Pazartesi, Mart 09, 2020

Çiçek Satışları

Çiçek Satışları Kapış Kapıştı

             Yaşlıların bazıları çekinerek çıkıyordu bahçeye, üşürüz diye. Kapalı yerde otururken uzak bir pencereden gelen hafif esintiden bile rahatsız olanların korkusuydu bu. Arı kovanı gibi hareket halinde olan parsellerde çalışanları, toprakla haşır neşir olurken ayakkabılarını bile atıp yalın ayak çalışanlara imrenerek bakıp sonra da “olsun, ne olacaksa olsun!” deyip yanlarına giden yaşlıların hali gülüşmelere neden olurdu arada bir.

            Hele bir de ninelerin dastarlarını çelip, türküler, şarkılar mırıldanmaları yok mu, koro halinde erkekler de katıldığında bayram havası esmeye başladı her yerde. Bir dede uzun yıllar giydiği, rengi solmuş şapkasını havaya fırlatmasıyla iyice şenlendiğini gören sağlıkçılar da şaşkınlıktan küçük dillerini yutacaktı neredeyse. Hastalarla uğraşacağız diye düşünenlerin yüzleri kızarıyordu adeta.
            Zaman çabuk geçti. Çiçekler dal, kol atmaya başladığında insanlar da içinde boy gösteriyordu, bizler ölmedik daha dercesine. Çiçekler her türlü renkte açmaya başladıklarında şarkı, türkü sesleri de alabildiğine yükselmeye başlamasıyla toprağın ve bitkilerin yüzleri gülüyor onlar da şarkılara, türkülere katılarak daha da şenleniyorlardı.
            İlk parti saksılar hazırlanmaya başlandı, küçüklü büyüklü. Bahçenin kenarına hazırlanan topraktan setler üstüne cinsine göre dizilen saksılar baktıkça insanı neşelendiriyor, içi içine sığmıyordu yaşlıların. Her bir tür çiçek topluluğunun başında o çiçeklerin yetişmesinde emeği olanlar diziliyordu. Görmek gerek, anlatılması oldukça zor o anları.
            Her gün yüzlerce hazırlanan saksılar kapış kapış gidiyor, bu durum da yaşlıları heveslendirmeye ve coşturmaya yetiyordu. Bazen uzaklardan bakıp bakıp dönenler olduğunu fark eden yaşlılardan birisi genç bir kız çocuğunu çağırıp yanına: “Hangisini istersen seç bakalım yavrum!” dediğinde yüzü güneşten yanmış durumda olan kız “param yok benim nine” dediğinde gülümseyip fistanının altlarındaki cebinden beş lira çıkararak eline verdiğinde iyice şaşıran kız almak istemedi önce. Ninenin ısrarla kızın avucunun içine bırakıp yumdurarak: “Al işte şimdi oldu, seç bakalım” dedi. Kız,  orta boy bir saksıdaki kırmızı, morlu bir çiçeği seçip kucağına yasladıktan sonra gülümseyerek avucunda sımsıkı tuttuğu parayı geri vermek istedi.
            “Bak güzel kız, benim de senin gibi güzel bir torunum var uzaklarda. Tıpkı ona benzettim seni. Bir anlaşma yapalım istersen, olur mu?” Merakla,  sevgi ve şefkat dolu gözlere bakan kız, şaşkınlık içinde “olur” diyebildi ve ninenin dudakları arasından dökülecek kelimeleri can kulağıyla dinlemeye başladı.
            “Güzel kızım, şimdi sen bu paranı cebine koy. Bu çiçek sana benim hediyem olacak. Ne zaman istersen buraya geleceksin, buradan saksılar alıp götürüp satabilirsin ve seninle ortak olmuş oluruz, sattığın çiçeklerin yarısı senin yarısı benim olur, ne dersin? Olur mu?” bir an boş boş bakan kız yanlış anladığını düşünerek doğru duyup duymadığını iyi anlamak için “buradan çiçekler alacağım bedava ve onları kendim satacağım, ortaklaşa bölüşeceğiz parasını da, doğru mu anlamışım nine?”
            Elleriyle yüzünü avuç içine alıp okşayan nine yanağına bir öpücük kondurduktan sonra “doğru, doğru anlamışsın güzel kızım. Aynısını dedim. Ortak olacağız seninle. Geldiğin zaman beni bulacaksın hemen. Gerisi kolay. Yalnız bilmelisin yavrum, burada çiçekler çabuk satılıyor, tükenmeden olursa iyi olur yoksa gelecek sefere kalırız.” Diyerek kıza bir saksı daha seçmesini söyledi. Kız birer saksıyı elleriyle göğsüne sıkıştırarak alıp sevinçli bir halde yürümeye başladı. Arada dönüp arkasına bakıyordu nineye doğru. Nineyle göz göze geliyorlardı her seferinde. Öylece kaybolup gitti kız çocuğu.

Devam edecek...

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.