AKAN ZAMAN

Akan zaman, birlikte akar. Yoksan, akan zaman da yoktur; bu yüzdendir ki, akan zamanı iyi değerlendirmek önemlidir.

Perşembe, Kasım 30, 2017

Öptüm İyileşti

"Oyalı yazma"
Anam Babamı İyileştirdi

“Geçer geçer, fazla ovalama. Kapatalım da toz toprak girmesin bari” deyip bir eşarp bulup getirdi kendisinin sandığından. Çeyizleri oradaydı. İlk kez görüyordum o eşarbı. Babam görünce gözleri açıldı. “Yum gözünü” dedi anam ve korsan yaptı babamı. Korsanların gözündeki kara olur ya babamınkisi beyazdı. Farkı vardı korsanlığının. Benim babam ak korsan olmuştu benim balyoz yumruğum sayesinde.
Anam o günden sonra yasak koydu kavga etmemize. “Bu evde kavga eden görmeyeceğim bundan sonra. Kavga edeni kolundan tutuğum gibi kapının önüne koyarım ona göre” kesin talimat ve ciddi uyarıydı. Anam o kadar çok gürlemişti ki aslanlar bile kedi miyavlaması gibi kalırdı yanında. Ben çoktan tırstım, babam benden de fazla tırsmış gibi görünüyordu karşımda bana bakarken.
Kendim için değil de en çok babam için üzülüyordum kapının önüne koyulma konusunda. Ben beş yaşına yeni giren bir çocuğum komşulara bile gitsem kimse hayır demez alırlardı, çok da severler beni ama babam nereye giderdi ki, hiçbir yere zavallı babam sabaha kadar soğuklarda kapının önünde kalacak, gelene gidene rezil olacak, sabaha kadar uyusa bir türlü uyumasa bir türlü, soğuktan uyuyamaz ya zaten. Ya uyursa donduğu için, sabaha heykel gibi bulursak cansız ve bembeyaz suratla.
Kararımı verdim o anda bir daha kavga etmeyeceğim babamla ve hiç kimseyle de. Ev içinde anam, babam, ablamla hiç mi hiç kavga etmeyeceğim, elimi bile kaldırmayacağım. Çok güçlüyüm çünkü. Yumruğum balyoz kadar etkili oluyor. Boksör varmış eskilerden onun da öyleymiş, vurdu mu ölüyormuş vurduğu adam. Birisi ölmüş de adamcağız üzüntüsünden bir daha o yumruğunu kullanmamaya karar vermiş o zamandan sonra hiç kullanmamış ve ölen de olmamış başka. Kolay değil dünya şampiyonuymuş adam.
Anam bana epeyce nasihat etti dizinin üstüne oturtup saçlarımı ıslayıp tekrar tararken. Babam da üzgün üzgün bakıyordu. Ablam babamı teselli etmeye çalışıyor, bana kızgın gözleriyle bakıyordu. İçim kıyılıyordu ama belli etmek istemiyordum. Çok üzülmüştüm kim ne derse desin. Herkesin gönlünü almanın bir yolunu bulmalıydım. Anam desen kocasıydı dövdüğüm adam, üstelik üstüne toz kondurmazdı başka zaman. Birisi kötü bir şey söylesin yanında sıkıysa vallahi bir çaktı mı bir de duvar, tavan ne varsa orası çarpardı işte.
Ben çok hafif atlatıyordum durumu, üstelik kucağına aldı beni ve saçlarımı tarıyor tekrar. Onun da içi çok yanıyor biliyorum bakışlarından tarağı saçlarımın içinde sürüşünden anladım içinin kor gibi yandığını.
Saçlarımın taranması bitti. Anamın yanağından öptüm boynuna sarılıp da. Sonra babama doğru yürüdüm çekinerek. Aslında korkmuyordum ama üzgün olduğu için hata yapıp bir daha üzerim diye bir çekintim vardı. Yapacağım şeye kızar mıydı sevinir miydi tam emin değildim.
Görsel: Google Görseller

2 yorum :

  1. Aaa! ikisi kavga mı etmişlerdi? önceki yazıyı ben yanlış anladım o zaman..ben sanmıtım,kitap okurken yanlışlıkla eli babasının gözüne değdi..meğersem kavga ediyorlarmış..öyleyse anasının sözü etkili olmuş olmalı,-artık kavga yok dediğine göre..:) güzel hikayeleriniz hiç bitmiyor ve devamlı temenni olmasını dilerim,elinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul Yıldırım,
      evet saçı bozulunca kızdı delikanlı. :)
      Teşekkür ederim.

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.