AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Pazar, Kasım 05, 2017

Karar alsak da mı yaşasak, almasak da mı?

"Yaşamak"

Karar almasak olmaz mı?

                Kararlar alıyoruz, bir adım atmak için karara ihtiyaç duyuyoruz sürekli. Ne oluyor karar alınca? Almasak olmaz mı sanki?
                Bu insanların karar alma meselesi çok karışık bir şeymiş gibi görünüyor ama o kadar da karışık değil hani; büyütülecek kadar demek istiyorum. Oturmaya karar, yemeye karar, yatmaya karar, evlenmeye karar, çocuğa karar, ağaç dikmeye karar; yaşamın her yanı karar oldu yahu karar defteri mübarek hayat.
                Karar almaya harcadığımız zaman kadar yaşamaya ayırsak o zamanları yaşam daha farklı olur. Hani derler ya: “düşünmenin kaşınmaya faydası yok” işte öyle düşünme, yaşa. Hissettiğini yaşa ve yaşadığını hisset.
Eğlenmek mi istiyorsun eğlen o zaman; oturup da eğleneyim mi, eğlenmeyeyim mi? Sorup karar almadan eğlen, o kadar. Eğlenmenin de tadını çıkar ve hisset, eğlenmeyi hisset. Yaşa.
Evlenmeye karar alıyor insan. Ne oluyor, herkes biliyor elbet evlenenler bilir, evlenecekler de sonradan öğrenir. Her anın öğrettiği bir şeyler olur, onun evliliğinden öğrendiğiyle bunun evliliğinden öğrendikleri farklı farklıdır ama ortak bir şeyler de vardır halbuki; kıskançlık, çekememezlik, gizli kin, hatta nefret…
Nikah masasında söz verirler insanlar, ayaklarına basarlar; anlatmıyor mu bunlar bazı şeyleri? Ben seni ezerim fırsatını bulursam, ayağını denk al!
Sözler nerede kaldı, çoook uzaklarda arkamızdan geliyorlar. Uçup gitmişlerdir daha oracıkta. Sözünde duran kaç kişi sayılabilir ki bu zamanda; her şey bu kadar bozulmuşken, gen bile oynanırken; öyle zaman gelecek ki insanlar yanındakinin kim olduğunu sorgulamaya başlayacaklar; belki de başlayanlar vardır sorgulamaya.
Karar almakla vakit kaybetmeyin bence, boş verin kararı falan da yaşamaya bakın birlikte kararlı kararsız; yol aynı yol ve karar alsanız da bu yolu tepeceksiniz karar almasanız da aynı yolu tepeceksiniz. Marifet yolda gözünü açmakta, adımlarına dikkat etmekte, dereye tepeye basmamakta, uçurumlara dikkat etmekte, birbirini kollamakta yürürken. Özellikle de karanlıklarda, gecelerde koruyup kollamakta birbirini. Elinden tutmakta zifiri karanlıklarda yürürken, arada bir dinlenip nefeslenmekte; enerji toplamak için.
Kararlar alınması gereken durumlar vardır elbette, yolların çatallaştığı yerlerde, ne yöne gideceğine karar vermek gereklidir. Gideceğin her yön kendi içinde engellerle doludur. Deresi, tepesi, uçurumu, tozu, toprağı… dediğin gibi daha bin bir tür tehlike vardır bilinmeyen ve öngörülemeyen.
Her yolun hava koşulları farklıdır, bazı yollar dağların zirvesinden geçer, kar, boran alabildiğine dir, bahara çıkıldığındaysa sağ salim, çiçeklerin kokusu baş döndürür, kendini kendinden geçirir.
Bazı yollar vardır, düz ovadan yol alırsın sürekli: sıcak ve toz alabildiğinedir, küçük bir rüzgârda göz gözü görmez, yıkıldın mı kargalara leş olursun, yıkılmayacaksın, marifet yıkılmadan düz ovayı aşmaktır, ovalarsa aşmakla bitmez, biri bitse diğeri başlar taa ki bir dağa tırmanmaya başlayıncaya kadar; ya da deniz veya okyanusa, nehire varırsın dayanırsın daha ilerisi yoktur yürünülebilecek.
Yaşayacaksın, yaşadığını hissederek, hissedeceksin iliklerine kadar. Kararla kimseyi yaşatamazsın ve de yaşamı hissettiremezsin. Hissetmek için yaşamak lazım, yaşamak içinse yaşadığını hissetmek lazım.
Lazım, lazım oğlu lazım da Kazım’a ne lazım? Bir soralım bakalım.

                                                                                                                       25-10-2017
                                                                                                                      Halil Gönül
Görsel: Google Görseller

2 yorum :

  1. Bazı kararları almak çok kolay. Ama bugün ne pişirsem kararında çok kişinin kararsız kaldığını görünce gülmemek elde değil. Kimisi de bir anda bir kararla kariyermiş, lüks yaşammış, metropolmüş gözü görmeyip tası tarağı toplayıp Robinsonluğa yelken açıyor.

    En zoru, sizin alacağınız kararların başkalarında onarılamaz etkiler yapacak olduğu kararlar. Kendiniz için alınmış bir karar, sadece kendiniz için değildir kimileyin yani. Başkalarını da etkiler. Hele de o başkaları bu karardan ölümüne etkilenecekse kararlar beklemede kalır ya da o an için üstü örtülür. Çoğu anne çocukları için katlanmaz mı mesela asla katlanılamayacak bir eşe? Ya da babalar çocuklarını okutabilmek için en elverişsiz koşullarda çalışmaya gözü kapalı gitmez mi?

    Sanırım bazı şeyler de sizin kararınıza filan bakmaz. Kader kısmet. Okumaz mıyız kafede garson kızı orada atıştırmaktaki bir film yapımcısı görür ve garson kızın tek hayali belki de maaşının artmasıyken artık evinde garson kızların ona hizmet ettiği bir dünya starı olur. Hiçbir karar filan almamış, yarışmaya katılmamış hatta böyle bir plan bile değil hayal dahi kurmamışken… İnsanların kendi kararı var; ama hayatın da kararları var. Ve hayatın kararı, sizin kararınızı hep geçmiştir. Aklınızda olmayan bir bakmışınız karşınızda… Hayat bu, kestirilemiyor gelecek 

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ACEMIDEMIRCI,
      haklısınız elbette, size katılıyorum. Üstelik de hızla ilerlediği ve her şeyin çok çabuklukla değiştiği, değişimi bile fark edemeden yaşıyorken bazı bölümlerini hayatımızın; aldığımız kararlar çok az kalıyor belki de artık yaşananların yanında. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.