Salı, Temmuz 02, 2019

İnsanın İçi Harmanyeri mi?

İnsanın İçi Harmanyeri mi?
insanın içi harmanyeri mi
Harmanyeri

                Bazı şeyler gelip oturuyor insanın içine, bir daha kalkmamasıya. Harmanyeri gibi, sahipsiz. Bir şey söyleyen olmuyor mu oturana? Bir sürü organ var, dalak, böbrek, yürek daha neler neler. Şu gönüle ne demeli, ya yürek? Hiçbirisi de rahatsız olmuyorlar da tek rahatsızlık duyan ben miyim yani?
                Yıllar yılları kovaladı şimdiye kadar, ne yavaşlatabilmek elimdeydi ne de hızlandırabilmek. Kendi kendine başını alıp gitti daima. Yaşlılıkta neden aynı hızla ilerlemiyor bu zaman, bazen kımıldamıyor gibi geliyor bazen ise koşturuyor ışık hızında.
                Bazen içimde birden bir acı beliriveriyor. Nedenini bilmiyorum, bilmediğim gibi çözemiyorum da. Çözebildiklerim var. Var var olmasına ama hazmetmek zor geliyor onları da. Nasıl hazmedeyim ki yuttuğumda çiğnemeden yutmuşum hepsini de. Midemin bir köşesinde oturmuşlar keyif çatmaya devam ediyorlar hep yaptıkları gibi. Ya yüreğimdekiler, gönlümdekilere ne demeli. Onlar da mı çiğnemeden yuttuklarım.
                Yüreğim öyle çok sızlıyor ki bazen. Bir şey oluveriyor ve başlıyor inceden bir sızı. Gönlüm dersen çöl, yanıyor kavurucu sıcaklardan. Bir damla su bulsa cansuyu olacak her şeye ama nerdeee. Sağanak yağsa bir damlası düşmüyor bile, daha havadayken buharlaşıyor tüm damlacıklar.  Belki diyorum belki bir umut: haftalarca, aylarca şiddetli yağış olursa ortalık biraz da olsa serinler de damlalar düşmeye başlar gönlümün çoraklıklarına.
                Hadi hayırlısı, hızımı aldım gidiyorum ben. Nereye çıkar bu yol, belirsiz. Sanki herkesin hayatı anlamlı da tek benimkisi anlamsız. Sap gelip saman gidiyor muyum yoksa diye hayıflanıyorum arada bir. Olmadı mı hiç değdiği yaşamaya, yok mu hiç aklına gelen, tadını unutamadığın iyi bir an. Hay aksi diyorum içimden, bir türlü bir şey gelmeyince aklıma. Bu nasıl olur, koskoca altmış yetmiş yıl boşu boşuna mı geçmiş yani. Boşuna mı o kadar dert tasa çekmişim ben bu tozlu, çamurlu patika yollarda.
                Yolun sonu belli mi değil, görünüp durur aha, karşıda kabak gibi. İster tatlısını yap istersen turşusunu. Göster marifetini de görelim.
                Yine daldan dala konup geçiştirmek istiyorsun asıl konuyu, öyle değil mi? Ne de olsa tanıdık sayılır seni biraz. Bir şeyler oturmuş içine bir türlü kalkmıyor yerinden. Senin de gücün yetmiyor kaldırmaya. Hiç düşünmüyor musun, sen kaldıramıyorsan oturanları başka kim kaldırabilir ki onları yerinden? Çare sensin yine. Belki de çaresizlikler içinden seçmen gerekecek. Belki de kabullenip barış sağlayacaksın onlarla. Düşmanlık nereye kadar devam edecek. Düşman değilsen bile barışık da değilsin belli. Beynin en önemli özelliği canlı kalmayı sağlamaktır der ilgili araştırmacılar. bir beyin olduğuna göre sende de elbette bir çare bulacaktır. Belki de senin için ölümcül değildir meselen. Oturanlar keyif çatarken sen de seyredersin, kim bilir belki de eğlenmeye bile başlarsınız ileride, olamaz mı? Olamaz!
                Ben kimim, neyim diye sorular düşüveriyor bazen aklıma. Aklıma diyorum çünkü benim böyle sorular sormak gibi bir derdim yok. Sorulara boğan bir şeyler olmalı benim içimde. Neyse benim suçum değildir umarım. O suçları da birileri sokmuştur içime mutlaka olur olmadık zamanlarda. Belki de okuduklarımın eseridirler, olamaz mı?
Etrafımdaki her şeye şüpheyle bakmaya başladım. Her şey bana ihanet edecekmişler gibi duruyorlar karşımda, zarar vermek için bekliyorlar fırsat kolluyorlar. İnanın benim hiçbir suçum yok bu olan bitenlerde. Herkes gibi ana-babadan olup doğdum bende. Olanlar oldu artık, ne yapalım. Çaresi yok elemekten başka. Kalburla mı elesem, elekle mi ona karar veremedim. Kalburla elersem, ya hepsi de dökülürse kalburdan. Hiçbir şeyim kalmaz yaşama dair. Elekten elersem, fazla bir şey geçmez. Bu sefer de değişen fazla bir durum olmaz. İşte böyle gel-gitler yaşıyorum.
En iyisi önemsemeyeyim diyorum hiçbir şeyi. Bu seferde onların beni önemsediklerini duyuyorum içimde. Önemsedikleri için oturup duruyorlarmış sürekli aynı yerlerinde. Eğer önemsememiş olsalarmış ben böyle olmazmışım. Onlar adam etmişler beni. Nasıl adamlıksa. Eee her zaman dengi dengine olmuyor. Bazen seven sevilmiyor bazen de sevilen sevmiyor. Dünya ne yapsın bu kadar tersliğe. Dünyanın da hızı düşmeye başlamış zaten. Epeyce sonra duracakmış. Ay’mış Dünya’nın hızını düşüren hain. Sana ne kötülük etti de sen Dünya’ya kötülük ediyorsun hızını düşürmeye çalışarak. Başı dönecek olan Dünya, Dünya’da yaşayan biz sana ne oluyor?
En iyisi fazla sürdürmeyeyim bu muhabbeti, başım dönmeye başladı. Ne olacaksa olacak, göreceğiz hep birlikte. Geleceğe umutla bakarız daima. Ne getirirse getirsin gelecek, geldiklerinde boy ölçüşürüz öyle değil mi? Şimdiden yanıp tutuşmanın anlamı. Herkes işine gücüne baksın diyor içimden bir ses. Oturanlardan birinin sesidir mutlaka ama adını, sanını bilmiyorum ben. 29.06.19

               
Görsel: Google Görseller

2 yorum:

  1. Ay'ın suçu kadar güneşin de suçu var sanki harman yerlerinde;) Ne de olsa bugün güneş tutulması var ya, onun da parmağı var gibi geldi bana bu işte ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aytül Laçin - aynahikayesi.blogspot.com,
      vay hain ay, yine yaptı yapacağını desenize. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.