Adı üstünde, “çocuklarla evde
eğitici aktiviteler” üzerine yayınlar ilginizi çekebilir.
Pazartesi, Nisan 30, 2018
Düşman Cephesini Yok Edişim.
![]() |
Hisler |
Paradokslar ve Düşman Cephesini Yok
Edişim.
Bu gün makarnaya talim edeceğiz yine,
kafamın içinde paradokslar geziniyor; işgal ettiler her yeri, kıpırdanmaya
mecal bırakmadılar sanki. Her adımda bir engel var; kahrolsun paradokslar.
Bir savaş, cephe savaşı nasıl
kazanılır? Sorusuna cevaplar arıyordum ki, karşıma eldeki veriler çıktı, sanki
bir bilgisayar ekranındaydılar, sere serpe uzanmışlardı ortalık yerde. Hiç de
çekintileri yoktu, kazan kazanabiliyorsan, işte biz buradayız hepimiz, topumuz
tüfeğimiz ve askerimiz buradayız. Emrine amadeyiz dercesine inatla sırıtıyorlar
karşımda.
Pazar, Nisan 29, 2018
Cumartesi, Nisan 28, 2018
Yollara Düşesim Geliyor
![]() |
"Yollar nereye giderse" |
İnsan
Öyle çok içimden geliyor ki bazen,
hemen kalkıp yollara düşesim geliyor. Hiçbir şey de almama gerek yok yanıma,
ihtiyaç duymuyorum. Tek ihtiyaç hissettiğim şey yeni bir yer, bilinmeyen bir
yer.
Ama biraz
düşününce kıçımın üstünde, hayalini de kurup, gezip dolaşıp her yeri, hatta
dünya da dâhil buna; her yerde insan olduğu aklıma dank ediveriyor birden
–aklımı seveyim- ve insanın olduğu bir yer değişik olamaz saplantısına
takılıveriyorum.
Soğan'ın Yaşam Azmi
![]() |
"Soğan'ın azmi" |
Soğan ile Sohbet
Evet,
sevgili okurlar, ne alaka demeyin hemen. Bu gördüğünüz soğan durduğu yerde
baktı ki bir işe yaramıyor uzun bir süredir, kendisini yeniden var etmeye
kalktı. Aynı zamanda intiharıydı da bu durumu ve azmi.
Kendini
yenilemeye karar verdi. Mademki ben bir işe yaramıyorum kuru bir soğan olarak,
ben de yeşil, yemyeşil bir soğan olurum, yaratırım kendi benliğimden,
kişiliğimden diyerek başladı işe küçük küçük.
Küçükten
başladı kıpırdanmaya ama azmin elinden ne kurtulmuş ki bu güne kadar, en iyi
bilenlerden sanıyorum bu soğan da bu durumu. Azmiyle yola çıktı ve başladı önce
küçük bir yeşillik çıkardı orta yere arkasından baktı diğerleri de cesaret
aldılar ve peşine düştüler ilk kafasını çıkaranın ardından.
Kendi kabuğunu
yararak bütün engellemelere ve zorluklara, olanaksızlıklara –toprak, su gibi-
rağmen direndi ve direndi inatla. İşte görünen durum ortada. Kaç tane yeşil
dalı var şimdi. Ben de bunun azmini çok sevdim ve çay tabağına alıp çektim
resmini. Azminin zaferini yaşıyor anlayacağınız. Meşhur edeceğim kısmen de
olsa.
Cuma, Nisan 27, 2018
Soru ne işe yarar?
![]() |
"Platon ve Devlet" |
Birey ve Toplum Olarak, Soru Sormak ve Cevaplar Aramak
Felsefe deneme kitabı okuyup da
felsefi deneme yazmamak olur mu hiç?
Soru, sorular sormak! Sanıyorum herkes
yapıyor bu işi. "Herkes yapıyor" ve "sanırım" sözcükleri biraz tuhaf kaçtığını
biliyorum elbette.
Herkes sorular
sormalı ve cevaplar aramalı. Bu durum yani soru sormak hava su kadar ihtiyaç
aslına bakılırsa. Her insan sorular sorarak önündeki yolu belirler yön olarak. Sorular
ve cevapları ne kadar tutarlı ve gerçeklere uygunsa o oranda hedeflenen noktaya
ulaşımı daha kolay olur diye düşünüyorum.
