Salı, Temmuz 30, 2019

GÜNCELERDEN-Günler (Çarşamba, Pazartesi)

 09.04.2018-2200   Pazartesi/Aydın

Günler (Çarşamba, Pazartesi)

            He he he, bakmayın, gevrek gevrek güldüğüme. Kendime, kendi halime gülüyorum aslında.

            Bu gün 19.30’da kalktım yine, 05.00 civarında yatınca. Herkes günü bitirdi, nevalesini topladı günden evine döndü bense hala dünkü olduğum, kendimi koyduğum yerdeyim. Zaman nasıl geçip gitti ben uyurken bilmiyorum. Hani, o kadar da umursamıyorum artık. Güneşin, rüzgârın ve ağaçların görüntülerinin verdiği duyguların haricinde gece ve gündüz aynı şeyi ifade ediyorlar bana.
            Ha, konu değişmeden asıl aklımdan geçenlere geleyim değil mi! Bu gün günlerden pazartesi ve saat 21.00 civarı. Daha gözlerimi açar açmaz –gözlerimin rahatsızlığından dolayı çapaklar oluşuyor- hatta tam açamadan daha “gün, günler, haftanın günleri” geldi aklıma. Farkları var mıymış? Çarşamba ile Pazartesi’nin arasında fark neymiş? Eskiden hissettiklerim ile şimdiki hissettiklerim arasında fark ne? Bu değişiklik neye göre ortaya çıkıyor?.. falan.
            Yataktan fırlayıp –kapı zili çocuklar tarafından çalınmamış olsaydı, daha fazla uyuyacaktım- mutfağa yöneldim ama telefon aklıma gelince yarı yoldan döndüm geriye. Telefonu elime alıp baktım. Birkaç reklam mesajı gelmiş, başka bir şey yok. Her zamanki gibi yani. Mutfağa birlikte gittik telefon ile. Dedim ya, hiç ayırmıyorum yanımdan, tuvalete giderken bile yalnız değilim. Olur ya! Bir arayan olur, çok kıymetliyimdir de(!)..
            Mutfakta, telefonu masanın üzerine koydum. Bir an ayakta bekleyerek etrafıma bakındım. Ne yapmak istediğime karar vermek istiyordum. Peynir, zeytin, çay ile mi yoksa sucuklu yumurta ile mi kahvaltı yapsaydım?
            Neredeyse on iki saattir açım. Bir an önce bir şeyler indirmem gerekiyordu mideme. Kahvaltıdan önce kendime gelemediğim için bir an önce kahvaltı yapmam gerekli. Yataktan yuvarlanır yuvarlanmaz kahvaltı yapmam gerekiyor anlayacağınız. Yıllar boyu hiç değişmedi bu durum, çok acil istisnalar hariç elbette.
            Üşendim sucuğu buzdolabından çıkarıp, zarını soymaya ve doğramaya. Devamında sucuk parçalarının kızarmasını beklemeye ve üzerine yumurta çakmaya, devamında da pişmelerini beklemek adeta yıllar alacakmış gibi büyüdü gözümde.
            Çay olmazsa olmazdı ve mutlaka demlenecekti. Hemen çay demlemeye giriştim. İşte, su ısıtıcıda kaynadı bile, birkaç dakika ancak sürdü. Sıra çayı süzgece koyup demlikteki kızgın suyun içine daldırmaya geldi. Tamam, o da oldu. Demlensin biraz bekleyerek.
            Peynir, zeytini buzdolabından çıkarıp masanın üzerine koymak kolay iş. Asıl zor olan çayın demlenmesini beklemek. Neredeyse on dakika kadar bir zaman demek bu da. Bekleme süresini değerlendirmek için gözlerimin çapağını sabunlu suyla silmeyi düşündüm ve temizledim. Sanki gözlerimin önündeki perdeler açıldı birden. Yüzüme su çarptım bu arada. Su oldukça rahatlatıyor insanı. Belki de vücuttaki mevcut su, yüze çarpılan sudan ilave enerji aldığı içindir.
            Unutmadan, bayat ekmek de kızarttım bu arada tost makinasında; her biri çıtır çıtır oldular, altın gibi de kızarıyorlar karşıdan! Böylesi çok hoşuma gidiyor, kuru kuru bir bütün ekmeği yiyebilirim neredeyse. “Aç olan hiç doymam sanırmış” denilen durum bu galiba.
            Bu arada, çayın demlenmesini beklerken bir taraftan da atıştırmaya devam ettim elbette. Nihayet kahvaltım bitti ve ilk bardak çayımı da doldurmuş oldum. Bir bardak sıcak çayı mideye indirince midem de uyanmaya başladı, benim mide ile kafa birlikte uyanıyorlar. Mideme ikinci bardak çayı da gönderince kafamda uyanmaya başladı yavaş yavaş. Kendimi daha da iyi hissetmeye başladım bu arada. Şu bahsettiğim, hani yatakta aklıma takılan haftanın günlerinden Çarşamba ve Pazartesi’yi düşünmeye başladım.

Devam edecek...

Görsel: Google Görseller

2 yorum:

  1. Ben de çay demlemek için çok çaydanlık yakarım...
    Hafta içi ve hafta sonu ruh hali farklı oluyor...
    En azından uykuyu bölen çocuklar var bizde her yer sessiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sibel, bence o uyku bölmelereinin tadını çıkarmaya bakın zamanında. özleyeceksiniz zamanı geldiğinde çünkü. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.