AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Perşembe, Temmuz 27, 2017

Çiçeği burnunda Mühendislik anılarım-Kızlar Ekti Bizi-Mehmet Oltaya takıldı

Mehmet Oltaya takıldı
Olta

Pazartesi sabahleyin iki simit ve peynir aldım her ihtimale karşı. Deniz Abi'nin başındaki kara bulutlar dağılmamıştır belki diye. Merdivenleri çıkarken Mehmet de geldi yanıma ve birinci kata kadar birlikte çıktık basamakları.  

Kat sahanlığında asansörden Cumali çıkıverdi karşımıza bir anda. Gülümsüyordu, sanki bir şey biliyormuşçasına. İki adım kadar yaklaştı bize doğru, Mehmet’le birbirimize bakışmaya başladık.

 Mehmet çok telaşlanmıştı birden. Eli ayağına dolaşıyordu sanki; bir an yürümekte bile tereddüt eder gibi oldu, çakılıp kaldı olduğu yere.

“Sizi gidi hınzırlar sizi, hovardalık ha?  Şevki bey görmüş sizi, arkanızdan bir yere giderken. Telefon etti akşam, teşekkür etmek için. Selamımı ilettiğiniz için ben de size teşekkür ederim. Anlat bakalım Mehmet kardeşim!”

Daha Cumali sözlerini bitirmeden savunmaya geçti can havliyle Mehmet. Gözlerinin içine baktıysam da beni gören yoktu, belki bu dünyada bile değildi o anda. “Valla bir şey olmadı ya! Yalnızca konuştuk işte durakta ve pastaneye geldik o kadar” demesi bile yetti Cumali'nin avını yakalamasına.
"Oltaya takılan Mehmet"

Büyük bir av yakalayan kaplan gibiydi Cumali, hınzırlığı ve sinsiliği hemen devreye girdi, başladı laf almak için Mehmet’i lafa tutmaya. Koluna da girince yürürken, ben kilometrelerce uzağında kalmış gibiydim Mehmet’in.  Döküldükçe dökülüyordu, iki kat konuşarak çıkıldı ve bütün alınabilecekleri almıştı Cumali, Mehmet’in ağzından.

Biz Cumali'yle bizim guruba ilerledik, Mehmet de yelkenleri suya indirerek kendi guruplarına gitmişti. İçeriye girdiğimde Deniz Abi masasında süzgün süzgün oturuyordu, yanına vardım ve bir sandalye çekip oturdum. 
Önünde çay olmayan herkese de çay söyledim kendimizinkilerle birlikte. Yine kahvaltıyı Deniz Abi’yle yaptık. 

“Bitecek çocuklar bitecek, az kaldı; havalar ısınmaya başladı biraz biraz” deyince herkesin suratına bir gülümseme oturdu. “Kahvaltı yapmayan varsa gelsin, bende de var” diyerek kurabiyeleri koydu masaya.

“Bakan teftişe gelecekmiş çocuklar, haberiniz var mı? Dedi Deniz Abi, odanın içindeki herkese bakarak.  “Ben de duydum sabah servisle gelirken” dedi evli bayan karşıdan.  “Anlaşılan ciddi bu iş, okul mokul sanıyor bu adam burayı; nedir?” dedi Deniz Abi kendi kendine konuşuyormuş gibi.  “Hem de sınav yapacakmış yakın zamanda, geçemeyenleri ne yapacak acaba?”  “Yapar mı yapar abi, adam profesör ne de olsa, bizim gibi dağ tepe mi tepiyor!” diye sitem etti başka bir çalışan.

En azı 10 yıllıktı çalışanların çoğu. Çoğu var azı yoktu, bu saatten sonra ne sınavı olurdu ki; ben de meraklandım doğrusu.  Bahsedilen Bakan benim hocamdı aynı zamanda. Pek inanasım gelmiyordu ama yapar mı yapardı adam. Kafasına koymuşsa yapardı mutlaka. Aslında çok iyi niyetli biriydi. Bizi bile günde yedi sınav yapmıştı da üniversitedeyken, akşama evlerin yolunu zor bulmuştuk ama öğrenmiştik de epeyce sorulan konuları.

Ortalık soğudu biraz, sessizlik oldu bir süre. “Abi bunları evermek lazım, sağa sola sarkmaya başlamış bunlar” dedi bana bakarak Cumali. Lafını ortaya söylemişti Deniz Abi’ye söyler gibi ima ederek. Kaç gündür pas vermiyordu kendisine çünkü; amacı fırsattan istifade laf almaktı belki de nabzını yokluyordu Deniz Abi’nin.
"Cumali'nin oltasına takılan Mehmet"

“Bunlar dediğin kimler Cumali?” dedi Deniz Abi. “Kim olacak başka, Halil ve Mehmet” dedi ciddi adam edasıyla ve çok önemli bir şey söylemiş havasında.

“Ulan Adanalı, senin ağzında bir bakla var ya! Çıkar bakalım şu baklayı” deyince fırsattan istifade Mehmet’in anlattıklarını sayıp döktü yanına bin katarak; ben bile şaşırıp kaldım duyduklarıma. Utansam mı, kızsam mı karar veremedim ve gülümsemeyle toparlanmaya çalıştım.

“Birer çay içtik, haftaya tekrar buluşacağız” diyerek savuşturmaya çalıştım salvoyu. Savunmaya kalksam üzerime daha da fazla gelecek, yeri de değildi daire; kısa kesilsin istedim. Olacakları görecektik zaten yemek vaktinde, kimler duymuş kimler duymamış!

                                                                                         24-07-2017-1100

                                                                                           Halil GÖNÜL


Not: 4/7 

5/7 gelsin.. 

3/7 gelsin...  


Görsel:Pixabay.com

6 yorum :

  1. Bunları okumak nedense beni mutlu ediyor. Fotoğraflara da çok güldüm :)

    YanıtlaSil
  2. anladığım kadarıyla o zaman bekardınız galiba, sağda solda bekarlığın tadını çıkardığınız için sizi ve arkadaşınızı evlendirmek istemişler.. :)) umarım sonuç hayırla biter diyelim..emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar Yildirim,

      evet bekardım, ama bir arkadaşım vardı ama kimse bilmiyordu benden başka. :)

      Sil
  3. Halil abi yazılarınızı okurken çoğu zaman gülüyorum çoğu zaman da yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Hep böyle yazmaya devam edersin inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onur,
      sevindim, umarım hep tebessüm ettirebilirim. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.