Pazartesi, Ekim 23, 2017

Ufaklığın Şartı

Nohut
Yemeklerini yediler gülerek, şakalar yaparak birbirlerine. Sofrayı kızlar topladı birlikte. Ufaklık oyuna gitti hemen sokağa. Elinden gelse her çocuk gibi sokaktan gelmeyecekti. Akıllarına geldi babalarının aldıkları ve kızlardan büyük olanı aldı geldi anasının kucağına bıraktı. Anası bilirdi ne yapılacağını çünkü.
              Ufaklığın dışarıya çıkmasından yararlanarak anası konuşmaya başladı kocasına bakarak sevecen gözlerle.
             “Çocuklar bunları sizinkilerin tamiratında kullanacağım, böylece hepinize yeter” dediğinde büyük kız atıldı hemen ortaya “olmaz öyle şey ana, ben kabul etmem” dediğinde diğer onun küçüğü olan kız da aynı şeyi söyledi gözleri parlayarak. “En iyisi bu sizin olsun bak kaç yıllardır sizin hiç olmamış, yama üstüne yama dikiyorsun, biz küçüğüz daha ileride çok olur bizim” deyince, ablası “ufaklığı merak etmeyin siz biz onu da hallederiz. İstediği topu yapıveririz ona; hani şu yünden, ya da sığır tüyünden top istiyordu ya, işte o topu yaparız ve verirken konuşuruz, tamam mı?”
                Gözleri dolu dolu oldu ana ve babalarının. Birbirlerine bakarak göz yaşlarını sildiler karı koca. Kızlarıyla birer birer sarıldılar ve analarına yardım ederek değiştirdiler yataklarının her şeyini. “Ne de güzel oldu” dedi kızlar ağız birliğiyle. İkisi de girdiler yorganın altına “ha bakın işte bizim de oldu işte, oldu sayın” diyerek gülüştü kızlar.” Sonra da çıktılar içinden yatağın ve düzelttiler.
                Akşam ufaklık geldi eve ve otururken ablalarından büyüğü nohut getirdi bir avuç kadar. Tarlalardan harman yerlerinden toplamışlardı yaz aylarında. Kızgın külün içine atarak üzerini külle kapattı. “Gel ufaklık buraya gel, bak sana ne pişiriyorum” deyince “bildim, bildim yohut, yohut” dedi sevinerek. Pek severdi nohut kavurmasını.  Nohut taneleri ısınıp patladıkça “pıss” diye sesler çıkarıyorlardı durmadan. Müzik gibi geliyordu bu durum ufaklığa.
                Ufaklığı da razı ettiler dedikleri gibi ama bir şartı vardı ufaklığın bu gece ana ve babasının arasında bu yatakta yatacaktı, başka türlü olmazmış çünkü. Hepsinin de elleri aynı anda ufaklığın başının üzerindeydi ve şımarmıştı iyice ufaklık. Tekrar ufaklığın başının üstünde ellerden bir aile yumağı oluşturmuşlardı. “Seve seve kabul ediyoruz şartını” dedi babaları gülümseyerek. Adam ağlayacak ağlayamıyordu sevinçten, kendini koyuverse hüngür hüngür ağlayacaktı orada koskoca yaşlı başlı adam.
                Bir prensle prensesin masalını anlattı babaları nohutlar seçilirken teker teker küllerin içinden. Masalın bittiğinde nohut da bitmişti küllerin içinde ve ufaklığın göz kapakları düşmeye başladı esneme sırasında. Olduğu yerde kıvrılıp uyudu kaldı ufaklık. Ablası bir ıslak bez getirip ellerini ve yüzünü siliverdi ve üzerindeki kirli çamaşırları da çıkarıp temizlerinden giydirerek yatağa götürüp tam da orta yerine yatırdılar diğer kardeşiyle birlikte.
                “Bu gece sensiz uyuyacağız ufaklık, özleyeceğiz senin rüyalarını, sayıklamalarını” diyerek gülümsedi ablası ve iki kardeş birlikte geçtiler diğer odaya. Kapıyı kapatırken de “Allah rahatlık versin hepinize” dediler. “Size de güzel kızlarım benim” dedi anaları arkalarından sevgiyle bakarak.
                Karı kocanın da yatma vakti gelmişti her biri ufaklığın bir yanına geçip yorganı üzerlerine çektiler. “Gördün mü adam çocuklarımızı. Başka şeyi neyleyim ben. Ben hayatımdan çok memnunum. Sen de memnun ol olur mu, gerisi gelip geçici şeyler. Olsa da olur olmasa da. Hadi Allah rahatlık versin.”
“Sana da hatun, sana da!” dedi adam ama gözlerinde bir dirhem uykusu yoktu. Başını kaldırıp dirseğinin üstüne gelerek yan döndü yatakta ve başını elinin üstüne koyarak ufaklığı ve karısını seyretti uzun bir süre. Nefes alışlarında yorgan yukarıya kalkıp iniyordu. Her ikisi de ne güzel uyuyorlar mışıl mışıl diye geçirdi içinden:
 “Allah rahatlık versin varım yoğum her şeylerim benim. Memnun olmaz mıyım hiç, hem de çok memnunum ama kendime de yediremiyorum bazen şu kör olası yoksulluğu.
Nemiz eksik bizim diğerlerinden de Tanrı bu kadarına razı olmamızı ister bizden bir türlü anlayamadım? 
Herkes rızkıyla gelirmiş ya ondan herhalde!”
                Uyuyup kaldı adam, kolu yan devrildi.
2/2
                                                                                                                                  16-10-2017

                                                                                                                                 Halil GÖNÜL

Görsel: Google Görseller


2 yorum:

  1. Güzel içeriğin tamamını okudum halil abi ama konu bitmeden diğer konuya atlamıssın gibi tam hikayede ne anlatılmak istediğini anlayamadım konu güzel ama başarılar dilerim iyi çalışmalar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. JD Sezer,
      teşekkür ederim. Yaz, yayınla türü yazılarda bazen kaçıyor. haklı olabilirsin. Adam karısına nevresim takımı hediye alıyor. Fakir bir aile bunlar ve sonrası yaşanılan durum, hikayenin özü. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.