Pazartesi, Mayıs 11, 2020

Bomba Kat Nedir?

İyi Niyetli Protokol

            Geçen günlerde internette dolaşırken bir haber ilişti gözüme Aydın yerel gazetelerinden birisinde, ”Efeler Belediyesi ile Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın Temsilciliği arasında işbirliği protokolü imzalandı.” Başka yerel gazetede de gördüm aynı haberi.
            Güzel bir haberdi bu Aydın için, Aydın’daki yapılaşma için. Dolayısıyla insanların can güvenliği için önemliydi. Haberin vurgulamaya çalıştığı durum da bu yöndeydi,  “. . ., güvenli yapılaşma için atılan önemli bir adımdır. . .”

            Yaklaşık bir haftayı buldu okuduğumdan bu yana geçen zaman, kafamın içinde dolanıp durdu, bir türlü çekilip gitmedi aklımdan. Nedeni belliydi benim için ama sizlere de anlatacağım bu yüzden.
            Bu haber, beni yaklaşık otuz yıl gerilere ANAP –Anavatan Partisi- dönemlerine götürdü. Tarihini tam hatırlayamıyorum ama  “Katma Değer Vergisi –namı değer KDV- yasası çıktı çıkıyor durumdaydı. Bizler de Seferberlik deneme tatbikatındaydık Denizli askeri Tugay’da.  Bazı arkadaşlar gemilerde görevlendirilmiş oldukları için ayrıldılar bizlerden.
Kalan arkadaşlardan bir tanesi iktisat mezunu halı tüccarıydı. Daha yasa çıkmadan nasıl delineceğini düşünüyordu ve anlatıyordu sohbet esnasında. Nitekim yasa çıktı ve delmeler başlamıştı. Bizler o kadar saf kalıyoruz ki iktisatçı arkadaşın yanında mühendis olarak, ağzımız bir karış açık merak ve şaşkınlıkla dinliyorduk kendisi anlatırken. Meğer ticari kafa başka oluyormuş,  mutlaka delinmesi gerekirmiş her şeyin, yoksa para seni sevmezmiş!
Haber meselesine gelince, yine delme işi gelmişti aklıma. Meğer mimarlardan da  ticaret kafası olanlar çıkıyormuş bizzat şahidiydim durumun. Çoğu meslektaş hatırlar ilk belediyeler ve odalar arasındaki protokol uygulamasını. Ne kadar da sevinmiştik mühendis, mimar olarak. Özellikle sonradan devreye giren “Jeolojik rapor” istenmesi durumu aynı zamanda Jeoloji Mühendisleri için önemli bir iş alanıydı.
Her arsa için proje hesaplarına başlamadan önce “arsa jeolojik etüt raporu”  istenmesi zorunlu olduğu için piyasada çalışan bir Jeoloji Mühendisi arkadaşla konuşurduk. Arkadaş da hazırlar getirirdi ve ücretini öderdik. Etüt raporundaki en önemli bilgi arsanın “zemin emniyet gerilmesi” değeriydi. Amaç da bu değeri sağlıklı tespit etmekti. Çünkü bina yapılacak arsanın bir metrekaresi kaç ton yük kaldırmaya dayanıklıdır sorusunun cevabını veriyordu o değer.
Bir projem için istediğim raporu getirdi Jeoloji Mühendisi arkadaş. Zamanı olursa kendi çayını, kahvesini kendisi söyler otururdu, sohbet ederdik. O gün oturdu yine ama çay ya da kahve söylemedi, suratı da asıktı. Keyfi kaçmış belliydi genç arkadaşın.
Birlikte yemek yedikten sonra tekrar ofise dönüp kahve içmek için kahvelerimizi söyledim.
“Anlat bakalım şimdi, neden sıkkın canın bu kadar, ağzından bir kelime çıkmadı bu kadar zamandır?”
“Abi anlayamazsın ya, canın sıkılacak senin de biliyorum. Anlatmasam daha iyi olacak!”
Meraklandım konuşmasından. Benim canımı sıkanın ne olacağını merak ettim elbette. Söyleyecek söylemesine de hele bir kahvelerimizi rahat rahat içelim. Kahveler bitti. Gözlerine baktım, söyle artık dercesine. Anladı o da.
“Abi, birisi benden gerilme değerini yükseltmemi istiyor, aksi durumda bana iş vermeyecekmiş, öyle dedi.”
Kim olduğunu öğrendim kendisinden, ilk kez işini yaptığı eskilerden bir mimarmış. Kısacası önemli bir iş kaynağı genç arkadaş için. Zaten fiyatlar oldukça ucuz, bir de bu tür aksilikler olunca işler sarpa sarıyor dürüst insan için.
