AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Cuma, Temmuz 28, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarım-Kızlar Ekti Bizi-Mehmet’in korktuğu oldu

Mehmet’in korktuğu oldu

“Biraz abarttın gibi geliyor Adanalı, bizim kızlarımızdan iyisini mi bulacaklar; işte pırlanta gibi iki kızımız var. Öyle değil mi kızlar, siz ne dersiniz?” dedi Deniz Abi kızlara gülümseyerek.                

 Esmer, kıvırcık saçlı olanı şen şakrak birisiydi, hiç lafını sakınmaz fırsatını bulduğu anda oturturdu hemen. Hiç de, korku nedir bilmezdi, çoğu erkeği cebinden çıkarırdı kendi dediği gibi.               

 “Allah deriz Abi, filinta gibi iki delikanlı, ekmek aş da istemezler, işleri ellerinde. Kime güler böyle şans” dedi sinsi sinsi bakarak ve bıyık altından gülerek.

Dalga geçiyordu ama kiminle? Dikkatli baktım gözlerine; bana mı yoksa Cumali’ye mi laf sokuyordu? Anlamaya çalıştım bir an. Cumali'nin bu şekilde laf atmasını pek hoş karşılamadıklarını düşündüm o anda ve gülümsedim.

Yemek vakti yaklaşmıştı, kuyruk oldukça olurdu ilk zamanda, biraz geç gitmeyi düşündüm. Oda yavaş yavaş boşalmaya başladı. Kız arkadaş da bana göz atarak geçti önümden. Beni teselliye çalışıyordu göz atmakla. Cumali’ye ve Mehmet'e yakın olmak istemiyordum yemekte, geç çıkmamın asıl nedeni buydu.

Koridora çıktığımda Cumali’yi Mehmet’in kolunda gördüm. Mehmet ezik büzük yürüyor Cumali’yse avıyla oynayan aslan gibiydi. Arkalarından gittim ve sıraya girdim yemekhanede. Önümde üç kişi kadar vardı. Yemeğimi alıp pencere kenarında boşalmaya başlayan masalardan birine geçip oturdum.

Mehmet’in haklılığıyla ilgili olabileceğini düşündüren davranışlar görüyordum çevredeki insanlardan. Tanıyan veya tanımayan insanlar çıkarken bazıları başını çevirip Mehmet ile Cumali'nin oturduğu masaya doğru bakarak yürüyorlardı.
Cumali'nin gülücükler dağıtan hali ve Mehmet’in asık suratı dikkatimi çekti uzaktan. Mehmet neredeyse başını hiç kaldırmadan yemeğini bitirmeye çalışıp bir an önce uzaklaşmaya çalıştığını düşünmeden edemedim.
Ben de bir an önce yemeğimi bitirip kalkmak istedim ve hızla atıştırmaya başladım. Kalkmak üzere self-servis tabağımı ellerimle yakaladım ki yan tarafımda gülümseyerek ayağa kalkmamı bekleyen bir kız vardı. Bizim odada konuşan kızdı; “Buyurun lütfen” diyerek yol verdim. Yan yana yürümeyi tercih etti. İçerideki yaptığı konuşmanın nedenini açıklama ihtiyacı hissetmişti.

“Mehmet’i tanımam doğru dürüst ama sizi iki aydır tanıyorum ve daha önceden de sizden bahsetmişlerdi bölgenize seyahat eden arkadaşlar. Cumali Bey’in size yüklenmesini haksız bulduğum için öylesine bir çıkış yaptım; belki de farklı anlaşıldı ama olsun ben neyi neden söylediğimi biliyorum, eminim siz doğru anlamışsınızdır beni.” Dedi ve gülümsedi.

Servis tabağını kendi servis tabağımın üzerine koymasını istedim. İtiraz etmeden teşekkür ederek bıraktı ve kenara çekilerek beklemeye başladı. Bırakıp döndüm hızlıca ve birlikte yürüdük koridorda.

