AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Pazar, Temmuz 09, 2017

Pazar Gözlemim-16-İnsanlık ve Geçmişten Günümüze Gelişi

"Beyin ve İnsan"

DNA’larımız ve Biz

Çevremize karşı duyarlılığımızı inkâr edemeyiz elbette. İnsanlar var oluşundan bu yana çevresine karşı hep duyarlı olagelmişler ve ayakta kalmanın tek koşuludur neredeyse.
            İnsanlar olarak daima çevreyi, doğayı ve doğadaki yaşamı, yaşam çeşitliliğini gözlemleyerek kendilerinin yaşamına uygulamışlardır. Böylece avcılık ve avcılık stratejileri oluşturmuşlar; deyim yerindeyse doğayla ve doğadaki yaşamla özdeşleşmişlerdir.

            Doğayla özdeşleşen canlıların başında insanlar gelmekle birlikte başka canlılar da vardır elbette. İçinde bulunduğumuz zaman bunun bir ispatıdır.

            Uçan kuşları taklit ederek uçmayı düşünmüşler, balıkları taklit ederek yüzmeyi ve suda canlı kalabilmeyi öğrenmişler. Ateşi, yazıyı, bulmuşlar; suya yazı yazmanın bir anlamı olmadığını düşündüklerinde de interneti keşfettiler. J            İnternette yazılan bir yazı dünya ayakta kaldığı süreçte dolaşıma devam etmektedir günümüzde ve dumanla iletişimin gelişmiş bir durumudur. Dün zirvelerde yakılan ateşlerin dumanıyla haberleşen ve iletişim kuran atalarımızın evlatları bu gün internette adına sosyal iletişim ağları dediğimiz bir araçla iletişim kuruyorlar. J            Teknolojide bu kadar gelişmişliğimize rağmen maalesef insanlık kriterlerinde ilk zamanlardan bu tarafa çok fazla yol kat edemediğimiz ortada diye düşünüyorum.            Vahşi yaşam dönemlerindeki yıkıcı ve yok edici alışkanlıklarımız hala bizi yönlendirmeye devam ediyor; kendimizden zayıflara güç uygulayarak isteklerimizi elde etmeye çalışıyoruz. Hele bir de sürü oluşturduk mu daha da tehlikeli oluyoruz insanoğlu olarak.

            Çağın gelişen bilim alanlarından birisi olan ve çağa damgasını vuran genetik bilimi, her yönüyle bu durumu açık seçik ortaya koymaya başladı. Aslında bütün davranışlarımızın kökeni ilk canlılık tarihimizdeki geçmişimizden aldığımız dersler olarak gün yüzüne çıkıyor ve aynen korunduğu netleşiyor.            Nasıl mı? İnsan beyninin üç aşamalı olduğunun tespiti ve bu aşamaların sürüngen beyni, orta ve en üst kısım da gelişmiş ve gelişmekte olan beyin. Hala yaşamımızın hemen hemen her yönünü en ilkel olan birinci bölüm yani sürüngen beynimiz yönlendiriyor, adeta diğerlerinin şalteri gibi çalışıyormuş. Hayati bir tehlike olduğu zaman, kayıtlarını değerlendirerek karar veriyor ve tüm iletişimi keserek ayakta kalmayı ve yaşamın devamını sağlıyor olması çok şaşırtıcı.            Kısaca: Bu gelişmiş çağda hala bizi yönlendiren, ayakta kalmamızı sağlayan en ilkel beynimiz. DNA’nın gelişimi çok yavaş kalıyor; çok muhafazakâr bir yapısı var. Kolay kolay eski alışkanlıklarından vazgeçemiyor. Belki de deneme yapıyor ancak çok da güvenemiyor kendisinden sonra gelişen kısımlara ve gereken durumlarda son sözü ilkel beyin söylüyor.

            İlkel beyin, vuruyor, kırıyor, kaçıyor, kaçarak kurtuluyor, çalıyor ama yaşamak için değil bilinçli bir davranışla. Öldürüyor hiç acı duymadan, empati yapamadan. Kendisinden zayıfları eziyor, haklarını gasp ediyor, eziyet ediyor…            Her yaşamda öğrenilenler de hemen genlere kayıt edilmiyor, uzun yıllar –yüz yıllar- içinde denenip eğer ayakta kalmasına ve çoğalmasına katkısı oluyorsa kısmen uygulamaya sokuluyor.            Şimdi bir soru akla geliyor! Acaba gelecekte acımasız olanlar mı çoğunlukta olacak ve ayakta kalacaklar? Zayıflar ya da başka bir ifadeyle uyumlu, sakin insanlar yok mu olacak? Yok olmayacaklarsa bile ayakta kalmaları ve çoğalmaları nasıl olacak?.. Bu sorular çoğaltılabilir elbette.            İnsanlığın geleceği ne yöne evriliyor? Gelişmeler değerlendirildiğinde ilk zamanlardan çok daha iyi değil yaşam şartları. Şiddet daha da fazla üstüne üstelik insanın yarattığı teknolojik silahlar da bu durumu daha da zorlaştırıyor.

                                                                                 09-07-2017-2130 

    Halil GÖNÜL

Görsel:Pixabay.com

6 yorum :

  1. güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. Teknoloji ne kadar gelişirse insanlığımızdan o kadar gidiyor.

    YanıtlaSil
  3. teknoloji iyi şeyler veriyor aslında ama bu iyi şeyler,teknoloji ilkel beynin eline geçtiği anda yok olabiliyor,maalesef..o açıdan bu yazınız ilkel beyin ile gelişmiş/akıllı beyin arasındaki iç çatışmaları irdelemiş olduğu için çok önemli..kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Haklısınız, atom hangi niyetlerle keşfedildi ve hangi amaçla kullanıldı! :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.

Yerleşik reklamlardan, rahatsız oluyor musunuz? Sizi rahatsız eden hangisi veya hangileridir?