AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Cuma, Ocak 26, 2018

kaşık-35-Hüsnü Bey’in Hali Korkuttu Sultan’ı

“İki kaşığı yan yana olmayacak kocanın, iki kaşığından birini mutlaka kıracaksın!”

"Hüsnü Bey'in Hali"

BÖLÜM-35

Hüsnü Bey’in Hali Korkuttu Sultan’ı

KAŞIK

            Veysel akşama doğru taburcu olacağını haber aldığında çok sevindi, anası da bir o kadar sevindi ama yan tarafta yatan hüsnü Bey’e oldukça üzülüyordu. Gelen giden olmamıştı ailesinden. Bu kadar vefasızlığa nasıl dayanacaktı yüreği, kendini koydu bir an yerine; başı dönmeye başladı ve hemen oturdu Veysel’in yanı başındaki sandalyeye. 

            Veysel anlamasın istedi ama emin değildi Veysel’in anlamadığından. Gözlerini her ne kadar kaçırmaya çalıştıysa da Veysel’den yakalandığı anları olmuştu. Bilmez miydi ellerinde büyüttüğü oğlunu.
            Veysel şakalar yapmaya başladı kendi kendine, bir tür oyun oynuyordu çocukluğunda yaptığı gibi. Anası görünce gülümsemeye başladı elleriyle Veysel’in yüzünü avuçlarının içine aldı, gözlerinin içine bakarak. “Bak oğul, taburcu oluyorsun işte, daha ne isterim ben, dönüyoruz evimize. Kaygılanma hiçbir şeye” dedi yutkunarak. Sözlerin çok anlamı yoktu aslında, biliyordu ama laf olsundu işte ağzından döküldü.
            “Ben Hüsnü Bey’e bakmaya gidiyorum, rahat dur anladın mı!” diye şaka yaptı zoraki gülümseyerek. Veysel anasının içini okuyordu adeta. Aklından geçenleri bile okuduğundan emindi, ne gelirdi ki elden, teselli etmeye çalışmaktan başka. Ellerinde avuçlarında kalan tek sığınaklarıydı birbirlerine sarılıp lafla da olsa teselliye çalışmak.
            “tamam, anacım, benden de selam söyle, taburcu olacağımı söyleme olur mu?” kapıdan çıkarken arkasına dönüp baktı Veysel’e gözleri gülüyordu sanki başını sallayarak “tamam” dedi ve dönüp çıktı kapıdan.
            Hüsnü bey yapayalnız tavana bakıyordu Sultan’ın içeriye girdiğinde, farkında değildi geldiğinin. Önce uyuduğunu düşündü Sultan, yanına vardığında uyumadığını görebildi ama tedirginliğini bastırmaya çalıştı.
            Hüsnü bey irkilerek başını çevirdi Sultan’a doğru, gözleri dolu doluydu, yutkunuyordu. Bu günleri göreceğime ölüp gitseydim keşke diye geçirdi içinden bir an ama teselli için tutunacak bir dal arıyordu kendince. Hangi dalı tutmuşsa elinde kalmıştı, saklanacak bir yanı yoktu artık. Yüreğini açsa ne olacaktı sanki onları daha fazla üzecekti kendi haliyle. Toplamaya çalıştı kendini.
            Hafif kıpradı yerinde geriye çıkıp yaslanabilmek için, Sultan yardım etmek için elini uzattığında gülümseyerek “sağ olun dünür Sultan, dileğim her istediğinizi gönlünüzce olması, elimden gelen bir şey olursa eğer…” diyebildi, başladı hüngür hüngür ağlamaya. Elleriyle yüzünü kapattı bir süre hıçkırırken…
            Sultan ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırdı bir an gördüklerinden. Koskoca dağ gibi adam ağlıyordu karşısında hüngür hüngür… Daha ne olabilirdi ki!.. Bir süre sessiz kaldı olduğu yerde ayakta dikildi, başı önündeydi. Elinden hiçbir şey gelmiyordu…
            Bir süre sonra Hüsnü Bey ellerini yüzünden çekip iki yanına uzattı. Derin derin nefesler alıp verdi birkaç kez. “Sevgili dünürüm ben senin hakkını nasıl öderim ki, ne desem bilmiyorum. Allah gönlünüze göre versin inşallah. Kalmışsa daha ömrüm o da sizlerin olsun. Veysel de sen de çok iyi insanlarsınız, kendi karım ve çocuğumdan beklediklerimi sizler yaptınız bana, biraz utandım aslına bakılırsa ama her şey ortada işte utanılacak bir durum varsa utanması gerekenler utansın.  Beni merak etmeyin, daha iyiyim sayenizde. Sen Veysel oğluma daha iyi bak, ben idare ederim, şimdilik bir ihtiyacım da yok zaten. Sağ ol, ayakların ellerin dert görmesin dünür. Kusuruma bakma benim biraz uykum gelmeye başladı, geceden uyuyamadım da.
            “Sen hiç üzülme dünür, hele bir çıkalım buradan her şey yoluna girer, elbirliğiyle yoluna sokarız her şeyi. Gelirler biraz sonra. Ne olur kaygılanma sen, yabancı mıyız biz?” Hüsnü bey gözlerini yummuştu sultan konuşmaya başladığında. Adam her şeyini toplamış olmasın Allah’ım, biraz daha ne olursun! Diye geçirdi içinden. Haydi, Allah sana rahatlık versin dünür, uyu biraz, daha da rahatlarsın uyuyunca… Hüsnü Bey’in uyuduğunu düşünerek ses etmeden parmak uçlarına basarak uzaklaştı yanından. İçine bir korku düştü.
Halil Gönül
 Devam edecek.
Görsel: Google Görseller


2 yorum :

  1. iki kaşıktan birini kırmak kolay değil,çok zor bir durum..veysel gibi dünür gibi insanlara ihtiyaç var hele de bu zamanda..hüsnü beyin durumu çok üzdü,veyselle dünür hüsnü beyi çok sevindirmiş..🙂 umarım hikayenin sonunda çabucak iyleşir..emeğinize sağlık..🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul Yıldırım,
      teşekkür ederim, hüsnü bey pek iyi görünmüyordu Sultan'a göre. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.