AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Pazartesi, Eylül 25, 2017

Kaşık-16-VEYSEL’İN KARISI ZİYARETİNE GELECEK Mİ?

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
BÖLÜM-16

VEYSEL’İN KARISI ZİYARETİNE GELECEK Mİ?

"Veysel'in iş arkadaşlarından"

KAŞIK

    Veysel normal odaya alındığında tam da kendine gelmemişti henüz, narkozun etkisi vardı üzerinde. Anasını gördü önce karşısında, silik görüyordu suratını, gözlerini tam geçemedi. Anası ellerinin içine almıştı suratını, sıcaklığını hissediyordu ellerinin, kokusunu da aldı burnu.
“Yavrum, kuzum neler oldu, ne yaptın sen? Gelmiş geçmiş olsun, hafif atlatmışız öyle dediler” deyip sarıldı oğlunun boynuna. Ağladığını hissettirmek istemedi kimseye Sultan, bir süre kaldıktan sonra ayrıldı yanakları ana oğulun.
“Sakin ol anam, büyütülecek bir şey yok. Oldu bir kere, olacaklar öleceği çare bulunmaz derler, buna da şükür. Allah beterinden saklasın.” Dedi Veysel, dili dolaşarak, anasının elinden tutmuştu bir eliyle. İçerisi kalabalıklaşmaya başladı kısa sürede.
“Kim haber verdi sana ana bu kadar kısa sürede?” diye sordu anasına kekeleyerek, başını yastıktan kaldırmaya çalıştı ama yapamadı fazla tutamıyordu başını yukarıda. “Fabrikadan haber verdiler yüreğim ağzıma geldi ‘kaza geçirdi Veysel Usta’ dediklerinde ama hemen arkasından ‘meraklanmayın, önemli değil o kadar, şu anda hastanede’ dediğinde biraz rahatladım. “Allah’ıma şükürler olsun binlerce, gelmiş geçmiş olsun, daha beterlerinden saklasın seni yaradan tanrım” diyerek ellerini bir anlığına yukarıya açarak yüzüne sürdü “âmin” diyerek.
Koridordan uyarı yapıyordu bir görevli “ziyaretin kısası makbuldür, fazla yorulmasın hastalar…” dediğini anlayabildi Veysel. Etrafında Fatma’yı aradı bir süre gözleriyle, göremedi. Anası anlamıştı bakışlarından karısını aradığını. Kim bilir nerelerde zimidiyor diye geçti anasının aklından, sabahın köründe çıkıp gitmişti evden, bir şey söylemiyordu artık, ar damarı iyice yırtıldı galiba diye aklının ucundan geçer geçmez cız etti yüreği birden. Veysel’in elini daha fazla sıktı farkında olmayarak, hissetmişti Veysel de ama kendi kazasına yormuştu durumu.
Veysel ne olursa olsun, daha önce ne yapılırsa yapılsın gelmeliydi diye düşündü bir süre ama gelmemesi de çok fazla sürpriz olmayacaktı kendisi için. Anası çok fazla içerleyip üzülecekti ne de olsa geliniydi sonuçta. Neyse! Bir süre daha kalsın göndermeliydi anasını ziyaretçi saati son bulmadan, böylece gelip gelmediğini de göremez diye düşündü ki hemen anasının cinliği geldi aklına. Dışarıda beklerdi çıksa bile, çıkardı elbet kendisini kırmamak için ama dışarıda kuytu bir köşede oturur beklerdi ve anlamak istediğini anlardı mutlaka. Olmaz, olmaz yapmanın bir faydası olmaz diye fikir değiştirdi, gülümsedi anasının yüzüne bakarak.
Arkadaşı Yusuf, iş yerinden arkadaşları ve başka atölyelerden de gelenlerle dolup dolup taştı odası sürekli “ne de çok sevenin varmış kuzum senin” diyerek yanağını okşadı anası sık sık. Onun da yüreği cızlıyordu Fatma’yı göremeyince her kalabalık dolup dolup boşalırken, gözleri ister istemez arıyordu gelinini ve sesini duymayı, endişesini görmeyi istiyordu kadınca, anaca yüreğiyle.