Aristo ve Kadın.
Perşembe, Nisan 26, 2018
Bata, Çıka Yaşamak
Ev
![]() |
TV |
Farkına Varmak
Bunu ekseri
o evden ayrıldığımızda fark ederiz belki de. İş içinde yaşarken bunun farkında
olmak bence. Ev kalabalıksa eğer bunu fark etmek oldukça zor olmalı. Herkes her
yerde olunca herkes için her yer aynıdır sanki.
Böyle bir evde insan çıldırmaya bile fırsat bulamaz değil kendine
bakmayı çünkü çok yere ve çok kişiye bakıp duracaksın sürekli, istesen de
istemesen de yapacaksın bu durumu. Herkes de sana bakacak arada sırada da olsa
elbette.
Kaç kişi
yaşarsa yaşasın bir evde, acaba kaç kişi birbirinin suratına veya gözüne
bakıyor? Biraz dikkatli düşünürsek eğer pek de bakıldığını düşünemiyorum ben.
Çünkü yaşayıp gidiyorlar işte öylesine, yaşamak zorunda olduklarının bile
farkında olmadan. Harada gürede bir oraya bir buraya koşuştura koşuştura
zamanlarını geçirip gidiyorlardır mutlaka. Kendine bakacak zamanı olmayanların
başkalarına bakacak zaman ayırabilmesi ne mümkün.
Odalar arasında
![]() |
"En renkli ev" |
Üç, dört oda arasında geçen zamanlar
Ev 3+1 daire, oldukça geniş geniş
olmasına ama benim içim oldukça dar görünüyordu o zamanlarda.
Salon, geniş
ve ferah, bir de eski tüplü bir televizyon, ikinci elden. Arada bir arıza
veriyor, yumruklayıp, tokatladın mı hemen kendine geliveriyor. Garibimi kötü
alıştırmış alıştıranlar. Huylu huyundan vaz geçmiyor işte. Bir türlü girmemiş
olsun dert, huylar da benzer dertlere, girdi mi çıkmasını bilmezler ağızlarının
tadıyla.
Çarşamba, Nisan 25, 2018
Aksesuar Koca-2-Ne Oldu?
![]() |
Aksesuar |
Aksesuar Kocaymışım Meğer
Zeki ve Seyfi birbirlerine bakarak
anlaştılar, bir şey yapmama konusunda. Anlaşılan oldukça uzun bir gece olacak
diye düşündü her ikisi de. Böyle durumlarda sessiz kalıp dinlemekti en iyisi,
boşalıp, açılsın diye. Yoksa dalgalar birbirine karışırdı da patlama tehlikesi
doğardı.
Ellerini havaya açan Asım: “Ey
gökyüzü, eyyy yıldızlar, insenize be aşağıya. Ne bakıyorsunuz oradan öyle.
Yoksa siz de mi aksesuarsınız benim gibi?”
bir süre kaldı öyle ses çıkarmadan ama gözlerinden damlayan yaş
damlacıkları ay ışığında düşerken parlıyorlardı.
Aksesuar Koca-1-Haydi Kızlar
![]() |
"Çiğ köfte ziyafeti" |
Karılar Parka, Kocalar Tepeye
“Alo, kız
Fatoş, haydi sen de çık, biz çıkıyoruz Zeliş –Zeliha- ile.”
“Dur, dur
kız, acelen ne, nereye çıkıyorsunuz?”
“Kız, ne
çabuk unuttun, yer kalmadığını geç kaldığımızda. Parka, parka.”
“iyi, siz
yer kapadurun, ben de benimkini postalayıp geliyorum hemen.”
“Haaa
Fatoooş, gelirken nevaleni de getirmeyi unutma tamam mı?”
“Tamam,
tamam, hadi baaay, öptüüüm.”
Salı, Nisan 24, 2018
Azgın Salgın
Boyadım Geceyi
Şans
Pazartesi, Nisan 23, 2018
Kaşık-61-Herkül de Yok Evde
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
Herkül de Yok Evde
Kadın oturduğu yerde
kocasının gelmesini bekledi. Zaman geçmek bilmiyordu bir türlü. Sanki kendisine
inatla ayak diriyordu zaman. Kalbi sıkıştıkça sıkışıyordu gitgide. Yorgun ve
yaşlı kalp son vitese takmış gürül gürül çalışıyordu canavar gibi kükreyen yüklü,
koca pazar kamyonları gibi.