Ne oluyor, emniyet gerilmesi değeri yükseltilince? Emniyet gerilmesi değeri temel ebatlarını belirliyor. Dolayısıyla beton ve demir miktarıyla ilgilidir. Örneğin metrekaresinin bir ton taşıma kapasitesi varsa arsanın zemininin, bu değeri bir değil de 1.25 olarak statik hesaplarda –temel hesaplarında- daha fazla dayanıklı zemin demektir ve 1,0 değerine göre daha az demir ve beton kullanılacak demektir. Miktarlar azımsanmayacak miktardadır. Ayrıca temel ebatları küçük çıkacaktır 1,0 değerine göre, dolayısıyla küçük kalan temel ebatları bina yükünü zemine aktarırken zemine batacak yani dengesiz oturmalar yapıp binanın çatlamasına yol açacaktır sonraları. Çok önemli olan bir ayrıntı vardır o da milimetre değerlerindeki oturma farkları binalarda geri dönüşü olmayan hasarlara yol açar.
Delmenin mimarcasıydı, mühendiscesiydi bu durum. Teknik anlamda kibar bir hırsızlıktı. Teknik hırsızlıktı. Vatandaş bilmiyor detayı, kimseye de anlatabilmek mümkün değil zaten çünkü “işini iyi yapan” ucuza imal eden oluyor aynı zamanda. Aslında süslü bir mezar yapmaktan başka bir iş yapmıyorlar teknik bakımdan.
Genç jeoloji mühendisi gururuna yediremedi emrivaki üçkâğıdı ve işi reddetti, yaptığı işin ücretini de alamamış denileni yapmadığı için.
Katma değer vergisi yasasının delinmesinde para gider ama zemin emniyet gerilmesi delinmesinde elinin parasıyla can güvenliğini tehlikeye atmış olur vatandaş.
Anlatmak istediğim durum açıktır. Yasa, yönetmelik çıkarmak, protokoller imzalamak kolay ancak iş sorumlulukların yerine getirilmesindedir.  Yıllar içindeki uygulamalarda odalar sorumluluk kabul etmezler imzaladıkları protokol konusuyla ilgili durumlarda. Tüm sorumluluk proje müellifine aittir ve odalar da basar kaşeyi “sorumluluk müellifine aittir” diye. Otokontrol olmalıdır odalarda. Belediyeler de bu durumu denetleyebilecek yapılanmalar olmalıdır.
Yukarıdaki reddedilen işi başka bir Jeoloji Mühendisi alıp yaptı mutlaka ve denilen düzeltmeyi de yaparak imzasını attı. 
Başka bir konu daha var önemi unutulmuş görünen. İnşaat mühendislerimiz ve mimarlarımız “Bomba kat” tabirini unutmuş görünüyorlar. Çünkü tüm zemin katların duvarlardan arındırılmış olması bu durumu açıklıyor.
“Bomba kat” tabiri, duvarları olmayan zemin katlar için kullanılır çünkü duvarlar rijitliğe katkıda bulunurlar. Daha kaba bir anlatımla söylersek, kolonlar arasındaki duvarlar kolonların esnemesine kısmen de olsa engel olmaya çalışırlar.
Ayrıca, zemin katlar deprem esnasında en kritik kattır ve yapının tüm yükünü taşır. Zemin kat zarar görürse binanın tamamı zarar görür demektir bu durum da. İşte bu nedenle “bomba” denir, patladığında tam patlar. Yukarıya çıkıldıkça katların taşıması gereken yükler azalmaya başlar.
Otopark, dükkân vb. amaçlarla düşünülmesinden dolayı veya yapanlar tarafından kazanç sayıldığı için beş-on bin tuğla ve gerekli malzemeler, zemin katların duvarları örülmeyerek tamamen boş bırakılıyor olmasının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu unutmuş görünüyor mühendis ve mimarlar.
Mesele protokol değil, mesele o protokollerin gereklerini yerine getirebilme sorumluluğunu üstlenebilen ve o bilince sahip olan mühendis ve mimarlarımızın olmasıdır. Her şeyde olduğu gibi “yaptım oldu” mantığıyla bir yere varılamayacağı gün gibi ortadayken hataları bile bile yapmaya devam ediyoruz ne yazık ki. 08.05.2020

 Görsel: Google Görseller

2 yorum:

  1. Denetim firmaları buna olur veriyorlar mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bomba kat durumu, etrafa göz gezdirildiğinde bir çok binada görülebilir ne yazık ki! :(

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.