AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Pazar, Nisan 09, 2017

Kitap tanıtımı-Hiçliğin Kıyısında

OKUDUM
Sürükleyici bir roman.
Kitap

Nedense bugün kahvaltıdan beri “Hiçliğin kıyısında, hiçlik” kelimeleri dolandı durdu aklımın ucunda. Canım sıkıldı bir süre blog gezmemden sonra ve bilgisayarı kapatıp uzun bir süredir kapalı olan televizyonu açtım belki bir şeyler değişir diye.  Önce haber kanallarını karıştırdım, Mısır’da bir kilisede patlama olmuş ve 20 civarında ölü bir o kadar da yaralı varmış. Zaten canım sıkkın; tuzu biberi oldu can sıkıntımın bu haber ve geçtim başka kanallara. Birkaç defa seyretmiş olduğum eski bir film denk geldi beş on dakika ona baktım öylesine; olmadı rahatlayamadım ve kapattım televizyonu.
Bu arada aklımın ucunda dolanıp duran “Hiçlik ve Hiçliğin kıyısında” kelimeleri daha da hızlı dolanmaya başladı.  Okuduğum bir kitaptı “Hiçliğin Kıyısında” isimli kitap ve arayıp buldum. 13.09.2016 da okumuşum, göz attım tekrar hızlı bir şekilde ve hafızam tazelendi birden.

Sabahleyin elim yazmaya varmıyordu bir türlü. Çarşıya çıkmak için daha erken diye düşünüyordum ve bir şeyler yapamamaktan çok daha fazla sıkılmaya başlamıştım. Bir kahve yaptım kendime. Kahveyi içtikten sonra biraz canlandım; karar verdim bu kitabı tanıtmaya ve düşüncelerimi paylaşmaya.
                Okuduğum kitaplardan bir tanesini daha tanıtmaya çalışacağım bu yazımda. Okuduğumda heyecanla devam etmiştim kitabı okumaya.

            -Hiçliğin Kıyısında:

                                Yazar: J.A. Redmerski
                                Yayıncı: Ephesus Yayınları
        Çeviri: Süreyya Çelikoğlu
        Sayfa: 467
                                Türü: Roman
Türkiye’de yayınlanması 2016’da olmuş, New York Times, Wall Street Journal ve Usa Today Bestseller arasına girmiş olan çok okunan bir yayındır.
Kitap: Bir genç kızın yaşamından kesitler anlatıyor. Başından trajik olaylar geçen genç bir kız alıp başını yollara düşer tek başına, hiçbir amacı ve hedefi yoktur. Yollar nereye götürürse oraya gidecektir. Bir otobüsten iner diğerine biner, derken tesadüf eseri kendisi gibi erkek genç biriyle tanışır.
Erkek delikanlı da gizemli biridir. Zaman zaman yolları kesişir. Kendiliğinden gelişen olayların sonunda tanışıp birlikte olurlar ve kız gizemin ne olduğunu anlar bir gün. Âşık olmuştur genç erkeğe, aradığını bulduğunu düşünmektedir. Hiçliğin kıyısında tutunan delikanlıyı yaşama döndürme konusunda çabalar ve başarılı da olur.
Genç erkek beynindeki ölümcül bir urla dolaşmaktadır ve kendini cezalandırdığı için tedaviyi ihmal etmiş kendini böylece ölüme terk etmiştir aslında. Hastaneye kaldırılır.  Âşık olduğu kişinin ailesinden durumu tam açıklığıyla öğrenen genç kız bir süre sonra komadan çıkan delikanlıyı ikna eder son ve çok düşük olan yaşama şansını kullanmasını; ameliyata razı olmasını ister ve söz alır kendisinden.
Ameliyata girer delikanlı, çıktığında mucize haberini alırlar, hiçliğin kıyısından dönmüşlerdir birlikte ve bundan sonraki yaşamları delikanlının ailesiyle birlikte mutlu sonla biter. 
Böylece özetlemiş oldum kitabı. Sürüklüyor okurken. Sıkılmıyor insan. Sıradan bir macera romanı gibi okunuyor. Elbette macera değil içerik ve bir veya birkaç kişinin yaşamlarından kesitler sunuyor.
Dünya’da çok insanın zaman zaman aklından geçendir aslında alıp başını bir yerlere gitmek, özellikle ıssızlık, yalnızlık, yeşillik özlemi gelişir bazen sessizce içimizde ve isyan ederiz yaşama ve yaşadıklarımıza.
Özellikle aklımda dolanıp durduğundan bahsettim “Hiçliğin kıyısında, hiçlik” kelimelerini.  Hiçlik: Tükenmişlik duygusudur özünde ve insanın kendisini bitkin, bir şeye yaramaz, yaşama amaçlarını tüketmişlik, yaşamaya değer bir şey bulamama gibi kelime ve cümlelerle özetlenebilir bu duygu. Veya benim aklıma gelen tarif şekli bunlar.
Elbette bu bahsedilen konu ve duygu durumu uzun sürerse insanı gerçek anlamda bitişe doğru sürükleyen rahatsızlık şekline dönüşmüş olur. Buna fırsat vermemek gerekir; bunun içinde bu duygu durumundan sıyrılmanın yolları düşünülmeli, kendi kendine aşabilmek oldukça zor ve çelik gibi irade gerekir; yardım almak en doğru davranış olacaktır.
Özellikle bahar ve kış aylarının başlangıçlarında sık sık yaşanılan bu duygu durumu depresyon şeklinde kendini gösterdiği bilinir. Altında yatan yaşanılan şeyler olsa da iklimsel değişikliklerin bünye üzerinde yarattığı etkiler duygu durumumuzu da etkiler.
İnsan dediğimiz yaratığın yaşamında bana göre en önemli faktör duygu durumu. Yönlendiren, iyi, kötü gibi kavramları gün yüzüne çıkarır duygu durumumuz.
Duygularımızı neler etkiler? Diye düşündüğümde aklıma ilk geliveren aslında beslenme ve yaşam koşulları diye geçiveriyor hemen aklımdan.  Eğer bünyemizin ihtiyaç duyduğu mineral vb. ihtiyaçlarını düzgün ve sürekli karşılayabiliyorsak, beynimizde de ona göre hormonlar salgılanıp kendimizi iyi veya kötü hissetmemizi sağlıyor olduğunu artık bilimsel olarak biliyoruz. Dolayısıyla yardım aldığımızda bize verilen ilaçların içerisinde hormonları dengeleyici etkiler oluyor. Hormonlarımız dengelendiğinde hislerimiz yani duygu durumumuz da değişiyor.
Neyse ben fazla ukalalık yapmayayım artık bu işleri bilen birilerinden okumak daha doğru olur.  Benimkisi yalnızca içimden geçen düşünceler ve onların dışa vurumu.
Şimdilik hoşça ve sağlıcakla kalın.
                                                                                                              09-04-2017
                                                                                                              Halil Gönül
Görsel: Halil Gönül

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.