Hüsniye daşlı tarlaya
doğru koşturarak ilerliyordu, arkasından da beş kişi nefes nefese onu takip edenler
vardı. Bir türlü yetişip de bir şey soramamışlardı kıza. Muhtar “peşini
bırakayım demeyin sakın!” dediği için
tazı gibi peşindeydiler kızın.
Pazar, Nisan 22, 2018
Kitap-ONURLU ÇIKIŞ
OKUDUM
İdeolojik Mahalleden Türkiye’yeONURLU ÇIKIŞ
![]() |
"Onurlu Çıkış" |
Düşüncelerinde ve değer yargılarında oldukça değişiklikler vardı anlaşılan durumda ve bunu da açıkça ve cesaretle ortaya koyuyordu çok şey pahasına.
Belli bir süreden beri dikkatimi çekiyordu
Kitabında
bahsettiği gibi dar bir çevreden şehire gelmiş bir gencin önceki çevresinden
edindiği değer yargıları hâkimdi yaşamında ve yaşamının her anında.
Hangimizde öyle değildi ki. Zaman içinde yaşadığımız olaylar, okuduğumuz kitaplar, dergiler, basın ve daha birçok etkileşim değiştiriyor gitgide ve düşünce ve değer yargılarımızda esnemeler hatta köklü değişiklikler oluyor.
Hangimizde öyle değildi ki. Zaman içinde yaşadığımız olaylar, okuduğumuz kitaplar, dergiler, basın ve daha birçok etkileşim değiştiriyor gitgide ve düşünce ve değer yargılarımızda esnemeler hatta köklü değişiklikler oluyor.
Ben
kendime göre Levent Gültekin’in temsil ettiği düşünce yapısını oldum olası
kabullenemediğim ve her zaman eksik bir tarafını bulduğum için sürekli sorular oluştu
kafamda ve farklı bir yöne doğru yöneldim. Evet, düşüncelerimde zaman zaman
esnemeler oldu ama genel durum fazla değişmedi.
Kaşık-60-Hüsniye'nin Odadan Çıkışı
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
“Evinden getireceğim iti!”
Olayı tekrar yaşıyordu
sanki Hüsniye, elleri çözülmüş inip kalkıyordu ama başı önüne bakıyordu
hala. Bir an başını kaldırdı komutanın
gözlerine baktı, kocaman yerlerinden fırlamış kara gözleriyle: “Şimdi anlamaya
başladım ben de, bu boku yiyen bu it demek ki, götteşlerini de toplayıp tenha
yerde kıstırınca yaptı yapacağını. Bana askıntı olurdu her zaman, öğretmenden
de beni kıskanınca aklına bu işi yapmak geldi anlaşılan. Bir anda ayağa
fırladı, evine gidip getireceğim iti!”
Cumartesi, Nisan 21, 2018
Kaşık-59-Kaçak Aranıyor
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
Kaçan Deli Oğlan, Aranıyor
Çavuş, mangasını topladı ve
her birine görevler verdi ne yapmaları gerektiğini anlatarak, dağıldılar köy
içine.
Köy içini taradıktan sonra araziye çıkacaklardı. Köy içinde saklanabilme imkânı fazla yoktu. Çavuşun aklından geçenler çoğalmış ve bir an önce çevreyi taramanın önemi ortaya çıkmıştı.
Köy içini taradıktan sonra araziye çıkacaklardı. Köy içinde saklanabilme imkânı fazla yoktu. Çavuşun aklından geçenler çoğalmış ve bir an önce çevreyi taramanın önemi ortaya çıkmıştı.
Cuma, Nisan 20, 2018
Mektup-20-Nine'nin Hayvanları
![]() |
"Biberon ve Buzağı" |
Uncuğun geçmesin Çocuk
Haksızlıklara gelemezdi hiçbir zaman o dede. Aslına bakılırsa nine de aynıydı.
Bir gün dağda, benim inek ve buzağısı
ürktü de bir şeyden; ormanın içinden gelen bir sesten ve bahçeye dalmışlardı
kaçarlarken. Bahçe sahibi kadın nasıl da bağırmaya başlamıştı bana. Yakalamak
için de peşime düşmüştü, ben önden o arkadan koşuyordu. Bir de baktım koşan
teyze ninenin elinden kurtulmaya çalışıyor bağrış çığrış.
