz mıyız hiç “anlaştık elbette, çok beklemem gerekecek mi peki?” “Hayır babacığım hayır, beş dakika sürmez” diyerek koşturarak çıktı yanımdan kapıyı rüzgârı mı çarptı o mu çarptı anlayamadım.

Pazar, Haziran 10, 2018

Sidiklik Bağlama

"Püsgevit keyfi"

Akşamdan Bıraktığım Bulgur Aşı

            Ortaokul birinci sınıfa yeni başladığım yılın ilk haftaları biraz içim buruk geçti; aileden uzakta olmak ve her işimi kendim yapmak zorunluluğu az da olsa sorumluluk meselesini ağırlaştırıyordu. Köyde olsam, eğer biraz canım istemezse bir bahane bulup anama yıkabilirdim ama burada öyle değil, yıkacak kimse yok.  Yaparsam da kendime yapmazsam da kendime.
            Özellikle yemek işi biraz farklıydı, kendim yapıyordum artık kendi yemeğimi. Tek bir odada, tek başımaydım.  İhtiyaçlarımız olduğunu düşünebildiklerimizi aldık anamla birlikte ve eve getirmiştim.

Var, varoğlu var!

yol

Var!

Yaralarım var
Onmaz,
Sarılmayı bekleyen;

Cumartesi, Haziran 09, 2018

Canım Karım

Canım Karım

                Karım kesecek beni biraz daha böyle gidersem. Öyle diyo “keserim seni, zıbardığında; eğer böyle devam edersen, gecemizi gündüzümüze karıştırırsan.” Pek kulak asmıyordum ama iyice asabileşmeye başladığını fark ettiğim ilk anda tüylerim diken diken olmadı da değil hani. Nasıl olmasın, iki metreye yakın boy var, kilo desen gergedan, yok yok fil desem daha doğru. Hele bu yazdıklarımı bir görse yandım demektir. Uyuyor daha.
            Yerin kulağı var diye boşa dememişler demek ki. “Uyandı, uyandı.” Tıkırtılar gelmeye başladı salondan. Yatak odasında yatamıyor da klavye tıkırtısından. Klavye tıkırtısı odun yarar gibi gelirmiş kulağına, bazen de kilise çanı gibiymişler “goooong, gooooong…”
            Mübarek ilk yıllarda posta koyardı bana her zaman. Cüssesine güvenirdi tabii. Ben sıskayım ya onun yanında. Kızdırdığım zaman “boy fukarası” derdi de sesim bile çıkmazdı karşısında ama yine de kızdırmadan yapamazdım. Kızınca daha sevimli geliyor nedense bana.

Cuma, Haziran 08, 2018