Cumartesi, Kasım 17, 2018

Zafer'in Dönüşümü

Namus-Aldatma
                İnsanların damarlarına işleyen kavramlar gibi görünen bu kelimelere bakışını düşündürmüştü öğrencilik yıllarında karşılaştığı ve duyum aldığı durumlar. Üniversite yılları çok farklı konularda düşünmesine neden olmuştu Zafer’in. Çocukluk yıllarında bir yaşlının dedikleri gelirdi aklına: “Bak yavrum, başkalarının kız kardeşlerinin namusu da senin kız kardeşinin namusu gibidir; yan –kötü gözle- bakma sakın.”
            O yıllarda siyasi gençlik guruplarında farklı bir durum gelişmişti, nereden geliştiği belli değildi. Pek anlayamamıştı denilenleri. Kendi siyasi gurubundan birisiyle evlenmek yasaktı örneğin. Neyi önlemeye çalıştılarsa o zamanlar.
            “Namus” kavramı kişinin kendisini ilgilendiren bir kavram en başında. Herkesin namusu ve namussuzluğu kendinedir. Kimse kimsenin namusunu korumak ya da kollamakla yükümlü değildir.
            “Aldatma” kavramı da benzer bir durumdur: eşlerden birisi diğerini aldattığı zaman temelde kendisini aldatmış olduğunun farkında olsa zaten başka bir yol seçmesi gerekir. Bunun kadın veya erkek olmakla ilgisi yoktur.
            Kadın aldattığı zaman namus meselesi, erkek aldattığı zaman alkışlama meselesi olarak bakılırsa duruma kişilerin birbirinden intikam alma şekilleri farklılaşıyor, kadın kızgınlık ve öfkesini o şekilde bastırarak öcünü almış oluyor güya. Her ne şekilde olursa olsun kişilik meselesi olup kişileri ilgilendiren bir durumdan öteye hastalıklı bir davranış şekli olmaktan öteye geçemez.
            Güya aldatmak karşısındaki kişiden öç almak olarak değerlendirilip yapılırken kendini ve çocuklarını rencide ettiğinin bilincinde bile olamayacak kadar bakış açısı zayıf kişiliklerdir bu tür davranışlarda bulunanlar.
            Kendisine saygısı olan bir kişi bir başkasını aldatmaz, ancak kişilik zayıflığı olan kendisine bile saygısı olmayan ama başkalarından saygı bekleyen insanların başarabileceği bir davranıştır aldatma. Her türlü aldatma insanı aşağılayan bir davranıştır, bazıları bu işi başkalarını aşağılamak ve kendini yüceltmek için yaptığını düşünür.
            İnsanlar o kadar garip ki: baktıklarını gördüklerini sanıyorlar hâlbuki göremediği o kadar çok detay vardır ki, birisi gösterdiğinde de inanamıyorlar ve inkâr ediyorlar. Duydukları da baktıklarından hiç farklı değil. Ya okuduklarına ne demeli, satır aralarını okuduklarının bir farkında olsalar çok şey kendiliğinden düzelecek belki de, hatta dünya bile düzelir demek geçiyor içimden.
            İnsanoğlunun gariplikleri her zaman bahsedilegelmiştir. Bazen bir şiir, bazen hikâye, öykü ya da roman olagelmiştir. En başta kendimizi anladığımızı düşünüyor muyuz acaba her zaman? Bence henüz o gelişmişlik aşamasında değiliz. Kendimizi anladığımızı sandığımız durum ve düşünceler hırslarımız, zayıflıklarımız ve kısaca eksikliklerimizi bastırma güdülerimiz. İnsanoğlu kendini anlayabilmiş veya tanıyabilmiş olsa bu kadar eza, cefa yapar mı bir birine? Dünyada en zararlı canlı türü insan şu anda.