Perşembe, Nisan 19, 2018
Mektup-19-En İyi Kitap
![]() |
"En iyi kitap, yaşam kitabıdır." |
En İyi Kitap, Yaşam Kitabıdır
Sevgili kardeşim Cevcet.
Mektubunu aldım ve hasretle kokladım
memleket havasını. Çocukluğumuz başka bir şekilde gelip geçti gözlerimin
önünden film şeriti gibi. Şebelek amcaya da üzüldüm, toprağı bol olsun. Umarım
öbür tarafta da güldürür ve güler.
Kaşık-58-Sevgili, Daşlıköy Sakinleri!
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
![]() |
"Boş Yatak" |
BÖLÜM-58-
Sevgili, Daşlıköy Sakinleri!
Komutan yavaş ve sert
adımlarını yavaş yavaş atarak kalabalığa doğru yaklaştı, omuzundaki yıldızlar
bir parlayıp bir sönüyordu adımını her atışında. Meydanın yanındaki beş
basamaklı merdivenlerden iki basamak indikten sonra durdu iki ayağını da
birleştirerek:
“Sevgili, Daşlıköy
sakinleri, buraya neden geldiğimi biliyorsunuzdur, köyünüzün karanlığına fener
olsun diye devletimiz tarafından tayin edilen kıymetli öğretmenimiz şu an
ölümle pençeleşiyor ve eminim ki azmiyle yenecektir kara talihini ve tekrar
sizlerin arasına dönecektir.
Çarşamba, Nisan 18, 2018
Kitap-Satranç
OKUDUM
![]() |
"Stefan Zweig-Satranç" |
SATRANÇ
Yazar,
Stefan Zweig’ in yaşamı da ilgimi çekti bu arada. İşin açıkçası, blog yazmaya
başlayalıdan beri, bir süredir okuduğum kitapların kahramanlarından çok
yazarlarının yaşam hikâyeleri ve yazma biçimleri de dikkatimi çekmeye başladı.
Yazarların içinde bulunduğu psikoloji, ne kadar yazılarına, kitaplarına yansıyor
diye merak ederek okumaya başladığımı fark ettiğimde, üzerinde düşünmüştüm.
Satranç’ın
bana ilginç gelen yanıysa, dilinin yalınlığı, konusunun oldukça basit seçilişi
ve bir o kadar da yavaş yavaş tırmanan bir gerilim havasının olması. Okuyanları
sürükleyen yanı da bu olsa gerek.
Yazarların
yaşamlarındaki iniş ve çıkışları, bu iniş ve çıkışların psikolojilerine
yansıması, yazılarında üç aşağı beş yukarı az da olsa yansımalarını bulabiliyor
insan.
Kaşık-57-Muhtar Neden Koşturuyor
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
“Hatırladım, hatırladım!” diyerek koşturmaya başladı, Muhtar
“Hatırladım, hatırladım!”
diye bağırarak koşturmaya başladı muhtar, muhtarlık odasına doğru.
Meydandakiler de şaşırdı muhtarın bu durumuna, gülüşmeler yükseldi bir anda.
Muhtarın ayakları kanatlanmıştı da uçuyordu adeta.
Salı, Nisan 17, 2018
Kaşık-56-Löküsün gömleği patlak
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka
kıracaksın!”
Löküsün gömleği patlak
Köylüler yavaş yavaş
gelmeye başladılar meydana, çoluk, çocuk, kadın, erkekli. Her yaştan geliyordu
tek tük de olsa. “Löküsü getirin löküsü”
diye bağırdı muhtar birisine. “tamam” dedi karşıdan bir ses de.
Muhtar kararsız kaldı bir
süre, yeni gelen insanlara bakarken; komutanın yanına girmeli miydi, girmemeli
miydi? Düşünüyordu da elinden geldiğince; çocuğun geldiği günü, hatta geldiği o anı, geldiği günden beri neler yaptığını bir bir
hatırlamaya çalışıyordu.
Komutanın yanına
girdiğinde ona sevineceği bir haber veya bilgi vermek istiyordu. İçinden
geliyordu bu ama aklına geliveren bir şey de olmayınca henüz, korkuya
kapılmadan edemiyordu.