“Ne yani! Bir kızın koluna girip evlen benimle mi diyeyim, ne evlenmesinden bahsediyorsun sen Cumali!” sesi çalındı kulağıma. Başımı çevirip baktığımda Cumali ve Mehmet’i tartışıyor halde gördüm ilerideki duvarın dibinde.  “Bu kişi mi Mehmet Bey, şu Cumali Bey’in yanındaki kişi yani?” dedi sakin bir ses tonuyla yanımda yürüyen kız.

Şaşırdım önce, “evet o” dedim şaşkınlıkla. Birkaç kez görmüştüm ama dikkat etmemişim demek ki” dedi ve yürümeye devam ettik odaya doğru.
Arkamızdan deniz Abi girdi içeriye, “Çocuklar kahveler benden” dedi gülümseyerek. Zaten odada yalnızca üçümüz vardık, kızla ben teşekkür ettik.
Masamın üzerinde dağınık halde duran ikinci kesin hesap dosyamı toparlamaya başladım acele acele. Teslim etmek istiyordum onu da bugün.

“Hayrola, bir yere mi gideceksin; toparlanıyorsun da?” dedi Deniz Abi. “Hayır Abi, bugün bunu da teslim etmek istiyorum ama birincisinden hala bir ses çıkmadı, bir ay oldu neredeyse!” dedim gülümsedim.
       “Nerede olacak, danışmanın önündedir” dedi alaylı bir şekilde gülümseyerek. Ben tanımıyordum danışmanı. “Danışman kim?” deyince “Beraber gideriz biraz sonra, hele bir kahveleri içelim; otur sen” dedi Deniz abi.

Birlikte gittik, dosyayı teslim ettim. Diğer dosyayı sorunca şaşırdı adam. “Ne dosyası?” dedi. İşin ismini söyledim ve kesin hesabını yaptığımı teslim ettiğimi söyleyince; “Durun bir bakalım şu dosyaların içine” diyerek ayağa kalktı ve dosyaları aktarmaya başladı dolabın üzerinden masanın üzerine. Onlarca dosya vardı orada ve üst üste istifliydiler.

Benim dosyayı uzaktan tanıdım, “işte orada, yan taraftaki istifte, alttan beşinci dosya” dedim. İşaret vardı çünkü arkasında dosyanın. Hemen çekip çıkardı dosyayı ve şöyle bir göz attı “tamam, unutmuşuz, karışmış incelemesi bitenlerle; hemen bakarım elimdeki bitince” dedi.

Bozulmuştum karşılaştığım duruma, abi de öyleydi anlaşılan. Çıktık birlikte odaya geldik tekrar. “Ne iş bu abi, devletin kendi işi için memuruna torpil mi yapılması gerekli burada?” dedim üzgün halimle. Hata falan bulunur onaylanmazsa tekrar geri dönmesi var işin. Benim de zamanım az kaldı. Olanı biteni en geç bir ay sonra onayları alıp dönmem lazım. Üçüncü işimi de hemen bitirmek istiyordum. “Sıkma canını, bundan sonra sorar dururuz sık sık” deyince yüreğime su serpildi açıkçası.
     Üçüncü dosyamı masanın üzerine bıraktım ama hiç de iştahım yoktu bakmaya, gördüğümden sonra. Mehmet’i de merak ediyordum aslında. Bahane ederek Mehmet’in yanına gitmeye karar verdim.

                                                                                           24-07-2017-1100

                                                                                             Halil GÖNÜL


Not: 5/7

  

4/7 gelsin...

6/7 gelsin...


Görsel:Pixabay.com

4 yorum :

  1. bayanlardan korkacan abi ayakkabıyı, pantolonu bile ters giydirirler adama :) abi yazı çok uzun olmuş benim için fark etmez okurum ancak okumaya üşenen bir çok kişi var 7 yerine 10 a yükselt bu yazının yarısı kadar yaz derim 350-400 kelime yeterli :) yinede sen bilirsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakir Yazar,
      bayanlarla kavga edip de, kazananı hiç duydun mu sen; yoktur çünkü, duyamazsın! :)
      Uyarın için teşekkür ederim, dikkate alacağım bu diziden sonra. :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. deeptone,

      neler olmadı ki! Mehmet'i kaybettik. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.