AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Pazartesi, Ekim 09, 2017

Kaşık-20-Hüsnü Bey'in Hayali

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
"Tenha koridorlar"

BÖLÜM-20

HÜSNÜ BEY’İN HAYALİ

KAŞIK

                Sultan hastaneye vardığında herkes dağılmış ortalık tenhalaşmıştı. Neydi o gündüz hali, anacık babacık günü gibi, herkeste bir koşturmaca bir telaş.
               Herkes bir can kurtaracakmış gibi koşturuyordu. Kolay iş değil şu hastane işleri de kendi dertleri yokmuş gibi insanlar bir de başkalarının dertleriyle uğraşıyorlar. Kendi dertlerini unutuyorlardır her halde, ya da sabah gelince dolaplardan birine kilitleyip sen bekle burada diye tembihliyorlar akşam giderken de elinden tutup çıkarıyorlar galiba. Başka nasıl baş edebilirler ki.
                Kendi katlarına çıkınca gözleri dolaştı koridorda, hüsnü bey canlanıverdi önünde birden. Geçmiş olsun diyordu kendine. Damadıma bir şey mi oldu yoksa, sen başka türlü buralarda olmazsın.  “Bismillah” dedi kendi kendine ve başını salladı iki yana. Adam sağ mı acaba? Diye düşündü. Yoksa adamcağızın ne işi vardı hayallerinde hem de damadını soruyor. Yoksa damadını mı çağırıyor yanına öbür tarafa gitti de. “Tövbe, tövbe, Allah’ım sen büyüksün, sen koru kolla bizleri ve bütün zavallı kimsesiz garipleri.” Dedi fısıltıyla ve hızlandı koridorda. Bir türlü bitmek bilmiyordu koridor yürümekle.
                Hemen Veysel’in yattığı odaya daldı telaşla. “Hoş geldin anacığım, çabuk geldin ya!” dedi gülümseyerek. “Şükür yaradanıma, oğlum, Veysel’im iyi” dedi ama Veysel tam anlayamadı dediğini, dudak kıpırtılarını fark etti sadece. Veysel’i öptü yanaklarından. “Anacığım atlı mı kovaladı seni, ne bu terin senin?” diye gülümsedi yine. Ben bilmez miyim anamı, tez canlı anamı. Kanatlanıp uçmadığı kalır. Aklına koyarsa onu da yapar ya hadi neyse demek ki o kadar değil durum. Bu iyi işte.” Dedi anasını ellerini öptü.
                İkisinin de içi yandığı belliydi hallerinden ama birbirlerine kelimelerle değil de hal ve hareketleriyle anlatıyorlardı içlerini. İkisinin de gördüğü aynı şeydi. Kızgınlık, acizlik, çaresizlik, huzursuzluk… adına her ne denilirse oydu içlerindekiler. İkisi de Fatma’dan söz etmek istemiyorlardı ama merakları da çok fazlaydı. Akşam oldu hala ortalıkta karı yok, bırak beni, bizi kendi babası ölümle burun buruna onu bile arayan soran yok anlaşılan kadarıyla.
                Ne bekliyorum ki mazeret mi? Nenin mazereti, ne mazeretleri olacak ana kız, gergef mi dokuyorlar, yedi kat yerin dibindeler mi? Nenin mazereti bu. Biz olsaydık yerlerine kuş olup uçardık kanatlarımız kırılasıya. Cansa can vermeye çalışırdık şu garip anamla. Bakmayın bu haline dokuz değil otuz can taşır o. Bu zamana kadar nasıl geldi sanıyorsun!
                Garibim kayınpeder için bile elinden gelse can verecek, pır pır ediyor yüreği. Çırpınıyor bir şeycikler olmasın adamcağıza diye. Biraz sonra öğrenir gelir ne olduğunu. Oturup duramaz böyle canı dayanmaz. Bir ihtiyacı var mı yok mu sorar gelir. Allah'ı var kendi yok ama iyi adamdır kayınpeder, hiç birisi de ona benzemiyor diğerlerinin. Al birini vur ötekine. Adam ne yapsın yıllarca çekmiş her neye çekmişse, artık canı burnunda bu saatten sonra yapacak bir şeyi kalmamış.
                Ya ben, ben ne yapmalıyım?  Kayın peder önümde örnek duruyor işte. Öncesi neyse sonrası da o. İnsan ağaç değil ki yontasın istediğin gibi ve boyayıp kınalayasın istediğin renge. Herkesin bir şekli şemalı, rengi var siyah bile olsa.  İyi düşün taşın oğlum Veysel, şansını fazla zorlama istersen ama yine de sen bilirsin, işine karışmayayım olur mu Veysel Efendi?
                Anasının kapıdan çıktığını gördü bir anda. “Bir şey mi dedin anacığım?” diye sordu anasına sanki bir şey söylemiş de duymamış gibi. Aslında fark ettiği dalgınlığıydı. Kafasından geçen düşüncelerin etkisiyle anası bir şey dediyse bile hiçbirini de duymamıştı, anasının varlığı da yoktu zihninde.
                “Yok, yok oğul, bir şey söylemedim, ben geliyorum hemen” diyerek yürümeye devam etti. Karşı koridora geçti telaşla. Hemşireyi görünce geçti önüne ve Hüsnü Bey’i sordu ona. “Ben yeni başladım mesaiye, karşıdaki danışmaya bir sorun teyze” dedi genç esmer hemşire.

                                                                                                         08-10-2017

                          Halil GÖNÜL

Görsel: Google Görseller


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.