Pazartesi, Nisan 16, 2018
Kaşık-55-Devlet Kumanyalarımızı Verdi
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
“Devlet, Kumanyalarımızı Verdi, Yeter Bize.”
Muhtar kendisini birazda
olsa rahat hissetti bu cümleleri duyduğu için.
Sanki kendisiyle birlikteymiş gibi nasıl da biliyordu koskocaman komutan. Boşuna yıldızlar yok adamın omuzunda. Gözlerindeki parıltılar da duruyordu kocaman gözlerinde. Gözlerini kırpmadan kendisine bakan bu gözler ilk anlardaki kadar rahatsız etmiyordu artık muhtarı.
Sanki kendisiyle birlikteymiş gibi nasıl da biliyordu koskocaman komutan. Boşuna yıldızlar yok adamın omuzunda. Gözlerindeki parıltılar da duruyordu kocaman gözlerinde. Gözlerini kırpmadan kendisine bakan bu gözler ilk anlardaki kadar rahatsız etmiyordu artık muhtarı.
Hiç korkmadan baktı
komutanın gözlerinin içine:
Kelime ve Cümlelerin Dansı
![]() |
Uyurgezer |
Kelime ve Cümlelerin Dansı
İşler değişti anlaşılan; başa iş mi
aldım ne? Başımı yastığa koyar koymaz
kelimeler, cümleler uçuşmaya başlıyorlar tepemde. Bazen öyle oluyorlar ki, ay
halt etmiş yanlarında, fırıl fırıl dönüyorlar kafamın etrafında.
Sokağa
çıkıyorum aynısını yapıyorlar, tuvalete kalktığımda da yapmaya başlayınca
tepemin tası atıverdi birden, “yatın ulan, yatmıyorsanız da oturun oturduğunuz
yerde, bir daha karşımda görmeyeceğim sizi” dedim, dedim demesine ama benimle
dalga geçer gibiydiler. Hiç de tınlamadılar benim dediğimi hatta hiç duymadılar
belki de.
Pazar, Nisan 15, 2018
Kaşık-54-Adaletin Eli
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
Adaletin Eli
“Muhtar, köyünüz zaten
mimli biliyorsun değil mi? Hani şu çalılıkta ölü bulunan kadın meselesi? Halâ
daha şüpheli durum, katil ortalıkta dolaşıyor belki de. Her ne kadar kocası
yargılanmaya devam etse de adam bir türlü konuşmuyor, ağzını bıçak açmadı bu
güne kadar. Açılacağını da düşünemiyor kimse. Adam bu Dünya’da değil sanki.
Cumartesi, Nisan 14, 2018
Kaşık-53-Aydınlatan Fener
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
Köyü Aydınlatmaya Gelen Fener
“Muhtar, dedim ya baştan;
açık konuşacağım diye.
Bu çocuk bizim çocuğumuz, devletin evladı, kalksın gelsin bu Allah’ın bile ücra bir köşede unuttuğu köye fener olacağım, aydınlık getireceğim diye gelsin ve siz onu öldüresiye dövün, sahip çıkmayın; buraya bunun hesabını almaya geldim.
Bu hesap görülecek. Kim bunlar? Bulunacak ve gerekli cezaları verilecek bu devletin öğretmeni uyanmadan da bu iş bitecek muhtar. İyi anlamadıysan söyle, bir daha anlatayım sana!..”
Bu çocuk bizim çocuğumuz, devletin evladı, kalksın gelsin bu Allah’ın bile ücra bir köşede unuttuğu köye fener olacağım, aydınlık getireceğim diye gelsin ve siz onu öldüresiye dövün, sahip çıkmayın; buraya bunun hesabını almaya geldim.
Bu hesap görülecek. Kim bunlar? Bulunacak ve gerekli cezaları verilecek bu devletin öğretmeni uyanmadan da bu iş bitecek muhtar. İyi anlamadıysan söyle, bir daha anlatayım sana!..”
"Çocukluk işte" deyip geçtiklerimiz
![]() |
"İçimizi ısıtan şeyler" |
Çocuk Olmak
Bu başlığı seçmemin nedeni: Elbette
çocukları herkes gibi ben de seviyorum, hem de çok sevdiğimi fark ettim
özellikle son yıllarda ve yaş biraz da olsa ilerleyince.
