Cumartesi, Mayıs 16, 2020

Kız ve babası

Kız

Kız ve babası

            Yalnızlığını unutmaya çalışırken onlarca korkuyla yüzleşiyordu adam. Bunun adına tecrübe diyorlar işte diye seslenmek istedi bir an ama yalnız olduğundan dolayı bir duyan olursa deli damgası yerdi bu yüzden yutkundu ve etrafına bakındı balkonda otururken.

            Uzun bir zamandan beri balkona çıkmışlığı yoktu. Mahalle değişmiş sanki. Belki de bana öyle geliyor diye daha dikkatli bakındı. Karşı balkonda oturan meraklı komşuları da vardı. Sanki bütün gözler kendi üzerindeymiş gibi hissetmesini yadırgadı önce ama “merhaba” dedi el sallayarak. Bayramlarda bayramlaşmaya gelen çocuklar el salladılar sadece. Diğerleri –yetişkinler- hakir gördükleri için adamdan saymamışlardı o yüzden seslerini çıkarmadılar ve duymazlıktan geldiler. Umurunda değildi artık bu tür hareketler. Oldukça tecrübeli sayılırdı çünkü. Kimleri dikkate almak gerekli kimleri dikkate almak gerekli değil hemen tanıyordu.
            Yeğeni bayram kutlaması için aramıştı en son. Birkaç ay oluyordu en son sesini duyalı. Kim aradığına bakmadan bastı tuşa, sesinden tanıdı yeğenini ama sesi biraz değişikti bu sefer. Durgundu, boğuk çıkıyordu sesi. Üzgün bir hali var gibi hissettiriyordu.
            “üzgün müsün sen?”
            “yok, yok iyiyim… iyi sayılırım yani…”
            “ben kaçın kurrasıyım yavrum, anlat hadi, bir derdin var senin!..”
            Adamın yeğeni on beş, yirmi yaş arasında on altı ya da on yedi olabilir. Arada sırada konuşmalarında bahsi geçerdi kızın. Yaklaşık iki yıldır arkadaştılar aynı kızla. Hatta evlilik planları bile vardı. Hayatlarındaki her şeyi birlikte yapacaklardı. Anlatırdı delikanlı sevinçle. Ben de sevinirdim onunla birlikte.
            Bir seferinde denedim düşüncelerimi söylemeyi ama birkaç kelimeden sonra boğazıma tıkıldılar bunak ne yapıyorsun sen der gibiydiler kelimeler, cümle olamıyordular. Kötü bir şey söylemek veya hayalini yıkmak değildi amacım sadece olabilecek ihtimalleri anlatmak istiyordum kendisine ileride üzülmemesi için.
            Epeyce de düşünmüştüm aşk, sevgi, arkadaşlık, vb için. Özellikle bu yaşlarda tam da kanı kaynıyor insanın. Dünyayı yeniden keşfediliyor. Doğrular, yanlışlar belirleniyor, hayat resmedilmeye başlanıyor. Bu resme siyah bir leke düşürmek istemem elbette ama yaşanacaklar vardır ve yaşanır, hep böyledir bu durumlar. Taraflardan birisi yazmaya başlar belki de yaşanacakları.
            Kız delikanlıyı ailesiyle tanıştırması için uzaktan gelen akrabalarını –amcasının ailesi- araya koymak ister ve babasını razı edebilmesi için kendisine yardım etmelerini ister yengesinden. Epeyce dil döker kız yengesine. Yengesi önce önemsemez durumu ancak kızın ısrarına dayanamaz kabul eder.
            Akşam yemeği yenilir güle eğlene. Kahveler gelir, koyu bir sohbet başlar bu arada. Yılların hasretliği vardır ortada. Tam da zamanı diye düşünür yenge ve amca. Konuyu arkadaşlığa getirirler, gençlerin arkadaşlıklarına geçerler derken “senin var mı kız arkadaşın?” der yengesi kıza bakıp göz atarak. Kız sesini çıkarmaz başını öne eğer utanmış gibi. Kızın anası “vardır herhalde, kim bilir!” der kocasına bakarak. Kendisi bilir kızının arkadaşı olduğunu ama babasının haberi yoktur bu durumdan.
            Neyse sağa sola dadanırken laflar kızın bir erkek arkadaşı olduğu ortaya dökülür. Baba durum karşısında sessiz kalır. Şambaba durumuna düşmek istememektedir.
            Misafirler giderler. Baba kızını çağırır, yalnız konuşmak ister. Durumdan alınmıştır ve hayal kırıklığı yaşar. “sen babanın arkasından iş çeviriyorsun ha! Böyle bir şey olamaz, benim haberim neden yok peki?..” kendisine acındıracak bir çok laf eder baba kızına. Güya kız babasını rezil etmiştir ele güne karşı. Kızına anlatmaya çalıştığı ve anlatmayı başardığı hal budur.
            Kız üzülür babasını düşürdüğü duruma. Nelere sebep olmuştur da haberi yoktur kızın. Günahlarından arınmaya karar verir ve erkek arkadaşıyla konuşmaya karar verir. Bitirecektir iki senedir sürdürdüğü arkadaşlığını. Bütün hayallerini çöpe atmaya kararlıdır babası için. Meğer ne yapmış babasına da haberi yokmuş.
            Ne desin adam, o anda onlarca örnek gelip geçti gözlerinin önünden. Komik de buldu aslına bakılırsa. Kızlar paralı koca arar desem diye aklından geçirdi ama anlamsızdı. O yaşlardaki kızlar anası akıllı olurlar, anası gibi koca bulmak isterler hemen. Hele bir de ailede çatlaklık varsa acelesi vardır kocaya kavuşmanın.
            Neyse, fazla ağzını açmadan dinledi delikanlıyı telefonda. Epeyce de konuştu. Anlattıklarına bakılırsa öyle dikkate alınacak bir kişiliği de yokmuş kızın. Arada bir kıskandırma numaraları çekip durmuş. Mutlaka anasının aklıyladır bu işler diye düşünür dinlerken.
            Daha işin başında sayılırlar. Şimdiden ne iyi, ne de kötü demenin bir anlamı yoktur. Yanlış da olur zaten. Eğriyi, doğruyu kendileri bulacaktır mutlaka. Herkesin kendi eğri ve doğruları yok mu bu dünyada. Onların da yoksa bile olacak bundan sonra.
            Anası akıllı olanların gidebileceği yer anasının gidebildiği yerdir, ötesine geçebilmesi mucize olur. Farklı bir şey beklemek de mucizedir zaten.
            “sakin olmaya çalış… ne bekliyorsun, neler buldun, birlikte olmak hoşuna gidiyor muydu? Değerlendir fırsattan istifade. Bir süre bekle, ölç, tart duygularını…” gibi klasik laflar etmeye çalıştım ama asıl demek istediğimi diyemedim. Nasıl diyebilirdim ben onlarca kez seyrettim bu filmi diye. 21.08.2019
            
Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.