Ziyaret saatinin bitmesine yakın Hüsnü Bey çıkıp geldi, meraklı bakışlarla etrafı süzüyordu kendince ve pencerenin yanında yatan Veysel’i gördü kapıdan ve hızla girdi içeriye kalabalığı yararak ilerledi yanına doğru. “Geçmiş olsun Damat, nasıl olduğunu merak ediyorum ama yorma kendini şimdi sonra anlatırsın nasılsa” diyerek gülümsedi, “bu kadarına da şükür, gelmiş geçmiş olur inşallah, öyle değil mi dünür?” dedi Sultan’a dönerek.
"kimsesizin ziyaretçileri geldi aklına Veysel'in"
“Öyle öyle dünür, Allah'tan gelene ne denir ki, boynumuz kıldan ince, buna şükür, daha beterinden korusun Rabbim” diyerek gülümsemeye çalıştı hüzünlü hüzünlü Hüsnü’nün yüzüne ve gözlerine bakarak. Fatma’yı sormak geçti aklından ama cesaret edemedi, adamcağızı da üzmeyeyim durduğu yerde diye düşündü vaz geçti sormaktan. Adamcağız da nereden bilsin sokak köpeğinin nerede olduğunu, artık köpeğin sahibi değişti, sahibi bilmeyip de başkası mı bilecekti!
Hüsnü beye oturması için yer gösterdi içerideki tanıdıklardan genç bir delikanlı. Mahalledendi, tanıyordu kendisini. Oturmak istemedi Hüsnü, teşekkür ederek rahatsızlık hissetmeye başladığını belirterek dışarı çıkacağını söyledi. “Damat, beni hoş gör kalabalığa ve sıkıntıya gelemiyorum artık son zamanlarda, hele kavga gürültüye hiç dayanamıyor yorgun kalbim. Teklemeye başladı yine ben çıkayım dışarıya, hadi sana tekrar gelmiş geçmiş olsun. Bir ihtiyacın olursa haber uçur halletmeye uğraşırım tamam mı?” dedi gülümseyerek ayrıldı yanından Veysel’in. Dünürü Sultan'a da bakarak gülümsedi, başıyla selamlayıp hoşça kal der gibi ayrıldı odadan.
Kapıdan koridora çıkıp kaybolalı birkaç dakika olmamıştı daha, telaşlı bir hareketlilik ve koşuşturmaca başladı koridorda. “Sedye, sedye” diye bağırıyordu bir kadın, “Açılın, açılın bakayım, ben doktorum” sesini duydu Veysel. Hüsnü Bey olabilir miydi? Yüzü çok kötüydü, beyazlaşıyordu sanki, narkoz etkisiyle öyle gördüğümü düşünmüştüm ama diye tedirgin olmaya başladı. “Birisi baksın, öğrensin ne olduğunu” diye seslendi ortaya.
“Demin buradan çıkan yaşlı adam, bayıldı ileride merdivenlere varmadan, düştü oracığa” diye bağırdı kapıdan birisi. Tanıyamadı sesin sahibini. Sultan kalktı hemen ayağa ve kapıya yöneldi Veysel’in elini bırakarak. Olanca hızıyla yarmıştı odanın içindeki kalabalığı ve olanca çevikliğiyle koşturmaya başladı koridorda öbekleşen kalabalığa doğru. Kalabalığın ortasında yatıyordu öylesine dünürü Hüsnü Bey. Doktor yakasını açmış, kalbine masaj yapıyordu. Sedye geldi hemen aldılar sedyeye ve “Ameliyathaneye, ameliyathaneye” diye bağırdı arkadan koşturan hemşire.
Sultan’ın nefesi kesilmişti, gördüklerine inanmak istemiyordu bakakaldı sedyenin arkasından, ameliyathanenin sürgülü kapısından içeriye girene kadar. “Gitti, gitti…” dedi fısıltıyla. Bekledi bir süre, diğer bekleyenlerle birlikte her birinin yüzlerinde gezinerek.
                                                                                                   19-09-2017

Halil GÖNÜL

Görsel: Google Görseller



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.