Her şeyden
önce çocukluk, saflık ve temizlik demek gönülden yana. Gönlü geniş ve hiçbir
şeyi tutmaz içlerinde; boşaltıverirler ne varsa. İçlerinde ne varsa dışlarında
da o vardır adeta.
Sözü fazla
dallandırıp budaklandırmadan, nereden esti diye soranlara hemen söyleyeyim,
nereden estiğini.
Geçenlerde
gece vakti bir zamanda kitap okuyordum, bir anda bir çocuk sesi gelmeye başladı
kulağıma ama nasıl bir ses; dünya ters dönmüşçesine ağlıyordu çocuk. Bir an dikkatimi verdim, ne olup
bittiğini anlayabilmek için. Fakat ağlaması ve kendini yerden yere atışı devam
ediyordu. Hiç kimse –yedi, sekiz yaşlarındaki ablası, ninesi, dedesi- evde kim
varsa söz geçiremiyor ve bir çare bulamıyorlardı susturmak için.
Cuma, Nisan 13, 2018
Kitap-Buyrun Siz de Deneyin
![]() |
"Buyrun Siz de Deneyin" |
OKUDUM
“Buyrun Siz de Deneyin” Denemeler
Deneme'den söz açılmışken bir deneme
kitabı daha tanıtmaya karar verdim. Bu deneme kitabı da yerli yazarlarımızdan
birisi, hem de İnşaat Mühendisi bir meslektaşım, abimiz sayılır elbette meslek
ve yazar olarak, Mehmet SERDAR bu yazarımız. Kitabın adı ise “Buyrun Siz de
Deneyin”
Hani bir yazımda
sormuştum “Mühendis roman yazabilir mi?” diye.
İşte bakın gördünüz mü, yazıyormuş işte ama roman değil deneme yazıyormuş. Bu da benim şanssızlığım demem daha doğru galiba, uzun bir süre denk gelmemişiz birbirimize. Olsun, sonunda kavuştuk ya, bu da yeter bana.
İşte bakın gördünüz mü, yazıyormuş işte ama roman değil deneme yazıyormuş. Bu da benim şanssızlığım demem daha doğru galiba, uzun bir süre denk gelmemişiz birbirimize. Olsun, sonunda kavuştuk ya, bu da yeter bana.
Perşembe, Nisan 12, 2018
Kitap-DENEMELER

"Montaigne-Denemeler"
OKUDUM

DENEMELER
Uzun bir zamandan beridir kitap
tanıtımı yapmamış olduğum aklıma geldi yakın zamanlarda ama bir türlü
üşengeçliğimi üzerimden atıp da başına oturamadım. Geçen ay aslına bakılırsa
dolu dolu geçti kitap okuma durumum. Neredeyse yirmi kitap var tanıtım sıralamasında
ama fırsat buldukça yavaş yavaş yazmaya başlayacağım artık. Yoksa kitaplar
küsecek bana.
İçlerinden
oldukça fazla etkilendiğim ve daha önce elime geçmediği veya gözüme çarpmadığı
için sitem de ettim kendisine.
Bu kitabı okuyunca kafamda bir düşünce pekişti: Aslına bakılırsa, yazın dünyasında neredeyse günümüz teknolojisi haricinde söylenmesi gereken ne varsa söylenegelmiş ve söylenenler ve yazılanlar neredeyse birbirinin tekrarı ama söyleniş biçimi farklı farklı; ne derler: "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır." Evet, aynen öyle işte, yoğurt yiyişler farklı farklı.
Bu kitabı okuyunca kafamda bir düşünce pekişti: Aslına bakılırsa, yazın dünyasında neredeyse günümüz teknolojisi haricinde söylenmesi gereken ne varsa söylenegelmiş ve söylenenler ve yazılanlar neredeyse birbirinin tekrarı ama söyleniş biçimi farklı farklı; ne derler: "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır." Evet, aynen öyle işte, yoğurt yiyişler farklı farklı.
Kaşık-52-Köye Gelen Yüzbaşı
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
İlk Defa Gelen, Yıldızlı Komutan
Gelen jandarmaları
karşıladı muhtar, yanlarında giden köy azası da vardı. Birlikte gelmişler. “Buyurun”
diyerek yol gösterdi jandarma komutanına muhtar. Odasına doğru yürüdüler
birlikte hiç konuşmadan.
