AKAN ZAMAN

Kişisel blog, akan zamandaki yaşam izlerinden derlenen özgün içerikler; hikaye, şiir, anı, gözlem, yorum, sitem, alınan dersler olarak yansır gün yüzüne.

Cuma, Eylül 01, 2017

Yavrunuz Kaçırılsa Ne Hissedersiniz? -7 /13

"Uyuyan kız"
Uyurken, boğazından yılan giren kız

            Sevinmişti “tamam o zaman, ben hemen uyuyorum, bir saat kadar sonra uyandır beni olmaz mı?” deyince başımı salladım. 

                Biraz geriye çekildim ağacın gövdesine sırtımı yaslamak için, kafesi de yanıma çektim güneşte kalmasın diye.

            Ne de çabuk uyumuştu, şaşırdım. Ben öyle kolay kolay uyuyamam hiçbir zaman. Geceden uykusuz kalmış galiba, diye düşündüm ve yüzüne bakıyordum hayran hayran. Ne kadar da iyiydi. Sımsıcak kalbi vardı, yan yatıyordu ellerini başının altına koymuş halde uyuyor, burun delikleri bir daralıp bir genişlemeye devam ediyordu.
"Nöbetteyim"
            Hemen de rüya görmeye mi başladı ne? Göz kapakları oynamaya başladı. Dudakları da oynuyordu konuşuyormuş gibi, ama sesi çıkmıyordu sadece hafif bir mırıldanma vardı, o da anlaşılır durumda değildi.
            Uyku bastırsa da uyumamaya kararlıydım, ne olur ne olmaz yılan kaynıyordu ortalık, akrep de vardı bu tarlada; görmüştük kaç defa.

       Bir kızın durumunu anlatmışlardı, aynı yaşlardaymış kız, böyle dağda uyurken yılan girmiş boğazından ve hiç fark etmemiş. Yılan karnında büyümüş, büyümüş, karnı şişmiş kızın. Kimseye bir şey de diyemiyormuş korkusundan.

            En sonunda köyünü terk etmiş gitmiş, durumunu ar ederek kendine. Gittiği köyde kimse tanımıyormuş onu. Epeyce bir süre kalmış o köyde, ırgat olarak çalışmış, çalıştığı yerin sahibi kimsesiz diye yatacak yer de vermiş.
            Kızın anası ve babası perişan olmuşlar kızları kaybolduğu için. Yer yarılmış içine düşmüş sanki birden ne bir gören olmuş ne de nereye gittiğini gören. Haber salmışlar çevre köylere. Beklemeye başlamışlar hayırlı haberini.
Aylar yıllar geçmiş. Bir gün köye nalbant gelmiş. Öğle yemeği getirmiş nalbanta, kızın babası. Köyde gelen misafirlere yemeği sırayla getirilir.
Kimse kimseye bir şey söylemeden takip ederler birbirlerini ve sırada boşluk bırakmazlar. Bugün de kızın babası getirip koymuş nalbantın yanına yemek çıkınını.
"Nalbant atı nallıyor"
Nalbant açmış çıkını ve yemeğini iştahla yemeye koyulmuş, bir taraftan da sohbet etmeye başlamışlar havadan sudan.

Kızın babası dertliymiş, üzgün görünüyormuş. Adam anlamış üzgün olduğunu “Birader senin bir derdin var, çok üzgün olduğun belli oluyor” demiş.

“Doğru bildin nalbant efendi, derdim dünyadan büyük bir türlü unutamadık kızımızı. Kızım, biricik kızım kayıp yıllardır. Ne bilen var ne de duyan kayıp olduğundan bu yana. Haber saldık çevre köylere ama hiçbir haber gelmedi şimdiye kadar.”

Nalbant ağzındaki lokmayı çiğnemeyi bırakarak “kızın mı kayıp? Ne zaman kayboldu? Kaç yaşında peki?..” sorular sıralamış arka arkaya. Babası da cevap vermiş her bir sorusuna nalbantın. Sorularına cevapları alan nalbant bir an duraklamış, ağzındaki lokmayı yutmuş ve suyunu da içerek adama bakmış tekrar


Not: 7/13

           1/13 gelsin...




26-08-2017-19.40

 Halil GÖNÜL

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.

Yerleşik reklamlardan, rahatsız oluyor musunuz? Sizi rahatsız eden hangisi veya hangileridir?