AKAN ZAMAN

Akan zaman, seninle birlikte akar. Sen yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Salı, Mart 20, 2018

Kaşık-44-Pataklanan Hüsnü

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

"Köy"

BÖLÜM-44-

Hüsnü ve Erkek Kardeşinin Çocukluğu

             Bir hafta boyunca yoğun bir kalabalık olur evde; baş sağlığı dilemek için gelen gidenlerden dolayı. Konu komşu yemekler taşırlar Hüsniye’nin evine. Hüsniye’nin iki kız kardeşi ve Hüsnü’nün erkek kardeşinin karısı ve çocukları da yalnız bırakmazlar bir hafta süresinde.
            Hüsnü’nün erkek kardeşi de köyleriyle bağını koparmış, yıllardır fabrikada çalışmakta olduğundan bir haftalık izin alıp gelmiştir. Emekliliği de yakındır. Abisi ona çok destek olup kol kanat gerdiği için sever sayarlar birbirlerini. Bu güne kadar birbirinin bir dediğini iki etmemişlerdir.
            Ana ve babalarının erken ölümü, her ikisinin de birbirlerine sarılmalarına yol açmıştır. Zor geçen günlerinde birbirlerinden teselli bulmuşlar var güçleriyle hayatı kazımışlardır dişleriyle, tırnaklarıyla. Abisinin yardımı ve desteği olmasaydı ne şehre gelebilir ne de iş bulabilirdi. Evlenip çoluk çocuğa karışmanın hayalini bile kuramıyordu ilk çocukluk yıllarında.
            Abisi Hüsnü kendi çabasıyla ilk üçe kadar okumuş ve sonrasında karın doyurabilmek için okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Öğretmenleri çalışkan ve zeki olmasından dolayı çok üstüne düşüp bir senede iki sınıf atlatırlar ve ilkokul beşten diplomasını verirler.
            Kendisi her ne kadar olmaz dese de Nahiye Müdürü’nü devreye sokar öğretmeni ve ikna ettirir Nahiye Müdürü’ne; yatılı okula gitmesi için. Köy Enstitüsü yıllarıdır o yıllar ve Hüsnü nahiye müdürünün verdiği söze dayanarak kabul eder ve okula kaydını yaptırırlar.
            Nahiye müdüründen aldığı söz: kardeşine yardımcı olacağıdır, ihtiyaçlarıyla ilgileneceğidir.  Kendisi okula başlayınca bir süre sonra kardeşi de yetimhaneye yerleştirilir ve okula başlar o da.
            Hüsnü ve kardeşinin nüfus kayıtları bile yoktur o zamana kadar. Nahiye müdürü aracılığıyla hallederler resmi işleri. Hüsnü başarılı bir öğrencidir okulda. Bir o kadar da çalışkandır ve bütün öğretmenlerinin gözüne batar azmi ve ağırbaşlılığıyla. Büyümüş de küçülmüştür sanki.
            Okulu bitirir bitirmez hemen tayinini yaparlar öğretmen olarak. Tayin olduğu köy 30-40 haneli bir dağ köyüdür. Herkes sefillik ve cehalet içinde yüzmektedir. Gencecik bir çocuk öğretmendir artık bu köyde. Görevi hem okul çağındaki çocukları hem de köylüyü eğitmektir.
            Köydeki onun yaşındaki çocuklar, ilk gördüklerinde çok şaşırırlar ve eğlenirler Onunla. Hüsnü onlara mesafeli durur, hiçbir çocuğu kırmaz ve kırıcı bir söz sarf etmez ağzından. 
Bir defasında köyün dışında etrafını sarmışlar ve bir güzel pataklamışlar o zaman bile ağzını açıp, elini kaldırıp bir şey yapmaya kalkışmamış da öldü diye korkup kaçmışlar. Akşama doğru bir çoban bulup getirmiş köye kim olduğunu bilmeden.
                                                                                                                      Halil GÖNÜL
Devam edecek...

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.