Çarşamba, Nisan 11, 2018
Kaşık-51-AAAAA de bakayım!
“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”
“Kocaman AAAAA
de bakayım!”
“Anlayacağınız işte böyle
doktorum, bizim asi kızımız Hüsniye ve Fatma Kızımızın hikâyesi.”
Sofrada çıt çıkmadı
muhtarın son sözlerini söyleyip sesi kesilinceye kadar. Sanki masanın etrafında
mumdan heykeller var gibiydi. Ne bir kimse nefes alıyor ne de hareket ediyor
her hangi bir yanları. Bu tablonun adını “ellerinde kaşık” koymak daha doğru
olur herhalde. Çünkü herkes nasıl başlamışsa Muhtar konuşmaya başladığında,
aynı şekilde hareketsiz bekliyorlardı.
Salı, Nisan 10, 2018
Pazar Gözlemim-49-İnsan Değerli mi, Hakikaten?
![]() |
Afrodit |
İnsan, Neden Değerliymiş Gibi Gösterilmeye Çalışılıyor?
İnsan, kendi basit yalnızlığını
anlayamayıp, küçümsediği için, kendine olmadık yakıştırmalar yapmış, hatta
tanrılaştırmış; eksikliklerini kapatmak için ama hiçbir yamalık tutmamış; ilk
yalın, basit halinin yerini, dönmeye kalkmış ama becerememiş bu sefer de, ne
yazık ki…
İnsan, basit yalınlığıyla güzel; aksi, hiçbir şeye benzemeyen bir yaratık; aslında kendisi de farkında. Sanıyorum çocuklar bu yüzden seviliyormuş demek ki…
Pazartesi, Nisan 09, 2018
Pazar Gözlemim-48-Nasıl Zavallılaşılıyor?

"Hitler'in Bebek Doğuracak Kadınları Seçişi"
Zavallılar!
![]() |
"Hitler'in Bebek Doğuracak Kadınları Seçişi" |
Asıl mesele zavallıya zavallı denilmesi veya
onun-onların- zavallı olması değil zavallılığın onlara öğretilmesi ve onlarında
zavallılıklarını kabul etmesidir. Zavallılık sanki bir kadermişçesine ve
alınyazısıymışçasına kabul edildiğinden dolayıdır ki zavallılar akan zamanın
her anında zavallı olarak kalırlar.
Pazar, Nisan 08, 2018
Pazar Gözlemim-47-Tıktıkçı, Tıklatınca
![]() |
"Sızlanıp durma!" |
Sızlanmak
Bazen
takılıyor değil mi, sizlerin de aklına olur olmaz kelimeler?
Bence
takılıyordur. Hem de olur olmadık zamanlarda oluyor bazen ama yararlı da oluyor
aslına bakılırsa. İlk zamanda değil belki ama akıp giden zaman içinde üzerinde
düşünülüyor o takılan kelimenin ve bir karara varıyor insan. Yoksa atılamıyor
mendebur kelime kafadan.
Cumartesi, Nisan 07, 2018
Gönlü Zengin Yoksulluk-9-Ay Dede Üşenmemiş Gelmiş

Dere
Tadı Damağımda Kaldı

Ortadaki
tepsiler birer daha doldu, çok lezzetliydi her şey. Hayatımda hiç yemediğim bir
lezzetle karşılaşmıştım ilk kez ama tadı damağımda kaldı o zamandan beri.
Sofrada ne varsa neredeyse temizlendi.
Biz bile babamla yemeğimizi yiyip gitmemize rağmen tıka basa doyduk tekrar sanki hiç yemek yememişiz gibi. “Tokum diyenden korkacaksın” derler bazen ya, işte öyle oldu bize de. Tokum dememiştik ama herkesin heyecanına ortak olmuştuk farkında olmadan, içimizden geldi her şey.
Biz bile babamla yemeğimizi yiyip gitmemize rağmen tıka basa doyduk tekrar sanki hiç yemek yememişiz gibi. “Tokum diyenden korkacaksın” derler bazen ya, işte öyle oldu bize de. Tokum dememiştik ama herkesin heyecanına ortak olmuştuk farkında olmadan, içimizden geldi her şey.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)