Pazartesi, Ağustos 19, 2019

Güncelerden-Kim Ne Der?

12.04.2018-0415   -Perşembe /Aydın

           Salondan ayrılmaya hazırlanıyordum. Tam kalkmaya hazırlanırken televizyonu elle kapattım,  eğilip sehpanın üzerinde duran defter, çaydanlık, şekerlik ve bardağı almaya hazırlanırken bir anda fikrim değişti.

“Kim ne der?” gibi bir soruyu kendime çok defalar sorduğumu düşündüm o anda. Belki de tv’ de izlediğim bir tanıtım programının etkisinden dolayı olabilir bu durum. Evet, özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında oldukça fazla kullandığımız bir soruymuş meğer. Orta yaşlardan sonra her ne kadar fazla ilgilendirmede de beni yine de etkisi yok diyemem. Öyle kolay atılmıyor bazı yükler ve izler.
“Kim ne der?” sorusunun anlamsızlığını bilsem de arada bir aklıma geliveren sorulardandır hala. Bazen kendimde adım atacak gücü bulamadığım anlar olduğunda “boş veeeeeeeer!” diyorum. Çok anlamsız bir soru olmasına rağmen insanın ellerini ve ayaklarını bağlayan bir soru aynı zamanda da. İnsanlar bir gün bu “Kim ne der?” sorusunu hiç sormamayı öğrenebilseler diye de hayıflanıyorum, bu kafayla giderken de oldukça zor hatta mümkün olmadığını da biliyorum.
Elbette başıboşluk, sorumsuzluk değil bahsettiğim, anlatmaya çalıştığım durum. Kendi sınırlarını bilerek başkalarının sınırlarına dalmadan onlara da saygılı bir tarz olmalı. Kısaca bilgi ve tevazu, insanlık gereği sayılmalı saygılılık ve anlayış. Alçak ve zengin gönüllülük asıl bahsettiğim şey.
Böyle olunca insan, işte o durumda zaten “kim ne der?” sorusu da anlamsız kalır. “Bırak desinler! Kimseye zarar vermek istemiyorum ki, öyle bir niyetim de yok!” cümlesiyle geçiştirmek daha kolay oluyor.

Eğer ben böyleyken birisi de çıkıp: “Bana zarar verdiniz, veriyorsunuz” derse, durur tekrar gözden geçiririm ciddi ciddi durumumu ve bulunduğum noktayı. Art bir niyet olup olmadığını çözmeye çalışırım karşımdaki insanı da samimice ölçüp tartarak. Gerçekten, en küçük de olsa varsa eğer gerçek payı söylediğinde hemen durum değişikliği yapmam gerekli diye karar verip tekrar ayarlama yaparım plan ve değerlendirmelerimde; görüş ve bakışlarımda. Bu değişimin adı da “gelişim” olur herhalde, en azından o gözle bakılabilir.

Devam edecek...

Görsel: Google Görseller

2 yorum:

  1. Elalem ne der? sorusundan bildim bileli nefret ederim. Mahalle baskısının soru hali. Özgürlüğü kısıtlayan ve insanın benliğini gizlemek zorunda bırakan bir soru. Ne derlerse desinler. İster deli desinler, ister ayıplasınlar, isterlerse dedikodumu yapsınlar. Elaleme benim diyeceklerim onların dediklerinden daha önemli.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kaystros Tyrha, şanslı olan nadir kişilerdensiniz demek ki. :)

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.