            Verdiği zararları insan yararı kılıfına büründürerek yola çıkan güya gelişmiş insanlık adına atılan adımlar hem insanlığı bitirmeye yönelik hem de içinde bulunduğumuz dünyayı yaşanılmaz kılmaya yöneliktir. Süreç içinde farkında olmasak da dünya ve diğer gezegenler dengelerindeki değişiklikleri dengeleyerek varlıklarının devamını korumaya çalışırlar. Biz insanoğlu olarak bu dünyaya katkıda bulunmak yerine onun başına olmadık işler açarak dengesizliğinin hızlanmasına yol açtığımızı fark etmeye başlayıp ayağımızı denk almaya çabaladığımızda gelişmeye ilk adımlarımızı atmaya başlıyor olacağız; geç kalmamış olursak tabii ki.
            Yalakalık insan için yüz kızartıcı bir durumdur, davranış olarak insan onuruna yakışmayan –onurluysa eğer- bu davranış biçimi zaman zaman kazançlar sağlarsa da kısa vadeli olarak kalır. Uzun vadede rencide edişi ve alçaltıcılığı onurlu insanlar tarafından ortaya koyulur her zaman. Gözlerden kaçmaz aslına bakılırsa ama bir süreliğine –bir döneme- sanki gözlerden kaçmış gibi davranılır.
            Bir insanın yalakalık yapması kendisini hiçe almaş demektir. Kendine saygısı olmamasından kaynaklı bir içgüdüdür. Kendisini zayıf ve yetersiz gören kişiler ancak böyle bir davranışla kendi eksikliğini kazandığını, kazanacağını düşündüğü şeylerle telafi etme isteğinden öteye geçemez.
            Her toplumda –büyük, küçük, uluslar- görülebilen yalakalık, yalaka insanlar vardır. Ancak eğitim durumu ve geleneksel yapısı zedelenmiş geri kalmış ortamlarda daha fazla yeşerir. Gelişmiş toplumlarda az görülmesinin nedeni ise genellikle insanların çoğunluğu haklarını –vatandaşlık hakları- bilip, koruma eğiliminde olmalarından dolayı fazla görülemeyen bir davranış şekli olarak kalır.
            Yalakalık, gücün karşısında eğilmek demektir. Güçten korkmaktır. Dolayısıyla korkulan güce yaranmak çabası başlar kendisini zayıf –kişilik zayıflığı- gören insanlarda. Yalakanın eğitimlisi, cahili, alimi yoktur. Hepsi de aynı kefede tartılır. Yalakalandıkları güç kendilerini köpek olarak değerlendirdiği için bir süreliğine istediğine saldırtır, istediğine havlatır ve sonra kapının önüne koyar.
            Yalakalık güvenilmezliktir aslına bakıldığında. Güç merkezi de güvenmediği için yalnızca amacına ulaşabilmek için yalaka insanları sadece kullanır. Kişilikleri yoktur gücün yanında. Göstermelik terfiler ve taltiflerle diğer zayıf kişilikli insanlar imrendirilir sadece daha fazla yalaka bulabilmek için. Kısaca, hak etmediği taltif ve terfilerle bir şeymişçesine kıymetli göstermeler arz olarak sunulur ki, daha fazla talep olabilsin. Arz-talep dengesidir. Nasıl ekonomide ve iktisatta bahsi geçen arz-talep varsa yalakalığında arz ve talebi oluşur dönem dönem.
            Sinirleri gerilmeye başlayan Zafer etrafına bakınmaya başladığında gördüğü manzara hoşuna gitmemeye başladı. Sinirlerine hakim olamıyor, dudaklarını ısırıyordu taşkınlık yapmamak için.

Görsel: Google Görseller

4 yorum:

  1. ülkemizde yalakalar yüksek makam sahibi olabiliyorlar.
    For example;Trt müdüründen samsun valisi,Felsefe hocasından vali,......
    Bu insanlar eğitimli benden vali olmaz diyemiyor.
    Hakikaten Yalakalığın eğitimliliği eğitimsizi yok..
    Kalemine sağlık üstad yine harika yazı olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sizin de gözlerinize sağlık. :)

      Sil
  2. Liyakat kavramını teşkil etmediğimiz sürece bu sancılar artarak devam edecektir. Harika bir yazı olmuş, elinize sağlık.

    YanıtlaSil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.